wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

ANLATIM BİLGİSİ

Total questions: 10

Worksheet time: 11mins

Name
Class
Date
1.

Açık mavi gökyüzüne doğru mor dağlar yükse­liyor. Mor dağların eteğinde kırmızı kiremitli bir ev var, evin duvarlarına sarmaşıklar tırmanmış. Bacasından döne döne mavi dumanlar yükse­liyor. Çevresine yeşil ağaçlar yayılmış. Ağaçların arasında bir incecik yol kıvrılıyor. Yolun biraz ötesinden bir dere geçiyor. Dağların ardında güneş doğuyor. Güneşe doğru irili ufaklı bir kuş sürüsü uçuyor.


Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

a)

Öyküleme

b)

Açıklama

c)

Betimleme

d)

Tartışma

2.

Bazı şairler, düzyazının anlatım gücünün bir yerde tükendiğine; ama şiirin anlatım gücünün hiç tükenmediğine inandıklarından, "Şiir, düzya­zının bittiği yerde başlar." deyip çıkarlar işin için­den. Düzyazının bir yerde gücünün tükendiğini nereden çıkarırlar, bilinmez. Bana kalırsa deği­şik anlatım türleri vardır, şiir de sadece bunlar­dan biridir. Şiirin dile getirdiğini bir roman, bir öykü hatta bir resim bile dile getirebilir.


Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

a)

Açıklama

b)

Tartışma

c)

Öyküleme

d)

Betimleme

3.

Köprülü Kanyon, nisan sonlarında erguvan ağaçlarının pembe çiçekleriyle kaplanır. Gürül gürül akıp giden buz gibi sularından insanın et­kilenmemesi mümkün değildir. Çevredeki yük­sek dağların başı hala karla kaplı. Bin bir türlü çiçek ve baharın taze kokusu insanı kendinden geçirir. Burası doğal güzelliklerin yanı sıra pek çok tarihi güzelliği de içinde barındırır.


Bu parçada ayrıntıların anlatımında aşağıda­ki duyuların hangisinden yararlanılmamıstır?

a)

Koklama

b)

İşitme

c)

Dokunma

d)

Tatma

4.

Bozkırla kaplı bu yörede rüzgar serttir, güneş serttir, doğa sert bakar insana. Geniş düzlükle­rin sarısı da yeşili de büyük ve savaşçı uygarlık­ların köklerini taşır içlerinde. Türklerin, Çinlilerin, Acemlerin ve Rusların, atlarının ayaklarıyla eşti­ği bu topraklar binlerce yılın kutsal insanlık mira­sının vatanıdır. Ağaçsız, dolayısıyla da gölgesiz olan bu ören yerinde bulunan Hitit İmparatorlu­ğu dönemine ait Sfenksli Kapı, şehrin batısında­ki Poternli Kapı ile yerel müzesi, bölgeyi ziyaret edenlerin aynı gün içinde gezebilecekleri önem­li tarihi kalıntılardan bazılarıdır.


Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda­kilerden hangisi söylenemez?

a)

Karşıt durumlar kullanılmıştır.

b)

Kişileştirme kullanılmıştır.

c)

Örneklemeden yararlanılmıştır.

d)

Öznel yargılar vardır.

5.

Türkiye’de bulunan yüzlerce kelebek türünden biri osmanlıateşi. Bilim adamları bu türün, günümüzde yalnızca Muğla ve Antalya’da ender olarak görüldüğünü belirtiyor. Avrupa’da dağılımı Güney Balkanlar ve Türkiye ile sınırlı olan bu kelebek türünün kanat rengi, güneş ışığının vurduğu açıya göre parlak portakal turuncusu, ve koyu ateş kırmızısı arasında değişiyor. Bundan kırk elli yıl öncesine kadar. Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında, özellikle küçük bataklıklarda ve sulak alanlarda yaşamını sürdürüyordu. Ancak yaşam alanını kaybetmeden osmanlıateşi artık dar bir çevrede yaşıyor.


Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

a)

Tanımlama

b)

Açıklama

c)

Betimleme

d)

Öyküleme

6.

Aşağıdakilerin hangisinde anlatım birinci kişi ağzından yapılmıştır?

a)

Güneşin ilk ışıkları pencereden süzülürken uyanır, bütün işlerini öğlen olmadan hallederdi. Güne erken başlamak önemliydi onun için.

b)

Tren, yemyeşil bir ormanın içinde ilerliyordu. Uykulu gözlerle etrafına bakındı. Henüz yolun bitmediğini anlayınca uyumaya devam etti.

c)

O yıllarda da şimdi olduğu gibi saatlere büyük bir düşkünlüğüm vardı. Masa saatleri, kol saatleri, köstekli saatler… Ulaşabildiğim ne kadar saat varsa alır, saklardım hep.

d)

Kitap okumanın insanın ruhunu dinlendirdiğine inanır, kitaplarla yatıp kitaplarla kalkardı. Yalnızlıktan şikâyet ettiğine hiç kimse şahit olmadı çünkü en iyi dostu kitaplardı.

7.

Güneş gibi parlayan güzel kaşağının dişlerine baktım. Çok keskin ve sivri idi. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başladım. Dişleri biraz köreldi. Atlara tekrar sürdüm kaşağıyı. Atların hiçbiri durmuyordu yine. Kızdım, öfkemi sanki kaşağıdan çıkarmak istedim. On adım ilerideki çeşmeye koştum. Kaşağıyı yalağın taşına koydum. Yerden kaldırabileceğim en ağır taşı bularak kaşağıya hızlı hızlı vurmaya başladım.

Bu metinde aşağıdaki hikâye unsurlarından hangisine yer verilmemiştir?

a)

Zaman

b)

Yer

c)

Olay

d)

Kİşi

8.

“Onun denemeleri kendini okutturuyor. Elbette bunun temelinde kolay anlaşılırlık var. Söz gelimi bir denemesine başlıyorsunuz bir de bakmışsınız sonuna gelmişsiniz denemenin. Sözcükler, bir kaydırak gibi kayıyor; soluklanmadan okuyorsunuz onları.” diyen bir eleştirmenin sözünü ettiği denemelerde vurgulanmak istediği nitelik aşağıdakilerden hangisidir?

a)

İçtenlik

b)

Özlülük

c)

Akıcılık

d)

Özgünlük

9.

Melih Cevdet'in "Kolları Bağlı Odysseus" şiiri beni heyecanlandırdı, düşündürdü ama rahat etmedim, edemedim bu şiirle. Etseydim belki o kadar çok okumazdım. Dizeleri, görüntüleri, istedikçe anımsardım. Oysa bu şiirde bazı dizeler her okunuşta başka bir anlam kazanıyor. Her okuyuşumda ilk kez okumuş gibi oluyorum onları.

Bu sözleri söyleyen okur, sözünü ettiği şiirin özellikle hangi niteliğini vurgulamaktadır?

a)

Akıcılık

b)

Etkileyicilik

c)

Yoğunluk

d)

Açıklık

10.

(I) İnsan, topluluklar halinde yaşadığı dönemlerde de sanat yapmıştır. (II) Sanat, beyinsel etkinliğin kaçınılmaz ve vazgeçilmez özgün sembollerinin açığa vurulması aslında. (Ill) Sanat sayesinde gerçeklikten edindiği imgelerin anlamlarını çağrışımlı sembollere dönüştürmüştür insanoğlu. (IV) Sanat da, soyutlamalar yoluyla çevresini, gereksinmelerine uygun hale getirmek için, değiştirme gücünü elde etmiştir.

Bu parçanın yazarı, numaralanmış cümlelerden hangisinde sanatın tanımını yapmıştır?

a)

I

b)

II

c)

III

d)

IV