wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

8. Sınıflar Türkçe Dersi 1. Deneme Sınavı

Total questions: 20

Worksheet time: 1hrs 2mins

Name
Class
Date
1.

Teneffüs zili çalınca peşleri sıra bahçeye çıktım. Sıcaklardan kurumaya yüz tutmuş, yörenin insanları gibi kavrulmuş üç dört söğüt ağacı çepeçevre sarmıştı okulu. Hemen yanında bunları sulamak için sıralanmış, ne zamandan kaldığı belli olmayan boyası dökülmüş, yazısı silinmiş, eğilmiş, delinmiş, yer yer pas tutmuş birkaç kova âdeta oradaki yokluğun, sefaletin izlerini taşımaktaydı. Anadolu’nun umutlarla gelinen, çoğu zaman oradan düş kırıklığıyla dönülen tipik bir kasaba okuluydu.


Bu paragrafın anlatım biçimi ile ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?

a)

Amacı okuyucuyu bilgilendirmek, ona bir şeyler öğretmek için nesnel anlatımla sade ve anlaşılır bir dilin kullanıldığı açıklayıcı anlatım biçimi kullanılmıştır.

b)

Varlıkların, nesnelerin belirgin niteliklerinin bir resim çizer gibi ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı, okuyucunun zihninde canlandırabileceği şekilde aktarıldığı betimleyici anlatım biçimi kullanılmıştır.

c)

Yazarın okuyucuyu kendi düşüncelerinin doğruluğuna inandırmak ve onun kendisi gibi düşünmesini sağlamak, varsa yanlış düşünceyi çürütmek amacıyla yazdığı tartışmacı anlatım biçimi kullanılmıştır.

d)

Yaşanmış ya da yaşanması mümkün bir olayın anlatıldığı öyküleyici anlatım biçimi kullanılmıştır.

2.

Köyün tozlu toprak yolundan alıç ağaçlarını arkamızda bırakarak ilçeye geldik. Herkes bir anda dağılıp kayboldu. Ben önde, eşim bir adım arkada, kucağında Satılmış’ımla doğruca hastane kapısına yöneldik. İçeri girer girmez keskin anason ve tentürdiyot kokusu genzimi yaktı, başımı hafifçe döndürdü. İçerisi dışarıdan daha kalabalıktı, sanki ilçenin çocuklarının çoğu hastaydı ve buraya getirilmişti. Etrafı şaşkınlıkla seyrederken yerleri paspaslayan hizmetlinin yardımıyla sıra numarası aldım. Sıra numarasını elimde tutup ne yapacağımı bilmez dikilirken sıradaki bir bayan elimdeki numaraya baktı. On ikinci sıradakinin muayene olduğunu, daha bana yüz on kişinin olduğunu söyledi. Ötekiler gibi beklemeye başladım.


Bu paragrafın anlatımıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?

a)

Bir konu ile ilgili açıklama, bilgilendirme yapılmıştır.

b)

İnsana ait özellikler cansız varlıklara verilmiştir.

c)

Düşüncelerini kanıtlamayı amaçlamıştır.

d)

Bir yaşam kesiti, belli bir olaya bağlı olarak anlatılmıştır.

3.

Fiillerden türemelerine rağmen cümle içerisinde isim soylu sözcükler gibi kullanılan fiil soylu sözcüklere fiilimsi denir. Türkçede fiilimsiler, fiillere yapım ekleri ekleyerek oluşturulur.


● İsim-fiiller, fiil kök ya da gövdelerine “-ma / -me, -mak/ mek, -ış / -iş/ -uş/ üş” ekleri getirilerek türetilir. Cümlede isim görevinde kullanılır.

● Sıfat fiiller, fiil kök ya da gövdelerine “-an/-en, -ası/-esi, -maz/-mez, -ar/er , -dık/- dik, -acak/-ecek, -mış/-miş” ekleri getirilerek türetilir. Cümlede sıfat göreviyle kullanılır.

● Zarf fiiller, “-ken, -alı, -madan, -ince, -ip, -arak, -dıkça, -e…-e, -ır...-maz, -casına, -meksizin, -dığında” ekleri getirilerek türetilir. Cümlede durum ve zaman zarfı görevinde kullanılır.


Buna göre,

"İnsan, gerçeğe yöneldiği oranda mutlu olur. Biz, her şeyin gerçeğini öğrendiğimiz zaman kapalı yol olmaktan kurtuluruz. Yaldızlı şeyler, göz kamaştırıcı güzellikte görüntüye sahip olanlar bizleri kolay kolay kandıramazlar. Bizi felaketlere sürükleyen alışkanlıklarımız ilkin bizi güzel görünüşleriyle, yaldızlı duruşlarıyla avlarlar."


metninde kaç tane fiilimsi kullanılmıştır?

a)

4

b)

5

c)

6

d)

7

4.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgülün atılması anlam değişikliğine yol açmaz?

a)

Hanım, doktora hastalığı hakkında bilgi veriyordu.

b)

Bu, kitabın arasında bırakılmış son bir mektuptu.

c)

Genç adam, çalışmaktan çok bitkin düşmüştü.

d)

Küçük, ağacın gölgesinde uyuyakalmıştı.

5.

Akşama doğru havuzdan elbiselerim lime lime olmuş, elim yüzüm yara bere içinde gelince babam o gece benimle hiç konuşmadı. Sessizlik duvarı ördü aramıza. Ertesi gün kerpeten gibi parmaklarıyla kulağımdan tuttuğu gibi yola koyulduk. Bir süre sonra önüne kalaslar konmuş ilk bakışta marangozhane olduğu belli olan iki katlı bir evin alt katına yöneldik. Sessizliğini hâlâ bozmamıştı. Kötü bir şeyler olacağını sezmiş, suspus olmuştum. Babam ısrarla benimle göz göze gelmekten kaçınıyor, “Aylak aylak gezmeyi görürsün!” diye mırıldanıyordu.


Bu metinde kaç tane deyim kullanılmıştır?

a)

3

b)

4

c)

5

d)

6

6.

Nokta : Cümlenin sonuna konur.

Üç Nokta : Anlatım olarak tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur.

Kısa Çizgi : Cümle içinde ara sözleri veya ara cümleleri ayırmak için ara sözlerin veya ara cümlelerin başına ve sonuna konur, bitişik yazılır.

Ünlem İşareti : Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur.

Tırnak İşareti : Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır.


Buna göre,


Köyde yaşlıları ve çocukları bırakmışlardı sadece ( ) Metruk su değirmeninin köşesinden geçiyordum ki Kavruk Kadir ( ) Esme dur hele ( ) ( ) diye yılan gibi tıslayarak karşıma çıkıverdi ( )


metinde yay ayraç () içinde gösterilen yerlere sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?

a)

(…) ( " ) ( ! ) ( " ) ( ! )

b)

( . ) ( " ) ( ! ) ( " ) ( . )

c)

( . ) ( - ) ( ! ) ( - ) ( . )

d)

(…) ( " ) ( " ) ( ! ) ( . )

7.

Buna göre aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfat-fiil kullanılmamıştır?

a)

Yeni gelenler, sınıfa kolayca uyum sağlamışlardı.

b)

İlerideki manzarayı gören çocuk, şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı.

c)

Dünyamız, geleceğe azimle bakarak çalışanlar sayesinde gelişecektir.

d)

Uzun bir tatilden dönenler, işe gitmekte zorluk yaşayacaktır.

8.

Aşağıda sözcüklerin yazımı ile ilgili bazı yazım kuralları verilmiştir:

• Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitaplar büyük harfle başlar.

• Yer adları (kıta, bölge, il, ilçe, köy, semt vb.) büyük harfle başlar.

• Bağlaç olan da / de ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimeni n son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar.

• Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır.

• İki heceli bazı kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında ikinci hecelerindeki dar ünlüler düşer. Buna uyulmazsa yazım yanlışı yapılmış olur.


Bu kurallara göre, yukarıda bir kısmı görünen mektupta (görselde) toplam kaç tane yazım yanlışı vardır?

a)

4

b)

5

c)

6

d)

7

9.

Bu metinde (görselde) sözü edilen kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

Elli yıldan fazladır yazmaktadır.

b)

Birden fazla dil bilmektedir.

c)

Edebiyatın çeşitli türleri ile ilgili eserler vermiştir.

d)

İnsanlara bir şeyler öğretmektedir.

10.

Uğur, Kemal, Faruk, İzzet, Orhan ve Serkan bir lokantada yemek siparişi vermişlerdir.. Bunlardan üçü kebap, ikisi kuru fasulye, biri de tatlı yemektedir. Yedikleriyle ilgili bilinenler şunlardır:

• İzzet, Uğur ve Faruk birbirinden farklı şeyler yemiştir.

• Orhan, Faruk ile aynı; Serkan’dan farklı bir şey yemiştir .

• Kemal, kebap yemiştir.


Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?

a)

Orhan, kuru fasulye yemiştir.

b)

Serkan, tatlı yemiştir.

c)

Uğur, tatlı yemiştir.

d)

İzzet, kebap yemiştir.

11.

Aşağıdaki anlatıların hangisinde kahraman, olağanüstü özellikler göstermektedir?

a)

Bir zamanlar, çok uzaklardaki bir ülkede bir köy vardı. Bu köyde Mehmet isimli bir çiftçi yaşardı. Mehmet’in en önemli özelliği başı sıkışan herkesin imdadına yetişmesi, dara düşenlere elinden geldiğince destek olmasıydı. Bu nedenle köyde ona “Hayırsever Mehmet” derlerdi.

b)

Cimri bir adam bir çuval altını kuytu bir yere gömmüş. Ama her gün dayanamayıp altınlarını kontrol ediyormuş. Bir gün onu gören bir adam, altınları bulunduğu yerden çıkarmış ve çuvalın içine taş koymuş. Ertesi gün, altınlarına bakmaya gelen cimri adamın yaşadığı şaşkınlığı saklandığı yerden görünce şunları söylemiş: "Kullanmadıktan sonra ha taş ha altın, ne fark eder?"

c)

Akkübek oğlu Alpamışa, daha bir günlükken yürümüş, ikinci gün sokağa çıkıp çocuklarla koşuşmuş, zaman geçtikçe pek güçlü biri olup yere bassa su çıkarır, dağa yaslansa dağ ezer şanlı bir yiğit olmuş. Bahadırlığının üstüne usta bir avcı, iyi bir okçu, usta bir ozan olması şöhretini iyice artırmış.

d)

Ahmet bir fabrika işçisiydi. Her gün sabah işine gider, akşam saatinde de evine dönerdi. Sıradan bir hayatı vardı. Ancak bir gün Ahmet’in penceresinin önündeki ağacın dalına yaralı bir kuş kondu. Kuş uçamıyordu. Ahmet, bunu fark edince elini uzatıp kuşu aldı. Onun yarasını sardı. Onu besledi, iyileştirdikten sonra ise bir ağacın dalına bıraktı.

12.

• Çocuklar için kırtasiyeden birkaç hikâye kitabı aldım.

• Bu kavanoz ancak bir kilo turşu alır.

• Karyolanın altını süpürge ile al.


“Almak” sözcüğünün aşağıdaki anlamlarından hangisi bu cümlelerdeki kullanımların herhangi biri ile örtüşmez?

a)

Temizlemek

b)

Birlikte götürmek

c)

Satın almak

d)

İçine sığmak

13.

• Çocuklar bütün gün parkta gezmek istedi.

• Tedaviden üç ay sonra yavaş yavaş gezmeye başladı.

• Bu kitap burada ne geziyor?

• Geçen yaz tüm Ege’yi gezdik.

• İş güvenliği tedbirlerini kontrol etmek üzere birkaç fabrika gezdik.


Bu cümlelerde “gezmek” sözcüğü kaç farklı anlamda kullanılmıştır?

a)

2

b)

3

c)

4

d)

5

14.

• Çocukluğumun en unutulmaz iki kitabı “Tom Amca’nın Kulübesi” ve “Seksen Günde Devr-i Alem”dir. Her iki kitap da bana hayal gücünün kapılarını aralamış ve insana kıymet vermenin önemli olduğunu hissettirmiştir.

• Ülkemizin ünlü romancılarından Yaşar Kemal’in “İnce Memet” kitap dizisi beni çok etkilemiştir doğrusu.

• İlgilendiğim alanlara göre başucu kitabım değişir. Örneğin Evliya Çelebi’nin “Seyahatname” adlı eseri bir dönem bunlardan biri olmuştur.


Aşağıdaki sorulardan hangisinin yukarıda verilen cümlelerde cevabı yoktur?

a)

Hayatınızda iz bırakan kitaplar nelerdir?

b)

Unutamadığınız bir kitap cümlesi söyleyebilir misiniz?

c)

Çocukluğunuzda okuyup unutamadığınız kitap veya kitaplar hangileridir?

d)

Başucu kitabınızı ya da kitaplarınızı söyleyebilir misiniz?

15.

Numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi doğrudur?

a)

I. cümlede eş anlamlı sözcükler kullanılmıştır.

b)

II. cümlede mecaza dayalı bir ifade bulunmaktadır.

c)

III. cümlede öneri anlamı vardır.

d)

IV. cümlede amaç-sonuç ilgisi kurulmuştur.

16.

Bu görselde, Kutadgu Bilig ile ilgili aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?

a)

Hangi hükümdara sunulduğuna

b)

İçeriğinin nasıl oluşturulduğuna

c)

Ne zaman kaleme alındığına

d)

Yazılış amacının ne olduğuna

17.

Bu kitapta mizah ve ciddiyet iç içe geçmiş durumda. Böyle yazan yazarların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Zor konuları eğlenceli bir dille anlatmak kolay değil. Bu kitabın yazarı “Kitaplarımı yazarken epey düşünüyorum, plan yapıyorum, incelemelerde bulunup notlar alıyorum; yazma aşamasındayken de yeni konular ekliyorum.” diyor. Kitaplarda konu mühimdir ama kitap sadece konudan ibaret değildir. Anlatım tarzı, en kötü konuyu bile altın tepside sundurur size.


Bu parçadan,


I. Mizah ve ciddiyeti bir arada verebilen yazarların sayısı azdır.

II. İyi bir anlatım, zayıf bir konuyu bile güzelleştirebilir.

III. Kitap yazımında; araştırma, planlama, düşünme, kaydetme gibi süreçler yaşanır.


yargılardan hangileri çıkarılabilir?

a)

I ve II.

b)

I ve III.

c)

II ve III.

d)

I, II ve III.

18.

• Tırnak içerisine alınmamış alıntı cümlelerin sonunda kullanılır.

• Cümlelerde ara söz ve ara cümleleri belirtmek için ara söz veya ara cümlenin hem başında hem de sonunda kullanılır.

• Sıralı cümleleri ayırmak için kullanılır.


Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgülün bu kullanım alanlarından herhangi birinin örneği yoktur?

a)

Sessizce kapıyı açtı, olacakları düşünmeden gitti.

b)

Ceren’in, arabasını park yerinden alması gerekir.

c)

İstanbul, eşi benzeri olmayan şehir, beni mest ediyor.

d)

Yoğun kar yağışı nedeniyle bazı yollar kapanmış, dedi.

19.

Bir eylemin hangi gerekçeyle veya hangi sebeple yapıldığını bildiren cümlelere neden-sonuç cümleleri denir.


Bu açıklamaya göre, “...... dışarı çıktım.” cümlesinin başına aşağıdaki ifadelerden hangisi getirilirse neden-sonuç ilgisi kurulmuş olur?

a)

Marketten ekmek almak için

b)

Arkadaşlarımla buluşayım diye

c)

Temiz hava almak üzere

d)

Canım çok sıkılınca

20.

Teşbih (Benzetme): Özellikleri yönüyle zayıf olan varlığın kuvvetli varlığa benzetilmesi sanatıdır.

Mübalağa (Abartma): Bir niteliği, olduğundan çok üstün veya aşağı gösterme sanatıdır.

Tezat (Karşıtlık): Birbirine zıt kavram veya durumların bir arada kullanılmasıyla oluşan sanattır.


Aşağıdakilerin hangisi açıklaması verilen sanatlardan herhangi birine örnek olamaz?

a)

Benim adım dertli dolap

Suyum akar yalap yalap

Böyle emreylemiş Çalap

Derdim vardır inlerim

b)

Gülen çehremi görüp

Sanmayın beni bahtiyardır

Her kahkahanın içinde

Bir damla gözyaşı vardır

c)

Ah bu türküler

Türkülerimiz

Ana sütü gibi candan

Ana sütü gibi temiz

d)

Sekizimiz odun çeker

Dokuzumuz ateş yakar

Kaz kaldırmış başın bakar

Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz