Font size
S
M
L
XL
WorksheetsATASÖZLERİ-2
Total questions: 177
Worksheet time: 3hrs 57mins
Name
Class
Date
1.
Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan zordur
a)
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, deveye hendek atlatamazsınız. Cahile söz anlatmak, bundan daha güçtür.
b)
Can gittiği zaman yani insan öldüğü zaman hiçbir şey o canı geri getiremez. Servet, varlık yok olduğu zaman bir şekilde geri getirilebilir.
c)
Bir şey henüz ortaya çıkmadan hazırlıklara girişmek yanlıştır. Önce o şeyin ne olduğu anlaşılmalı, sonra da hazırlıklara başlanılmalıdır.
d)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
e)
Bir işin başına bir kişi olmalı ki anlaşmazlık çıkmasın.
2.
Cahilin dostluğundan, âlimin düşmanlığı yeğdir
a)
Akılsız kimse dostunun iyiliğini istese de bilgisiz olduğu için yaptığı işin ne sonuçlar doğuracağını kestiremez.
b)
İnsan, malına, varlığına gelen zarardan, canına gelmiş gibi acı duyar. Verdiği emekten dolayı malı onun bir organı kadar değerli olur gözünde.
c)
Çocuk, dünyadaki dalavereleri bilmediği yani yalan konuşmadığı için çocuğun söylediği her şey doğrudur. Onun için ondan haber almak gerekir.
d)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
e)
Kötü huylu kişinin soyu iyi olmaz.
3.
Cambaz ipte, balık dipte gerek
a)
Bir kimse kendi iş ve uğraşı neyi gerektiriyorsa onu yapmalıdır.
b)
Kişinin gerçek malı kendi emeğiyle kazandığı, gerçek evladı da kendisinden doğandır. Yani öz olandır.
c)
Her şeyin bir ölçüsü vardır. Aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. En güzel yol orta yoldur.
d)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
e)
Doğuştan kötü olan kişileri ne yaparsak yapalım o bozukluklarını yok edemeyiz.
4.
Cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur
a)
Bir yetkiye sahip birisi çevresindekileri dikkate almayıp kendi bildiğini okur.
b)
Zenginlik, servet kişinin ayıplarını ve kusurlarını örter.
c)
İnsan ne kadar bilgili de olsa insanın bilmediği çok şey vardır. İnsan, bu bilgisine güvenip her şeye karışmamalıdır.
d)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
e)
Kusurlarımızı gördükleri halde bizi üzmemek için söylemeyenler bulunabilir. Gerçek dostlar bunları söylemeyi bir görev bilirler.
5.
Can boğazdan gelir
a)
İyi gıda almayan insan sağlığını kaybeder. Hatta bu kişinin hayatı tehlikeye girer.
b)
Malından çok ürün alan kişinin ismi, namı her yerde duyulur.
c)
Kötülük yapacak kişiler eğer bunu açıkça belli ediyorsa ondan çekinmemek gerekir. Buna karşılık sinsice hareket edenler gerçekten tehlikeli olabilirler.
d)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
e)
Ayak, olumsuzluğun, düşmenin; baş da yükselmenin göstergesidir. Dost, yükselmemizi beklediği için başa, düşman da düşmemizi beklediği için ayağımıza bakar.
6.
Can bostanda bitmez
a)
Kişi, canının kıymetini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.
b)
Başarılı kişiler desteklenip takdir görürlerse daha iyi işler yaparlar.
c)
Güçlü ve güçsüz olan kişiler çarpışırsa vay güçsüz olanın haline.
d)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
e)
Bir kişinin gerçek dostu yanlışları dostunun yüzüne söyleyendir. Bu da ona çok şey katar, onu düzeltir.
7.
Can canın yoldaşıdır
a)
İnsan hiçbir zaman tek başına yaşayamaz. Sürekli bir şeyleri paylaşacağı birisini arar.
b)
Mart ayı, mevsim değişikliğinin olduğu ay olduğu için bu ayda hastalıklar baş gösterir. Kişiler için sıkıntılı bir ay olur.
c)
Bir kişi elindeki imkânlarla işini görür.
d)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
e)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
8.
Can cümleden aziz
a)
İnsan için kendisi herkesten daha kıymetlidir.
b)
Kışın önemli hastalıkları ancak mart ayının bitmesiyle ortadan kalkar.
c)
Bazı kimselere sert, bazılarına da yumuşak davranmak gerekir.
d)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
e)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
9.
Can çıkmayınca huy çıkmaz
a)
Huy, kişiliğin bir parçasıdır. Huy ile kişilik bir bütündür. Bu bakımdan yaşam boyunca huy değişmez.
b)
Mart, esasında bahar ayı olduğu için kişiler ısınmak için bu ayı bahar ayından sayarlar. Bu ayda ısınma için mevcut odunlar tükendiğinden kazma ve kürekler yakacak olarak kullanılır.
c)
Kişilerin değerini kılık kıyafeti değil kişiliği ortaya koyar.
d)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
e)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
10.
Cana gelecek mala gelsin
a)
İnsanın başına bir şey gelecek ve insan ondan zarar görecekse bu, insanın canına değil malına gelsin. Malın tekrardan edinilmesi mümkündür fakat can da aynı durum söz konusu değildir.
b)
İşi tehlikesiz bir şekilde yapmak varken tehlikeli yoldan o işi yapmamak gerekir.
c)
Özelliğini kaybetmiş, işe yaramaz bir duruma gelmiş bir şeyi, ne kadar uğraşsak da onu iş görecek bir hale getiremeyiz.
d)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
e)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
11.
Candan ahbap, kandan şarap olmaz
a)
Kandan nasıl ki şarap yapılamıyorsa hiç kimse de hakiki anlamda dört dörtlük bir dost, sırdaş bulamaz.
b)
Her şey için mutlaka belli bir sermayenin, ana malın olması gerekir.
c)
Görgüsüz insanlara haber anlatmak oldukça güçtür.
d)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
e)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
12.
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır
a)
Güzel yaşamayı adet edinen kişi, bu yaşayışın bedelini göze almalı, gerekli kaynakları sürekli olarak elinin altında bulundurmalıdır.
b)
Ne kadar okusalar da bazı kişilerin söz ve davranışları cahillerin söz ve davranışları gibidir.
c)
Kişi yaşasın da uzakta olsun hiç önemli değildir.
d)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
e)
Bir demirin paslanmasına nem nasıl sebep oluyorsa bir insanın çökmesine de dertler ve sıkıntılar sebep olur.
13.
Canı yanan eşek attan yürük olur
a)
Bir tehlikeyle karşılaşan ya da canı yanan bir kimse ıstırap çeker. Bu durumla bir daha karşılaşmamak için elinden geleni yapar.
b)
Azimle ve merakla bir işe başlandığı zaman o işte her şekilde başarı elde edilir.
c)
Yüksek mevkilere, makamlara gelmiş ve sorumluluk alan kimselerin başında dert eksik olmaz.
d)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
e)
Ortak bir mal ile kişi sevdiklerini ağırlamamalıdır. Kişi, özel uğraşla dostunu ağırlamalıdır.
14.
Canımı sokakta bulmadım
a)
Tehlikeli durumlardan kaçarım. Herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok.
b)
En yüksek makamlara belirli bir sıra gözetilerek çıkılır.
c)
Kış, soğuk ilkin yüksek yerlere gelir. Bunun gibi insanların başı da felaketlerden kurtulmaz.
d)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
e)
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyleyse gereksinmelerimizi karşılamak için kendimizi sıkıntıya sokmadan servetimizi rahat rahat harcamalıyız.
15.
Cefa çekmeyen sefanın kadrini bilmez
a)
Sağlıklı insan, hasta olmadan sağlığın kıymetini, varlıkta olan da darlığı yaşamadan mutluluğun kıymetini anlayamaz. Sürekli rahat yaşayanlar içinde bulundukları rahatlığın kıymetini bilmezler.
b)
Kimi kişiler için yapılan iyilik, onlara gösterilen yumuşak yüz, ince davranış bir şeye yaramaz. Hatta onların kişiye kötülük yapmalarına neden olabilir.
c)
İnsan, her nerede olursa olsun bir gün diğerine kavuşabilir.
d)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
e)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
16.
Cin tutana bir muska yeter
a)
Çok kızmış bir kişiyi yatıştırmak için akıllı bir kişinin beyanı yeterlidir.
b)
Uygun olmayan işlerde çalışana ancak onun meslektaşları ona şahit olabilir.
c)
İmkânsız olan zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Azimli, sabırlı olmak gerekir.
d)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
e)
Makam, mevki, mal, mülk sahibi kişilerin dostları çoktur. Kişi bunlardan yoksun düşünce çevresinde kimse kalmaz. Kimse zor durumlarda, felaketlerde insanın yanında yer almaz.
17.
Cins cinse çeker
a)
Her varlık şöyle böyle soyuna benzer.
b)
Toplum hayatında başarılı, bilgili, beceri sahibi kimseler çoğunlukla kıskançlık uyandırırlar ve onlara saldıran çok olur.
c)
Belli bir varlığı olan kimse varlığını sürekli düşünüp bir korku içinde hayatını devam ettirir.
d)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
e)
Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Sağlık, zenginlik, varlık bir anda tersine dönebilir.
18.
Cins horoz yumurtada öter
a)
Değerli kimseler, kendini ilk zamanlarından belli ettirir. Yaralı işler yapacağını o zamandan sezdirir.
b)
İnsan, geçmişteki atalarıyla değil de kendisiyle övünmelidir. Kendi yaptıklarıyla ön plana çıkmalıdır.
c)
Eşkıya olsan dahi insaflı olmaktan kaçınma.
d)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
e)
Bir işin gerçekleşebilmesi ancak gerekli koşulların oluşmasıyla olur.
19.
Cins kedi ölüsünü göstermez
a)
Soylu bir insan acınacak durumunu asla kimseye göstermez.
b)
Göz önünde olan, herkesçe bilinen gerçeklerin saklanmaya çalışılması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi olasılık dışıdır.
c)
Aslında bazı şeylerden yoksun gibi görünen kişi ve nesnelerin birçok şeye gebe oldukları bilinen bir gerçektir.
d)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
e)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
20.
Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler
a)
Başkalarının gazına kananlar hem mallarından hem de canlarından olur.
b)
Başkalarının söyleyeceklerine engel olmak mümkün değildir.
c)
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
d)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
e)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
21.
Cömertle nekesin harcı birdir
a)
Cimri ve cömert aynı parayı harcar. Cimri hep ucuzu aradığından bir şeyi birden fazla kez almış olur.
b)
Büyük bir suç işleyen ya da yolsuzluk yapan kişi önceden onu gizleyecek önlemleri alır. Böylece bu suç veya yolsuzluk kolay kolay ortaya çıkarılamaz.
c)
Küçük ve önemsiz gibi görünen şeyler birikerek büyük şeyleri oluşturur.
d)
Açgözlülük insanı küçük menfaatler peşinde koşturur, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve ona olabildiğince zarar verir.
e)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
22.
Çabalama ile çarık yırtılır
a)
Bir işi yoluyla değil de zorla yapmaya çalışan zarara uğrar.
b)
Kişi kendi emeğiyle kazandığı parayı kolay kolay harcamaz. Miras kalan parayı da ham vurup harman savurur ve hemen bitirir.
c)
Bilmediklerini bilenlere sorarak öğrenenler en güç işlerin bile altından kalkabilirler. Bunu yapmayanlar ise güçlükler içinde yuvarlanırlar.
d)
Bir kişiye asıl işin yanında sürekli ıvır zıvır, boş işler verilirse o kişi asıl işini yapamaz.
e)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
23.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
a)
Kişi, çağrıldığı bir yere gitmeli, davet edilmediği bir yere de gitmemelidir.
b)
Devlet malını gözetmeyen onu yanlış kullanan kişi er veya geç bunun bedelini öder.
c)
Kötü gereçle iyi bir eser yapılmayacağı gibi yeteneksiz kişilerden iyi bir iş beklenemez.
d)
İnsan ancak çalışarak, çabalayarak zengin olur. Mal ve şans gelip kişiyi bulmaz.
e)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
24.
Çağrılmayan yere çörekçiyle börekçi gider
a)
Çağrılmadığın yere kişi asla gitmemelidir.
b)
Misafir her konuda ev sahibine göre hareket eder.
c)
Kişi bir yere davet edilmeden asla gitmemelidir. Gittiği takdirde istediği gibi ağırlanmayacağını bilmelidir.
d)
Devlete zarar vermeyi alışkanlık hâline getirenlere göre devletin malı sonsuzdur. Yolsuzluk yapmayan da aptaldır.
e)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
25.
Çalma elin kapısını çalarlar kapını
a)
Bir kişiye kötülük yaparsak günün birinde bize de kötülük yaparlar.
b)
Misafir, kendisinin misafir olduğu bir yerde bir başka misafirin gelmesini istemez. Ev sahibi ise her ikisini de istemez.
c)
Sorumluluk birinde fakat başka birinin sözü geçiyor.
d)
Kişi iyi bilmediği bir şeye girişmemelidir.
e)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
26.
Çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz
a)
Her şeyin özelliği vardır. Bazı özellikler kalıcıdır ve asla değişmez. Hiçbir şey aslın yerini tutmaz.
b)
Yüce yaradan, gönlü geniş, mert insanlara yani misafir ağırlayanlara fazladan rızık verir.
c)
Dostluklarda, evlenmelerde vb. durumlarda (zenginlik, makam, huy gibi) kişiler kendilerine uygun kişileri seçmelidir.
d)
Kişiye zarar hangi yönden gelmişse o zarar yine aynı yoldan giderilir.
e)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
27.
Çam sakızı, çoban armağanı
a)
Hediyeleşmek insanı mutlu eder. Durumu uygun olmayanların hediyeleri de küçük olur. Taşıdığı değerse farklıdır. Hediyenin değersiz bir şey olduğu durumlarda söylenir.
b)
Misafir, ev sahibine tabi olduğundan kafasında çok farklı şeyler geçse de ev sahibi neyi ikram ederse onu alır.
c)
Kimi durumlar, ona uzaktan bakana çok hoş gelir. O durumun içinde olanlara ise rahatsızlık verebilir.
d)
Güzel şeylerin kusurlu, eksik ve kötü yanları da olabilir. Bu güzel şeyleri elde etmek istiyorsak, bu şeylerin hoşa gitmeyen bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
e)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
28.
Çanağa ne doğrarsan, kaşığına o çıkar
a)
İnsan ilerisi için ne gibi bir çalışma yaparsa ilerde ancak onun veriminden yararlanır.
b)
Makam mevki sahibi kişiler, yabancılara yaptıkları iyilikleri kendi yakınlarına göstermezler.
c)
Dayak oldukça kutsi bir eğitim aracıdır. Dövmenin eğitici, korkutucu bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılır.
d)
Bir kişinin içinde ne geçiyorsa, içinde hangi duygular yer alıyorsa onu ortaya çıkarır.
e)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
29.
Çarık çarıkla, sarık sarıkla
a)
İnsan, kendi seviyesindeki kişilerle arkadaş olmalıdır.
b)
Güzel ortaya çıkmayana kadar taliplileri görünmez.
c)
Bir şeyi beğenmekte çok seçici olan kimseler sonunda istemediği bir şeyle karşılaşırlar.
d)
Bir kişiden yardım isteyen kendisine yapılacak yardımın aksaması nedeniyle başka birinin de aynı kişiden yardım istemesinden hoşlanmaz. Yardım yapması beklenen kimse de ikisinden de hoşlanmaz.
e)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
30.
Çarşı iti ev beklemez
a)
Boş gezen, bir iş yapmayan kişiler düzenli bir iş yapmaya gelemezler. Bunlar her şeyden evvel disiplinsizdirler.
b)
Bazı kişiler bedava olduğu için yenmeyecek şeyleri yerler, beş para etmeyen şeyleri alırlar.
c)
Sevgi, değirmenin iki taştan oluştuğu gibi iki kişi arasında olur.
d)
Dilenen, istemeye alışık kimselerin isteklerinin sonu gelmez.
e)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
31.
Çatal kazık yere çakılmaz
a)
Bir işin başında birden fazla yönetici varsa ve fikirleri birbirine uymuyorsa o iş yürümez.
b)
Bir işte kime yetki verilmişse söz onda biter, onun buyruğu geçer.
c)
Deli yaptığı bir işten dolayı kendini sorumlu tutmaz ama yakınları onların davranışlarından utanırlar.
d)
İnsanların başına gelen sıkıntılar çoğu zaman dilinden gelir. Neyi, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmeyen kişi felaketlerden kendini kurtaramaz.
e)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
32.
Çay kuşu, çay taşı ile vurulur
a)
Bir şey yalnızca o iş için gerekli araç ve yöntemlerle yapılabilir.
b)
Yiğit olmanın, mert ve iyiliksever olmanın bir ölçüsü olamaz. Kişi, ne kadar mert ve cesur olursa o kadar değerlidir.
c)
Kişi, kendisine her açıdan benzeyen ve ona fayda sağlayan şeylerden hoşlanır.
d)
Dil cismen küçüktür, ama kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felakete sebep olabilir.
e)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
33.
Çengi ölüsü çalgı ile kalkar
a)
Zevk içinde hayatını yaşamış bir kimse, en zor günlerinde bile bu alışkanlığını terk edemez.
b)
Yoksul kişilerde varlıklı insanların özelliklerine rastlanılmaz.
c)
Saldırgan kişiler, saldırı özelliği olan kişilerden çekinir.
d)
Dil, yapısı itibariyle kemik içermez. Dil, her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözler de söyleyebilir.
e)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
34.
Çerçi başındakini satar
a)
Satıcı ne bulursa görürse satar. O, bütün dikkatini satmaya vermiştir.
b)
Sıradan bayağı kişilerin iyice rezil olmaları için birbirlerine girmeleri gerekir.
c)
Kendini bilmeyen kişiler, gelenek ve görenekleri terk ederek kendini konuk yerine koyar.
d)
Hoşa gitmeyen, kişiyi üzen şeyleri konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözüdür.
e)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
35.
Çerçi kızı boncuğa âşıktır
a)
Bir kişi hangi işle uğraşırsa yakınındaki kişiler de o işi çok sever.
b)
Soysuz, bilgisiz ve görgüsüz kimseye bir yetki verilirse en yakınlarına bile fenalık yapmaktan çekinmez. Önce onlara zarar verir.
c)
Deli olan kimse hiçbir şeyi saklayamadığı için bildiği ve gördüğü şeylere bir şeyler katmadan söyler. Dolayısıyla en doğru haberi vermiş olur.
d)
Ahlaksız, terbiyesiz kişinin hakkından, ancak ondan daha kötü ve ahlaksız kimse gelebilir.
e)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
36.
Çıkmadık candan umut kesilmez
a)
En son noktaya kadar umudumuzu korumalı ve pes etmemeliyiz.
b)
Kötü kimselere herhangi bir nedenle zarar verecek ufak bir davranışta bulunursak onların bütün kötülüklerine maruz kalabiliriz. Mecbur kalınmadıkça kötülere sataşmamak gerekir.
c)
Bir şekilde bir işe yarayan bir şeyin mutlaka bir isteklisi bulunur.
d)
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı henüz belli olmayan bir şey için önceden bir karara varılmamalıdır.
e)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
37.
Çıngıraklı deve kaybolmaz
a)
Bazı özellikleri ile ön plana çıkan kişiler toplum içinde yok olmaktan kurtulur.
b)
Kişinin bir işi başarabilmesinin en önemli koşulu bunu yapma isteğidir, motivasyondur.
c)
Bir mahareti, yeteneği, becerisi olan kimse mutlaka bir işin başına geçer.
d)
Bazı ortamlarda söylenen doğru söz çok kimseyi rahatsız edebilir. Bunlar, kötü tarafları yüzlerine vurulan insanlar tarafından hor görülürler.
e)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
38.
Çıra dibi karanlık olur
a)
Kişi, başkalarına yaptığı yardımı kendi yakınlarına yapmaktan uzak durur.
b)
Başsız kalan bir toplum onun bunun saldırısına uğrayıp dağılıp perişan olur.
c)
Bir kimsenin istediği bir şeye kavuşabilmesi için bir yol gösterene ihtiyacı vardır.
d)
Doğru konuşmak kişilerin işine gelmediği için herkes onunla uğraşır. O, doğru konuşmakla bazılarını üzecektir. Onun için doğru sözlü kişi bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
e)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
39.
Çift edersen bağlanırsın, bağ edersen eğlenirsin
a)
Bir bağın bakımını iyi yaparsak bağ iyi olur, bağ ile uğraşmak da oldukça eğlenceli bir iştir.
b)
Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, deveye hendek atlatamazsınız. Cahile söz anlatmak, bundan daha güçtür.
c)
Bir işte iyi sonuç almak isteyen kişi, işini hem zamanında hem de iyi yapmalıdır.
d)
İnsanların kusurlarını, eksiklerini, yanlışlarını söylemek kişilere acı verir.
e)
“Suç işlemedim ki korkayım.” anlamında kullanılır.
40.
Çiftçinin ambarı sabanın ucundadır
a)
Bir işte iyi sonuç almak isteyen kişi, işini hem zamanında hem de iyi yapmalıdır.
b)
Akılsız kimse dostunun iyiliğini istese de bilgisiz olduğu için yaptığı işin ne sonuçlar doğuracağını kestiremez.
c)
“Suç işlemedim ki korkayım.” anlamında kullanılır.
d)
Dünyada doğru hiç kimse yoktur. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
e)
Kamu görevini yürüten kişiler o makamlarda sonsuza kadar kalmaz. Zamanla biri gider bir başkası gelir.
41.
Çiğ yemedim ki karnım ağrısın
a)
“Suç işlemedim ki korkayım.” anlamında kullanılır.
b)
Bir kimse kendi iş ve uğraşı neyi gerektiriyorsa onu yapmalıdır.
c)
Kamu görevini yürüten kişiler o makamlarda sonsuza kadar kalmaz. Zamanla biri gider bir başkası gelir.
d)
Doğruluğu kendine rehber edinen kimselere Allah en büyük yardımcıdır.
e)
Can gittiği zaman yani insan öldüğü zaman hiçbir şey o canı geri getiremez. Servet, varlık yok olduğu zaman bir şekilde geri getirilebilir.
42.
Mahkeme kadıya mülk değil
a)
Kamu görevini yürüten kişiler o makamlarda sonsuza kadar kalmaz. Zamanla biri gider bir başkası gelir.
b)
Bir yetkiye sahip birisi çevresindekileri dikkate almayıp kendi bildiğini okur.
c)
Can gittiği zaman yani insan öldüğü zaman hiçbir şey o canı geri getiremez. Servet, varlık yok olduğu zaman bir şekilde geri getirilebilir.
d)
Bir kişi hangi işle uğraşırsa yakınındaki kişiler de o işi çok sever.
e)
İnsan, malına, varlığına gelen zarardan, canına gelmiş gibi acı duyar. Verdiği emekten dolayı malı onun bir organı kadar değerli olur gözünde.
43.
Mal canı kazanmaz, can malı kazanır
a)
Can gittiği zaman yani insan öldüğü zaman hiçbir şey o canı geri getiremez. Servet, varlık yok olduğu zaman bir şekilde geri getirilebilir.
b)
İyi gıda almayan insan sağlığını kaybeder. Hatta bu kişinin hayatı tehlikeye girer.
c)
İnsan, malına, varlığına gelen zarardan, canına gelmiş gibi acı duyar. Verdiği emekten dolayı malı onun bir organı kadar değerli olur gözünde.
d)
En son noktaya kadar umudumuzu korumalı ve pes etmemeliyiz.
e)
Kişinin gerçek malı kendi emeğiyle kazandığı, gerçek evladı da kendisinden doğandır. Yani öz olandır.
44.
Mal canın yongasıdır
a)
İnsan, malına, varlığına gelen zarardan, canına gelmiş gibi acı duyar. Verdiği emekten dolayı malı onun bir organı kadar değerli olur gözünde.
b)
Kişi, canının kıymetini bilmeli, onu yıpratmamalıdır.
c)
Kişinin gerçek malı kendi emeğiyle kazandığı, gerçek evladı da kendisinden doğandır. Yani öz olandır.
d)
Can gittiği zaman yani insan öldüğü zaman hiçbir şey o canı geri getiremez. Servet, varlık yok olduğu zaman bir şekilde geri getirilebilir.
e)
Zenginlik, servet kişinin ayıplarını ve kusurlarını örter.
45.
Mal istersen bedeninden, evlat istersen belinden
a)
Kişinin gerçek malı kendi emeğiyle kazandığı, gerçek evladı da kendisinden doğandır. Yani öz olandır.
b)
İnsan hiçbir zaman tek başına yaşayamaz. Sürekli bir şeyleri paylaşacağı birisini arar.
c)
Zenginlik, servet kişinin ayıplarını ve kusurlarını örter.
d)
İnsan, malına, varlığına gelen zarardan, canına gelmiş gibi acı duyar. Verdiği emekten dolayı malı onun bir organı kadar değerli olur gözünde.
e)
Malından çok ürün alan kişinin ismi, namı her yerde duyulur.
46.
Mal malamatı örter
a)
Zenginlik, servet kişinin ayıplarını ve kusurlarını örter.
b)
İnsan için kendisi herkesten daha kıymetlidir.
c)
Malından çok ürün alan kişinin ismi, namı her yerde duyulur.
d)
Kişinin gerçek malı kendi emeğiyle kazandığı, gerçek evladı da kendisinden doğandır. Yani öz olandır.
e)
Başarılı kişiler desteklenip takdir görürlerse daha iyi işler yaparlar.
47.
Malı ongun olanın adı angın olur
a)
Malından çok ürün alan kişinin ismi, namı her yerde duyulur.
b)
Huy, kişiliğin bir parçasıdır. Huy ile kişilik bir bütündür. Bu bakımdan yaşam boyunca huy değişmez.
c)
Başarılı kişiler desteklenip takdir görürlerse daha iyi işler yaparlar.
d)
Zenginlik, servet kişinin ayıplarını ve kusurlarını örter.
e)
Mart ayı, mevsim değişikliğinin olduğu ay olduğu için bu ayda hastalıklar baş gösterir. Kişiler için sıkıntılı bir ay olur.
48.
Marifet iltifata tabidir
a)
Başarılı kişiler desteklenip takdir görürlerse daha iyi işler yaparlar.
b)
İnsanın başına bir şey gelecek ve insan ondan zarar görecekse bu, insanın canına değil malına gelsin. Malın tekrardan edinilmesi mümkündür fakat can da aynı durum söz konusu değildir.
c)
Mart ayı, mevsim değişikliğinin olduğu ay olduğu için bu ayda hastalıklar baş gösterir. Kişiler için sıkıntılı bir ay olur.
d)
Malından çok ürün alan kişinin ismi, namı her yerde duyulur.
e)
Kışın önemli hastalıkları ancak mart ayının bitmesiyle ortadan kalkar.
49.
Mart ayı, dert ayı
a)
Mart ayı, mevsim değişikliğinin olduğu ay olduğu için bu ayda hastalıklar baş gösterir. Kişiler için sıkıntılı bir ay olur.
b)
Kandan nasıl ki şarap yapılamıyorsa hiç kimse de hakiki anlamda dört dörtlük bir dost, sırdaş bulamaz.
c)
Kışın önemli hastalıkları ancak mart ayının bitmesiyle ortadan kalkar.
d)
Başarılı kişiler desteklenip takdir görürlerse daha iyi işler yaparlar.
e)
Mart, esasında bahar ayı olduğu için kişiler ısınmak için bu ayı bahar ayından sayarlar. Bu ayda ısınma için mevcut odunlar tükendiğinden kazma ve kürekler yakacak olarak kullanılır.
50.
Mart çıkmadıkça dert çıkmaz
a)
Kışın önemli hastalıkları ancak mart ayının bitmesiyle ortadan kalkar.
b)
Güzel yaşamayı adet edinen kişi, bu yaşayışın bedelini göze almalı, gerekli kaynakları sürekli olarak elinin altında bulundurmalıdır.
c)
Mart, esasında bahar ayı olduğu için kişiler ısınmak için bu ayı bahar ayından sayarlar. Bu ayda ısınma için mevcut odunlar tükendiğinden kazma ve kürekler yakacak olarak kullanılır.
d)
Mart ayı, mevsim değişikliğinin olduğu ay olduğu için bu ayda hastalıklar baş gösterir. Kişiler için sıkıntılı bir ay olur.
e)
İşi tehlikesiz bir şekilde yapmak varken tehlikeli yoldan o işi yapmamak gerekir.
51.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır
a)
Mart, esasında bahar ayı olduğu için kişiler ısınmak için bu ayı bahar ayından sayarlar. Bu ayda ısınma için mevcut odunlar tükendiğinden kazma ve kürekler yakacak olarak kullanılır.
b)
Bir tehlikeyle karşılaşan ya da canı yanan bir kimse ıstırap çeker. Bu durumla bir daha karşılaşmamak için elinden geleni yapar.
c)
İşi tehlikesiz bir şekilde yapmak varken tehlikeli yoldan o işi yapmamak gerekir.
d)
Kışın önemli hastalıkları ancak mart ayının bitmesiyle ortadan kalkar.
e)
Her şey için mutlaka belli bir sermayenin, ana malın olması gerekir.
52.
Maşa varken elini ateşe sokma
a)
İşi tehlikesiz bir şekilde yapmak varken tehlikeli yoldan o işi yapmamak gerekir.
b)
Tehlikeli durumlardan kaçarım. Herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok.
c)
Her şey için mutlaka belli bir sermayenin, ana malın olması gerekir.
d)
Mart, esasında bahar ayı olduğu için kişiler ısınmak için bu ayı bahar ayından sayarlar. Bu ayda ısınma için mevcut odunlar tükendiğinden kazma ve kürekler yakacak olarak kullanılır.
e)
Ne kadar okusalar da bazı kişilerin söz ve davranışları cahillerin söz ve davranışları gibidir.
53.
Mayasız yoğurt tutmaz
a)
Her şey için mutlaka belli bir sermayenin, ana malın olması gerekir.
b)
Sağlıklı insan, hasta olmadan sağlığın kıymetini, varlıkta olan da darlığı yaşamadan mutluluğun kıymetini anlayamaz. Sürekli rahat yaşayanlar içinde bulundukları rahatlığın kıymetini bilmezler.
c)
Ne kadar okusalar da bazı kişilerin söz ve davranışları cahillerin söz ve davranışları gibidir.
d)
İşi tehlikesiz bir şekilde yapmak varken tehlikeli yoldan o işi yapmamak gerekir.
e)
Azimle ve merakla bir işe başlandığı zaman o işte her şekilde başarı elde edilir.
54.
Mektepten çıkan eşek marsıvandan çıkmaz
a)
Ne kadar okusalar da bazı kişilerin söz ve davranışları cahillerin söz ve davranışları gibidir.
b)
Çok kızmış bir kişiyi yatıştırmak için akıllı bir kişinin beyanı yeterlidir.
c)
Azimle ve merakla bir işe başlandığı zaman o işte her şekilde başarı elde edilir.
d)
Her şey için mutlaka belli bir sermayenin, ana malın olması gerekir.
e)
En yüksek makamlara belirli bir sıra gözetilerek çıkılır.
55.
Meramın elinden bir şey kurtulmaz
a)
Azimle ve merakla bir işe başlandığı zaman o işte her şekilde başarı elde edilir.
b)
Her varlık şöyle böyle soyuna benzer.
c)
En yüksek makamlara belirli bir sıra gözetilerek çıkılır.
d)
Ne kadar okusalar da bazı kişilerin söz ve davranışları cahillerin söz ve davranışları gibidir.
e)
Kimi kişiler için yapılan iyilik, onlara gösterilen yumuşak yüz, ince davranış bir şeye yaramaz. Hatta onların kişiye kötülük yapmalarına neden olabilir.
56.
Merdiven basamak basamak çıkılır
a)
En yüksek makamlara belirli bir sıra gözetilerek çıkılır.
b)
Değerli kimseler, kendini ilk zamanlarından belli ettirir. Yaralı işler yapacağını o zamandan sezdirir.
c)
Kimi kişiler için yapılan iyilik, onlara gösterilen yumuşak yüz, ince davranış bir şeye yaramaz. Hatta onların kişiye kötülük yapmalarına neden olabilir.
d)
Azimle ve merakla bir işe başlandığı zaman o işte her şekilde başarı elde edilir.
e)
Uygun olmayan işlerde çalışana ancak onun meslektaşları ona şahit olabilir.
57.
Merhametten maraz doğar
a)
Kimi kişiler için yapılan iyilik, onlara gösterilen yumuşak yüz, ince davranış bir şeye yaramaz. Hatta onların kişiye kötülük yapmalarına neden olabilir.
b)
Soylu bir insan acınacak durumunu asla kimseye göstermez.
c)
Uygun olmayan işlerde çalışana ancak onun meslektaşları ona şahit olabilir.
d)
En yüksek makamlara belirli bir sıra gözetilerek çıkılır.
e)
Toplum hayatında başarılı, bilgili, beceri sahibi kimseler çoğunlukla kıskançlık uyandırırlar ve onlara saldıran çok olur.
58.
Meyhaneciden şahit istemişler, bozacıyı göstermiş
a)
Uygun olmayan işlerde çalışana ancak onun meslektaşları ona şahit olabilir.
b)
Başkalarının gazına kananlar hem mallarından hem de canlarından olur.
c)
Toplum hayatında başarılı, bilgili, beceri sahibi kimseler çoğunlukla kıskançlık uyandırırlar ve onlara saldıran çok olur.
d)
Kimi kişiler için yapılan iyilik, onlara gösterilen yumuşak yüz, ince davranış bir şeye yaramaz. Hatta onların kişiye kötülük yapmalarına neden olabilir.
e)
İnsan, geçmişteki atalarıyla değil de kendisiyle övünmelidir. Kendi yaptıklarıyla ön plana çıkmalıdır.
59.
Meyveli ağacı taşlarlar
a)
Toplum hayatında başarılı, bilgili, beceri sahibi kimseler çoğunlukla kıskançlık uyandırırlar ve onlara saldıran çok olur.
b)
Cimri ve cömert aynı parayı harcar. Cimri hep ucuzu aradığından bir şeyi birden fazla kez almış olur.
c)
İnsan, geçmişteki atalarıyla değil de kendisiyle övünmelidir. Kendi yaptıklarıyla ön plana çıkmalıdır.
d)
Uygun olmayan işlerde çalışana ancak onun meslektaşları ona şahit olabilir.
e)
Göz önünde olan, herkesçe bilinen gerçeklerin saklanmaya çalışılması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi olasılık dışıdır.
60.
Mezar taşı ile övünülmez
a)
İnsan, geçmişteki atalarıyla değil de kendisiyle övünmelidir. Kendi yaptıklarıyla ön plana çıkmalıdır.
b)
Bir işi yoluyla değil de zorla yapmaya çalışan zarara uğrar.
c)
Göz önünde olan, herkesçe bilinen gerçeklerin saklanmaya çalışılması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi olasılık dışıdır.
d)
Toplum hayatında başarılı, bilgili, beceri sahibi kimseler çoğunlukla kıskançlık uyandırırlar ve onlara saldıran çok olur.
e)
Başkalarının söyleyeceklerine engel olmak mümkün değildir.
61.
Mızrak çuvala sığmaz
a)
Göz önünde olan, herkesçe bilinen gerçeklerin saklanmaya çalışılması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi olasılık dışıdır.
b)
Kişi, çağrıldığı bir yere gitmeli, davet edilmediği bir yere de gitmemelidir.
c)
Başkalarının söyleyeceklerine engel olmak mümkün değildir.
d)
İnsan, geçmişteki atalarıyla değil de kendisiyle övünmelidir. Kendi yaptıklarıyla ön plana çıkmalıdır.
e)
Büyük bir suç işleyen ya da yolsuzluk yapan kişi önceden onu gizleyecek önlemleri alır. Böylece bu suç veya yolsuzluk kolay kolay ortaya çıkarılamaz.
62.
Milletin ağzı torba değil ki büzesin
a)
Başkalarının söyleyeceklerine engel olmak mümkün değildir.
b)
Çağrılmadığın yere kişi asla gitmemelidir.
c)
Büyük bir suç işleyen ya da yolsuzluk yapan kişi önceden onu gizleyecek önlemleri alır. Böylece bu suç veya yolsuzluk kolay kolay ortaya çıkarılamaz.
d)
Göz önünde olan, herkesçe bilinen gerçeklerin saklanmaya çalışılması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi olasılık dışıdır.
e)
Kişi kendi emeğiyle kazandığı parayı kolay kolay harcamaz. Miras kalan parayı da ham vurup harman savurur ve hemen bitirir.
63.
Minareyi çalan kılıfını hazırlar
a)
Büyük bir suç işleyen ya da yolsuzluk yapan kişi önceden onu gizleyecek önlemleri alır. Böylece bu suç veya yolsuzluk kolay kolay ortaya çıkarılamaz.
b)
Bir kişiye kötülük yaparsak günün birinde bize de kötülük yaparlar.
c)
Kişi kendi emeğiyle kazandığı parayı kolay kolay harcamaz. Miras kalan parayı da ham vurup harman savurur ve hemen bitirir.
d)
Başkalarının söyleyeceklerine engel olmak mümkün değildir.
e)
Devlet malını gözetmeyen onu yanlış kullanan kişi er veya geç bunun bedelini öder.
64.
Mirasa nereye gidiyorsun demişler, esip savurmaya demiş
a)
Kişi kendi emeğiyle kazandığı parayı kolay kolay harcamaz. Miras kalan parayı da ham vurup harman savurur ve hemen bitirir.
b)
Her şeyin özelliği vardır. Bazı özellikler kalıcıdır ve asla değişmez. Hiçbir şey aslın yerini tutmaz.
c)
Devlet malını gözetmeyen onu yanlış kullanan kişi er veya geç bunun bedelini öder.
d)
Büyük bir suç işleyen ya da yolsuzluk yapan kişi önceden onu gizleyecek önlemleri alır. Böylece bu suç veya yolsuzluk kolay kolay ortaya çıkarılamaz.
e)
Misafir her konuda ev sahibine göre hareket eder.
65.
Miri malı balık kılçığıdır, yutulmaz
a)
Devlet malını gözetmeyen onu yanlış kullanan kişi er veya geç bunun bedelini öder.
b)
Hediyeleşmek insanı mutlu eder. Durumu uygun olmayanların hediyeleri de küçük olur. Taşıdığı değerse farklıdır. Hediyenin değersiz bir şey olduğu durumlarda söylenir.
c)
Misafir her konuda ev sahibine göre hareket eder.
d)
Kişi kendi emeğiyle kazandığı parayı kolay kolay harcamaz. Miras kalan parayı da ham vurup harman savurur ve hemen bitirir.
e)
Misafir, kendisinin misafir olduğu bir yerde bir başka misafirin gelmesini istemez. Ev sahibi ise her ikisini de istemez.
66.
Misafir ev sahibinin kuzusudur
a)
Misafir her konuda ev sahibine göre hareket eder.
b)
İnsan ilerisi için ne gibi bir çalışma yaparsa ilerde ancak onun veriminden yararlanır.
c)
Misafir, kendisinin misafir olduğu bir yerde bir başka misafirin gelmesini istemez. Ev sahibi ise her ikisini de istemez.
d)
Devlet malını gözetmeyen onu yanlış kullanan kişi er veya geç bunun bedelini öder.
e)
Yüce yaradan, gönlü geniş, mert insanlara yani misafir ağırlayanlara fazladan rızık verir.
67.
Misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisini de
a)
Misafir, kendisinin misafir olduğu bir yerde bir başka misafirin gelmesini istemez. Ev sahibi ise her ikisini de istemez.
b)
İnsan, kendi seviyesindeki kişilerle arkadaş olmalıdır.
c)
Yüce yaradan, gönlü geniş, mert insanlara yani misafir ağırlayanlara fazladan rızık verir.
d)
Misafir her konuda ev sahibine göre hareket eder.
e)
Misafir, ev sahibine tabi olduğundan kafasında çok farklı şeyler geçse de ev sahibi neyi ikram ederse onu alır.
68.
Misafir on kısmetle gelir, birini yer dokuzunu bırakır
a)
Yüce yaradan, gönlü geniş, mert insanlara yani misafir ağırlayanlara fazladan rızık verir.
b)
Boş gezen, bir iş yapmayan kişiler düzenli bir iş yapmaya gelemezler. Bunlar her şeyden evvel disiplinsizdirler.
c)
Misafir, ev sahibine tabi olduğundan kafasında çok farklı şeyler geçse de ev sahibi neyi ikram ederse onu alır.
d)
Misafir, kendisinin misafir olduğu bir yerde bir başka misafirin gelmesini istemez. Ev sahibi ise her ikisini de istemez.
e)
Makam mevki sahibi kişiler, yabancılara yaptıkları iyilikleri kendi yakınlarına göstermezler.
69.
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer
a)
Misafir, ev sahibine tabi olduğundan kafasında çok farklı şeyler geçse de ev sahibi neyi ikram ederse onu alır.
b)
Bir işin başında birden fazla yönetici varsa ve fikirleri birbirine uymuyorsa o iş yürümez.
c)
Makam mevki sahibi kişiler, yabancılara yaptıkları iyilikleri kendi yakınlarına göstermezler.
d)
Yüce yaradan, gönlü geniş, mert insanlara yani misafir ağırlayanlara fazladan rızık verir.
e)
Güzel ortaya çıkmayana kadar taliplileri görünmez.
70.
Mum dibine ışık vermez
a)
Makam mevki sahibi kişiler, yabancılara yaptıkları iyilikleri kendi yakınlarına göstermezler.
b)
Bir şey yalnızca o iş için gerekli araç ve yöntemlerle yapılabilir.
c)
Güzel ortaya çıkmayana kadar taliplileri görünmez.
d)
Misafir, ev sahibine tabi olduğundan kafasında çok farklı şeyler geçse de ev sahibi neyi ikram ederse onu alır.
e)
Bazı kişiler bedava olduğu için yenmeyecek şeyleri yerler, beş para etmeyen şeyleri alırlar.
71.
Mum yanmayınca pervane dönmez
a)
Güzel ortaya çıkmayana kadar taliplileri görünmez.
b)
Zevk içinde hayatını yaşamış bir kimse, en zor günlerinde bile bu alışkanlığını terk edemez.
c)
Bazı kişiler bedava olduğu için yenmeyecek şeyleri yerler, beş para etmeyen şeyleri alırlar.
d)
Makam mevki sahibi kişiler, yabancılara yaptıkları iyilikleri kendi yakınlarına göstermezler.
e)
Bir işte kime yetki verilmişse söz onda biter, onun buyruğu geçer.
72.
Müft olsun da zift olsun
a)
Bazı kişiler bedava olduğu için yenmeyecek şeyleri yerler, beş para etmeyen şeyleri alırlar.
b)
Satıcı ne bulursa görürse satar. O, bütün dikkatini satmaya vermiştir.
c)
Bir işte kime yetki verilmişse söz onda biter, onun buyruğu geçer.
d)
Güzel ortaya çıkmayana kadar taliplileri görünmez.
e)
Yiğit olmanın, mert ve iyiliksever olmanın bir ölçüsü olamaz. Kişi, ne kadar mert ve cesur olursa o kadar değerlidir.
73.
Mühür kimde ise Süleyman odur
a)
Bir işte kime yetki verilmişse söz onda biter, onun buyruğu geçer.
b)
Bir kişi hangi işle uğraşırsa yakınındaki kişiler de o işi çok sever.
c)
Yiğit olmanın, mert ve iyiliksever olmanın bir ölçüsü olamaz. Kişi, ne kadar mert ve cesur olursa o kadar değerlidir.
d)
Bazı kişiler bedava olduğu için yenmeyecek şeyleri yerler, beş para etmeyen şeyleri alırlar.
e)
Yoksul kişilerde varlıklı insanların özelliklerine rastlanılmaz.
74.
Mürüvvete endaze olmaz
a)
Yiğit olmanın, mert ve iyiliksever olmanın bir ölçüsü olamaz. Kişi, ne kadar mert ve cesur olursa o kadar değerlidir.
b)
En son noktaya kadar umudumuzu korumalı ve pes etmemeliyiz.
c)
Yoksul kişilerde varlıklı insanların özelliklerine rastlanılmaz.
d)
Bir işte kime yetki verilmişse söz onda biter, onun buyruğu geçer.
e)
Sıradan bayağı kişilerin iyice rezil olmaları için birbirlerine girmeleri gerekir.
75.
Çingene çadırında musandıra ne arar
a)
Yoksul kişilerde varlıklı insanların özelliklerine rastlanılmaz.
b)
Bazı özellikleri ile ön plana çıkan kişiler toplum içinde yok olmaktan kurtulur.
c)
Sıradan bayağı kişilerin iyice rezil olmaları için birbirlerine girmeleri gerekir.
d)
Yiğit olmanın, mert ve iyiliksever olmanın bir ölçüsü olamaz. Kişi, ne kadar mert ve cesur olursa o kadar değerlidir.
e)
Soysuz, bilgisiz ve görgüsüz kimseye bir yetki verilirse en yakınlarına bile fenalık yapmaktan çekinmez. Önce onlara zarar verir.
76.
Çingene çingeneye çatmadıkça kasnak boynuna geçmez
a)
Sıradan bayağı kişilerin iyice rezil olmaları için birbirlerine girmeleri gerekir.
b)
Kişi, başkalarına yaptığı yardımı kendi yakınlarına yapmaktan uzak durur.
c)
Soysuz, bilgisiz ve görgüsüz kimseye bir yetki verilirse en yakınlarına bile fenalık yapmaktan çekinmez. Önce onlara zarar verir.
d)
Yoksul kişilerde varlıklı insanların özelliklerine rastlanılmaz.
e)
Kötü kimselere herhangi bir nedenle zarar verecek ufak bir davranışta bulunursak onların bütün kötülüklerine maruz kalabiliriz. Mecbur kalınmadıkça kötülere sataşmamak gerekir.
77.
Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış
a)
Soysuz, bilgisiz ve görgüsüz kimseye bir yetki verilirse en yakınlarına bile fenalık yapmaktan çekinmez. Önce onlara zarar verir.
b)
Bir şey henüz ortaya çıkmadan hazırlıklara girişmek yanlıştır. Önce o şeyin ne olduğu anlaşılmalı, sonra da hazırlıklara başlanılmalıdır.
c)
Kötü kimselere herhangi bir nedenle zarar verecek ufak bir davranışta bulunursak onların bütün kötülüklerine maruz kalabiliriz. Mecbur kalınmadıkça kötülere sataşmamak gerekir.
d)
Sıradan bayağı kişilerin iyice rezil olmaları için birbirlerine girmeleri gerekir.
e)
Kişinin bir işi başarabilmesinin en önemli koşulu bunu yapma isteğidir, motivasyondur.
78.
Çirkefe taş atma üstüne sıçrar
a)
Kötü kimselere herhangi bir nedenle zarar verecek ufak bir davranışta bulunursak onların bütün kötülüklerine maruz kalabiliriz. Mecbur kalınmadıkça kötülere sataşmamak gerekir.
b)
Çocuk, dünyadaki dalavereleri bilmediği yani yalan konuşmadığı için çocuğun söylediği her şey doğrudur. Onun için ondan haber almak gerekir.
c)
Kişinin bir işi başarabilmesinin en önemli koşulu bunu yapma isteğidir, motivasyondur.
d)
Soysuz, bilgisiz ve görgüsüz kimseye bir yetki verilirse en yakınlarına bile fenalık yapmaktan çekinmez. Önce onlara zarar verir.
e)
Başsız kalan bir toplum onun bunun saldırısına uğrayıp dağılıp perişan olur.
79.
Çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır
a)
Kişinin bir işi başarabilmesinin en önemli koşulu bunu yapma isteğidir, motivasyondur.
b)
Her şeyin bir ölçüsü vardır. Aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. En güzel yol orta yoldur.
c)
Başsız kalan bir toplum onun bunun saldırısına uğrayıp dağılıp perişan olur.
d)
Kötü kimselere herhangi bir nedenle zarar verecek ufak bir davranışta bulunursak onların bütün kötülüklerine maruz kalabiliriz. Mecbur kalınmadıkça kötülere sataşmamak gerekir.
e)
Bir şey henüz ortaya çıkmadan hazırlıklara girişmek yanlıştır. Önce o şeyin ne olduğu anlaşılmalı, sonra da hazırlıklara başlanılmalıdır.
80.
Çobansız koyunu kurt kapar
a)
Başsız kalan bir toplum onun bunun saldırısına uğrayıp dağılıp perişan olur.
b)
İnsan ne kadar bilgili de olsa insanın bilmediği çok şey vardır. İnsan, bu bilgisine güvenip her şeye karışmamalıdır.
c)
Bir şey henüz ortaya çıkmadan hazırlıklara girişmek yanlıştır. Önce o şeyin ne olduğu anlaşılmalı, sonra da hazırlıklara başlanılmalıdır.
d)
Kişinin bir işi başarabilmesinin en önemli koşulu bunu yapma isteğidir, motivasyondur.
e)
Çocuk, dünyadaki dalavereleri bilmediği yani yalan konuşmadığı için çocuğun söylediği her şey doğrudur. Onun için ondan haber almak gerekir.
81.
Çocuk doğmadan kaftan biçilmez
a)
Bir şey henüz ortaya çıkmadan hazırlıklara girişmek yanlıştır. Önce o şeyin ne olduğu anlaşılmalı, sonra da hazırlıklara başlanılmalıdır.
b)
Kötülük yapacak kişiler eğer bunu açıkça belli ediyorsa ondan çekinmemek gerekir. Buna karşılık sinsice hareket edenler gerçekten tehlikeli olabilirler.
c)
Çocuk, dünyadaki dalavereleri bilmediği yani yalan konuşmadığı için çocuğun söylediği her şey doğrudur. Onun için ondan haber almak gerekir.
d)
Başsız kalan bir toplum onun bunun saldırısına uğrayıp dağılıp perişan olur.
e)
Her şeyin bir ölçüsü vardır. Aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. En güzel yol orta yoldur.
82.
Çocuktan al haberi
a)
Çocuk, dünyadaki dalavereleri bilmediği yani yalan konuşmadığı için çocuğun söylediği her şey doğrudur. Onun için ondan haber almak gerekir.
b)
Güçlü ve güçsüz olan kişiler çarpışırsa vay güçsüz olanın haline.
c)
Her şeyin bir ölçüsü vardır. Aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. En güzel yol orta yoldur.
d)
Bir şey henüz ortaya çıkmadan hazırlıklara girişmek yanlıştır. Önce o şeyin ne olduğu anlaşılmalı, sonra da hazırlıklara başlanılmalıdır.
e)
İnsan ne kadar bilgili de olsa insanın bilmediği çok şey vardır. İnsan, bu bilgisine güvenip her şeye karışmamalıdır.
83.
Çoğu zarar, azı karar
a)
Her şeyin bir ölçüsü vardır. Aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. En güzel yol orta yoldur.
b)
Bir kişi elindeki imkânlarla işini görür.
c)
İnsan ne kadar bilgili de olsa insanın bilmediği çok şey vardır. İnsan, bu bilgisine güvenip her şeye karışmamalıdır.
d)
Çocuk, dünyadaki dalavereleri bilmediği yani yalan konuşmadığı için çocuğun söylediği her şey doğrudur. Onun için ondan haber almak gerekir.
e)
Kötülük yapacak kişiler eğer bunu açıkça belli ediyorsa ondan çekinmemek gerekir. Buna karşılık sinsice hareket edenler gerçekten tehlikeli olabilirler.
84.
Çok bilen çok yanılır
a)
İnsan ne kadar bilgili de olsa insanın bilmediği çok şey vardır. İnsan, bu bilgisine güvenip her şeye karışmamalıdır.
b)
Bazı kimselere sert, bazılarına da yumuşak davranmak gerekir.
c)
Kötülük yapacak kişiler eğer bunu açıkça belli ediyorsa ondan çekinmemek gerekir. Buna karşılık sinsice hareket edenler gerçekten tehlikeli olabilirler.
d)
Her şeyin bir ölçüsü vardır. Aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. En güzel yol orta yoldur.
e)
Güçlü ve güçsüz olan kişiler çarpışırsa vay güçsüz olanın haline.
85.
Çok havlayan köpek ısırmaz
a)
Kötülük yapacak kişiler eğer bunu açıkça belli ediyorsa ondan çekinmemek gerekir. Buna karşılık sinsice hareket edenler gerçekten tehlikeli olabilirler.
b)
Kişilerin değerini kılık kıyafeti değil kişiliği ortaya koyar.
c)
Güçlü ve güçsüz olan kişiler çarpışırsa vay güçsüz olanın haline.
d)
İnsan ne kadar bilgili de olsa insanın bilmediği çok şey vardır. İnsan, bu bilgisine güvenip her şeye karışmamalıdır.
e)
Bir kişi elindeki imkânlarla işini görür.
86.
Çömlek taşa dokunursa vay çömleğin haline
a)
Güçlü ve güçsüz olan kişiler çarpışırsa vay güçsüz olanın haline.
b)
Özelliğini kaybetmiş, işe yaramaz bir duruma gelmiş bir şeyi, ne kadar uğraşsak da onu iş görecek bir hale getiremeyiz.
c)
Bir kişi elindeki imkânlarla işini görür.
d)
Kötülük yapacak kişiler eğer bunu açıkça belli ediyorsa ondan çekinmemek gerekir. Buna karşılık sinsice hareket edenler gerçekten tehlikeli olabilirler.
e)
Bazı kimselere sert, bazılarına da yumuşak davranmak gerekir.
87.
Çömlekçi suyu saksıda içer
a)
Bir kişi elindeki imkânlarla işini görür.
b)
Görgüsüz insanlara haber anlatmak oldukça güçtür.
c)
Bazı kimselere sert, bazılarına da yumuşak davranmak gerekir.
d)
Güçlü ve güçsüz olan kişiler çarpışırsa vay güçsüz olanın haline.
e)
Kişilerin değerini kılık kıyafeti değil kişiliği ortaya koyar.
88.
Çuhayı fırçayla, kadifeyi elle
a)
Bazı kimselere sert, bazılarına da yumuşak davranmak gerekir.
b)
Kişi yaşasın da uzakta olsun hiç önemli değildir.
c)
Kişilerin değerini kılık kıyafeti değil kişiliği ortaya koyar.
d)
Bir kişi elindeki imkânlarla işini görür.
e)
Özelliğini kaybetmiş, işe yaramaz bir duruma gelmiş bir şeyi, ne kadar uğraşsak da onu iş görecek bir hale getiremeyiz.
89.
Çul içinde arslan yatar
a)
Kişilerin değerini kılık kıyafeti değil kişiliği ortaya koyar.
b)
Yüksek mevkilere, makamlara gelmiş ve sorumluluk alan kimselerin başında dert eksik olmaz.
c)
Özelliğini kaybetmiş, işe yaramaz bir duruma gelmiş bir şeyi, ne kadar uğraşsak da onu iş görecek bir hale getiremeyiz.
d)
Bazı kimselere sert, bazılarına da yumuşak davranmak gerekir.
e)
Görgüsüz insanlara haber anlatmak oldukça güçtür.
90.
Çürük tahta çivi tutmaz
a)
Özelliğini kaybetmiş, işe yaramaz bir duruma gelmiş bir şeyi, ne kadar uğraşsak da onu iş görecek bir hale getiremeyiz.
b)
Kış, soğuk ilkin yüksek yerlere gelir. Bunun gibi insanların başı da felaketlerden kurtulmaz.
c)
Görgüsüz insanlara haber anlatmak oldukça güçtür.
d)
Kişilerin değerini kılık kıyafeti değil kişiliği ortaya koyar.
e)
Kişi yaşasın da uzakta olsun hiç önemli değildir.
91.
Dağ adamı, hasta eder
a)
Görgüsüz insanlara haber anlatmak oldukça güçtür.
b)
İnsan, her nerede olursa olsun bir gün diğerine kavuşabilir.
c)
Kişi yaşasın da uzakta olsun hiç önemli değildir.
d)
Özelliğini kaybetmiş, işe yaramaz bir duruma gelmiş bir şeyi, ne kadar uğraşsak da onu iş görecek bir hale getiremeyiz.
e)
Yüksek mevkilere, makamlara gelmiş ve sorumluluk alan kimselerin başında dert eksik olmaz.
92.
Dağ ardında olsun da, yer altında olmasın
a)
Kişi yaşasın da uzakta olsun hiç önemli değildir.
b)
İmkânsız olan zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Azimli, sabırlı olmak gerekir.
c)
Yüksek mevkilere, makamlara gelmiş ve sorumluluk alan kimselerin başında dert eksik olmaz.
d)
Görgüsüz insanlara haber anlatmak oldukça güçtür.
e)
Kış, soğuk ilkin yüksek yerlere gelir. Bunun gibi insanların başı da felaketlerden kurtulmaz.
93.
Dağ başı dumansız olmaz
a)
Yüksek mevkilere, makamlara gelmiş ve sorumluluk alan kimselerin başında dert eksik olmaz.
b)
Belli bir varlığı olan kimse varlığını sürekli düşünüp bir korku içinde hayatını devam ettirir.
c)
Kış, soğuk ilkin yüksek yerlere gelir. Bunun gibi insanların başı da felaketlerden kurtulmaz.
d)
Kişi yaşasın da uzakta olsun hiç önemli değildir.
e)
İnsan, her nerede olursa olsun bir gün diğerine kavuşabilir.
94.
Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir
a)
Kış, soğuk ilkin yüksek yerlere gelir. Bunun gibi insanların başı da felaketlerden kurtulmaz.
b)
Eşkıya olsan dahi insaflı olmaktan kaçınma.
c)
İnsan, her nerede olursa olsun bir gün diğerine kavuşabilir.
d)
Yüksek mevkilere, makamlara gelmiş ve sorumluluk alan kimselerin başında dert eksik olmaz.
e)
İmkânsız olan zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Azimli, sabırlı olmak gerekir.
95.
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur
a)
İnsan, her nerede olursa olsun bir gün diğerine kavuşabilir.
b)
Aslında bazı şeylerden yoksun gibi görünen kişi ve nesnelerin birçok şeye gebe oldukları bilinen bir gerçektir.
c)
İmkânsız olan zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Azimli, sabırlı olmak gerekir.
d)
Kış, soğuk ilkin yüksek yerlere gelir. Bunun gibi insanların başı da felaketlerden kurtulmaz.
e)
Belli bir varlığı olan kimse varlığını sürekli düşünüp bir korku içinde hayatını devam ettirir.
96.
Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar
a)
İmkânsız olan zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Azimli, sabırlı olmak gerekir.
b)
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
c)
Belli bir varlığı olan kimse varlığını sürekli düşünüp bir korku içinde hayatını devam ettirir.
d)
İnsan, her nerede olursa olsun bir gün diğerine kavuşabilir.
e)
Eşkıya olsan dahi insaflı olmaktan kaçınma.
97.
Dağda bağın var, yüreğinde dağın var
a)
Belli bir varlığı olan kimse varlığını sürekli düşünüp bir korku içinde hayatını devam ettirir.
b)
Küçük ve önemsiz gibi görünen şeyler birikerek büyük şeyleri oluşturur.
c)
Eşkıya olsan dahi insaflı olmaktan kaçınma.
d)
İmkânsız olan zorlukların da üstesinden gelinebilecek bir yol vardır. Azimli, sabırlı olmak gerekir.
e)
Aslında bazı şeylerden yoksun gibi görünen kişi ve nesnelerin birçok şeye gebe oldukları bilinen bir gerçektir.
98.
Dağda gez, belde gez insafı elden bırakma
a)
Eşkıya olsan dahi insaflı olmaktan kaçınma.
b)
Bilmediklerini bilenlere sorarak öğrenenler en güç işlerin bile altından kalkabilirler. Bunu yapmayanlar ise güçlükler içinde yuvarlanırlar.
c)
Aslında bazı şeylerden yoksun gibi görünen kişi ve nesnelerin birçok şeye gebe oldukları bilinen bir gerçektir.
d)
Belli bir varlığı olan kimse varlığını sürekli düşünüp bir korku içinde hayatını devam ettirir.
e)
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
99.
Dağları ıssız sanma, körleri gözsüz sanma
a)
Aslında bazı şeylerden yoksun gibi görünen kişi ve nesnelerin birçok şeye gebe oldukları bilinen bir gerçektir.
b)
Kötü gereçle iyi bir eser yapılmayacağı gibi yeteneksiz kişilerden iyi bir iş beklenemez.
c)
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
d)
Eşkıya olsan dahi insaflı olmaktan kaçınma.
e)
Küçük ve önemsiz gibi görünen şeyler birikerek büyük şeyleri oluşturur.
100.
Daha iyisi can sağlığı
a)
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
b)
Kişi bir yere davet edilmeden asla gitmemelidir. Gittiği takdirde istediği gibi ağırlanmayacağını bilmelidir.
c)
Küçük ve önemsiz gibi görünen şeyler birikerek büyük şeyleri oluşturur.
d)
Aslında bazı şeylerden yoksun gibi görünen kişi ve nesnelerin birçok şeye gebe oldukları bilinen bir gerçektir.
e)
Bilmediklerini bilenlere sorarak öğrenenler en güç işlerin bile altından kalkabilirler. Bunu yapmayanlar ise güçlükler içinde yuvarlanırlar.
101.
Damlaya damlaya göl olur
a)
Küçük ve önemsiz gibi görünen şeyler birikerek büyük şeyleri oluşturur.
b)
Sorumluluk birinde fakat başka birinin sözü geçiyor.
c)
Bilmediklerini bilenlere sorarak öğrenenler en güç işlerin bile altından kalkabilirler. Bunu yapmayanlar ise güçlükler içinde yuvarlanırlar.
d)
Bulunabileceklerin en iyisi oldu.
e)
Kötü gereçle iyi bir eser yapılmayacağı gibi yeteneksiz kişilerden iyi bir iş beklenemez.
102.
Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış
a)
Bilmediklerini bilenlere sorarak öğrenenler en güç işlerin bile altından kalkabilirler. Bunu yapmayanlar ise güçlükler içinde yuvarlanırlar.
b)
Dostluklarda, evlenmelerde vb. durumlarda (zenginlik, makam, huy gibi) kişiler kendilerine uygun kişileri seçmelidir.
c)
Kötü gereçle iyi bir eser yapılmayacağı gibi yeteneksiz kişilerden iyi bir iş beklenemez.
d)
Küçük ve önemsiz gibi görünen şeyler birikerek büyük şeyleri oluşturur.
e)
Kişi bir yere davet edilmeden asla gitmemelidir. Gittiği takdirde istediği gibi ağırlanmayacağını bilmelidir.
103.
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz
a)
Kötü gereçle iyi bir eser yapılmayacağı gibi yeteneksiz kişilerden iyi bir iş beklenemez.
b)
Kimi durumlar, ona uzaktan bakana çok hoş gelir. O durumun içinde olanlara ise rahatsızlık verebilir.
c)
Kişi bir yere davet edilmeden asla gitmemelidir. Gittiği takdirde istediği gibi ağırlanmayacağını bilmelidir.
d)
Bilmediklerini bilenlere sorarak öğrenenler en güç işlerin bile altından kalkabilirler. Bunu yapmayanlar ise güçlükler içinde yuvarlanırlar.
e)
Sorumluluk birinde fakat başka birinin sözü geçiyor.
104.
Davetsiz gelen döşeksiz oturur
a)
Kişi bir yere davet edilmeden asla gitmemelidir. Gittiği takdirde istediği gibi ağırlanmayacağını bilmelidir.
b)
Dayak oldukça kutsi bir eğitim aracıdır. Dövmenin eğitici, korkutucu bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılır.
c)
Sorumluluk birinde fakat başka birinin sözü geçiyor.
d)
Kötü gereçle iyi bir eser yapılmayacağı gibi yeteneksiz kişilerden iyi bir iş beklenemez.
e)
Dostluklarda, evlenmelerde vb. durumlarda (zenginlik, makam, huy gibi) kişiler kendilerine uygun kişileri seçmelidir.
105.
Davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde
a)
Sorumluluk birinde fakat başka birinin sözü geçiyor.
b)
Bir şeyi beğenmekte çok seçici olan kimseler sonunda istemediği bir şeyle karşılaşırlar.
c)
Dostluklarda, evlenmelerde vb. durumlarda (zenginlik, makam, huy gibi) kişiler kendilerine uygun kişileri seçmelidir.
d)
Kişi bir yere davet edilmeden asla gitmemelidir. Gittiği takdirde istediği gibi ağırlanmayacağını bilmelidir.
e)
Kimi durumlar, ona uzaktan bakana çok hoş gelir. O durumun içinde olanlara ise rahatsızlık verebilir.
106.
Davul dengi dengine çalar
a)
Dostluklarda, evlenmelerde vb. durumlarda (zenginlik, makam, huy gibi) kişiler kendilerine uygun kişileri seçmelidir.
b)
Sevgi, değirmenin iki taştan oluştuğu gibi iki kişi arasında olur.
c)
Kimi durumlar, ona uzaktan bakana çok hoş gelir. O durumun içinde olanlara ise rahatsızlık verebilir.
d)
Sorumluluk birinde fakat başka birinin sözü geçiyor.
e)
Dayak oldukça kutsi bir eğitim aracıdır. Dövmenin eğitici, korkutucu bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılır.
107.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir
a)
Kimi durumlar, ona uzaktan bakana çok hoş gelir. O durumun içinde olanlara ise rahatsızlık verebilir.
b)
Deli yaptığı bir işten dolayı kendini sorumlu tutmaz ama yakınları onların davranışlarından utanırlar.
c)
Dayak oldukça kutsi bir eğitim aracıdır. Dövmenin eğitici, korkutucu bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılır.
d)
Dostluklarda, evlenmelerde vb. durumlarda (zenginlik, makam, huy gibi) kişiler kendilerine uygun kişileri seçmelidir.
e)
Bir şeyi beğenmekte çok seçici olan kimseler sonunda istemediği bir şeyle karşılaşırlar.
108.
Dayak cennetten çıkmıştır
a)
Dayak oldukça kutsi bir eğitim aracıdır. Dövmenin eğitici, korkutucu bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılır.
b)
Kişi, kendisine her açıdan benzeyen ve ona fayda sağlayan şeylerden hoşlanır.
c)
Bir şeyi beğenmekte çok seçici olan kimseler sonunda istemediği bir şeyle karşılaşırlar.
d)
Kimi durumlar, ona uzaktan bakana çok hoş gelir. O durumun içinde olanlara ise rahatsızlık verebilir.
e)
Sevgi, değirmenin iki taştan oluştuğu gibi iki kişi arasında olur.
109.
Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer
a)
Bir şeyi beğenmekte çok seçici olan kimseler sonunda istemediği bir şeyle karşılaşırlar.
b)
Saldırgan kişiler, saldırı özelliği olan kişilerden çekinir.
c)
Sevgi, değirmenin iki taştan oluştuğu gibi iki kişi arasında olur.
d)
Dayak oldukça kutsi bir eğitim aracıdır. Dövmenin eğitici, korkutucu bir etkisi olduğunu anlatmak için kullanılır.
e)
Deli yaptığı bir işten dolayı kendini sorumlu tutmaz ama yakınları onların davranışlarından utanırlar.
110.
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan
a)
Sevgi, değirmenin iki taştan oluştuğu gibi iki kişi arasında olur.
b)
Kendini bilmeyen kişiler, gelenek ve görenekleri terk ederek kendini konuk yerine koyar.
c)
Deli yaptığı bir işten dolayı kendini sorumlu tutmaz ama yakınları onların davranışlarından utanırlar.
d)
Bir şeyi beğenmekte çok seçici olan kimseler sonunda istemediği bir şeyle karşılaşırlar.
e)
Kişi, kendisine her açıdan benzeyen ve ona fayda sağlayan şeylerden hoşlanır.
111.
Deli arlanmaz, soyu arlanır
a)
Deli yaptığı bir işten dolayı kendini sorumlu tutmaz ama yakınları onların davranışlarından utanırlar.
b)
Deli olan kimse hiçbir şeyi saklayamadığı için bildiği ve gördüğü şeylere bir şeyler katmadan söyler. Dolayısıyla en doğru haberi vermiş olur.
c)
Kişi, kendisine her açıdan benzeyen ve ona fayda sağlayan şeylerden hoşlanır.
d)
Sevgi, değirmenin iki taştan oluştuğu gibi iki kişi arasında olur.
e)
Saldırgan kişiler, saldırı özelliği olan kişilerden çekinir.
112.
Deli deliden hoşlanır, imam ölüden
a)
Kişi, kendisine her açıdan benzeyen ve ona fayda sağlayan şeylerden hoşlanır.
b)
Bir şekilde bir işe yarayan bir şeyin mutlaka bir isteklisi bulunur.
c)
Saldırgan kişiler, saldırı özelliği olan kişilerden çekinir.
d)
Deli yaptığı bir işten dolayı kendini sorumlu tutmaz ama yakınları onların davranışlarından utanırlar.
e)
Kendini bilmeyen kişiler, gelenek ve görenekleri terk ederek kendini konuk yerine koyar.
113.
Deli deliyi görünce değneğini saklar
a)
Saldırgan kişiler, saldırı özelliği olan kişilerden çekinir.
b)
Bir mahareti, yeteneği, becerisi olan kimse mutlaka bir işin başına geçer.
c)
Kendini bilmeyen kişiler, gelenek ve görenekleri terk ederek kendini konuk yerine koyar.
d)
Kişi, kendisine her açıdan benzeyen ve ona fayda sağlayan şeylerden hoşlanır.
e)
Deli olan kimse hiçbir şeyi saklayamadığı için bildiği ve gördüğü şeylere bir şeyler katmadan söyler. Dolayısıyla en doğru haberi vermiş olur.
114.
Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş
a)
Kendini bilmeyen kişiler, gelenek ve görenekleri terk ederek kendini konuk yerine koyar.
b)
Bir kimsenin istediği bir şeye kavuşabilmesi için bir yol gösterene ihtiyacı vardır.
c)
Deli olan kimse hiçbir şeyi saklayamadığı için bildiği ve gördüğü şeylere bir şeyler katmadan söyler. Dolayısıyla en doğru haberi vermiş olur.
d)
Saldırgan kişiler, saldırı özelliği olan kişilerden çekinir.
e)
Bir şekilde bir işe yarayan bir şeyin mutlaka bir isteklisi bulunur.
115.
Deliden al uslu haberi
a)
Deli olan kimse hiçbir şeyi saklayamadığı için bildiği ve gördüğü şeylere bir şeyler katmadan söyler. Dolayısıyla en doğru haberi vermiş olur.
b)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
c)
Bir şekilde bir işe yarayan bir şeyin mutlaka bir isteklisi bulunur.
d)
Kendini bilmeyen kişiler, gelenek ve görenekleri terk ederek kendini konuk yerine koyar.
e)
Bir mahareti, yeteneği, becerisi olan kimse mutlaka bir işin başına geçer.
116.
Delikli boncuk yerde kalmaz
a)
Bir şekilde bir işe yarayan bir şeyin mutlaka bir isteklisi bulunur.
b)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
c)
Bir mahareti, yeteneği, becerisi olan kimse mutlaka bir işin başına geçer.
d)
Deli olan kimse hiçbir şeyi saklayamadığı için bildiği ve gördüğü şeylere bir şeyler katmadan söyler. Dolayısıyla en doğru haberi vermiş olur.
e)
Bir kimsenin istediği bir şeye kavuşabilmesi için bir yol gösterene ihtiyacı vardır.
117.
Delikli taş yerde kalmaz
a)
Bir mahareti, yeteneği, becerisi olan kimse mutlaka bir işin başına geçer.
b)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
c)
Bir kimsenin istediği bir şeye kavuşabilmesi için bir yol gösterene ihtiyacı vardır.
d)
Bir şekilde bir işe yarayan bir şeyin mutlaka bir isteklisi bulunur.
e)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
118.
Delilsiz cennete bile girilmez
a)
Bir kimsenin istediği bir şeye kavuşabilmesi için bir yol gösterene ihtiyacı vardır.
b)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
c)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
d)
Bir mahareti, yeteneği, becerisi olan kimse mutlaka bir işin başına geçer.
e)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
119.
Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış
a)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
b)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
c)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
d)
Bir kimsenin istediği bir şeye kavuşabilmesi için bir yol gösterene ihtiyacı vardır.
e)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
120.
Deliye her gün bayram
a)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
b)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
c)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
d)
Akıldan yoksun kişiler bir kez bir şeyin tadını alsalar o ve ona benzer şeylere ulaşmak için can atarlar.
e)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
121.
Demir ıslanmaz, deli uslanmaz
a)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
b)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
c)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
d)
Bir işle meşgul olmayan bir sorumluluk taşımayan kişi için her gün bayramdır. Bunlar gamsız, kedersiz ve sorumluluktan uzak kişilerdir.
e)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
122.
Demir tavında dövülür
a)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
b)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
c)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
d)
Kişi ve nesnelerin bazı özelliklerini değiştirmek mümkün değildir.
e)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
123.
Demircinin canı demirden berk gerek
a)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
b)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
c)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
d)
Her şey için kritik dönemler vardır. Bunun zamanı geçerse, bir sonuç alınmaz. Yaşı ilerlemiş bir kimsenin eğitiminden bir sonuç almak çok zor olur.
e)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
124.
Deniz kenarında dalga eksik olmaz
a)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
b)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
c)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
d)
Zor işleri yapacak kişilerin bu zorluğu yenecek azim ve kararlılıkları olmalıdır.
e)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
125.
Denizdeki balığın pazarlığı olmaz
a)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
b)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
c)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
d)
Bazı ortamlarda tartışma, münakaşa olması kaçınılmazdır.
e)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
126.
Denize düşen yılana sarılır
a)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
b)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
c)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
d)
Görünürde olmayan, ele geçmemiş bir nesnenin alım ve satımı üzerinde konuşmak boşunadır.
e)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
127.
Derdini söylemeyen derman bulamaz
a)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
b)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
c)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
d)
Çok büyük tehlike içinde bulunan kimse, kendisine tehlikeli olabilecek şeylerden bile yardım umar.
e)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
128.
Dereyi geçerken at değiştirilmez
a)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
b)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
c)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
d)
Kötü durumda olan kişiler bu durumlarını kendisine yardım edebilecek kimselere açmalıdır. Derdine de bu şekilde çare bulur.
e)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
129.
Dereyi, tepeyi sel bilir, iyiyi kötüyü el bilir
a)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
b)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
c)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
d)
Bir işe kimlerle ve nasıl başlanılmışsa o işi o kişi ve yöntemlerle bitirmek gerekir.
e)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
130.
Derin su yavaş akar
a)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
b)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
c)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
d)
Nasıl ki dereyi ve tepeyi sel biliyorsa onun gibi kişiler de insanların iyi ve kötüsünü ayırt edebilir.
e)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
131.
Dertsiz baş olmaz
a)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
b)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
c)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
d)
Bilgili ve deneyimli kişiler kararlarında ve konuşmalarında sabırlı olurlar.
e)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
132.
Dertsiz baş terkide gerek
a)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
b)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
c)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
d)
Herkesin mutlaka bir derdi vardır.
e)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
133.
Derviş tekkede, hacı Mekke’de bulunur
a)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
b)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
c)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
d)
Kişiler ancak öldükten sonra dertten kurtulabilir.
e)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
134.
Dervişin fikri ne ise zikri de odur
a)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
b)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
c)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
d)
Kişi, uğraştığı, meslek edindiği şeylerle ilgili yerde bulunur.
e)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
135.
Destursuz bağa gidilmez
a)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
b)
Açgözlülük insanı küçük menfaatler peşinde koşturur, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve ona olabildiğince zarar verir.
c)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
d)
Bir insan davranış, hareket ve sözleriyle düşündüklerini belli ettirip açığa vurur.
e)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
136.
Deveden büyük fil var
a)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
b)
Bir kişiye asıl işin yanında sürekli ıvır zıvır, boş işler verilirse o kişi asıl işini yapamaz.
c)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
d)
Bir işi izin almadan yapan bir şekilde bunun cezasını görür.
e)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
137.
Devenin derisi eşeğe yük olur
a)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
b)
İnsan ancak çalışarak, çabalayarak zengin olur. Mal ve şans gelip kişiyi bulmaz.
c)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
d)
Hiçbir insan sahip olduğu makam ve varlıkla övünmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Ondan üstünü her zaman vardır.
e)
Açgözlülük insanı küçük menfaatler peşinde koşturur, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve ona olabildiğince zarar verir.
138.
Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez
a)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
b)
Devlete zarar vermeyi alışkanlık hâline getirenlere göre devletin malı sonsuzdur. Yolsuzluk yapmayan da aptaldır.
c)
Açgözlülük insanı küçük menfaatler peşinde koşturur, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve ona olabildiğince zarar verir.
d)
Zengin olan kişiler ne kadar fakir olsalar da yoksullara göre oldukça varlıklıdır.
e)
Bir kişiye asıl işin yanında sürekli ıvır zıvır, boş işler verilirse o kişi asıl işini yapamaz.
139.
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur
a)
Açgözlülük insanı küçük menfaatler peşinde koşturur, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve ona olabildiğince zarar verir.
b)
Kişi iyi bilmediği bir şeye girişmemelidir.
c)
Bir kişiye asıl işin yanında sürekli ıvır zıvır, boş işler verilirse o kişi asıl işini yapamaz.
d)
Herkesin bildiği, gördüğü bir yerdeki bir olayı gizlemeye çalışmak boştur.
e)
İnsan ancak çalışarak, çabalayarak zengin olur. Mal ve şans gelip kişiyi bulmaz.
140.
Deveyi yük değil zelber yıkar
a)
Bir kişiye asıl işin yanında sürekli ıvır zıvır, boş işler verilirse o kişi asıl işini yapamaz.
b)
Kişiye zarar hangi yönden gelmişse o zarar yine aynı yoldan giderilir.
c)
İnsan ancak çalışarak, çabalayarak zengin olur. Mal ve şans gelip kişiyi bulmaz.
d)
Açgözlülük insanı küçük menfaatler peşinde koşturur, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve ona olabildiğince zarar verir.
e)
Devlete zarar vermeyi alışkanlık hâline getirenlere göre devletin malı sonsuzdur. Yolsuzluk yapmayan da aptaldır.
141.
Devlet adama ayağıyla gelmez
a)
İnsan ancak çalışarak, çabalayarak zengin olur. Mal ve şans gelip kişiyi bulmaz.
b)
Güzel şeylerin kusurlu, eksik ve kötü yanları da olabilir. Bu güzel şeyleri elde etmek istiyorsak, bu şeylerin hoşa gitmeyen bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
c)
Devlete zarar vermeyi alışkanlık hâline getirenlere göre devletin malı sonsuzdur. Yolsuzluk yapmayan da aptaldır.
d)
Bir kişiye asıl işin yanında sürekli ıvır zıvır, boş işler verilirse o kişi asıl işini yapamaz.
e)
Kişi iyi bilmediği bir şeye girişmemelidir.
142.
Devletin malı deniz, yemeyen domuz
a)
Devlete zarar vermeyi alışkanlık hâline getirenlere göre devletin malı sonsuzdur. Yolsuzluk yapmayan da aptaldır.
b)
Bir kişinin içinde ne geçiyorsa, içinde hangi duygular yer alıyorsa onu ortaya çıkarır.
c)
Kişi iyi bilmediği bir şeye girişmemelidir.
d)
İnsan ancak çalışarak, çabalayarak zengin olur. Mal ve şans gelip kişiyi bulmaz.
e)
Kişiye zarar hangi yönden gelmişse o zarar yine aynı yoldan giderilir.
143.
Dibi görünmeyen sudan geçme
a)
Kişi iyi bilmediği bir şeye girişmemelidir.
b)
Bir kişiden yardım isteyen kendisine yapılacak yardımın aksaması nedeniyle başka birinin de aynı kişiden yardım istemesinden hoşlanmaz. Yardım yapması beklenen kimse de ikisinden de hoşlanmaz.
c)
Kişiye zarar hangi yönden gelmişse o zarar yine aynı yoldan giderilir.
d)
Devlete zarar vermeyi alışkanlık hâline getirenlere göre devletin malı sonsuzdur. Yolsuzluk yapmayan da aptaldır.
e)
Güzel şeylerin kusurlu, eksik ve kötü yanları da olabilir. Bu güzel şeyleri elde etmek istiyorsak, bu şeylerin hoşa gitmeyen bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
144.
Diken battığı yerden çıkar
a)
Kişiye zarar hangi yönden gelmişse o zarar yine aynı yoldan giderilir.
b)
Dilenen, istemeye alışık kimselerin isteklerinin sonu gelmez.
c)
Güzel şeylerin kusurlu, eksik ve kötü yanları da olabilir. Bu güzel şeyleri elde etmek istiyorsak, bu şeylerin hoşa gitmeyen bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
d)
Kişi iyi bilmediği bir şeye girişmemelidir.
e)
Bir kişinin içinde ne geçiyorsa, içinde hangi duygular yer alıyorsa onu ortaya çıkarır.
145.
Dikensiz gül olmaz
a)
Güzel şeylerin kusurlu, eksik ve kötü yanları da olabilir. Bu güzel şeyleri elde etmek istiyorsak, bu şeylerin hoşa gitmeyen bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
b)
İnsanların başına gelen sıkıntılar çoğu zaman dilinden gelir. Neyi, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmeyen kişi felaketlerden kendini kurtaramaz.
c)
Bir kişinin içinde ne geçiyorsa, içinde hangi duygular yer alıyorsa onu ortaya çıkarır.
d)
Kişiye zarar hangi yönden gelmişse o zarar yine aynı yoldan giderilir.
e)
Bir kişiden yardım isteyen kendisine yapılacak yardımın aksaması nedeniyle başka birinin de aynı kişiden yardım istemesinden hoşlanmaz. Yardım yapması beklenen kimse de ikisinden de hoşlanmaz.
146.
Dil yüreğin kepçesidir
a)
Bir kişinin içinde ne geçiyorsa, içinde hangi duygular yer alıyorsa onu ortaya çıkarır.
b)
Dil cismen küçüktür, ama kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felakete sebep olabilir.
c)
Bir kişiden yardım isteyen kendisine yapılacak yardımın aksaması nedeniyle başka birinin de aynı kişiden yardım istemesinden hoşlanmaz. Yardım yapması beklenen kimse de ikisinden de hoşlanmaz.
d)
Güzel şeylerin kusurlu, eksik ve kötü yanları da olabilir. Bu güzel şeyleri elde etmek istiyorsak, bu şeylerin hoşa gitmeyen bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
e)
Dilenen, istemeye alışık kimselerin isteklerinin sonu gelmez.
147.
Dilenci dilenciyi istemez; ev sahibi ikisini de
a)
Bir kişiden yardım isteyen kendisine yapılacak yardımın aksaması nedeniyle başka birinin de aynı kişiden yardım istemesinden hoşlanmaz. Yardım yapması beklenen kimse de ikisinden de hoşlanmaz.
b)
Dil, yapısı itibariyle kemik içermez. Dil, her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözler de söyleyebilir.
c)
Dilenen, istemeye alışık kimselerin isteklerinin sonu gelmez.
d)
Bir kişinin içinde ne geçiyorsa, içinde hangi duygular yer alıyorsa onu ortaya çıkarır.
e)
İnsanların başına gelen sıkıntılar çoğu zaman dilinden gelir. Neyi, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmeyen kişi felaketlerden kendini kurtaramaz.
148.
Dilencinin torbası dolmaz
a)
Dilenen, istemeye alışık kimselerin isteklerinin sonu gelmez.
b)
Hoşa gitmeyen, kişiyi üzen şeyleri konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözüdür.
c)
İnsanların başına gelen sıkıntılar çoğu zaman dilinden gelir. Neyi, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmeyen kişi felaketlerden kendini kurtaramaz.
d)
Bir kişiden yardım isteyen kendisine yapılacak yardımın aksaması nedeniyle başka birinin de aynı kişiden yardım istemesinden hoşlanmaz. Yardım yapması beklenen kimse de ikisinden de hoşlanmaz.
e)
Dil cismen küçüktür, ama kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felakete sebep olabilir.
149.
Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim
a)
İnsanların başına gelen sıkıntılar çoğu zaman dilinden gelir. Neyi, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmeyen kişi felaketlerden kendini kurtaramaz.
b)
Ahlaksız, terbiyesiz kişinin hakkından, ancak ondan daha kötü ve ahlaksız kimse gelebilir.
c)
Dil cismen küçüktür, ama kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felakete sebep olabilir.
d)
Dilenen, istemeye alışık kimselerin isteklerinin sonu gelmez.
e)
Dil, yapısı itibariyle kemik içermez. Dil, her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözler de söyleyebilir.
150.
Dilin cismi küçük, cürmü büyük
a)
Dil cismen küçüktür, ama kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felakete sebep olabilir.
b)
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı henüz belli olmayan bir şey için önceden bir karara varılmamalıdır.
c)
Dil, yapısı itibariyle kemik içermez. Dil, her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözler de söyleyebilir.
d)
İnsanların başına gelen sıkıntılar çoğu zaman dilinden gelir. Neyi, ne zaman, nasıl konuşacağını bilmeyen kişi felaketlerden kendini kurtaramaz.
e)
Hoşa gitmeyen, kişiyi üzen şeyleri konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözüdür.
151.
Dilin kemiği yok
a)
Dil, yapısı itibariyle kemik içermez. Dil, her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözler de söyleyebilir.
b)
Bazı ortamlarda söylenen doğru söz çok kimseyi rahatsız edebilir. Bunlar, kötü tarafları yüzlerine vurulan insanlar tarafından hor görülürler.
c)
Hoşa gitmeyen, kişiyi üzen şeyleri konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözüdür.
d)
Dil cismen küçüktür, ama kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felakete sebep olabilir.
e)
Ahlaksız, terbiyesiz kişinin hakkından, ancak ondan daha kötü ve ahlaksız kimse gelebilir.
152.
Dilini eşek arısı soksun
a)
Hoşa gitmeyen, kişiyi üzen şeyleri konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözüdür.
b)
Doğru konuşmak kişilerin işine gelmediği için herkes onunla uğraşır. O, doğru konuşmakla bazılarını üzecektir. Onun için doğru sözlü kişi bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
c)
Ahlaksız, terbiyesiz kişinin hakkından, ancak ondan daha kötü ve ahlaksız kimse gelebilir.
d)
Dil, yapısı itibariyle kemik içermez. Dil, her türlü kelimeyi kolayca çıkarabildiğinden bazen çelişkili sözler de söyleyebilir.
e)
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı henüz belli olmayan bir şey için önceden bir karara varılmamalıdır.
153.
Dinsizin hakkından imansız gelir
a)
Ahlaksız, terbiyesiz kişinin hakkından, ancak ondan daha kötü ve ahlaksız kimse gelebilir.
b)
İnsanların kusurlarını, eksiklerini, yanlışlarını söylemek kişilere acı verir.
c)
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı henüz belli olmayan bir şey için önceden bir karara varılmamalıdır.
d)
Hoşa gitmeyen, kişiyi üzen şeyleri konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözüdür.
e)
Bazı ortamlarda söylenen doğru söz çok kimseyi rahatsız edebilir. Bunlar, kötü tarafları yüzlerine vurulan insanlar tarafından hor görülürler.
154.
Doğmadık çocuğa don biçilmez
a)
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı henüz belli olmayan bir şey için önceden bir karara varılmamalıdır.
b)
Dünyada doğru hiç kimse yoktur. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
c)
Bazı ortamlarda söylenen doğru söz çok kimseyi rahatsız edebilir. Bunlar, kötü tarafları yüzlerine vurulan insanlar tarafından hor görülürler.
d)
Ahlaksız, terbiyesiz kişinin hakkından, ancak ondan daha kötü ve ahlaksız kimse gelebilir.
e)
Doğru konuşmak kişilerin işine gelmediği için herkes onunla uğraşır. O, doğru konuşmakla bazılarını üzecektir. Onun için doğru sözlü kişi bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
155.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar
a)
Bazı ortamlarda söylenen doğru söz çok kimseyi rahatsız edebilir. Bunlar, kötü tarafları yüzlerine vurulan insanlar tarafından hor görülürler.
b)
Doğruluğu kendine rehber edinen kimselere Allah en büyük yardımcıdır.
c)
Doğru konuşmak kişilerin işine gelmediği için herkes onunla uğraşır. O, doğru konuşmakla bazılarını üzecektir. Onun için doğru sözlü kişi bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
d)
Ele geçeceği, ortaya çıkacağı henüz belli olmayan bir şey için önceden bir karara varılmamalıdır.
e)
İnsanların kusurlarını, eksiklerini, yanlışlarını söylemek kişilere acı verir.
156.
Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek
a)
Doğru konuşmak kişilerin işine gelmediği için herkes onunla uğraşır. O, doğru konuşmakla bazılarını üzecektir. Onun için doğru sözlü kişi bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
b)
Bir işin başına bir kişi olmalı ki anlaşmazlık çıkmasın.
c)
İnsanların kusurlarını, eksiklerini, yanlışlarını söylemek kişilere acı verir.
d)
Bazı ortamlarda söylenen doğru söz çok kimseyi rahatsız edebilir. Bunlar, kötü tarafları yüzlerine vurulan insanlar tarafından hor görülürler.
e)
Dünyada doğru hiç kimse yoktur. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
157.
Doğru söz acıdır
a)
İnsanların kusurlarını, eksiklerini, yanlışlarını söylemek kişilere acı verir.
b)
Kötü huylu kişinin soyu iyi olmaz.
c)
Dünyada doğru hiç kimse yoktur. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
d)
Doğru konuşmak kişilerin işine gelmediği için herkes onunla uğraşır. O, doğru konuşmakla bazılarını üzecektir. Onun için doğru sözlü kişi bulunduğu yerden ayrılmaya hazır olmalıdır.
e)
Doğruluğu kendine rehber edinen kimselere Allah en büyük yardımcıdır.
158.
Doğruluk minarede kalmış
a)
Dünyada doğru hiç kimse yoktur. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
b)
Doğuştan kötü olan kişileri ne yaparsak yapalım o bozukluklarını yok edemeyiz.
c)
Doğruluğu kendine rehber edinen kimselere Allah en büyük yardımcıdır.
d)
İnsanların kusurlarını, eksiklerini, yanlışlarını söylemek kişilere acı verir.
e)
Bir işin başına bir kişi olmalı ki anlaşmazlık çıkmasın.
159.
Doğrunun yardımcısı Allah’tır
a)
Doğruluğu kendine rehber edinen kimselere Allah en büyük yardımcıdır.
b)
Kusurlarımızı gördükleri halde bizi üzmemek için söylemeyenler bulunabilir. Gerçek dostlar bunları söylemeyi bir görev bilirler.
c)
Bir işin başına bir kişi olmalı ki anlaşmazlık çıkmasın.
d)
Dünyada doğru hiç kimse yoktur. Hiç kimse dışarıdan göründüğü gibi değildir.
e)
Kötü huylu kişinin soyu iyi olmaz.
160.
Dokuz at bir kazığa bağlanmaz
a)
Bir işin başına bir kişi olmalı ki anlaşmazlık çıkmasın.
b)
Ayak, olumsuzluğun, düşmenin; baş da yükselmenin göstergesidir. Dost, yükselmemizi beklediği için başa, düşman da düşmemizi beklediği için ayağımıza bakar.
c)
Kötü huylu kişinin soyu iyi olmaz.
d)
Doğruluğu kendine rehber edinen kimselere Allah en büyük yardımcıdır.
e)
Doğuştan kötü olan kişileri ne yaparsak yapalım o bozukluklarını yok edemeyiz.
161.
Domuzdan toklu çıkmaz
a)
Kötü huylu kişinin soyu iyi olmaz.
b)
Bir kişinin gerçek dostu yanlışları dostunun yüzüne söyleyendir. Bu da ona çok şey katar, onu düzeltir.
c)
Doğuştan kötü olan kişileri ne yaparsak yapalım o bozukluklarını yok edemeyiz.
d)
Bir işin başına bir kişi olmalı ki anlaşmazlık çıkmasın.
e)
Kusurlarımızı gördükleri halde bizi üzmemek için söylemeyenler bulunabilir. Gerçek dostlar bunları söylemeyi bir görev bilirler.
162.
Domuzun kuyruğunu kes yine domuzdur
a)
Doğuştan kötü olan kişileri ne yaparsak yapalım o bozukluklarını yok edemeyiz.
b)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
c)
Kusurlarımızı gördükleri halde bizi üzmemek için söylemeyenler bulunabilir. Gerçek dostlar bunları söylemeyi bir görev bilirler.
d)
Kötü huylu kişinin soyu iyi olmaz.
e)
Ayak, olumsuzluğun, düşmenin; baş da yükselmenin göstergesidir. Dost, yükselmemizi beklediği için başa, düşman da düşmemizi beklediği için ayağımıza bakar.
163.
Dost acı söyler
a)
Kusurlarımızı gördükleri halde bizi üzmemek için söylemeyenler bulunabilir. Gerçek dostlar bunları söylemeyi bir görev bilirler.
b)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
c)
Ayak, olumsuzluğun, düşmenin; baş da yükselmenin göstergesidir. Dost, yükselmemizi beklediği için başa, düşman da düşmemizi beklediği için ayağımıza bakar.
d)
Doğuştan kötü olan kişileri ne yaparsak yapalım o bozukluklarını yok edemeyiz.
e)
Bir kişinin gerçek dostu yanlışları dostunun yüzüne söyleyendir. Bu da ona çok şey katar, onu düzeltir.
164.
Dost başa, düşman ayağa bakar
a)
Ayak, olumsuzluğun, düşmenin; baş da yükselmenin göstergesidir. Dost, yükselmemizi beklediği için başa, düşman da düşmemizi beklediği için ayağımıza bakar.
b)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
c)
Bir kişinin gerçek dostu yanlışları dostunun yüzüne söyleyendir. Bu da ona çok şey katar, onu düzeltir.
d)
Kusurlarımızı gördükleri halde bizi üzmemek için söylemeyenler bulunabilir. Gerçek dostlar bunları söylemeyi bir görev bilirler.
e)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
165.
Dost dostun ayıbını yüzüne söyler
a)
Bir kişinin gerçek dostu yanlışları dostunun yüzüne söyleyendir. Bu da ona çok şey katar, onu düzeltir.
b)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
c)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
d)
Ayak, olumsuzluğun, düşmenin; baş da yükselmenin göstergesidir. Dost, yükselmemizi beklediği için başa, düşman da düşmemizi beklediği için ayağımıza bakar.
e)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
166.
Dost dostun eyerlenmiş atıdır
a)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
b)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
c)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
d)
Bir kişinin gerçek dostu yanlışları dostunun yüzüne söyleyendir. Bu da ona çok şey katar, onu düzeltir.
e)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
167.
Dost ile ye, iç, alışveriş etme
a)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
b)
Bir demirin paslanmasına nem nasıl sebep oluyorsa bir insanın çökmesine de dertler ve sıkıntılar sebep olur.
c)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
d)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
e)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
168.
Dostluk kantarla, alışveriş miskalle
a)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
b)
Ortak bir mal ile kişi sevdiklerini ağırlamamalıdır. Kişi, özel uğraşla dostunu ağırlamalıdır.
c)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
d)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
e)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
169.
Dostun attığı taş baş yarmaz
a)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
b)
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyleyse gereksinmelerimizi karşılamak için kendimizi sıkıntıya sokmadan servetimizi rahat rahat harcamalıyız.
c)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
d)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
e)
Bir demirin paslanmasına nem nasıl sebep oluyorsa bir insanın çökmesine de dertler ve sıkıntılar sebep olur.
170.
Dut kurusu ile yar sevilmez
a)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
b)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
c)
Bir demirin paslanmasına nem nasıl sebep oluyorsa bir insanın çökmesine de dertler ve sıkıntılar sebep olur.
d)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
e)
Ortak bir mal ile kişi sevdiklerini ağırlamamalıdır. Kişi, özel uğraşla dostunu ağırlamalıdır.
171.
Duvarı nem, insanı gam yıkar
a)
Bir demirin paslanmasına nem nasıl sebep oluyorsa bir insanın çökmesine de dertler ve sıkıntılar sebep olur.
b)
Makam, mevki, mal, mülk sahibi kişilerin dostları çoktur. Kişi bunlardan yoksun düşünce çevresinde kimse kalmaz. Kimse zor durumlarda, felaketlerde insanın yanında yer almaz.
c)
Ortak bir mal ile kişi sevdiklerini ağırlamamalıdır. Kişi, özel uğraşla dostunu ağırlamalıdır.
d)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
e)
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyleyse gereksinmelerimizi karşılamak için kendimizi sıkıntıya sokmadan servetimizi rahat rahat harcamalıyız.
172.
Düğün aşıyla dost ağırlanmaz
a)
Ortak bir mal ile kişi sevdiklerini ağırlamamalıdır. Kişi, özel uğraşla dostunu ağırlamalıdır.
b)
Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Sağlık, zenginlik, varlık bir anda tersine dönebilir.
c)
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyleyse gereksinmelerimizi karşılamak için kendimizi sıkıntıya sokmadan servetimizi rahat rahat harcamalıyız.
d)
Bir demirin paslanmasına nem nasıl sebep oluyorsa bir insanın çökmesine de dertler ve sıkıntılar sebep olur.
e)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
173.
Dünya malı dünyada kalır
a)
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyleyse gereksinmelerimizi karşılamak için kendimizi sıkıntıya sokmadan servetimizi rahat rahat harcamalıyız.
b)
Bir işin gerçekleşebilmesi ancak gerekli koşulların oluşmasıyla olur.
c)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
d)
Ortak bir mal ile kişi sevdiklerini ağırlamamalıdır. Kişi, özel uğraşla dostunu ağırlamalıdır.
e)
Makam, mevki, mal, mülk sahibi kişilerin dostları çoktur. Kişi bunlardan yoksun düşünce çevresinde kimse kalmaz. Kimse zor durumlarda, felaketlerde insanın yanında yer almaz.
174.
Dünya Sultan Süleyman’a bile kalmamış
a)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
b)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
c)
Makam, mevki, mal, mülk sahibi kişilerin dostları çoktur. Kişi bunlardan yoksun düşünce çevresinde kimse kalmaz. Kimse zor durumlarda, felaketlerde insanın yanında yer almaz.
d)
İnsan öldüğü zaman malını öbür dünyaya götürmez. Bu maldan ancak yaşadığı sürece yararlanabilir. Öyleyse gereksinmelerimizi karşılamak için kendimizi sıkıntıya sokmadan servetimizi rahat rahat harcamalıyız.
e)
Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Sağlık, zenginlik, varlık bir anda tersine dönebilir.
175.
Düşenin dostu olmaz
a)
Makam, mevki, mal, mülk sahibi kişilerin dostları çoktur. Kişi bunlardan yoksun düşünce çevresinde kimse kalmaz. Kimse zor durumlarda, felaketlerde insanın yanında yer almaz.
b)
Ticaret, alışveriş kişiyi menfaatini düşünmeye sevk eder. Dost kalmak isteyenler birbirleriyle alış veriş etmemelidirler.
c)
Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Sağlık, zenginlik, varlık bir anda tersine dönebilir.
d)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
e)
Bir işin gerçekleşebilmesi ancak gerekli koşulların oluşmasıyla olur.
176.
Düşmez kalkmaz bir Allah
a)
Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Sağlık, zenginlik, varlık bir anda tersine dönebilir.
b)
İş ve uğraşlar dostluktan uzak tutulmalıdır.
c)
Bir işin gerçekleşebilmesi ancak gerekli koşulların oluşmasıyla olur.
d)
Makam, mevki, mal, mülk sahibi kişilerin dostları çoktur. Kişi bunlardan yoksun düşünce çevresinde kimse kalmaz. Kimse zor durumlarda, felaketlerde insanın yanında yer almaz.
e)
Gerçek dost, en zor zamanında dostunun yardımına koşmaya hazır vaziyet alan kişidir.
177.
Düt demeye dudak gerek
a)
Bir işin gerçekleşebilmesi ancak gerekli koşulların oluşmasıyla olur.
b)
Dostlarımız bizi ne denli incitirlerse incitsin, bu hiçbir zaman gücümüze gitmemelidir. Çünkü bunu iyi niyetle ve iyiliğimiz için yaparlar.
c)
Hz. Süleyman, zenginliğiyle de tanınırdı. Allah’ın izniyle çok şeye hükmederdi. O, dünyadan bir şey götürmediğine göre bizler dünyanın geçiciliğine aldanmamalıyız.
d)
Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Sağlık, zenginlik, varlık bir anda tersine dönebilir.
e)
Özveri olmadan büyük şeylere kavuşmak mümkün değildir.
Reset
