NEW
Font size
Worksheets15-17. YÜZYIL FELSEFESİ - 11. SINIFLAR İÇİN
Total questions: 25
Worksheet time: 20mins
Ortaçağ felsefesinden sonra 17. yüzyıl felsefesi, yeni bir tarih felsefesinin egemen olduğu dönemdir. Bu yeni dönem, dünyaya ve insana yeni bir bakış açısının sonucu ortaya çıkmıştır. 17. yüzyıl felsefesi, insanı eyleminin öznesi kılan, yeni ve seküler bir tarih felsefesi geliştirir. Yaratıcı ve özgür insan, bundan böyle kendi kurduğu ve rolünü oynadığı için de anlamı kendisine kapalı olmayan bir tarihin öznesidir.
Buna göre 17. yüzyıl felsefesi için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Felsefenin dünyevi bir nitelik kazandığı
İnsanın ön plana çıkarıldığı
Önceki dönem felsefesinden büyük oranda farklılaştığı
Dünyanın anlaşılmasında mevcut kabullerin korunduğu
Felsefenin ve tarihin merkezinde insanın olduğu
"12. yüzyılda Afrikalı Konstantin, Tunus’tan getirdiği tıp alanındaki eserleri Salerno’da Latinceye kazandırmıştır. 13. yüzyılda Roma İmparatoru , İslam bilimlerinin tanınması amacıyla Salerno’da çeviriler yaptırdı. Çeviri faaliyeti, Almanya ve Fransa’ya yayılarak 14. yüzyılda bütün Avrupa’yı etkisi altına almıştır. 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar astronomi ve matematik bilginlerinin Latinceye çevrilen eserleri ve ele aldıkları problemlere yönelik çözümleri Galilei, Bacon, Da Vinci gibi bilim insanlarının tartışmaları arasına girmiştir. Bu tartışma konuları 15.-17.yüzyılda matematik felsefesi ve doğa metafiziği tartışmalarında yer almıştır. Yunancadan Farsçaya çevrilen eserler, Tebriz ve Trabzon üzerinden Anadolu ile Bizans’a geçmiştir. Bu yollardan sonra çeviri hareketinin İtalya ve Avrupa’ya ulaştığı ve 16-17. yüzyılın sonlarına kadar çevirilerin devam ettiği görülmektedir. Bu sırada elde edilen kitap, buluş, harita ve aletler Avrupalı bilim insanlarının eline ulaştırıldı."
Fuat Sezgin'in "İstanbul Üniversitesi Açılış Konuşmaları" adlı eserinden derlenen bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?
Çeviriler, 12-17. yüzyılda Batı’yı bilim ve felsefe alanlarında etkilemiştir.
Çeviriler, tıbbi ve bilimsel tekniklerin aktarımını hızlandırdı.
Çevirilen eserler, Doğu’dan Anadolu'ya ve Avrupa’ya geçmiştir.
Çeviriler, Tunus’tan getirilen eserlerin Latinceye çevrilmesiyle başlar.
Çeviriler, yeni ve özgün çalışmaların yapılmasını zorlaştırmıştır.
15-17. yüzyıl felsefesi MÖ 6-MS 2. yüzyıl felsefesinin yeniden ele alındığı, insanın ön plana çıktığı bir dönemdir. Ortaçağda hâkim olan inanç merkezli düşünme biçimi yerini rasyonel ve bilimsel temellendirmeye bırakmıştır. Modern düşüncenin ilk örnekleri de bu dönemde görülmüştür.
Buna göre aşağıdaki özelliklerden hangisi 15-17. yüzyıl felsefesine ait değildir?
Hümanizm düşüncesi gelişmiştir.
Bilimsel çalışmalar hızlanmıştır.
Antik Yunan ruhunun yeniden canlandığı dönemdir.
Bilim ve felsefe dini dogmalara dayalıdır.
İnsan aklı ön plana çıkmıştır.
Felsefe tarihine bakıldığında farklı dönemlerde farklı görüşlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Nitekim Skolastik dönem sonunda da düşünceye ait unsurlarda değişiklikler olmuş, Rönesans ile başlayıp 17. yüzyılda pekişen yeni bir düşünce sistemi ortaya çıkmıştır. Modern düşünce denen bu yeni sistem inanç yerine aklı temel almıştır.
Aşağıda yer alan ifadelerden hangisi modern düşüncenin özellikleri arasında yer almaz?
Teoloji, felsefeye egemendir.
Doğanın bilgisi aklın yasalarında mevcuttur.
Toplumsal hayat dünyevidir.
Birey ön plan çıkmıştır.
Hukuk, devlete bağlıdır.
15-17. yüzyıl felsefesi döneminde, bilimsel çalışmalar yapan Galileo “Ben Aristoteles gibi taşların niçin düştüğünü değil, nasıl düştüğünü merak ediyorum.” demiştir.
Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Bilim var olanların özünü araştırır.
Felsefe varlığı bir bütün olarak ele alır.
Felsefe ve bilim varlık kavramını sorgular.
Bilim ve felsefe varlığı idea olarak düşünmez.
Felsefeyle bilimin varlığa yaklaşımı aynı değildir.
MÖ 6-MS 2.yüzyıl felsefesi Antik Yunan felsefesinin hâkim düşünceleri üzerine gelişmiştir. 2-15.yüzyıl felsefesi ise birbirinden farklı özellikler taşıyan Hristiyan felsefesi ve İslam felsefesinden oluşan dönemdir. Yine de bu dönem felsefesi Antik Yunan felsefesinden etkiler almıştır. MS 2-15. yüzyıl felsefesinin akıl-inanç üstünlüğü problemi tartışmaları sonraki dönem felsefesinde aklın öne çıkmasıyla devam etmiştir. 15-17.yüzyıl felsefesine bakıldığında Hint, Mısır, Antik Yunan ve İslam eserlerinin Avrupa dillerine çevrilmesi ve coğrafi keşiflerle başlayan süreç; bu dönem felsefesinde coğrafyalar arası kültürel etkileşimi ve aklın ön plana alınmasını sağlamıştır.
Bu parçadan, 15-17. yüzyıl felsefesi ile ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?
Bu dönem felsefesi, kendilerine özgü özellikleriyle anılmış ve önceki dönem felsefelerinden bağımsız olarak gelişmiştir.
Farklı uygarlıkların düşünsel birikimlerinden ve yazılı kaynaklarından faydalanılan bir dönemdir.
Önceki dönemlerde ortaya çıkan, akıl ve inancın birbirine üstünlüğü tartışması bu dönemde de devam etmiştir.
Bir önceki dönemin düşünce yapısından ayrımın başladığı ancak etkilerinin tamamen bitmediği bir geçiş dönemidir.
Önceki yüzyıl felsefelerine katkı sağlayan çeviriler, coğrafi keşifler ve tartışmalar bu dönem felsefesinin konularını etkilemiştir.
Skolastik felsefe ahlak alanında iki öge üzerine vurgu yapmaktadır: emir ahlakı ve değer ahlakı. Buna göre, önemli olan iyiye uygun davranmaktır. Çünkü iyi hem Tanrı’nın buyruğudur hem de Tanrı bizzat tüm iyiliğin kendisidir. Skolastik felsefe, başlangıcında ve gelişiminde inanç ile bilgiyi uzlaştırmaya çalışmış ve bu temelde dinsel dogmalara felsefi bir temel bulmaya ve bunları sistemleştirmeye yönelmiştir.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
Akıl bilginin ölçütüdür.
Dinî belirlenimler akla uygun olmalıdır
Felsefe, dinî bilgileri temellendirmek için bir araçtır.
Yaşam dinî doğruların kaynağıdır.
Felsefe pratik yaşamda sağladığı yarardan dolayı önemlidir.
Modern düşünce Rönesans ile başlayan 17. Yüzyılda pekişen bir düşünce sistemidir. MS 2-15. Yüzyılda Skolastik felsefesinin teoloji egemen yapısı, modern düşünce ile birlikte değişmiş, felsefe aklı ve bilimi temel almaya başlamıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi modern düşüncenin özelliklerinden biridir?
Doğa, deney ve akıl yoluyla açıklanır.
Düşünürler, kiliseye bağlıdır.
Bilgi, din ve vahiy yolu ile edinilir.
Bireysel konular geri plandadır.
Bilim, Tanrı’nın yarattıklarını anlamak için önemlidir.
Aşağıdaki ifadelerden hangisi 15-17. yüzyıl felsefesinin Rönesans "yeniden doğuş" olarak adlandırılmasının nedenidir?
Skolastik felsefenin akıl ve inanç tartışmalarından etkilenmesi
İnancın bilgiyi tek başına mümkün kıldığı düşüncesinin benimsenmesi
Antik Yunan felsefesinin ve aklı temele alan yapısının yeniden ele alınması
Din merkezli düşüncenin egemen olması
İlk neden ve değişim düşüncesinin merkeze alınması
Skolastik düşünce, insanı Tanrı tarafından kaderi belirlenmiş, eyleminin gerçek sahibi olmayan, ontolojik ve siyasal açılardan itaat eden bir varlık olarak temellendiriyordu. Rönesans yeni bir insan, toplum ve tarih anlayışı getirirken bu anlayışı da değiştirdi. Artık insan, Tanrının mutlak iradesiyle çizdiği bir tarihte yaşamıyordu. Çünkü Aydınlanma, en büyük öznesi kutsal olan bir tarih anlayışının yerine, tarihi inşa ettiği düşünülen bir özne-insan algısı üretti. Burada insan, toplum ve iktidar karşısında etkisiz bir nesne olmaktan çıkarak bunun aksine onlara karşı bireyselliğini koruyabilecek bir biçimde belirginleşti.
Parçaya göre Skolastik düşünce ile Rönesans düşüncesi arasındaki temel fark aşağıdaki hangi iki kavram arasındaki ilişki ile ilgilidir?
Tarih ve bilim
İnsan ve Tanrı
Toplum ve birey
İktidar ve insan
Doğa ve bilim
Medici ailesinin 15. yüzyılda bilim ve tabiat tarihi adına destekledikleri çalışmaların insanlığa çok katkısı oldu. Bilim ve sanat üzerinde yeşereceği bir toprak ve uygun iklim ister. İşte Medici ailesi bu zemini ve iklimi yaratarak Rönesans'ın doğmasına, Avrupa’nın ve dünya tarihinin değişmesine yol açtılar. Michelangelo’dan Leonardo da Vinci’ye kadar sanat ve bilim tarihinin dâhileri Medici ailesinin koruması altına girdiler.
Buna göre bilim ve felsefenin gelişimi için aşağıdakilerden hangisi gereklidir?
Uygun ortam ve kültür
Zengin bir tarihi birikim
Ülkelerin doğal kaynak zenginliği
Güçlü otoritelerin varlığı
Ülkelerin ekonomik gelişmişliği
Aquinalı Thomas’ ın inancın Tanrı’yı, aklınsa Tanrı’nın yarattıklarını bilmekle ilgili olduğu düşüncesi 15–17. yüzyıl felsefesine kaynaklık etmiştir.
Buna göre 15–17. yüzyıl felsefesinde aşağıdakilerden hangisinin ön planda olduğu söylenebilir?
İnanç
Ruh
Tanrı
Akıl
Deneyim
Rönesans felsefesi öncelikli olarak insan sorunu üzerinde durmuştur. “İnsan nedir? İnsanın bu dünyadaki yeri ve anlamı nedir?” soruları araştırılmıştır. Orta Çağ’da ise insanın yeri zaten belliydi; bu nedenle de araştırılmaya gerek görülmemiştir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Rönesans’ı Orta Çağ felsefesinden ayıran bir özelliktir?
İnsanın yerinin aşkın bir evrende değil, bizatihi bu dünyada aranması
Dogmatik düşüncenin bireysel olana göre ön planda tutulması
Doğrular hazır olduğu için araştırılmaya gerek görülmemesi
Toplumsal olanın bireysel olana göre daha değerli algılanması
Eskiden kopmamanın, yeniye karşı ise direnç göstermenin esas alınması
Rönesans dönemi düşünürlerinden Petrarca “insanın ne olduğunu” bilmek ister ve doğru yaşamanın ölçütünü araştırır. Ve ona göre doğru yaşamın kaynağı Hristiyanlıkta değil, Roma Stoa’sındadır. Bu öğretiye göre insan için en yüksek değer ruhunun bağımsızlığı, özgürlüğüdür. Buna da inanç ile değil, akıl ve erdem ile ulaşılır.
Buna göre, Rönesans dönemi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Dini dogmalar en güvenilir bilgi kaynağıdır.
Doğru ve erdemli davranışı toplumsal kabuller belirler.
Birey olmak, otoritelerden bağımsız, aklı kılavuz edinmeyi gerektirir.
Kilisenin öğretileri, doğru yaşamın ilkelerinin belirleyicisidir.
İnsan kendini ait olduğu kültürle bağ kurarak var edebilir.
I. Önceki dönemlerde tartışılan problemler çeviriler yoluyla inanç, varlık ve bilgi gibi alanlarda Batı filozoflarını etkilemiştir.
II. Batı, ilk olarak İslam ilimlerini, Antik Yunan, Hint ve Mısır eserlerini Arapça’dan kendi dillerine çevirmeye başlamıştır.
III. Çeviriler sayesinde ulaşılan kitaplar, öğrenilen buluş, harita ve aletler, Avrupalı bilim insanları tarafından kullanılmış ve geliştirilmiştir.
Yukarıda verilenlerden hangileri 15. yüzyıl – 17. yüzyıl felsefesine ait özellikler arasında yer alır?
Yalnız III
I ve II
I ve III
II ve III
I, II ve III
14. yüzyılda İtalya'da doğan, insanı evrende tek ve en yüce değer sayan, insanı geliştirme ve yüceltme amacını güden düşünce akımıdır. Kilise ve devlet baskısına dayanan Ortaçağ zihniyetine tepki olarak doğmuştur. İnsanın varlığını ve değerlerini düşüncenin odağına koyan, aklı bütün sorunların çözümünde temel ilke olarak benimseyen Rönesans akımıdır.
Parçada sözü edilen akım aşağıdakilerden hangisidir?
Kartezyen felsefe
Pozitivizm
Rasyonalizm
Realizm
Hümanizm
"Hakikati arayanın hayatında bir defa bütün şeylerden gücü yettiği kadar şüphe etmesi gerekir…
Bunun için kendilerinden şüphe edilebilen bütün şeylere yanlış gözüyle bakmak da faydalı olur…
Var olmasaydık şüphe edemezdik, bu ise edinebildiğimiz ilk doğru bilgidir.” (Descartes, Felsefenin İlkeleri)
Metinden hareketle aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?
Doğru bilgiye ulaşmak mümkün değildir.
İlk doğru bilgi şüphe ediyor olmaktır.
Şüphe edilebilen her şey önce yanlışlanabilir.
Bilgi, şüphe ile başlar.
Var olduğumuz için düşünürüz.
Descartes'a göre zihni bölünmez olarak algılayabildiğimiz hâlde, hiçbir cismi bölünür olmaksızın algılayamayız. Bedenin yarısını algılayabilirken zihnin yarısını algılayamıyoruz. Böylece görürüz ki onların yalnızca doğaları farklı değil aynı zamanda onlar birbirlerinin de karşıtıdırlar.
Descartes'in bu görüşü aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?
Düalizm
Hümanizm
Rasyonalizm
Realizm
Entüisyonizm
Descartes mutlak doğru bilgiye açık ve seçik bir biçimde bilinmeyen her şeyden şüphe ederek ve adım adım ilerleyerek ulaşılabileceğini söyler. Bu tür bir bilgiye ulaşmak için her şeyden kuşku duymaya, kendini açık seçik duyurmayan her şeyi reddetmeye karar verir. Bu noktada kuşku duymayacağı tek bir şey olduğunu söyler: “Kuşku duyduğumdan kuşku duymadığım gerçektir.”
Bu parçadan hareketle Descartes ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Kuşkuyu amaç edindiği
İki farklı töz kabul ettiği
Açık seçik mutlak bilgiye ulaşabildiği
Apriori bilgilerin varlığını kabul ettiği
Nesneler dünyasının varlığını araştırdığı
Descartes modern düşünceyi başlatan bir yönelime sahiptir: “İyi bir yargı verme ve doğruyu yanlıştan ayırt etme gücü, (tam olarak söylemek gerekirse sağduyu veya akıl olarak adlandırılan güç), doğal olarak bütün insanlarda eşittir”. Bütün insanlara eşit olarak dağılan bir yargılama ve ayırt etme gücü biçiminde akıl, modern akıl düşüncesinin başlangıcıdır.
Descartes’ın, modern felsefenin kaynağı olarak düşünülmesinin nedeni hangi seçenekte kapsamlı olarak verilmiştir?
Özneyi akıl yolu ile doğru bilgiye ulaşabilen bir varlık olarak epistemolojinin merkezine yerleştirilmiş olması
Aklın tüm insanlarda doğuştan var olduğu düşüncesi
Tanrının insanlara bildirdiği doğrulara, akıl sahibi bir varlık olan insanın bu yetisi ile ulaşabilmesi
Akıl ve inancı birbirinden kesin olarak ayırması
Tüm insanlarda aklın ortak olarak var olduğu fikri
Descartes'ın metodik şüphesi, iyimser ve kahramanca bir şüphedir, o felsefe binasının inşa edilmesinden önce gelen bir alan temizlemedir; ilk hareket noktasıdır. Yeni bir felsefe kurmak için daha önceki bütün bilgilerin iradi olarak bir yana bırakılması, yok sayılmasıdır.
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Şüphe, insana iyimser ve sarsılmaz bir ruh hali sağlar.
Nesnel doğrular yoktur; tüm bilgi şüpheyle karşılanmalıdır.
Şüphe, doğruya ulaşmanın hizmetine sunulmuş bir yöntemdir.
Duyulara dayalı bilginin yanıltıcılığı nedeniyle doğru bilgiye ulaşılamaz.
Zihin, şüpheden kurtulabilecek güce sahip değildir.
Hümanizm, Antik Yunan kaynaklarının yeniden değerlendirilmesi ile Ortaçağ sonunda ortaya çıkan, insanı ve aklı merkeze alan bir anlayıştır.
Buna göre, Hümanizm için aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?
İnsanların sosyal olarak sorumluluk almasının önemini vurgular.
Merkezinde birey vardır.
İnsan ve evren, insani deneyim ve akılla kavranabilir.
Ortaçağ zihniyetine karşı özgür düşünce zihniyetidir.
İnsan doğa karşısında geliştirilmesi gereken eksik bir varlıktır.
"Ruhumuzdan ve düşüncemizden edindiğimiz kavram bedenden edindiğimizden önce gelir. Çünkü dünyada herhangi bir varlığın bulunduğundan kuşkulanmamıza karşın şunu biliyoruz ki biz o an düşünüyoruz."
Descartes'in görüşlerini yansıtan bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
Düşünmek var olmaktır.
Bütün varlıklar şüphe duyulmaksızın duyumsanır.
İnsanlık, bilimsel düşünce ile akıl ekseninde buluşabilir.
Deneyim, varlıkları anlamlandıran tek yetidir.
Varlık maddi yapıdadır.
Descartes’a göre var olmasaydık şüphe edemezdik. Bu bizim edinmiş olduğumuz ilk doğru bilgidir. Öyle ki şüphe etmek düşünmeye, düşünmek ise var olmaya yeter bir kanıttır.
Buna göre ulaşılan ilk doğru bilgi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
Araştırmaların bilimsel verilerle desteklenmesi
Akla dayalı ispat yöntemlerinin kullanılması
Elde edilen verilerin doğaüstü güçlere dayandırılması
Bilinen akıl yürütme yöntemlerinin kullanılması
Düşünme yetisi ile duyu verilerinin yorumlanması
Descartes, doğru bilgiye ulaşmak için öncelikle sahip olduğu tüm bilgileri eleştirmek ve şüphe süzgecinden geçirmekle işe başlar. Bir yöntem olarak şüpheyi kullandığında ise, doğruluğundan şüphe duyamayacağı ilk bilginin, kendisinin şüphe duymakta olduğu bilgisi olduğu sonucunu çıkarır. Şüphe duyabilmek için kendisinin var olması ve düşünmesi kaçınılmazdır. Nihayet "Düşünüyorum, öyleyse varım." önermesiyle kendinden şüphe edilemeyecek açık-seçik bir bilgiye ulaştığını duyurmuştur. Bu tür bilgilerin deneyimle oluşmadığını, akla dayalı olduğunu ve doğuştan geldiğini savunmuştur.
Bu parçadan, Descartes ile ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?
Hiçbir bilgiye ulaşılamayacağını görmüştür.
Amacı septik filozofların haklılığını gözler önüne sermektir.
Felsefesinde insanın ne kadar önemsiz olduğunu göstermiştir.
Aklın insanı doğru bilgiye ulaştırabileceğini savunmuştur.
Kuşkunun bilgiye ulaşmada büyük bir engel olduğunu ispatlamaya çalışmıştır.
