NEW
Font size
WorksheetsÇIKMIŞ BİLGİ VE AHLAK FELSEFESİ SORULARI
Total questions: 10
Worksheet time: 5mins
Bir düşünüre göre ahlâki değerler doğru ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak belirler. Örneğin “Öldürmek kötüdür.” yargısı, tıpkı “Üçgenin iç açılarının toplamı 180° dir.” yargısı gibi, doğruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen bir yargıdır.
Bu düşünür, ahlâk değerlerinde hangi özelliğin bulunduğunu öne sürmektedir?
(1999-ÖSS)
Erdemli yaşamanın bir aracı olma
Tanımlanamaz nitelikte olma
Zamanla değişme
Nesnel olma
İnsanlar arasındaki ilişkileri yönlendirme
Faydacı ahlak anlayışına göre, en çok sayıda insana en büyük ölçüde mutluluk sağlayan eylem, ahlaki bakımdan doğru eylemdir. Dolayısıyla bir eylemi doğru veya yanlış olarak değerlendirmek için öncelikle o eylemin, ilgili kişilerin tümüne sağladığı hazlara ve getirdiği acılara bakmak gerekir.
Bu parçaya göre, faydacı ahlak anlayışı bir eylemin ahlaki bakımdan doğru olup olmadığını değerlendirirken aşağıdakilerden hangisini ölçüt alır?
(2000-ÖSS)
Eylemin sonuçlarını
Eylemde bulunan kişilerin niteliklerini
Eylemin hangi koşullarda gerçekleştirildiğini
Toplumun eylemde bulunan kişiye karşı tutumunu
Eylemin hangi amaçla yapıldığını
Nasrettin Hoca bir gün oğluyla birlikte şehre gitmek üzere yola çıkar. Şehre birçok köyün içinden geçilerek gidilmektedir. Hoca eşeğin üzerinde, oğlu da yürüyerek onu takip eder. İlk köyden geçerken köylüler “Koskoca adam eşeğe binmiş, küçücük çocuğu yürütmeye utanmıyor!” diye kınarlar. Sonraki köyden geçerken Hoca yürür, oğlu da eşeğin üzerindedir. Oradaki köylüler de “Görüyor musun saygısız çocuğu, koca adamı yürütüyor.” derler. Üçüncü köyde Hoca ve çocuk eşeğe birlikte biner, bu kez de eşeğe acımıyorlar diye suçlanırlar. Dördüncü köyde çocuk da Hoca da yürür, kınanmaktan nasiplerini alırlar. Beşinci köyde Hoca ve oğlu eşeği birlikte taşımalarına karşın kınanma durumu değişmez.
Bu parça ahlak felsefesinin temel problemlerinden hangisinin soruşturulmasında örnek verilebilir? (2011-YGS)
Tüm davranışlar ahlakla mı ilgilidir?
Akılla erdem arasında nasıl bir ilişki vardır?
Ahlakta her zaman iyi niyet yeterli midir?
Mutlak iyiye ulaşmak mümkün müdür?
Bireylerin vicdanlı olmasının, ahlaki eylemde işlevi nedir?
Paris’te genç bir adam her gün aynı fırından bayat ekmek alır. Bayat ekmek taze ekmeğin yarı fiyatına satılmaktadır. Fırıncı, müşterisinin hoşuna gideceğini düşündüğünden bir gün ekmeği, içine tereyağı sürerek verir. Ertesi gün genç adam öfkeyle fırına gelir. “Niçin böyle bir şey yaptın? Günlerce uğraştığım proje yağlı ekmek yüzünden mahvoldu. Ben bayat ekmeği çizimin hatalı yerlerini silmekte kullanıyordum.” der.
Bu parça “ahlaki eylem”le ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini destekler niteliktedir?
(2010-YGS)
İyiliği ve kötülüğü belirleyen, eylemdir.
Erdemli olmak ahlaki karara bağlıdır.
Ahlaki karar ahlaki eylemden önce gelir.
Doğru davranmak, erdemli olmak anlamına gelmez.
Niyetin iyi olması eylemin iyi olmasını sağlamaz.
Ahlak felsefesinde nesnelcilikte, değerlerin dış dünyada, onlara ilişkin kavrayışımızdan ayrı ve bağımsız olarak var olduğu ve bunların insan tarafından bilinebileceği ileri sürülür. Değerlerin ahlaki yargıları ve eylemleri belirleyen ilkeler olarak kullanılmak durumunda olduğu ve nesnelerle eylemlerin, kendilerinde insandan bağımsız olarak var olan bir nitelikten dolayı iyi ya da değerli olduğu savunulur.
Bu parçaya göre bir eylemin “iyi ya da değerli” olması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
(2009-ÖSS)
Kişiye yarar sağlamasıyla
Evrensel ahlak yasasına uygun olmasıyla
Kişinin özgür iradesine bağlı olmasıyla
Özgürlüğün sorumluluk gerektirdiği düşüncesine uygun olmasıyla
Kişinin, öyle davranmasının ödevi olduğunu düşünmesiyle
Nesnenin bilgisinin söz konusu olabilmesi için önce nesnenin var olması gerekir. Örneğin ağacın ne olduğundan, türlerinden, yararlarından söz edebilmek için öncelikle “ağaç” denilen bir şey var olmalıdır.
Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?
(2011-YGS)
Bilgi kuramı ontolojiye dayanır.
Varlığın varlığı, onun bilgisine bağlıdır.
Bilgi, bilinçteki bir şeyin bilgisidir.
Bilgi, varlığın bilgisiyse nesneldir.
Kesin bilgi, deney verilerine dayanan bilgidir.
İnsan merak eden varlıktır. Kendini, insanı, doğayı, evreni, toplumu… Felsefe, en temeldeki bu şeyleri akıl yoluyla anlama arayışıdır. Bunları sorgulamak amacıyla çeşitli sorular ortaya atar. Bir şey gerçekten bilinebilir mi? Eğer bilinebilirse neler bilinebilir? Bilinenlerin bilindiğinden nasıl emin olunabilir? Buna benzer felsefi sorular felsefenin odağını oluşturur.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisinin felsefi soru niteliğinde olduğu söylenebilir?
(2010-YGS)
Demokratik yasaların özellikleri nelerdir?
Yer çekimi kuvveti cisimleri nasıl etkiler?
Toplumsal normların amacı nedir?
Niçin ahlaklı olmalıyım?
Atlar ayakta mı uyur?
Bilgiler yalnızca var olma mücadelesinde kullandığımız araçlar olduğundan, doğru olmaları için uymaları gereken nesnel gerçeklik diye bir şey yoktur.
Bu parça “bilgi kuramı”nın hangi temel sorusuna yanıt niteliğindedir?
(2009-ÖSS)
Doğru bilginin ölçütü nedir?
Duyu bilgisine güvenilir mi?
Akıl her şeyi bilebilir mi?
Neyi bilebiliriz?
Bilgi doğuştan mıdır?
Dünyanın başlangıcı, sonu ve niçin var olduğuna ilişkin sorular hep merak uyandırır. Heidegger, bu türden sorulara ilişkin genel fikirlerin ve bunların tarihinin ayrıca bunlardan kaynaklanan başka şeylerin belirtilmesinde felsefe sözcüğünün kullanılmasını olanaksız kılmıştır. Bunun da Heidegger’in felsefeye en temel katkısı olduğu söylenebilir.
Bu parçaya göre Heidegger’in felsefe sözcüğünün kullanılmasını istemediği alan aşağıdakilerden hangisidir?
(2009-ÖSS)
Etik
Metafizik
Estetik
Bilim felsefesi
Bilgi kuramı
Başkalarının dertlerini inceleyip kendi dertlerini bilmeyen bilginlerle, çalgılarını akort etmesini bilip de yaşayışlarını akort etmeyi bilmeyen müzikçilerle, adaletten söz etmeyi öğrenip adaletli davranmayanlarla alay edermiş Kral Dionysius.
Bu parçada Kral Dionysius’un alay ettiği belirtilen kişilerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
(2007-ÖSS)
Bilgilerinin yetersizliği
Olaylara farklı açılardan bakmamaları
Bildiklerini yaşama uyarlamamaları
Öznel olmaları
Olduklarından farklı görünmeleri
