Font size
WorksheetsORTAÇAĞ-RÖNESANS-AYDINLANMA ÖDÜLLÜ TEST
Total questions: 25
Worksheet time: 14mins
Aşağıdakilerden hangisi İslam felsefesinin genel özellikleri arasında değildir?
Antik Yunan felsefesinden etkilenilmiştir.
Akıl, iman, inanç gibi konular tartışılmıştır.
Felsefenin gelişmesine katkı sağlanmıştır.
Aydın ve yazarlar sınıfı oluşmuştur.
Batı felsefesini etkilemiştir.
Cebriye kelamcılarına göre insan özgür değildir ve eylemlerinde mecburdur. Bütün davranışların eyleme dönüşmesini sağlayan tek şey, evreni ve içindekileri yaratan Allah'tır. İnsana bir şeyleri iradesiyle yaptı demek, güneşe kendi kendine doğdu ve battı demek gibidir.
Bu parçaya göre;
I. İnsan istediği için davranışını kendi oluşturur.
II. İnsan, davranışlarından sorumlu değildir.
III. İnsan eylemlerinde özgürdür.
ifadelerinden hangilerine ulaşılır?
Yalnız I
Yalnız II
Yalnız III
I ve II
II ve III
Gerçek olan tek şeyin madde, onun da ezeli ve ebedi olduğunu savunan görüştür. Bu akım düşünürleri, bir yaratıcının varlığını kabul etmezler.
Bu parça İslam felsefesinde var olan hangi görüşün açıklamasıdır?
Batınilik
Natüralistler
Dehriyye
Meşşailik
Tabiyyun
I. Tümeller tek tek varlıkların içinde yer alır.
II. Tümellerin kendi başına gerçeklikleri yoktur.
III. Tümeller, ayrı bir varlık olarak Tanrı'nın zihnindedir.
Burada verilen maddelerin temsil ettiği akımlar sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
I. Kavram realizmi II- Konseptüalizm III.Nominalizm
I. Nominalizm II- Kavram realizmi III. Konseptüalizm
I. Konseptüalizm II.Nominalizm III. Kavram Realizmi
I. Kavram realizmi II- Nominalizm III.Konseptüalizm
I. Konseptüalizm II- Kavram realizmi III.Nominalizm
"Tanrı her zaman iyiyi emretmiştir. Ama insana irade vermek suretiyle iyiyi ve kötüyü seçme özgürlüğünü de tanımıştır. Kötülük, irade zayıflığından kaynaklanır. Tanrı insanı kukla olarak yaratmamıştır."
Buna göre Augustinus,
I. Kötülük problemine eleştirel yaklaşmıştır.
II. Tanrı'nın varlığına yönelik kanıt ileri sürmüştür.
III. Ruhun ölümsüzlüğü ile ilgili açıklamalarda bulunmuştur.
ifadelerinden hangilerini ileri sürmüştür?
Yalnız I
Yalnız II
Yalnız III
I ve II
II ve III
Orta Çağ Hristiyan felsefesinin en temel problemlerinden biri de, genel kavramlarımızın dış dünyadaki varlıklara karşılık gelip gelmediğidir.
Orta Çağ felsefesinde tartışılan bu temel problem aşağıdakilerden hangisidir?
Ruhun ölümsüzlüğü problemi
Doğru bilginin imkanı problemi
Tümeller problemi
Kötülük problemi
Felsefe-din ilişkisi problemi
Augustinus'a göre, tüm var olanların Tanrı'nın bir parçası olduğunu düşünmek mantıksızdır. Çünkü her şey Tanrı'nın bir parçası olsaydı, herhangi bir canlının ölmesi, Tanrı'nın bir parçasının ölmesi demek olurdu. Oysa ki Tanrı, ölümsüz, ezeli ve ebedidir.
Bu parçadaki eleştiri, aşağıdaki akımların hangisine yapılmıştır?
Panteizm
Teizm
Ateizm
Agnostisizm
Nihilizm
Thomas Hobbes'a göre, doğa durumunda insanlar eşittir. Ama güç anlamında da eşit olan iki insan, aynı şeyi istediğinde aralarında bir düşmanlık oluşur. Bu nedenle doğa durumunda, eşitlikten kaynaklanan bir güvensizlik vardır. "İnsanlar, kendi amaçlarına ulaşmak için birbirlerini yok etmeye ya da egemenlik altına almaya çalışırlar."
Buna göre, Hobbes için aşağıdakilerden hangisi doğa durumunda insan davranışlarını yöneten temel ilkedir?
Toplumsal güven
Kendini koruma
İyi niyet
Mutluluk
Başkasına saygı
Macchiavelli, güce dayalı bir devlet modeli oluşturmuştur. Ona göre güce ulaşmak isteyen hükümdar, önüne çıkan her şeyi hatta kendisine yardımcı olanları bile ezip geçmelidir. Çünkü kendisine yardım eden kişiler de güce ulaşmak için neler yapılması gerektiğini bilirler. Bu nedenle devlet kurulduktan sonra hükümdarı veya devleti tehdit edebilirler.
Macchiavelli'nin bu düşünceleri aşağıdaki sözlerden hangisine uygundur?
Mutluluk özgürlük ile elde edilir.
Hükümdar tüm insanlara karşı ölçülü davranmalıdır.
Birey, devlet karşısında daha büyük öneme sahiptir.
Amaca ulaşmak için her yol mübahtır.
Her insan aynı ölçüde değerlidir.
Descartes'a göre zihin ve beden, birbirinden ayrı iki tözdür. Tüm gerçek bilgilerimiz, ruhun özü olan saf akıl ile elde edilir. Descartes bu düşüncesiyle zihin-beden ve ruh-madde ikilemini oluşturmuştur. Böylece insan; zihinsel yanıyla düşünen bir varlık, hareket etmesi ve yer kaplaması ile de bedensel bir makine olarak adlandırılmıştır.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Descartes'ın varlık anlayışına uygun değildir?
Gerçeklik, dolaysız zihnin kavramları ile anlaşılır.
Varlık, düalist bir yapıdadır.
Ruh ve bedenin farklı işlevleri vardır.
Tek töz, Tanrıdır.
Ruhun özü düşünmek, bedenin özü yer kaplamaktır.
Rönesans düşüncesi Antik dönem sorunlarından kalan, özellikle "insanın özü ve bu dünyadaki yeri nedir?" sorularına cevap aramaktadır.
Buna göre, Rönesans dönemine egemen olan fikir akımı aşağıdakilerden hangisidir?
Hümanizm
Yeni Platonculuk
Şüphecilik
Aristotelesçilik
Atomculuk
Descartes'ın felsefi düşüncelerinin, şüpheyi kullanmakla başladığı bilinmektedir. Descartes, duyuların tanıklığını reddeder. Hatta bunun da ötesine geçerek matematiksel doğrulardan da şüphe eder. Descartes, düşündüğü ve şüphe ettiği olgusu dışında her şeyden şüphe edilebileceğini fark ettiğinde bu şüphe sona erer. Bu farkındalıktan sonra o, şüpheyi doğruyu araştırmanın hizmetine sunduğu bir araç olarak kullanır.
Bu parçada insanın doğru bilgiye ulaşabilmesi için aşağıdakilerden hangisinin gerekli olduğu vurgulanmaktadır?
Zamanın
Yöntemin
Bilimin
Sezginin
Tecrübenin
Spinoza'ya göre, evren ve Tanrı aynıdır. Bu nedenle insan, mutlu ve ahlaklı bir yaşantı sürmek istiyorsa düzenli olan evrenin doğasına kendisini bırakmalıdır. Ona göre insanın içinde yaşadığı evren, mutlak olarak özgürdür. Eğer insan, içinde yaşadığı evrenin bilgisine ulaşmak istiyorsa, ona uygun davranışta bulunmalı, tutkularını yenip alçak gönüllü olmalıdır. İşte bu bilgiyi elde eden insanlar, evrensel ruhun anlayışına uygun evrensel davranışlar sergilemiş olurlar.
Buna göre, insan mutluluğunun temel ölçüsü aşağıdakilerden hangisidir?
Doğaya uygun yaşamak
Toplumsal kuralları reddetmek
Bilimsel sonuçlara önem vermek
Filozofları örnek almak
Toplumsal ahlak kurallarına uymak
Gerçeği arayanın yaşamında bir kez tüm nesnelerden kuşku duyması gerekir. Çünkü duyular bizi birçok kez yanıltmıştır. Matematik bilgisinde de aklımızı kullanırken yanılmış olabildiğimizden onlardan da kuşkulanmalıyız. Her şey şüpheli iken tek şüphe edilemeyecek şey kendi şüphemizdir. Şüphe etmek düşünmektir, düşünmek demek var olmak demektir. Descartes buradan hareketle felsefesinin temeline koyduğu başlangıç doğrusu olan “Düşünüyorum, o hâlde varım.” sözüne ulaşır. Bu artık şüphe edilemez apaçık bilgidir.
Descartes’in “Felsefenin İlkeleri” isimli eserindeki bu ifadelerden hareketle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
İnsan için her şey şüphelidir.
Doğru bilgi elde edilemez.
Var olmak algılanmış olmaktır.
İnsanın düşünmesi var oluşunun koşuludur.
İnsan önce var olur, sonra düşünür.
Ütopya filozofun tasarladığı hayali bir devlet modelidir. Thomas More dönemin İngiliz hükümetinde siyaset yapmış, devletin uygulamalarını beğenmeyerek bir ütopya yazmıştır. Bu eseri dönemin siyasal yapısını eleştirmesi açısından önemlidir. More, özel mülkiyetin her türlü mutsuzluğun kaynağı olduğu fikrindedir. O, eserinde ütopya ismini verdiği bir ada ülkesi tasarlar; bu ülkede özel mülkiyet yoktur, eşitlikçi bir zihniyetle düzenlenmiştir. Adada yöneticilerin halk tarafından seçilmesi gerektiğini belirten More, demokratik ve sosyal bir devlet tasarlar.
Buna göre filozofun ütopya oluşturmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisi olabilir?
Dönemin İngiltere’sini yeni baştan düzenlemek
Siyasal unsurların yanlış taraflarını ortaya çıkartmak
İnsanları daha huzurlu bir toplumda yaşatmak
İçinde yaşadığı şartları eleştirerek ideal bir devleti ortaya çıkartmak
Siyaset yapmanın zorluklarını ortaya koymak
15-17. yüzyıl felsefesi, İlk Çağ felsefesine özlem duyan düşüncelerle doludur. Orta Çağ’ın dogmatik anlayışından sıyrılarak yeni bir insan anlayışı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bilim insanlarından Kopernik, Orta Çağ boyunca kabul görmüş Dünya merkezli evren sistemi yerine, Güneş merkezli bir evren düşüncesi ortaya atmıştır. Galileo Galilei, “Taşın niçin düştüğünü değil nasıl düştüğünü merak ediyorum.” diyerek taşın düşme yasasını araştırmıştır. Bacon ise tümevarım yöntemine dikkatleri çekerek bilim insanlarına nasıl araştırma yapılacağını göstermiştir. Descartes, “Düşünüyorum, o hâlde varım.” argümanı ile beden ve ruh ayrımı yapmıştır. Thomas More gibi düşünürler ise yeni devlet tasarımları hayal etmişlerdir.
Buna göre 15-17. yüzyıl felsefesinde aşağıdakilerden hangisinin öne çıkan görüşlerden olduğu söylenemez?
Hümanizm
Bilimsel yöntem
Kartezyen felsefe
Siyaset felsefesi
Varoluşçuluk
Francis Bacon’a göre insanoğlu doğaya egemen olmak istiyorsa, doğayı bilmeli ve onun yasalarından haberdar olmalıdır. Bu uğurdaki tek doğru araçsa bilimdir. “Bilgi güçtür.” ifadesi Rönesans’ın yeni doğa ve insan anlayışının etkisindeki Bacon’ın felsefesinin iki kelimelik özeti gibidir. Doğanın gücünün karşısına korkmadan çıkabilmenin yolu, Bacon’a göre bilgidir.
Buna göre insanı aşağıdakilerden hangisi doğa karşısında güçlü kılar?
Doğaya egemen olma isteğinin artırılması
Geçmişten aktarılan bilgilerin doğru kabul edilmesi
Doğa yasalarının tespit edilmesi
İnsanın öğrenme yeteneğinin ön plana çıkarılması
İnsanın ahlaki olarak eğitilmesi
Rönesans’ın doğa görüşü; Kopernik’in, Telesio’nun ve Bruno’nun yapıtında Antik Yunan görüşüne karşıt bir görüş olarak biçimlenmeye başlamıştır. Bu karşıtlığın merkez noktası; doğa dünyasının, fizik bilimince incelenen dünyanın bir organizma olduğunun yadsınışı, onun hem zekâdan hem de yaşamdan yoksun olduğunun ileri sürülüşüydü. Bundan dolayı, doğa dünyası kendi devinimlerini rasyonel bir biçimde düzenleyemez, hele kendi kendini hiç devindiremez. Doğa yasaları bir organizma değil, bir makinedir. Ancak Rönesans düşünürleri de, Antik Yunan gibi, doğa dünyasının düzenliliğinde zekânın bir anlatımını görmekteydiler. Antik Yunanlılar için bu zekâ doğanın kendi zekâsıyken, Rönesans düşünürleri için doğadan başka bir şeyin, doğanın Tanrısal yaratıcısının, yöneticisinin zekâsıdır.
Buna göre Rönesans’ın doğa anlayışını Antik Yunan doğa anlayışından ayıran temel konu aşağıdakilerden hangisidir?
Doğanın kendine özgü bir zekâsının olduğunu varsaymaları
Doğa yasalarının bir organizma olduğunu öne sürmeleri
Doğanın Tanrısal bir gücün zekâsı ile devinimde bulunduğunu düşünmeleri
Doğa dünyasının zekâ ve yaşam dolu olduğunu ileri sürmeleri
Doğa dünyasının kendi devinimlerini rasyonel bir biçimde düzenleyeceğini önermeleri
Amacım bu, yani insan bilgisinin kaynağını, bunun yanında da inancın, sanının ve onaylamanın temellerini ve derecelerini araştırmak olduğuna göre, artık zihnin fiziksel yönüyle ilgilenmeyeceğim; onun özünü neyin oluşturduğunu, ruhumuzdaki hangi devimler ya da bedenimizdeki hangi değişimler yüzünden organlarımızla duyumlar ya da anlama yetilerimizden ideler elde ettiğimiz ve bu idelerden bir bölümünün ya da hepsinin oluşumları yönünden maddeye bağlı olup olmadığı konularıyla uğraşacağım.
John Locke “İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme”
Bu parçadan hareketle Locke’un aşağıdakilerden hangisi ile ilgilendiği söylenemez?
Ruhtaki devimlerle zihindeki ideler arasındaki ilişki
İnsan bilgisinin kaynağı
Zihnin özünün ne olduğu
İdelerle madde arasındaki ilişki
Akıl yoluyla elde edilen idelerin temellendirilişi
15-17. yüzyıl filozoflarından Leibniz’in bir yanı İlk Çağ’da, bir yanı Orta Çağ’da, bir başka yanı ise kendi çağındadır. Platonculuğu, Aristoteles’i, Skolastik felsefeyi yeniden değerlendirip yorumlayarak bunları modern mekanist felsefeye harmanlamak çabasındadır. Modern mekanik felsefe, Descartes’ta gördüğümüz gibi evreni önceden belirlenebilen yasallıklarla uyumlu işleyen bir makine gibi görür. İşte Leibniz’in uyumu gözeten tavrı, mekanik dünya tasarımı ile erekselci metafizik hatta dinsel dünya tasarımını birleştirme uğraşında açığa çıkar. Bir başka deyişle, işleyişi bilimsel olarak saptanabilir evrenin metafizik temellerini ortaya koyar. Çünkü Leibniz mekanik biçimde açıklanabilen fenomenlerin altında metafizik tözler olduğu düşüncesindedir.
Bu görüşleri ile Leibniz, aşağıdaki ifadelerden hangisi ile tanımlanabilir?
Doğa filozofudur.
Uyum filozofudur
Antik dönem filozofudur
Materyalist bir filozoftur
Septik bir filozoftur.
John Locke'a göre insan zihni doğuştan boş bir levha gibidir. Yani insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur. Her türlü bilgi gözlem ve duyuların kullanımı sonucu oluşur.
Locke'un, yukarıda verilen bu düşüncesine aşağıdaki yargılardan hangisi ters düşmektedir?
Fikir ve kavramlarımız deneyden gelmektedir.
Doğuştan hiç bir bilgi ve prensip yoktur.
Bilgiler, zihinde yaşantıdan önce vardır.
Zihindeki kavramların kendi başına gerçeklikleri yoktur.
Duyularla temasa geçmemiş hiç bir düşünce mevcut değildir.
Çiçek tez, çiçeğin yok olması antitez, çiçeğin meyveye dönüşmesi ise sentezdir. Buradaki diyalektik şudur: Çiçek, meyvenin oluşmasının nedenidir. Ancak meyvenin oluşması çiçeğin yok olmasıyla mümkündür. Sonuç olarak, var olan her şey aynı zamanda yok olan bir şeydir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Hegel'in diyalektik anlayışını açıklar niteliktedir?
Varlıktaki değişimler görünüşten ibarettir.
Varlık dünyasına değişim egemendir.
Varlık, karşıtlıklardan uzak, sabit bir yapıdadır.
Varlık, insanın algı alanı ile sınırlıdır.
Evrende karmaşık ve düzensiz bir yapı vardır.
18.19.Yüzyıl felsefesinde akla güven duyulmuş ve akılcı düşünce artmıştır.
D
y
Kant, ahlaki eylemleri sonuçlarına göre değerlendirir.
D
Y
Bilginin duyu ve deneyden geldiğini savunan yaklaşıma (a) denir.
