Font size
Worksheets11 Vocabulary 001 B
Total questions: 35
Worksheet time: 12mins
doubt (n) / (v)
mazeret, bahane, özür
mezar, kabir
ciddi, kasvetli, sıkıcı, hüzünlü
tanımlama, betimleme, tasvir
şüphe (etmek), kuşku(lanmak)
boring, dreary, not bright or shiny, unclear
hilarious (adj)
dull (adj)
essential (adj)
insane (adj)
elevate (v)
yükseltmek, artırmak, yüceltmek
saklamak, gizlemek
asansör
(biçimini) bozmak, çarpıtmak
to make sth possible, to allow
ensure (v)
elevate (v)
enable (v)
erase (v)
ensure (v)
maruz bırakmak
olanak sağlamak, izin vermek
sağlama almak, garantilemek
takip etmek, izlemek, sonucu olmak
essential (adj)
önemli, gerekli
ciddi
kasvetli, sıkıcı
duygusal
erase (v)
to raise, to promote, to increase
to make sth possible, to allow
to go, to happen, to come after
to rub out, to remove
excuse (n)
uygulama
eski, modası geçmiş
mazeret, bahane, özür
mantıksız
expose (v)
açık vermek, hesabın tutmaması
maruz bırakmak
takip etmek
pozlamak
fake (adj)
sahte, düzmece, çakma
kandırmak
aldatmak
aklını çelmek
flood (n) / (v)
takip etmek, izlemek, sonucu olmak
1. önde gelmek
2. rehberlik / liderlik etmek
3. yol açmak
uygunluk, eşleşme / uymak, eşleş(tir)mek
sel, sular altında bırakmak, taşmak
sel gibi akmak
takip etmek, izlemek, sonucu olmak
hide (v)
interact (v)
follow (v)
lead (v)
forceful (adv)
assertive, powerful, strong
scarcely, almost not, almost none
crazy, bizarre, ridiculous
false, counterfeit
generously (adv)
envious
unreasonable, not sensible
extremely funny
lavish, profusely
grave (n) / (adj)
1. madde, parça, öğe
2. haber
1. geçici olarak
2. çekinerek, tereddütle
mezar, kabir
ciddi, kasvetli, sıkıcı, hüzünlü
1. satış
2. indirim, ucuzluk
3. açık arttırma
ground (n)
eğri, kavis / bük(ül)mek, kıv(ı)r(ık)mak
1. toprak, arazi
2. konu, saha
3. prensip, temel
kandırmak, aldatmak, oyuna getirmek
tanımlama, betimleme, tasvir
hardly (adv)
chiefly, essentially
not modern, old, uncivilized
scarcely, almost not, almost none
unreasonable, not sensible
hilarious (adj)
etkileyici, güçlü, ikna edici
etkileyici, güçlü
sahte, düzmece, çakma
neşeli, komik
illogical (adj) , unreasonable
gereksiz
lüzümsüz
mantıksız
rahatsız
impair (v)
çift olmayan
etkileşim içinde olmak
bozmak, zarar vermek
uygun olmak, eşleşmek
influential (adj)
akıcı
etkileyici, güçlü
grip bulaştıran
etki
insane (adj)
untidy, complicated
revolt, disobedience
crazy, bizarre, ridiculous
not modern, old, uncivilized
jealous (adj)
kıskanç
kasvetli
zengin
cömert
1. önde gelmek
2. rehberlik / liderlik etmek
3. yol açmak
lead (v)
interact (v)
oblige (v)
prevent (v)
minor (adj)
major
bass
small, insignificant
soprano
mutiny (n) ( revolt, disobedience )
sessizlik
dönüş
uygunsuzluk
ayaklanma, isyan
nomination (n)
karışım, karıştırma
atama, aday gösterme, adaylık
etkileşim içinde olmak
sağlamak, temin etmek
Aşağıdakilerden hangisi " oblige (v) " kelimesinden türememiştir?
obliged
obligation
obvious
obligatory
obsolete (adj)
kullanılmayan, eskimiş
karşıt, muhalif, rakip
şaheser, başyapıt
kıskanç
Farklı olanı seçiniz.
peril
perception
risk
danger
prolific (adj)
zayıf, ince
felaket
uzman
üretken
rage (n) / (v)
mecbur bırakmak, zorlamak
hiddet(lenmek), öfke(lenmek)
kayıt / kayıt etmek
güvenmek, dayanmak, inanmak
All the secrets will be __________ one day.
prevent
surged
revealed
compared to
The small birds suffer from hunger when there's _______ food in winter.
abundant
much
sparse
insane
tentatively (adv)
1. uzak
2.pek az
3. soğuk (davranış)
1. geçici olarak
2. çekinerek, tereddütle
1. zayıf, ince
2. çok az, yetersiz
1. duruşma
2. deneme
