Search Header Logo
KÜRK MANTOLU MADONNA

KÜRK MANTOLU MADONNA

Assessment

Presentation

Education

7th Grade

Practice Problem

Hard

Created by

berhan berhan

Used 1+ times

FREE Resource

6 Slides • 2 Questions

1


KÜRK MANTOLU MADONNA

OKUMA EĞİTİMİ
BERHAN DOĞAN
212016007
DOÇ. DR. BİLGE AYRANCI

media

2

KÜRK MANTOLU MADONNA

Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle başbaşa kalsam, Raif Efendi'nin sal yüzü, biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman şaşkınca tebessüm etmek isteyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor. Halbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz insanlardan biri idi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: "Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?" Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de, istemeseler de işlerine mahkum birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç alemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz. Bu alemin tezahürlerini dışarı vermediklerine bakıp onların manen yaşamadıklarına inanma eğilimindeyiz. Oysa, en basit bir beşer tecrübesi ile, bu meçhul aleme merak salsak, belki hiç ummadığımız şeyleri görmemiz, beklemediğimiz zenginliklerle karşılaşmamız mümkün olur. Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inmek, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır. Benim de Raif Efendi'yi daha yakından tanımam sadece bir tesadüf eseridir.

3

Bir bankadaki küçük memuriyetimden çıkarıldıktan sonra - neden çıkarıldığımı hala bilmiyorum, bana sadece tasarruf için dediler, fakat haftasına yerime adam aldılar - Ankara'da uzun müddet iş aradım. Beş on kuruş param, yaz aylarını sürünerek geçirmemi temin etti, fakat yaklaşan kış, arkadaş odalarında, sedir üzerinde yatmanın sonu gelmesini icabettiriyordu. Bir hafta sonra bitecek olan lokanta karnesini yenileyecek kadar bile param kalmamıştı. Sonuç çıkmayacağını bile bile girdiğim birçok kabul imtihanlarının hakikaten sonu çıkmayınca, nedense gene üzülüyor; arkadaşlardan habersiz olarak, tezgahtarlık için müracaat ettiğim mağazalardan red cevabı alınca yeis içinde gece yarılarına kadar dolaşıyordum. Birkaç tanıdık tarafından ara sıra davet edildiğim içki sofralarında dahi vaziyetimin ümitsizliğini unutamıyordum. İşin garibi, sıkıntımın arttığı ve ihtiyaçlarımın beni bugünden yarına çıkarması bile imkansız hale geldiği nisbette, benim de çekingenliğim, mahcupluğum artıyordu. Evvelce bana iş bulmam için müracaat ettiğim ve hiç de fena muamele görmediğim bazı tanıdıklara sokakta rastladığım zaman başımı önüme eğip hızla geçiyordum; evvelce bana yemek yedirmelerini serbestçe rica ettiğim ve sıkılmadan ödünç para aldığım arkadaşlarıma karşı bile değişmiştim. "Vaziyetin nasıl?" diye sorduklarında, acemi bir gülümseme ile: "Fena değil... Tektük muvakkat işler buluyorum!" diye cevap veriyor ve hemen kaçıyordum. İnsanlara ne kadar çok muhtaç olursam, onlardan kaçmak ihtiyacım da o kadar artıyordu.

4

Bir gün, akşamüstü, istasyonla Sergievi arasındaki tenha yolda ağır ağır yürüyordum. Ankara'nın harikulade sonbaharını doya doya içime çekerek ruhumda huzur dolu bir hava yaratmak istiyordum. Halkevi'nin camlarında yansıyarak beyaz mermer binayı kan rengi deliklere boğan güneş, akasya ağaçlarının ve çam fidanlarının üzerinde yükselen ve buğu mudur, toz mudur, ne olduğu belli olmayan duman, herhangi bir inşaattan dönen ve parça parça elbiselerinin içinde sessiz ve biraz kambur yürüyen ameleler, üzerinde yer yer otomobil lastiği izleri uzanan asfalt... Bunların hepsi mevcudiyetlerinden memnun görünüyorlardı. Her şey, her şeyi olduğu gibi kabul etmekteydi. Şu halde bana da yapacak başka bir şey kalmıyordu. Tam bu sırada yanımdan hızla bir otomobil geçti. Başımı çevirip baktığımda camın arkasındaki yüzü tanıdığımı zannettim. Nitekim araba beş, on adım gittikten sonra durdu, kapısı açıldı; mektep arkadaşlarımdan Hamdi, başını uzatmış, beni çağırıyordu. Sokuldum.

"Nereye gidiyorsun?" diye sordu.

"Hiç, geziniyorum!"

"Gel, bize gidelim!"

Cevabımı beklemeden bana yanında yer açtı. Yolda anlattığıma göre, çalıştığı şirketin bazı fabrikalarını dolaşmaktan geliyordu: "Geleceğimi eve telgrafla bildirmiştim, herhalde hazırlık yapmışlardır. Yoksa seni davet etmeye cesaret edemezdim!" dedi. Güldüm. Evvelce sık sık görüştüğüm Hamdi'yi, bankadan ayrıldığımdan beri görmemiştim. Makine ve komisyonculuk yapan, aynı zamanda orman ve kereste işleriyle uğraşan bir şirkette müdür muavini olduğunu ve oldukça iyi bir maaş aldığını biliyordum. İşsiz zamanımda kendisine müracaat etmeyişim de hemen hemen bunun içindi: iş bulmasını rica etmeye değil de, para yardımı yapmasını istemeye geldim zanneder diye çekinmiştim. "Hep bankada mısın?" diye sordu.

5

Open Ended

Metindeki söz sanatlarını tespit ediniz.

6

  1. Benzetme (Tebessüm Etme İsteyen Bakışlar): Raif Efendi'nin gözlerinin bir insana tesadüf ettikleri zaman şaşkınca tebessüm etmek isteyen bakışlar gibi tarif edilmesi benzetme kullanımına örnektir.

  2. Tezat (Hiç de fevkalade bir adam değildi): Raif Efendi'nin övgü aldığı bir noktada, "hiç de fevkalade bir adam değildi" ifadesiyle bir tezat oluşturulmuştur.

  3. Kişileştirme (Güneş, akasya ağaçları, çam fidanları): Doğa unsurlarına insan özellikleri atfedilerek kişileştirme yapılmıştır.

  4. Paralelizma (Fena değil... Tektük muvakkat işler buluyorum!): Cümlelerin yapısında tekrar ve benzerlik kullanılarak paralel bir yapı oluşturulmuştur.

  5. Atıf (Bir bankadaki küçük memuriyetimden çıkarıldıktan sonra - neden çıkarıldığımı hala bilmiyorum, bana sadece tasarruf için dediler): Atıf, daha önceki bir olaya referans vererek bilgi verme amacını taşır.

7

Open Ended

Metindeki atasözleri ve deyimleri bulunuz, hangi anlamlarda kullanıldığını belirtiniz.

8

  1. Benzetme (Tebessüm Etme İsteyen Bakışlar): Metindeki bir kişinin gözleri, karşılaştırma yaparak, "şaşkınca tebessüm etmek isteyen bakışlar gibi" tarif edilmiştir.

  2. Tezat (Hiç de fevkalade bir adam değildi): Metindeki övgüde, "hiç de fevkalade bir adam değildi" ifadesiyle zıt bir durum ortaya konulmuştur.

  3. Kişileştirme (Güneş, akasya ağaçları, çam fidanları): Metindeki bitki ve doğa unsurları, insan gibi davranmış gibi tasvir edilmiştir.

  4. Paralelizma (Fena değil... Tektük muvakkat işler buluyorum!): Cümlelerin yapısında tekrar ve benzerlik kullanılarak paralel bir anlatım yapılmıştır.

  5. Atıf (Bir bankadaki küçük memuriyetimden çıkarıldıktan sonra - neden çıkarıldığımı hala bilmiyorum, bana sadece tasarruf için dediler): Daha önceki bir olaya referans vererek bilgi verme amacı taşıyan bir ifade kullanılmıştır


KÜRK MANTOLU MADONNA

OKUMA EĞİTİMİ
BERHAN DOĞAN
212016007
DOÇ. DR. BİLGE AYRANCI

media

Show answer

Auto Play

Slide 1 / 8

SLIDE