wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

15-17. YÜZYIL FELSEFESİ

Total questions: 25

Worksheet time: 18mins

Name
Class
Date
1.

Rönesans dönemi düşünürlerinden Petrarca “insanın ne olduğunu” bilmek ister ve doğru yaşamanın ölçütünü araştırır. Ve ona göre doğru yaşamın kaynağı Hristiyanlıkta değil, Roma Stoa’sındadır. Bu öğretiye göre insan için en yüksek değer ruhunun bağımsızlığı, özgürlüğüdür. Buna da inanç ile değil, akıl ve erdem ile ulaşılır.


Buna göre, Rönesans dönemi için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a)

Dini dogmalar en güvenilir bilgi kaynağıdır.

b)

Doğru ve erdemli davranışı toplumsal kabuller belirler.

c)

Birey olmak, otoritelerden bağımsız, aklı kılavuz edinmeyi gerektirir.

d)

Kilisenin öğretileri, doğru yaşamın ilkelerinin belirleyicisidir.

e)

İnsan kendini ait olduğu kültürle bağ kurarak var edebilir.

2.

Rönesans felsefesi öncelikli olarak insan sorunu üzerinde durmuştur. “İnsan nedir? İnsanın bu dünyadaki yeri ve anlamı nedir?” soruları araştırılmıştır. Orta Çağ’da ise insanın yeri zaten belliydi; bu nedenle de araştırılmaya gerek görülmemiştir.


Buna göre aşağıdakilerden hangisi Rönesans’ı Orta Çağ felsefesinden ayıran bir özelliktir?

a)

İnsanın yerinin aşkın bir evrende değil, bizatihi bu dünyada aranması

b)

Dogmatik düşüncenin bireysel olana göre ön planda tutulması

c)

Doğrular hazır olduğu için araştırılmaya gerek görülmemesi

d)

Toplumsal olanın bireysel olana göre daha değerli algılanması

e)

Eskiden kopmamanın, yeniye karşı ise direnç göstermenin esas alınması

3.

Aquinalı Thomas’ ın inancın Tanrı’yı, aklınsa Tanrı’nın yarattıklarını bilmekle ilgili olduğu düşüncesi 15–17. yüzyıl felsefesine kaynaklık etmiştir.


Buna göre 15–17. yüzyıl felsefesinde aşağıdakilerden hangisinin ön planda olduğu söylenebilir?

a)

İnanç

b)

Ruh

c)

Tanrı

d)

Akıl

e)

Deneyim

4.

Medici ailesinin 15. yüzyılda bilim ve tabiat tarihi adına destekledikleri çalışmaların insanlığa çok katkısı oldu. Bilim ve sanat üzerinde yeşereceği bir toprak ve uygun iklim ister. İşte Medici ailesi bu zemini ve iklimi yaratarak Rönesans'ın doğmasına, Avrupa’nın ve dünya tarihinin değişmesine yol açtılar. Michelangelo’dan Leonardo da Vinci’ye kadar sanat ve bilim tarihinin dâhileri Medici ailesinin koruması altına girdiler.


Buna göre bilim ve felsefenin gelişimi için aşağıdakilerden hangisi gereklidir?

a)

Uygun ortam ve kültür

b)

Zengin bir tarihi birikim

c)

Ülkelerin doğal kaynak zenginliği

d)

Güçlü otoritelerin varlığı

e)

Ülkelerin ekonomik gelişmişliği

5.

Skolastik düşünce, insanı Tanrı tarafından kaderi belirlenmiş, eyleminin gerçek sahibi olmayan, ontolojik ve siyasal açılardan itaat eden bir varlık olarak temellendiriyordu. Rönesans yeni bir insan, toplum ve tarih anlayışı getirirken bu anlayışı da değiştirdi. Artık insan, Tanrının mutlak iradesiyle çizdiği bir tarihte yaşamıyordu. Çünkü Aydınlanma, en büyük öznesi kutsal olan bir tarih anlayışının yerine, tarihi inşa ettiği düşünülen bir özne-insan algısı üretti. Burada insan, toplum ve iktidar karşısında etkisiz bir nesne olmaktan çıkarak bunun aksine onlara karşı bireyselliğini koruyabilecek bir biçimde belirginleşti.


Parçaya göre Skolastik düşünce ile Rönesans düşüncesi arasındaki temel fark aşağıdaki hangi iki kavram arasındaki ilişki ile ilgilidir?

a)

Tarih ve bilim

b)

İnsan ve Tanrı

c)

Toplum ve birey

d)

İktidar ve insan

e)

Doğa ve bilim

6.

Aşağıdaki ifadelerden hangisi 15-17. yüzyıl felsefesinin Rönesans "yeniden doğuş" olarak adlandırılmasının nedenidir?

a)

Skolastik felsefenin akıl ve inanç tartışmalarından etkilenmesi

b)

İnancın bilgiyi tek başına mümkün kıldığı düşüncesinin benimsenmesi

c)

Antik Yunan felsefesinin ve aklı temele alan yapısının yeniden ele alınması

d)

Din merkezli düşüncenin egemen olması

e)

İlk neden ve değişim düşüncesinin merkeze alınması

7.

Modern düşünce Rönesans ile başlayan 17. Yüzyılda pekişen bir düşünce sistemidir. MS 2-15. Yüzyılda Skolastik felsefesinin teoloji egemen yapısı, modern düşünce ile birlikte değişmiş, felsefe aklı ve bilimi temel almaya başlamıştır.


Buna göre, aşağıdakilerden hangisi modern düşüncenin özelliklerinden biridir?

a)

Doğa, deney ve akıl yoluyla açıklanır.

b)

Düşünürler, kiliseye bağlıdır.

c)

Bilgi, din ve vahiy yolu ile edinilir.

d)

Bireysel konular geri plandadır.

e)

Bilim, Tanrı’nın yarattıklarını anlamak için önemlidir.

8.

MÖ 6-MS 2.yüzyıl felsefesi Antik Yunan felsefesinin hâkim düşünceleri üzerine gelişmiştir. 2-15.yüzyıl felsefesi ise birbirinden farklı özellikler taşıyan Hristiyan felsefesi ve İslam felsefesinden oluşan dönemdir. Yine de bu dönem felsefesi Antik Yunan felsefesinden etkiler almıştır. MS 2-15. yüzyıl felsefesinin akıl-inanç üstünlüğü problemi tartışmaları sonraki dönem felsefesinde aklın öne çıkmasıyla devam etmiştir. 15-17.yüzyıl felsefesine bakıldığında Hint, Mısır, Antik Yunan ve İslam eserlerinin Avrupa dillerine çevrilmesi ve coğrafi keşiflerle başlayan süreç; bu dönem felsefesinde coğrafyalar arası kültürel etkileşimi ve aklın ön plana alınmasını sağlamıştır.


Bu parçadan, 15-17. yüzyıl felsefesi ile ilgili aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

a)

Bu dönem felsefesi, kendilerine özgü özellikleriyle anılmış ve önceki dönem felsefelerinden bağımsız olarak gelişmiştir.

b)

Farklı uygarlıkların düşünsel birikimlerinden ve yazılı kaynaklarından faydalanılan bir dönemdir.

c)

Önceki dönemlerde ortaya çıkan, akıl ve inancın birbirine üstünlüğü tartışması bu dönemde de devam etmiştir.

d)

Bir önceki dönemin düşünce yapısından ayrımın başladığı ancak etkilerinin tamamen bitmediği bir geçiş dönemidir.

e)

Önceki yüzyıl felsefelerine katkı sağlayan çeviriler, coğrafi keşifler ve tartışmalar bu dönem felsefesinin konularını etkilemiştir.

9.

15-17. yüzyıl felsefesi döneminde, bilimsel çalışmalar yapan Galileo “Ben Aristoteles gibi taşların niçin düştüğünü değil, nasıl düştüğünü merak ediyorum.” demiştir.


Buna göre, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

a)

Bilim var olanların özünü araştırır.

b)

Felsefe varlığı bir bütün olarak ele alır.

c)

Felsefe ve bilim varlık kavramını sorgular.

d)

Bilim ve felsefe varlığı idea olarak düşünmez.

e)

Felsefeyle bilimin varlığa yaklaşımı aynı değildir.

10.

"12. yüzyılda Afrikalı Konstantin, Tunus’tan getirdiği tıp alanındaki eserleri Salerno’da Latinceye kazandırmıştır. 13. yüzyılda Roma İmparatoru , İslam bilimlerinin tanınması amacıyla Salerno’da çeviriler yaptırdı. Çeviri faaliyeti, Almanya ve Fransa’ya yayılarak 14. yüzyılda bütün Avrupa’yı etkisi altına almıştır. 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar astronomi ve matematik bilginlerinin Latinceye çevrilen eserleri ve ele aldıkları problemlere yönelik çözümleri Galilei, Bacon, Da Vinci gibi bilim insanlarının tartışmaları arasına girmiştir. Bu tartışma konuları 15.-17.yüzyılda matematik felsefesi ve doğa metafiziği tartışmalarında yer almıştır. Yunancadan Farsçaya çevrilen eserler, Tebriz ve Trabzon üzerinden Anadolu ile Bizans’a geçmiştir. Bu yollardan sonra çeviri hareketinin İtalya ve Avrupa’ya ulaştığı ve 16-17. yüzyılın sonlarına kadar çevirilerin devam ettiği görülmektedir. Bu sırada elde edilen kitap, buluş, harita ve aletler Avrupalı bilim insanlarının eline ulaştırıldı."


Fuat Sezgin'in "İstanbul Üniversitesi Açılış Konuşmaları" adlı eserinden derlenen bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

a)

Çeviriler, 12-17. yüzyılda Batı’yı bilim ve felsefe alanlarında etkilemiştir.

b)

Çeviriler, tıbbi ve bilimsel tekniklerin aktarımını hızlandırdı.

c)

Çevirilen eserler, Doğu’dan Anadolu'ya ve Avrupa’ya geçmiştir.

d)

Çeviriler, Tunus’tan getirilen eserlerin Latinceye çevrilmesiyle başlar.

e)

Çeviriler, yeni ve özgün çalışmaların yapılmasını zorlaştırmıştır.

11.

14. yüzyılda İtalya'da doğan, insanı evrende tek ve en yüce değer sayan, insanı geliştirme ve yüceltme amacını güden düşünce akımıdır. Kilise ve devlet baskısına dayanan Ortaçağ zihniyetine tepki olarak doğmuştur. İnsanın varlığını ve değerlerini düşüncenin odağına koyan, aklı bütün sorunların çözümünde temel ilke olarak benimseyen Rönesans akımıdır.

Parçada sözü edilen akım aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Kartezyen felsefe

b)

Pozitivizm

c)

Rasyonalizm

d)

Realizm

e)

Hümanizm

12.

"Hakikati arayanın hayatında bir defa bütün şeylerden gücü yettiği kadar şüphe etmesi gerekir…

Bunun için kendilerinden şüphe edilebilen bütün şeylere yanlış gözüyle bakmak da faydalı olur…

Var olmasaydık şüphe edemezdik, bu ise edinebildiğimiz ilk doğru bilgidir.” (Descartes, Felsefenin İlkeleri)


Metinden hareketle aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

a)

Doğru bilgiye ulaşmak mümkün değildir.

b)

İlk doğru bilgi şüphe ediyor olmaktır.

c)

Şüphe edilebilen her şey önce yanlışlanabilir.

d)

Bilgi, şüphe ile başlar.

e)

Var olduğumuz için düşünürüz.

13.

Descartes'a göre zihni bölünmez olarak algılayabildiğimiz hâlde, hiçbir cismi bölünür olmaksızın algılayamayız. Bedenin yarısını algılayabilirken zihnin yarısını algılayamıyoruz. Böylece görürüz ki onların yalnızca doğaları farklı değil aynı zamanda onlar birbirlerinin de karşıtıdırlar.

Descartes'in bu görüşü aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ifade edilir?

a)

Düalizm

b)

Hümanizm

c)

Rasyonalizm

d)

Realizm

e)

Entüisyonizm

14.

Descartes mutlak doğru bilgiye açık ve seçik bir biçimde bilinmeyen her şeyden şüphe ederek ve adım adım ilerleyerek ulaşılabileceğini söyler. Bu tür bir bilgiye ulaşmak için her şeyden kuşku duymaya, kendini açık seçik duyurmayan her şeyi reddetmeye karar verir. Bu noktada kuşku duymayacağı tek bir şey olduğunu söyler: “Kuşku duyduğumdan kuşku duymadığım gerçektir.”


Bu parçadan hareketle Descartes ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a)

Kuşkuyu amaç edindiği

b)

İki farklı töz kabul ettiği

c)

Açık seçik mutlak bilgiye ulaşabildiği

d)

Apriori bilgilerin varlığını kabul ettiği

e)

Nesneler dünyasının varlığını araştırdığı

15.

Descartes modern düşünceyi başlatan bir yönelime sahiptir: “İyi bir yargı verme ve doğruyu yanlıştan ayırt etme gücü, (tam olarak söylemek gerekirse sağduyu veya akıl olarak adlandırılan güç), doğal olarak bütün insanlarda eşittir”. Bütün insanlara eşit olarak dağılan bir yargılama ve ayırt etme gücü biçiminde akıl, modern akıl düşüncesinin başlangıcıdır.


Descartes’ın, modern felsefenin kaynağı olarak düşünülmesinin nedeni hangi seçenekte kapsamlı olarak verilmiştir?

a)

Özneyi akıl yolu ile doğru bilgiye ulaşabilen bir varlık olarak epistemolojinin merkezine yerleştirilmiş olması

b)

Aklın tüm insanlarda doğuştan var olduğu düşüncesi

c)

Tanrının insanlara bildirdiği doğrulara, akıl sahibi bir varlık olan insanın bu yetisi ile ulaşabilmesi

d)

Akıl ve inancı birbirinden kesin olarak ayırması

e)

Tüm insanlarda aklın ortak olarak var olduğu fikri

16.

Spinoza'ya göre, eğer aşağı doğru akan bir su düşünebilen bir varlık olsaydı, kendi özgür istenci ve iradesiyle aşağı doğru akmakta olduğunu düşünürdü. Karar verme durumumuzu başka bir açıdan da özgürlük olarak kabul edemeyiz. Çünkü kararlarımız çoğunlukla hafıza denilen yapının etkileriyle oluşur. Spinoza'ya göre hafızaya hâkim olabildiğimiz söylenemez. Spinoza için özgürlük, insanın kendi doğasında mevcut olan zorunluluklara uyması durumudur.

Bu parçaya göre özgürlük aşağıdaki ifadelerden hangisiyle açıklanabilir?

a)

Hafızayı kullanmadır.

b)

Doğayla bütünleşmektir.

c)

Hafızaya hakim olmaya çalışmaktır.

d)

Zorunluluğun tanınmasıdır.

e)

Çevreye uyum sağlamaktır.

17.

Hobbes, devletin oluşum felsefesini "İnsan, insanın kurdudur." düşüncesine dayanarak ortaya koymuştur. Herkesin herkesle savaşı durumu bireye yarar sağlamaz. Bu durum bireyin çıkarlarını engeller. Bireyler bu durumdan kurtulmak ister. Böylelikle eylemlerinin kaynağı olan kendini sevme ve varlığını devam ettirme içgüdüsü ortaya çıkar. Bu süreç kendinden üstün bir yapı olan devlete toplum sözleşmesi ile gönüllü bir teslimiyeti getirir.


Hobbes'a göre devletin ortaya çıkışını sağlayan neden aşağıdakilerden hangisidir?

a)

İnsanın güce sahip olmayı istemesi

b)

İnsanın varlığını devam ettirme isteği

c)

İnsanın kötüden uzaklaşma isteği

d)

İnsanın toplumsal barışı sağlama isteği

e)

İnsanın ahlaklı bir topluma ulaşma isteği

18.

"Bilmek, egemen olmaktır." Ne var ki nedensel yasaların bilgisine ulaşmanın önünde engeller bulunmaktadır. İnsan zihni boş düşüncelerle, kuruntularla dolup taşmaktadır. Bacon doğayı anlamaya çalışırken acele kestirimlerde bulunmamıza yol açan yanlış kanı ve önyargılara dayalı düşünceleri "zihnin putları" diye adlandırır. İnsanoğlu doğayı kendi gerçekliği içinde kavrayıp doğru bilgilere ulaşmak istiyorsa ilk yapması gereken şey, zihnine yer etmiş bu putlardan kurtulmaktır. Bu putlardan uzaklaşmadıkça doğaya egemen olma ülküsü boş bir hayalden öteye geçemez.


Bacon'ın bu görüşlerinden hareketle aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez?

a)

Doğayı olduğu gibi bilmek güçtür.

b)

Bilgi insana güç kazandırır.

c)

Doğayı bilmek için zihindeki engellerden kurtulmamız gerekir.

d)

Zihnimizdeki kanılar doğayı anlamayı kolaylaştırır.

e)

İnsanın doğaya egemen olma ülküsü vardır.

19.

Francis Bacon "Yeni Atlantis", Campanella "Güneş Ülkesi" eserleriyle akıl ve yaratıcı düşünceyi birleştirerek yeni bir toplum düzeni hayal etmişlerdir. Tasarlanan düzende toplumlar özgürlükten, adaletten ve eşitlikten beslenirler. Bu yazarlar, hayal güçleriyle gerçekleşmesi mümkün olmayacak bir devlet ve toplum tasarımını ortaya koymuşlardır.


Bu parçada, siyaset felsefesinin aşağıdaki hangi temel kavramı ele alınmıştır?

a)

Ütopya

b)

Meşruiyet

c)

Egemenlik

d)

Bürokrasi

e)

Devlet

20.

"Siz bana, Bacon ve Descartes'in felsefesinde gördüğüm hataların ne olduğunu soruyorsunuz. Başkalarının hatalarını açığa çıkarmak gibi bir alışkanlığım olmamasına rağmen, oldukça ısrarlı bu ricanızda, sizi memnun etmeyi deneyeceğim. Onların ilk ve en önemli hatası, şimdiye kadar, bütün şeylerin kaynağı ve ilk sebebinin bilgisinden uzaklaşarak yoldan sapmış olmalarıdır. İkinci olarak insan zihninin gerçek doğasını anlamakta başarısız oldular. Üçüncü olarak hatalarının gerçek nedenini asla kavrayamadılar. Bunların, sadece, bilgi ve eğitim eksikliğinden kaynaklandığını, bu üç noktanın doğru bilgi hakkındaki kritik önemini görmekte başarısız oldular."


Spinoza’nın görüşlerini yansıtan bu parçada sözü edilen üç hatanın ilgili olduğu alanlar aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

a)

Varlık - Zihnin doğası - Gerçeklik

b)

İnsan - Bilgi - Dünya

c)

Varlık - Zihnin doğası - Bilgi

d)

Varlık - Bilgi - Doğruluk

e)

Varlık - Zihnin doğası - Bilim

21.

Montesquieu'ya göre cumhuriyet, monarşi ve despotizm olmak üzere üç yönetim biçimi vardır. Bir kişi, toplumu belli temel yasalara göre yönetiyorsa orada monarşi, yasasız tek kişinin yönetimi söz konusuysa despotizm görülür. Cumhuriyet yönetiminde ise egemenliği elinde bulunduran halk, temsilciler aracılığıyla yönetme yetkisini kullanır.


Buna göre yönetim biçimlerini ayırmak için kullanılan ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Egemenliği elinde bulunduranların kim olduğu

b)

Yönetimin doğal duruma göre nasıl yapılandığı

c)

Yetki kullanımında halkın tercihinin hangi yönde olduğu

d)

İktidarın gücünün neye dayandığı

e)

Yönetme yetkisinin kim tarafından ve neye dayanarak uygulandığı

22.

Newton yaptığı çalışmalar konusunda şu sözleri söyler: “Bilimsel öngörülerde bulunabiliyor olmamı, doğayı insanlara tanıtabilmemi, bilimde yeni bakış açıları getirebilmemi kısacası bunların her birini omuzlarında yükseldiğim kişilere borçluyum.”


Newton bu sözlerinde bilimin aşağıdaki özelliklerinden hangisini vurgulamıştır?

a)

Olgusallık

b)

Nedensellik

c)

Birikimlilik

d)

Nesnellik

e)

Seçicilik

23.

Galileo’nun Güneş merkezli evren kuramı ölümünden yıllar sonra bile kiliseyi huzursuz etmeye devam etmiştir. 18. yüzyılın ortalarında, ancak 100 yılı aşkın bir süre sonra Galileo’nun kuramı onaylanmış ve kabul görmeye başlamıştır.


Bu açıklamadan hareketle aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?

a)

Bilimsel kuramların doğrusal bir hızla ilerlediği

b)

Bilimsel gelişmelerin ortaya çıktığı çağda ön yargı ile karşılanabileceği

c)

Bilimde ölçütün doğrulanabilirlik olduğu

d)

Bilimsel gelişmelere yeni buluşların ivme kazandırdığı

e)

Bilim insanlarının mantık ilkelerine göre hareket ettiği

24.

Descartes’ın “Ne biliyorum? Ne kadar bilebilirim? Hangi bilgilere güvenebilirim?” şeklindeki sorularına karşılık; Spinoza “İnsan için iyi yaşam nedir? Bu yaşamı en iyi şekilde yaşamamı sağlayacak olan nedir? Yaşamımı sürekli mutlu ve kutlu yüce bir sevinç içinde sürdürmemi sağlayacak olan şeyler nelerdir? Bunu nasıl elde edebilirim?” gibi sorular olmuştur.


Buna göre Descartes ve Spinoza’nın sırasıyla aşağıdaki felsefe alanlarından hangisiyle ilgilendiği söylenebilir?

a)

Siyaset felsefesi – Din felsefesi

b)

Bilgi felsefesi – Ahlak felsefesi

c)

Bilgi felsefesi – Siyaset felsefesi

d)

Ahlak felsefesi – Bilgi felsefesi

e)

Varlık felsefesi – Ahlak felsefesi

25.

F. Bacon’a göre düşünce kendi başına bırakılırsa doğruya ulaşamaz. Nasıl kullanılan araçlar, elin gücünü artırıyorsa kullanılan akıl yürütme tarzları da aklın gücünü artırır.


Bu açıklama aşağıdaki konulardan hangisi ile ilgilidir?

a)

Bilimsel yöntemin doğası

b)

Vahyin imkanı

c)

En iyi yönetim biçimi

d)

Güzelin kaynağı

e)

Ahlaki yargıların yapısı