NEW
Font size
WorksheetsPARAGRAF 3
Total questions: 24
Worksheet time: 42mins
Eski bir hikâyedir: Vaktiyle, bir adam Harun Reşid’e gelir, izin alıp marifetini gösterir. Adam, bir çuvaldızın gözünden kırk tane iğneyi uzaktan atıp geçirir. Görenler onun bu ustalığına şaşar kalırlar. Harun Reşid, bu adama: “Kabiliyetini böyle boş yere harcayacağına, faydalı bir işe çalışsaydın, insanlığa daha faydalı olurdun.” der. Faydalı bir işe çalışmak... İşte, iş için birinci şart budur.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Ustalık, toplumu hayrete düşürecek işler yapmaktır.
Bir işin değeri, topluma sağlayacağı yararla ölçülür.
Yapılan işe yeteneğini katmak kişiyi başarıya ulaştırır.
Yapılan işi başkalarının beğenmesi önemlidir.
Bir köpek, ağzında bir kemikle bir nehrin kenarında duruyormuş. Birden sudaki yansımasını fark etmiş. O köpeğin de ağzında bir kemik varmış. Üstelik kendi ağzındaki kemikten daha büyükmüş. Köpek ağzındaki kemiği bırakıp hemen suya atlamış ancak azgın sularda neredeyse boğuluyormuş. Canını zor kurtarmış köpek, kıyıya çıktığında ne kemik kalmış ne de kemiğin yansıması.
Bu metinde asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sahip olduklarıyla yetinmeyen, elindekini de kaybeder.
Kararsız kişiler, giriştikleri işlerde başarısız olurlar.
Söz dinlemeyenlerin başı dertten kurtulmaz.
Maceraya atılmak her zaman ilgi çekicidir.
Paraya ihtiyacı olan bir işçiye günlük ücretini verip bir kuyuyu açtırabilirsiniz. Bu işi gayreti ölçüsünde yapar. Bir müddet sonra aynı işçiye yine günlük ücretini vererek kuyuyu doldurmasını söylerseniz onu da yapar. Aynı adamdan kuyuyu tekrar açmasını isteyecek olursanız biraz canının sıkıldığını fark edersiniz. Ne çare ki para almak için bu işe katlanacaktır. Fakat kuyuyu açtıktan sonra tekrar doldurmasını söylerseniz o muhtaç adam bütün ihtiyacına rağmen bu işi bırakır. Karnını doyurmak, çoluk çocuğunu geçindirmek pahasına da olsa bu amaçsız işe devam etmeyecektir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
İnsanlar yetenekleri ölçüsünde iş yaparlar.
Bireyler kendi düşünceleri doğrultusunda çalışırlar.
İnsanlar yaptıkları işlerin bir maksadı olsun isterler.
Bireyler aynı işi tekrarlamaktan hoşlanmazlar.
Anıtlarıyla büyüleyen tarihî semtlerdeki geçmiş zaman havası, insanın ruhunu fazlasıyla dolduruyor. Fakat pek çoğunda tekrara dayanan modern mimari, şimdiden hâkim olmaya başladı. Eski eserler bu topraklara hâkim oluşumuzun kanıtıdır. Bu sebeple en küçük tarihî eser bile kaybolmamalıdır.
Bu metnin ana fikri aşağıdakilerden hangisidir?
Tarihî değeri olan eserler korunmalıdır.
Modern mimari genişlik ve aydınlık getirir.
Bugün bize değerli görünen bir şey yarın anlamsız gelir.
Yıpranmış binaların bulunduğu semtlerin çehresi değişmelidir.
Her dilde bilim ve tekniğin gelişen ihtiyaçlarını karşılamak için yeni terimler türetilir. Bu türetmeyi genellikle dilciler değil, mucitler yaparlar. Çünkü onlar buluşlarını ilk kez tanıtırlarken bunların adlarını da koyarlar. Bu yüzden bilimin ön saflarında yer alan mucitlerin kendi dillerinin yapısını, sözcük ve terim türetme kurallarını iyi bilmeleri gerekir.
Bu metinde mucitlerle ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Ana dillerine hâkim olmalılar.
İcatlar ortaya koymalılar.
Dilcilerle ortak çalışmalılar.
Hayatı kolaylaştırmalılar.
Çocuklar gülerek, keyif alarak öğrendikleri hiçbir şeyi kolay kolay unutmazlar. Dolayısıyla mizah, çocukların yeni bir şeyler öğrenmesinde ve okumayı sevmesinde keyifli bir yoldur, diyebiliriz. Rıfat Ilgaz, mizahın insanın doğasında olduğunu, dolayısıyla bilgi olmadığını söyler. Bilgi değildir ama çocuğu bilgiye götüren yolun taşlarını mizahla döşediğinizde öğrenme daha kuvvetli olur.
Bu metinde ‘‘mizah’’ ile ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
İnsanın yaradılışında vardır.
Bilgilendirici yönü ağır basar.
Öğretimde kullanılabilecek bir araçtır.
Eğlendirici tarafı ön plandadır.
Şarkılar, şiirler, romanlar, öyküler ve diğer tüm sanat eserleri toplumun iç dünyasını gösteren birer penceredir. Neşeli şarkılar, hüzünlü şiirler, heyecanlı romanlar, karamsar öyküler... Toplum ne hissediyorsa onu yazıyor, onu okuyor, onu dinliyor, onunla ilgili bir eser ortaya koyuyor. Çünkü insan, eyleme dökemediği, sözle anlatamadığı her türlü duyguyu bir şekilde dışa aktarmanın yollarını arıyor. Böylece bu duygular insanların yazdıklarında, okuduklarında, dinlediklerinde veya ortaya koyduğu eserlerde hayat buluyor. Bu sebeple bir ülkede öne çıkan eserlere baktığımızda toplumda olanı biteni anlamak çok da zor olmasa gerek.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Okuma tercihleri kişilerin sosyal durumlarına göre değişir.
Sanatsal ürünler, toplumun duygularını yansıtan aynalardır.
Toplumların sanatsal tercihleri farklılık gösterebilir.
Sanat eserleri halkın duygularını yansıtmakta yeterli olmayabilir.
Ticarette kâr ve zarar hanesi diye bir terim kullanılır.
Bunu bir an için dilimize de uyarlamaya çalışalım. Dilimizde ne gibi kazançlarımız, ne gibi kayıplarımız olduğu araştırılmaya değer. Bu dil yüzyıllar boyunca nasıl örülmüş, çağın şartlarına göre ne gibi dönüşümleri gerçekleştirmiş ve bir ara nasıl çözülmüş, daha sonra kendini nasıl yenilemiş, özleşmiş, tekrar yabancılaşmaya başlamış? “Emgek” kelimesinden “zahmet”e, “eziyet”e ve son olarak “emek”e nasıl dönülmüş? “Takat”tan “dayanma gücü”ne, “başarım”a, ardından “performans”a nasıl geçilmiş?
Bu metnin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Dilimizin gelişim ve değişim süreci
Dilimizdeki yabancılaşmanın nedenleri
Dilimizin kazanç hanesine yazılan kelimeler
Dilimizde karşılığı olmayan kelimeler
Öğretmenlerin, anne ve babaların çocuklara şiir okuma alışkanlığı kazandırabilmek için yayımlanmış bütün şiir kitaplarını sağlamaları güçtür. Bu ihtiyacı en kısa yoldan karşılayacak eserler ise özel olarak düzenlenmiş şiir antolojileridir. Antolojiler, birçok şiir örneğini bir arada sunduğu için çocukların farklı şiirlere tek kitap üzerinden ulaşmasına imkân sağlamaktadır. Böylece çocuklar beğendikleri bir şiirle ve şairle karşılaştıkları için şiire daha çabuk ısınırlar.
Bu metnin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Çocuklara şiir okuma alışkanlığı kazandırmanın faydaları
Çocukların hayal dünyasını geliştirecek şiirlerin taşıdığı nitelikler
Çocuklara şiir okuma alışkanlığı kazandırmada antolojilerin önemi
Antolojilerin hazırlanmasında dikkat edilecek hususlar
Yıllarca yaşadığım küçük kasabadan tayinim nedeniyle ayrılıp İstanbul’a yerleştim. Gözümün yeşile, ayağımın toprağa değdiği bir yerden kalkıp soğuk betonların arasında esir kalmam bana ilk şoku yaşattı. Araba yığınlarının içinde saatlerce süren yolculuklar ayrı bir sorundu. İşten eve dönüp kafa dinlemek istediğimde ise susmayan şehir beni rahat bırakmadı. Yüz seksen daireli bir binada bırakın komşuluk etmeyi, birbiriyle selamlaşmaktan kaçan insanlarla yaşamak ise ayrı bir acı.
Bu metnin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
İnsan ilişkilerinin zayıflaması
Şehir yaşamının zorlukları
Doğanın betonlarla yok edilmesi
Trafik yoğunluğunun zararları
Masalını, ninnisini dinlemeden uyumayan, sokaktan eve girmeyen çocuklarımızın dünyası değişti. Kendimize ait özelliklerimiz teker teker yok olmaya, hayat pınarlarımız kurumaya başladı. Çünkü teknolojinin nimeti olan yığınla alet, hayatımızdaki yerini çoktan aldı. Bilgisayar fareleri, televizyon kumandaları çocukların emziği gibi. Ne yapsak da çocuklarımızı yeniden masallarla, sokaktaki oyunlarla, doğayla buluştursak?
Bu metnin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Çocuk oyunlarının yok olması
Teknolojinin çocukların hayatına etkisi
Masallara gereken önemin verilmemesi
Elektronik aletlerin çeşitliliği
Konuşma, duygu ve düşüncelerimizi, görüp yaşadıklarımızı karşımızdakilere sözle iletme işidir. Yani günlük yaşamımızın temel bir parçasıdır. Tıpkı solumak, yemek yemek, su içmek, yürümek gibi... Sabahın ilk saatlerinden yatma zamanına değin sıradan bir günümüzü düşünelim. Bu süre içinde konuşmanın büyük bir yer tuttuğunu görürüz. Yakınlarımızla, çevremizdekilerle, dost ve arkadaşlarımızla günün olaylarından, okuduklarımızdan, duyduklarımızdan, kişisel ve toplumsal sorunlarımızdan söz ederiz. Böylece düşünce alışverişi yapmış, yaşantılarımızı paylaşmış oluruz. Bu, toplum içinde yaşayışımızın doğal bir sonucudur. Günlük bir gereksinimdir.
Bu metnin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Çevremizdekilerle ilişkilerimizi düzeltmenin yolları
Sorunlarımızı konuşarak halletmenin gerekliliği
Günlük telaşları dostlarımızla paylaşmanın önemi
Konuşmanın hayatımızdaki yeri ve önemi
Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan ve toplam kırk sekiz taşla oynanan zekâ oyunu “mangala” yenilenmiş yüzüyle meraklılarına sesleniyor. Araştırmalar, mangalanın Orta Asya’dan beri yaygın olarak oynandığı, Osmanlı zamanında da varlığını sürdürdüğü ve sosyal ortamlarda önemli bir vakit geçirme aracı olduğunu ortaya koyuyor. Mangala, 2009’da Kültür Bakanlığı tarafından zekâ ve strateji oyunu olarak tescil edildi.
Bu metinde “mangala” oyunuyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Eskiden toplumsal hayatın bir parçası olduğuna
Yenilenerek meraklılarına sunulduğuna
Özellikle gençler tarafından rağbet gördüğüne
Tarihinin çok eskilere dayandığına
Sanatı tarif edecek olsam “Oyundur.” derim ama bir kişiyle oynanan en güç, en belalı, en tatlı, en güzel oyun. Bir oyun ki sahnesi dünyanın her yerindedir. Bir oyun ki sahnesinde her zaman tek kişi; seyircileri arasında gelmiş, geçmiş ve gelecek nesiller bulunmaktadır. Bir oyun ki su ile ekmeğin yanı başında yerini alır.
Bu metinden ‘‘sanat’’ ile ilgili aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
Güzelliği ve faydası kişiden kişiye değişir
Dinleyicisi, izleyicisi tüm insanlıktır.
İnsan için temel ihtiyaç maddeleri kadar önemlidir.
Hem kendi çağına hem de sonraki çağlara seslenir.
Yaşlılık, kavramların en somutlarındandır. Gerçekliği yüzlerde, ellerde, yürüyüşlerde ve seslerde iyiden iyiye belirgindir. Bu nedenle yaşlılar, çoğumuzun gözünde sadece yaşlıdır. Oysa yaşlıların davranışları sıradan
değildir, sözleri de. Biriyle laflamak için fırsat kollarlar, bulduklarında da uzun uzun konuşurlar. Gelmişten, geçmişten... En çok da bozulan toplumdan, kaybolan değerlerden, saygıdan şikâyet ederler ve kaçınılmaz olarak hastalıklardan.
Bu metinden aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?
Yaşlı insanlar, kendileriyle sohbet edecek birilerine ihtiyaç hissederler.
Yaşlılar, toplumsal değerlerin yitirilmesinden rahatsızlık duyarlar.
Yaşlanmak insanın gözlemleyebileceği, izlenebilir bir süreçtir.
Yaşlılıkta insanlar daha duygusal ve alıngan olur.
İnsanlık tarihinde tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte toprak ve hayvan önem kazanır. Üretmek esastır ve insan, ihtiyacı kadarını üretir. Sanayi Devrimi ile birlikte “mal” odaklı bir çağ başlar. Mal üretimi nedeniyle fabrikalar ön plana çıkar ve hayat onların çevresinde şekillenir. İnsan, ihtiyacından fazlasını üretebildiği için tüketim esastır. Şimdilerde ise “bilgi çağı” yaşanıyor. Fabrikalar, tüketim çılgınları için hâlâ mal üretiyor ama bilgi daha değerli ve pahalı. Fabrikaların tahtını, küçük bir odadaki bilgisayarlar yavaş yavaş ele geçiriyor.
Bu metinden aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?
Toplumlarda sürekli bir değişim ve gelişim vardır.
Bilgi çağı ile birlikte fabrikalara ihtiyaç kalmamıştır.
Her devir kendisine özgü bir yaşam biçimi ortaya çıkarır.
Üretim toplumundan tüketim toplumuna doğru bir dönüşüm yaşanmıştır.
Bizim halılarımızda, kilimlerimizde, heybelerimizde ve benzeri dokuma işlerimizde tatlı, yuvarlak çizgiler yoktur. Kilimlerimizde sürekli rastlanan üçgenler, kareler, beşgenler estetik tasalardan değil tezgâh zoruyla doğmuştur. Çünkü bizim tezgâhlarımızda yuvarlak çizgi dokunamaz. Köylerimizde yapılan dokuma tezgâhları ta Orta Çağ’dan hatta eski çağlardan kalma en ilkel tezgâhlardır.
Bu metinde aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
Dokuma işlerimizde bazı motiflerin bulunmayışının sebebi nedir?
Halılarımızda hangi geometrik şekiller vardır?
Tarihî olaylar kilimlerimize nasıl yansımıştır?
Dokuma tezgâhları ne zamandan beri kullanılıyor?
II. Dünya Savaşı’nda İngiliz uçaksavar birlikleri yanlışlıkla kendi uçaklarını vurur. Birlik komutanı, bir daha böyle bir durumla karşılaşmamak için gözcülere hızlı görme eğitimi aldırır. Bu eğitimden sonra askerlerin görme hızları artar. Ohio Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Renshaw bu hızlı görme çalışmasını yazılar üzerinde uygulayarak kelimelerin hızlı görülmesini sağlamıştır. Hızlı okuma tekniği bu şekilde ortaya çıkmıştır. Bu teknikle kelimeler artık tek tek değil de gruplar hâlinde algılanmaya başlanır. 1970’li yıllarda bizim ülkemizde de bu teknik uygulanmaya başlanmıştır. Ancak bu uygulama 90’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başında yaygınlaşmıştır.
Bu parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
İngiltere’de hızlı görme eğitimi niçin başlatılmıştır?
Hızlı okuma tekniğini kim ortaya çıkarmıştır?
Hızlı okuma tekniği nasıl ortaya çıkmıştır?
Hızlı okuma tekniği İngiltere’de ne zaman yaygınlık kazanmıştır?
Arılar, uçarken farklı yörünge ve doğrultularda hareket eder. Bize anlamsız gelen veya dansa benzettiğimiz bu hareketlerle, yerini tespit ettikleri bir çiçeği diğer arılara haber verir. Yani aslında dans sandığımız bu hareketler arıların birbirleriyle haberleşmelerini sağlar.
Aşağıdakilerden hangisi bu parça için uygun bir başlık değildir?
Arıların Hareketleri
Dans Eden Arılar
Arıların İletişimi
Arıların Önemi
hayvan hikâyelerine fabl denir. Fabllarda öğretici bir amaç güdülür, gündelik hayatla ilgili dersler verilir. Okurlar, bu dersi kolaylıkla anlar. Çünkü öğüt, fablın sonunda atasözü ya da özdeyiş şeklinde verilir. Fabllar kısa hikâyelerdir; giriş, gelişme, sonuç ve ders bölümü olmak üzere dört bölümden oluşur. Çocuklara tokgözlülük, yardımseverlik, özveri gibi iyi insan davranışları kazandırma amacı taşır. Bu yüzden fablların eğitici yanı güçlüdür.
Bu parçaya getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
Çocukların Eğitimi
Fablların Özellikleri
Fablın Önemi
Öğretici Eserler
İnsan beyni, sahibinin yapmak istediği şeyi gerçekleştirme yollarını bulacak şekilde yaratılmıştır. “Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz.” diyen atasözü de bu fikri doğrulamaktadır. Pek çok insan, insan kudretinin dışında zannedilen muazzam işleri sadece azimleri sayesinde başarmış, o işleri yapmayı akıllarından bile geçirmeyen insanlarsa varılan netice karşısında şaşakalmışlardır. Atatürk’ün bu konuda çok güzel bir sözü var: “Zafer, zafer benimdir diyebilenindir.”
Bu parçada asıl anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
İnsan beyni, sanıldığından daha üstün özelliklere sahiptir.
Küçük hayalleri olan insanlar, başarısız olmaya mahkûmdur.
İnsan, kararlı olursa en zor işlerin bile üstesinden gelebilir.
Büyük işleri sadece büyük ve önemli insanlar yapabilir.
Meyve ve sebzelerin bozulmasına bazı bakteriler neden olur. Bakteriler, bu gıdaların içerdiği suyu kullandığı için onların üzerinde kolaylıkla gelişip çoğalır ve içeriğinde, görünüşünde birtakım değişikliklere yol açacak bozulmalara neden olur. Ancak meyve ve sebzeler kurutulursa bozulmalarının önüne geçilebilir. Çünkü kurutulan meyve ve sebzelerin su miktarı önemli ölçüde azalır. Bakteriler de yeterince su bulamazsa gelişemez.
Bu parçada meyve ve sebzelerle ilgili asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
İçlerindeki su miktarının, bozulma sürelerini etkilediği
Üzerlerinde oluşan bakterilerin insan sağlığına zarar verdiği
Bozulmalarını önlemek için onları kurutmak gerektiği
Kurutulunca vitamin değerlerinin arttığı
Sözlüklere dalmak, onlarla zaman geçirmek güzeldir ancak en fazla birkaç ciltten oluşan sözlükler bir dilin kendisi olamaz asla. Sözlükler, bir dilin hemen hemen bütün sözcüklerini içine alsa bile sonuçta kelimelerin alfabetik olarak sıralanmış listesinden başka bir şey değildir. Dil ise sözlükte yer alan sözcüklerin uyumlu şekilde birleştiği bir okyanustur. Bunun içindir ki sözlükler, dilin inceliklerini ve zenginliklerini sınırlı bir şekilde ortaya koyan küçük bir araçtır yalnızca.
Bu parçada vurgulanmak istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Sözlükler, bir dilin öğrenilmesini sağlayan en önemli eserlerdir.
Sözlüklerde yer alan her kavram tek başına bir dünyadır.
Sözlükler, dilin inceliklerini anlatmada tek başına yeterli değildir.
Her dilin kendine has kuralları ve zenginlikleri vardır.
Yazdıkça açılır, kendinizin farkına varırsınız. Eşyayı, dünyayı anlamaya başladığınız andan itibaren içinizde ne çok hikâye topladığınızı, hafızanıza ne çok hayal, duygu, umut sakladığınızı yazdıkça fark edersiniz. Kaleminiz, kâğıdın üzerinde dolaşırken veya parmaklarınız klavyede gezinirken kelimelerin neleri, nasıl çağırdığına hayret edersiniz. Hayret ettiğiniz, aslında kimliğinizi ören hatıraların, hayallerin ve hikâyelerin o anda açığa çıkmasıdır.
Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir?
Yazmak çok çaba gerektiren bir uğraştır.
İnsan, yazarken zihninde biriktirdiklerinin farkına varır.
İnsan, ömrü boyunca hafızasında çeşitli anılar biriktirir.
Yazmak, insanın geçmişini hatırlamasına yardımcı olur.
