wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

11. Sınıf Yıl Sonu Testi

Total questions: 17

Worksheet time: 23mins

Name
Class
Date
1.

Yazar...bir makyajcı değildir... onun görevi, isteksizliğin üstesinden gelip gerektiğinde imgelemini yaşamın pisliklerine bulaştırmaktan da çekinmemektedir... Bu görev, aslında gazete muhabirinin görevinden farksızdır. Bir muhabir başka türlüsünü itici bulduğundan veya okurlarını memnun etmek için yalnızca dürüst, erdemli memurları anlatsaydı ne derdiniz? Bir kimyager için dünyada kirli bir şey yoktur. Yazar da kimyager gibi nesnel olmak zorundadır; günlük yaşamın öznelliğinden vazgeçebilmeli, çevredeki bir pislik yığınının çok önemli bir rol olabileceğini, iyiler gibi kötü tutkuların da yaşamın birer parçası olduğunu bilmelidir.

Anton Çehov'un bu parçadaki görüşlerinden aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılabilir?

a)

Sanatçının yaratıcılığı, alımlayıcıya kusursuz bir dünyada yaşadığı hissi verir.

b)

Sanatçı beğenilme kaygısı olmadan hayatın bütün yönlerini konu edinir.

c)

Sanat eseri, ortak estetik değer ve yargıları yansıttığında kalıcı olur.

d)

Sanatçı eserlerinde, var olanları idealleştirerek yansıtmayı amaçlar.

e)

Sanat güzel olanın her defasında yeniden üretimidir.

2.

J.J.Rousseau “İçimizden her biri, varlığını, bütün kuvvetini ortak genel iradenin emrine verir ve biz her ortağı bütünün bölünmez parçası kabul ederiz.” derken aşağıdaki kavramlardan hangisine dikkat çekmektedir?

a)

Güçler Ayrılığı

b)

Ütopya

c)

Toplum Sözleşmesi

d)

Doğal Düzen

e)

Katılımcı Demokrasi

3.

İki kere ikinin dört ettiğinden emin olabilirsiniz. Burada mantıksal bir hakikat söz konusudur. Buna karşılık deneysel gerçeklik söz konusu olduğunda, bilimsel kurallarla genelleştirdiğimizi düşündüğümüz "doğa yasaları" için o kadar kesin konuşamayız. Nitekin Hume da sebep sonuç ilişkisinin doğasına yönelik ortaya koyduğu şüpheci yaklaşımla nedenselliğini zorunlu bir ilişki olmadığını savunur. Örneğin ağaçların dal ve yapraklarının sallanmasına rüzgarın neden olduğuna inanırız. Ama Hume'a göre bu sadece gözlemlerimizi yarattığı alışkanlıklarımızın bir sonucudur. Hume burada doğrudan doğruya bilimsel gerçeklik düşüncesini tartışmaya açar. Ona göre, biz kesinliklerden ziyade alışkanlıklarla yaşıyoruz.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

a)

Mantıksal doğrulardan şüphe edilemez.

b)

Bilimsel kurallar gözlemlerin genelleştirilmesiyle ortaya çıkar.

c)

Bilgilerimizin arkasında yaşam pratiklerimiz yatmaktadır.

d)

Deneyler vasıtasıyla kesin doğa yasalarına ulaşılabilir.

e)

Bilimsel gerçekliğin olup olmayacağı sorgulanabilir.

4.

Kilden yapılmış bir heykeli renkten renge boyamakla onda gerçekleştirdiğimiz değişiklik, heykelin heykel oluşunu, özünü etkilemeyecektir. Hatta heykelin konunun veya bacağının kopması bile bu eksilmeye karşın onu varlığını sona erdiren bir değişim olmayacaktır. Diğer yandan sıcaklığın neden olacağı bir erime, kilden heykelin bir sonu olacak, geriye eriyik durumda veya bir başka formda yalnızca kil kalacaktır. Şu halde ait olduğu türü yitirmek veya değiştirmek, özdeşliği yitirmeyi içermektedir. Örneğimizdeki nesne bir heykeldi ve bu nesne heykel oluşunun yitirdiği anda varlığını da (yani özdeşliğini de ) yitirdi.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

a)

Biçimsel değişiklik nesnelerin varlığını ortadan kaldırır.

b)

Varlığın neliği maddesini belirler.

c)

Nesnenin ne ise o oluşu, öz niteliklerini korumasına bağlıdır.

d)

İlineksel niteliklerdeki değişme, nesnelerde tözsel değişmeye de neden olur.

e)

Bütün, parçaların toplamından ibaret değildir.

5.

Kant’a göre bir eylem; bir eğilimden ya da kişisel bir duygudan dolayı değil de, bir ödev bilincinden dolayı gerçekleşmişse ahlaki bir eylem olabilir. Buna göre bir kişi örneğin, bir yoksula kendi içindeki acıma duygusundan dolayı para vermişse bu eylem ahlaki değildir. Ancak aynı kişi, ‘yoksullara yardım etmek gerekir.’ diyen bir ödev bilinciyle yoksula para vermişse, o zaman bu kişinin eylemi ahlaki bir eylem olur.

Buna göre bir eylemin ahlaki değerini belirleyen temel ölçüt aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Eyleme hangi ilkeden hareketle karar verildiği

b)

Eylemin yöneldiği kişinin yoksul oluşu

c)

Eylemin sonuçlarının fayda getirecek oluşu

d)

Eylemin toplumun beklentileri doğrultusunda gerçekleşmesi

e)

Eylemin özgür tercihlerle gerçekleşip gerçekleşmediği

6.

Jacques Monod gibi sosyal davranışları biyolojik süreçlerle açıklamaya çalışan sosyobiyologlar, bütün ahlaki süreçlerin neredeyse tamamen bireylerin genleri tarafından belirlendiğine inanmamızı beklerler. Ben bu iddiaya şüpheyle yaklaşıyorum ve sosyobiyologlar sadece DNA'larını inceleyerek bir Nazi'yi, bir seri katilden ayırt edene kadar da ikna olmayacağım. Eğer ahlaki ve ahlaki olmayan davranışları genetiğe indirgemeyi başarırsak kimsenin hiçbir şeyden sorumlu olmadığını söylememiz gerekir.

Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

a)

Eylemlerin ahlakiliği eyleyenin özgürlüğünü varsayar.

b)

İnsanın değerler sistemini biyoloji ile açıklamaya çalışan kişiler vardır.

c)

Genetik özellikler insan eylemlerini açıklamak için yeterli değildir.

d)

İnsanlar sosyal çevrenin belirlediği eylemlerden sorumlu tutlamaz.

e)

Eylemlerimiz de özgür seçim yoksa sorumluluk da yoktur.

7.

Hegel var olan tek şey olarak ruh ve tin (Geist) dediği bir ilkeden hareket eder. Gerçek olan tin bir oluş, bir gelişme, bir evrim, içerisindedir. Bu hareketlilik, düşüncenin tam özgürlüğünü hedefleyen kendine özgü bir yasayla gerçekleşir. Böylece tin derece derece maddeyi ya da tüm var olanları yaratmaya başlar.

Buna göre Hegel’in varlık anlayışıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

Varlığın gelişimini belli bir yasaya bağlar.

b)

Varlık maddesel bir nitelik taşır.

c)

Var olan her şeyin nedeni mutlak ruhtur.

d)

Varlığı idealist bir tavırla ele alır.

e)

Değişimi kabul eder.

8.

Meryem bir gün bahçede oynarken paslanmış bir demir çubuk bulur. Demir çubuğun paslanmasının nedenlerini araştırmaya başlar. Araştırması sırasında su, hava ve toprakla teması olmayan demir çubukların paslanmadığını görür. Bunun üzerine su, hava ve toprağa maruz kalan bir çubuğun paslanacağını varsayarak üç farklı ortam hazırlar. Meryem ilk önce kırmızı renkteki bir kovaya bir miktar toprak, mavi renktekine de su doldurup içlerine birer demir çubuk koyar. Bir başka demir çubuğu da açıkta bırakır. Bu çubukları, hazırladığı ortamlarda üç ay bekletir. Sonunda Meryem üç demir çubuğunda paslandığını görür.

Bu parçada bilimsel yöntemin aşağıdaki aşamalarından hangisine örnek yoktur?

a)

Problem oluşturma

b)

Gözlem yapma

c)

Deney yapma

d)

Hipotez kurma

e)

Yasaya ulaştırma

9.

15 ve 16. yüzyıllarda Batı’da güzel sanatlar, edebiyat ve düşünce alanında meydana gelen yenilikler ve gelişmelere “Rönesans” adı verilmektedir. Avrupa'da ortaya çıkan Rönesans “yeniden doğuş” anlamındadır.

Batı’nın yaşadığı bu süreci yeniden doğuş olarak adlandırılmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a)

Tarihsel ve kültürel köklerinden bütünüyle kopmayı istemesi

b)

Bilim ve teknik alanlarda büyük gelişmeler yaşanması

c)

Skolastik düşünce yapısını devamı niteliğinde olması

d)

Antik Yunan'ın özgür düşünce ortamına dönmeye başlaması

e)

Dini ve ahlaki değerleri güçlendirmeye amaçlaması

10.

Hobbes’a göre insan; doğası gereği kendi varlığını

sürdürmeye çalışır, dünya nimetlerinden olabildiğince

çok yararlanmak ister. Bunun sonucunda da herkes

herkesin düşmanı olur, böylece savaşlar ortaya çıkar.

Bu durumu Hobbes “İnsan insanın kurdudur.” şeklinde

özetler. Ama bu durum insan varlığını tehlikeye

düşürdüğünden insanlar herkesin güvenliğini sağlayan

bir düzen arayışına girmişlerdir. Dünya nimetlerinden

yararlanırken zora başvurmaktan vazgeçmek üzere

birbirlerine söz vermiş, zora başvurma yetkisini ve

gücünü, boyun eğecekleri bir kişiye devretmek için

aralarında anlaşmışlardır.

Bu parçaya göre, insanların anlaşmalarına neden

olan unsur aşağıdakilerden hangisidir?

a)

İnsanların, dünya nimetlerinden eşit

yararlanamaması

b)

Bireylerin zora başvurma gücünü ve yetkisini bir

otoriteye devretmek istememesi

c)

İnsanın doğal arzularının kendi varlığını tehdit

etmesi

d)

Herkesin birbiriyle savaşması sonucunda kültürün

yozlaşması

e)

Bitmek bilmeyen savaşların köklü uygarlıkları tehdit

etmesi

11.

Bir filozofa göre deney dünyasında

karşılaştığımız bütün varlıklar bir modele göre ve

belli bir işlevi yerine getirmek üzere hareket

ederler ve değişme içindedirler. Çınar

tohumundan her zaman çınar ağacı meydana

gelir. Göz görmek, burun koklamak, kulak ise

duymak içindir. Kısacası evrendeki varlığa ilişkin

bütün hareket ve değişimler belli bir potansiyeli

yerine getirmek üzere gerçekleşmektedir.

Filozofun bu görüşleri, ontolojinin hangi sorusuna

cevap niteliğindedir?

a)

Evrende düzen var mıdır?

b)

Evren sonlu mudur, sonsuz mudur?

c)

Evrende amaçlılık var mıdır?

d)

Varlık var mıdır?

e)

Evrende özgürlük var mıdır?

12.

Yardıma muhtaç aç bir çocuğu doyurma eylemini

düşünün. Birçok insan, bunun ahlaki açıdan iyi bir

davranış olduğu konusunda hemfikirdir. Peki, birini

bunu yaparken izlediğimizde tam olarak gördüğümüz

nedir? Aç birini doyuran kişi, yardıma muhtaç çocuk,

çiğneme eylemi ve belki de çocuğun gülümsemesi.

Ancak göremediğimiz, göremeyeceğimiz bir şey vardır,

o da eylemin aslını oluşturan “iyilik”. Görülemediğine

göre yok mu sayılmalıdır? Bence hayır. “İyi”

olmadığında ahlaktan da söz edilemez. Oysa bende bir

“iyi” fikri var.

Bu parçadan hareketle, varlık hakkında

aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a)

Bir olandan türediği

b)

Birden çok ilkeden kaynaklandığı

c)

Değişmez olduğu

d)

Düşünülebilir olduğu

e)

Oluş hâlinde olduğu

13.

Bir şey, ne görülebilir ne de duyulabilir bir şeyse

sözgelimi renksiz ve hareketsiz bir gaz kitlesiyse ne

fotoğrafı çekilip görüntüsü alınabilir ne de sesi

kaydedilebilir. Fakat bu, gazın var olmadığı anlamına

gelmez.Üstelik var olması sizin için yaşamsal bir önem

de taşıyabilir.

Bu parça aşağıdakilerden hangisine “karşı örnek”

oluşturur?

a)

Herakleitos’un varlığın bir oluş ve değişim içinde

olduğunu ileri sürmesine

b)

Descartes’ın varlığın ruh ve maddeden oluştuğunu

söyleyen düalist görüşüne

c)

Hegel’in, varlığı geist ve onun diyalektik süreciyle

açıklamasına

d)

Demokritos’un varlığın atomlardan meydana

geldiğini belirtmesine

e)

Berkeley’in var olmak algılanmış olmaktır iddiasına

14.

Modern bilimin öncüleri olarak kabul edilen

Copernicus,Kepler, Galileo, Newton astronomi

alanından başlayarak bilim anlayışında önemli bir

dönüşüme yol açtılar. Onların katkısıyla hakikat

arayışında engel oluşturan geleneksel bakıştan

vazgeçildi. Hatta otoritelerin bilimde yeri olmadığına

inanılmaya başlandı. “X doğrudur.” biçimindeki bir

önermeye artık “Hangi otorite bunu söylüyor?”

sorusuyla değil, “Bununla ilgili kanıtınız ne?”, “Deliliniz

nerede?” diye karşılık verilir oldu. Sonunda otoriteler

de eleştirel sorgulamaya açık, hesap sorulabilir olarak

görüldü.

Bu parçaya göre bilimin modernleşmesi

aşağıdakilerden hangisine dayandırılabilir?

a)

Hakikati arama çabalarının ağırlık kazanmasına

b)

Olaylar arasında neden sonuç ilişkisi aranmasına

c)

Yöntem problemlerinin çözülmesine

d)

Düşünmenin mantık ilkelerine dayandırılmasına

e)

Dogmatik anlayışın yıkılmasına

15.

Sanat eserleri diğer nesneler gibi vardır. Resimler bir

şapka veya palto gibi duvarda asılı dururlar. Sözgelimi

Van Gogh’un bir çiftçinin ayakkabılarını gösteren resmi

bir sergiden diğerine taşınıp durur, aynı Zonguldak’tan

gönderilen kömür veya Karadeniz ormanlarından

gönderilen tomrukların taşınması gibi. Cemal

Süreya’nın şiirleri, bir öğrencinin sırt çantasında diğer

eşyalarıyla bir arada bulunabilir. Beethoven’in eserleri

kitapevlerinde raflara tıpkı kırtasiye malzemeleri gibi

yerleştirilir. Yine de bir şeyi sanat eseri olarak görüp

diğer nesnelerden ayrı tutuyorsak o, estetikle ilgili

görüşlerimize uygun demektir.

Bu parçaya göre sanat eseri diğer nesnelerden hangi

açıdan ayırt edilir?

a)

Evrensel nitelik taşımasıyla

b)

Yaratıcısının düşüncesini içermesiyle

c)

Alımlayıcının değerlendirme biçimiyle

d)

Doğayı aynen yansıtmasıyla

e)

Estetik kaygılarla oluşturulmasıyla

16.

Havaya atılan bir taş, bilinçli bir varlık olsaydı, her ne kadar öyle olmasa da, kendi irade gücüyle hareket ettiğini hayal edecekti. Gerçekte onu hareket ettiren, mekanik etkilerdir. İnsanlarda da buna benzer bir durum vardır: Yaptığımız şeyi özgürce seçtiğimizi ve yaşamlarımız üzerinde kontrole sahip olduğumuzu hayal ederiz. Hâlbuki eylemlerimiz, doğadaki diğer tüm olaylar gibi belli bir neden-sonuç ilişkisi içerisinde gerçekleşir.

Bu parçada dile getirilen düşünceler ahlak felsefesindeki görüşlerden hangisine uygundur?

a)

İndeterminizm

b)

Determinizm

c)

Otodeterminizm

d)

Liberteryanizm

e)

Fatalizm

17.

Eylemsizlik, yan geldimcilik, “Ben yapmazsam elbet bir yapan çıkar! Benim yapmadığımı başkaları yapabilir!” diyen

kimselerin davranışıdır. Size anlatacağım öğreti ise bunun tam tersidir. Çünkü bu öğreti, “Ancak eylem içinde, iş

içinde gerçeklik vardır.” der. Hatta daha ileri giderek “İnsan kendi tasarısından başka bir şey değildir; kendini yaptığı,

gerçekleştirdiği ölçüde vardır; yani hayatından, edimlerinin toplamından ibarettir.” diye de ekler.

Bu parça aşağıdaki yaklaşımlardan hangisinin ahlak

görüşünü yansıtmaktadır?

a)

Varoluşçuluk

b)

Anarşizm

c)

Hazcılık

d)

Faydacılık

e)

Sezgicilik