NEW
Font size
WorksheetsTURKÇE QUIZI
Total questions: 25
Worksheet time: 50mins
Fransız düşünürü Vauvenagues: "Bir fikir yalın bir deyiş giyinemiyor mu, daha ne bekliyorsun onu atmak için." der.
Aşağıdakilerden hangisi bu düşünürün görüşü ile anlamca yakındır?
Bir düşünceye değer katan özgün biçimde dile getirilmiş olmasıdır.
Toplum için yararlı düşünceler herkesin anlayabileceği yalınlıkta olanlardır.
Herkesin anlayacağı biçimde dile getirilemeyen düşüncenin bir değeri yoktur.
Söylediklerinin anlaşılır olmasına özen göstermeyen bir yazar ilgi görmez.
Yalın bir dille ortaya konan düşünceler, her dönemde ilgi görmüştür.
"Çatma kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!" dizesinde altı çizili sözle yapılan söz sanatları aşağıdakilerden hangisidir?
Telmih - Tekrir
Tenasüp-Teşhis
Teşhis - Ad Aktarması
Kinaye - Tenasüp
Teşbih - Tevriye
Bir gül olaydı gönlüm, cânan koparmak üzre.
Altı çizili sözcükteki ses olayının örneği aşağıdakilerden hangisinde yoktur?
Kaybettim ben şimdi bütün güzellikleri.
Biz yazmadık alnımıza bu yazıyı.
Gün geldi, hayat ufkunu zor buldu cihanda
Senin devrinde hangisi mesut olabildi?
Omuz omuza savaştık yaşam kavgasında.
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
Bazı sınavlarda oldukça kolay sorular çıkabiliyor.
Son sınavda da birçok soru kolayca çözülebilecek cinstendi.
Yalnız iki değil, üçte çok kolay bir soruydu.
Bazı öğrenciler, soruların tümünü okumadan sınavın zor olduğunu iddia edebiliyorlar.
Öğrenci için çözebildiği soru basit, çözemediği de zor sorudur.
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
Bu kitaptaki bütün konulara çalışmalısınız.
Testteki sorulan çözmeden başka konuya geçmeyin.
Konuyu her yönüyle anlayın ki daha sonra bir sorun yaşamayın.
Son olarak da sayfa 125'te ki soruları cevaplandırın.
Cevapları, kitaplarınızın arkasındaki cevap kağıdına işaretleyin.
Aşağıdakilerden hangisinde bileşik fiillerle ilgili bir yazım yanlışı vardır?
Raporla ilgili görüşlerini kısa bir yazıyla genel kurula arz etti.
Gözleri görmeyen bu görevli, birbirine çok benzeyen sesleri bile ayırt edebiliyor.
Yanlış yola girdiğimizi, ancak yarım saat sonra farkettik.
Doktor, durumu ağır olan yaralıları şehir merkezindeki hastanelere sevk etti.
Çocuğun durumunu görünce İzmir'e gitmekten vazgeçtik.
Bavulum elimde, ıpıssız sokakta ortada kaldım. Tekerlekler, atlar göçük sesleri çıkararak uzaklaştılar, hızla. Yok oldular, bir yumuşaklığa dalıvermiş gibi. Sesler hiç yankılanmadı, evler, duvarlar kaskatıydı. Çinko oluklar, çatıları kristal parıltılarla çevreliyordu. Ortalıkta bir köpek bile yoktu; ıpıssızdı her yan.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Betimleme
Karşılaştırma
Örneklendirme
Öyküleme
Açıklama
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde tırnak imi (" ") yanlış kullanılmıştır?
Arkadaşı: "Ne işe yarar bu çocuk resimleri?" dedi.
"Acaba resimleri kötü mü çiziyorum?" diye düşündü.
"Bu resimleri, hâlâ seven insanlar var." dedi
Bir kitabın ilk sayfasında: "Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı!" yazıyordu.
Bir arkadaşının söylediği "Kalabalıklarda yapayalnızım." sözüne takılıp kalmıştı.
Yaşadığımız kimi olayları unutmak yitirmek midir ( ) kazanmak mıdır ( ) İnsan unutur ( ) kimi zaman acılarını () kimi zaman da mutluluklarını.
Parantezle boş bırakılan yerlere, sırasıyla hangi noktalama işaretleri konulmalıdır?
(?) (?) (:) (,)
(?) (.) (;) (,)
(,) (?) ( : ) ( ; )
(,) (?) (;) (,)
(;) (?) (,) (,)
Aşağıdaki atasözlerinden hangisinin sonuna ötekilerden farklı bir işaret konulmalıdır?
Ayranım ekşidir diyen olmaz
Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez
Azıcık aşım, kaygısız başım
Ayağını yorganına göre uzat
At binenin, kılıç kuşananın
Üç köşeli bir şal örüyordu. Evindeydi. Annesi bir yandan fasulye ayıklamakta, öte yandan yatsı ezanını beklemedeydi. Sanırım elektrik kısıtlaması yürürlükteydi, sokak lambaları yanmıyordu, dolayısıyla televizyon da açık değildi. Sessiz bir oda, saatin tik takları. Eski ceviz konsolun üzerinde beş numara gaz lambası.
Yazar anlatımda aşağıdakilerin özellikle hangisinden yararlanmıştır?
Belli bir süre içindeki gözlemlerinden
Kendisine anlatılanlardan
Hayallerinden ve duygularından
Çocukluk anılarından
Betimleyici öğelerden
Geceden yola çıktık. Ayaz vardı. Gün, biraz yükselince gecenin soğuğu yerine sıcak, kırları kapladı. Yeni çiçek açmış ağaçların kokusu, arıların vızıltısı ortalığı sardı. Yaylının eskimiş, deri kaplı tentesi kızdıkça beni de ağırlık basmaya başladı. Uyukluyorum. Arabacı uzun boylu, yanık yüzlü bir oğlan; o da uyuklayacak gibi duruyor. Sinekler bıraksa belki atlar bile uyuyacak.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi ile ilgili bir ayrıntı yoktur?
Görme
Dokunma
Koklama
İşitme
Tat alma
Neyi anlatırsa anlatsın, şiirin veya romanın biçimle kaynaşarak değerleneceği apaçık bir gerçektir. En derin düşünceler, en soylu duygular, en büyük davalar gerçek derinliklerini, büyüklüklerini ancak bir sanat biçimi içinde ifade edilmeleriyle kazanır. Bir eser yalnız konusuyla değerlenseydi Namık Kemal'in "Vatan " piyesi veya Bartholdi'nin New York önündeki Özgürlük Heykeli ile hiçbir sanat eseri yarışamazdı. Vatandan ve özgürlükten daha büyük, daha kutlu ne olabilir?
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Açıklayıcı anlatım biçimine başvurulmuştur.
Niteleyici öğeler ağır basmaktadır.
Tartışma tekniğine başvurularak bir sonuca ulaşılmak istenmiştir.
Ortaya atılan düşünce örneklendirilmiştir.
Kişisel düşüncelere yer verilmemiştir.
Dünya yörüngesinin elips şeklinde olması, Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığının değişmesine yol açar. Dünya yörüngesi üzerinde dönerken 3 Ocak'ta Güneş'e en yakın anını yaşar. 4 Temmuz'da ise Dünya Güneş'ten en uzak durumdadır. Dünya'nın Güneş'e yaklaşıp uzaklaşması Dünya üzerinde sıcaklık değişimlerine neden olmaz. Çünkü sıcaklık değişimindeki temel etken Güneş ışınlarının geliş açısıdır.
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
İleri sürülen düşünce örneklendirilmiştir.
Açıklayıcı anlatıma başvurulmuştur.
Sayısal verilerden yararlanılmıştır.
Karşılaştırma tekniğine başvurulmuştur.
Bir düşünce kanıtlanmaya çalışılmıştır.
Roman, köy gerçeğinin belge niteliğinde bir çıkartması olunca, kişilerinin de kendi dilleriyle konuşması gerekir. Bu görüşün yanlış bir temele dayandığını göstermek için, köy edebiyatımızda yeri olan bir romancımızın Orhan Kemal'in şu satırları üzerinde duralım: Roman hiçbir zaman hayatın kendisi değil, hayatın kendisi hiçbir zaman artistik değil... "Efendim, ben yüzde yüz tabiatı tasvir ediyorum, tekrar ediyorum." böyle bir şey olmaz.
Paragrafın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
Tanımlama
Tanık gösterme
Karşılaştırma
Öyküleme
Betimleme
Köyün genç kızları, civar köylerdeki arkadaşlarıyla birlikte fabrikalarda çalışıyorlar. Yani ismen köylü, cismen işçiler. İşçiliğin köye girdisi, köyün tarımdan elde ettiğini sollamış sanki. Satış için zaman zaman köye uğrayan kumaşçılar, konfeksiyoncular, dayanıklı tüketim eşyası satıcıları, halıcılar bile, işçilerin para aldıkları günleri seçip geliyorlar. Taksitle satış yapıyorlar. Köyün genç erkekleri ise, İstanbul başta olmak üzere, şehirlerde iş buluyor, çalışıyor; hatta hayatlarını şehirde devam ettiriyorlar.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?
Karşılaştırmalardan yararlanılmıştır.
Yer yer öznel anlatım yolu benimsenmiştir.
Gözlemlerden yararlanılmıştır.
Kesinlik kazanmamış yargılar dile getirilmiştir.
Bir görüş kanıtlanmaya çalışılmıştır.
."...Haftanın yorgunluğunu dereyi izleyen tozlu yolda gezinerek, terledikçe söğütlerin gölgesinde dinlenerek geçirecektim. İnsan yola çıkınca dönüş elinde olmuyor. Bir de baktım ki kasaba çok gerilerde kalmış; sebze ve meyve bahçelerinin arasındayım. Yol, tahta bir köprüyle dereyi aşarken, yorgun bedenimi köprünün korkuluklarına yaslayarak etrafı seyre daldım. Bir de ne göreyim!.."
Parçada aşağıdaki anlatım tekniklerinin özellikle hangisinden yararlanılmıştır?
Açıklama
Öyküleme
Karşılaştırma
Tartışma
Betimleme
Korkunun karşıtı olan yürekliliği, ataklıktan ayırmak gerekir. Yüreklilik, akıllı bir adamın korkusuzluğudur ve erdemlerin başında yer alır. Ataklık ise akılsızın atılganlığıdır, kendini bilmezliktir. Yüreklilik, bir insanın kendinde bulduğu güven duygusudur. Ataklık, kendini bilmeyen, içinde bulunduğu durumu anlamayan kişinin korkusuzca davranışıdır. Kendine güvenmeyen bir kişinin içsel bunalımıdır.
Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
Karşılaştırma
Örneklendirme
Tanımlama
Betimleme
Tanık gösterme
Yazar, kişinin kişisel hastalığını incelerse, bir başka deyişle doktor gibi davranırsa bu okur için hiçbir anlam taşımaz. Yazar, toplumun ve toplumun içindeki kişinin çizgisindedir. Topluma ve kişiye gelecek için umut vermek, yaşamayı sevdirmek; bunun için de yaşamındaki iyi ya da kötü koşulları yansıtmakla yükümlüdür. Topluma karşı kişiyi, kendinden ve diğer kişilerden soğutmaya hakkı yoktur.
Parçaya göre aşağıdakilerden hangisi yazarın görevlerinden değildir?
İnsanlara, diğer insanları ve yaşamı sevdirmek
Toplumun sorunlarını dile getirmek
Toplumu oluşturan bireylere gelecekle ilgili umut vermek
Belirli kişilerin kişisel sorunlarını ele almak
Kendisini toplumdan farklı görmemek
Sanat, hele roman sanatı, bilim değildir. Ne var ki bilgiye büyük ölçüde gereksinimi vardır, bilgiden yararlanmak zorundadır. Bilim sanattan yararlanır mı? Bilim, bir olayın sonuçlarına, verilerine bakar, buna göre karşılaştırmalar yapar. Olayın belgelerini inceler. Sonra da bir kanıya varır. Sanat ise bütün bunları beklemeden gözlemciliği, sezgileri, önceki bilgileri ve duygusallığı ile olayların gelişmesini ve nereye varacağını kestirebilir.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?
Sanatın bilgiye ve bilime ihtiyacı vardır
Bilimde, eldeki verilere göre birtakım sonuçlar çıkarılır.
Sanatta verilere göre 'değil, sezgilere ve ön bilgilere göre sonuç çıkarılır.
Sanat, bilimden yararlandığı gibi bilim de sanattan yararlanır.
Olayların değerlendirilmesinde bilimle sanatın metotları farklıdır.
Bir şiiri, gerçekten sevdiğiniz, içinize işleyen bir şiiri okurken bir durursunuz; bir yeri, bir iki dizesi kavrayıvermiştir sizi, benliğinizi aydınlatıvermiştir. Bu şiir sanki sizin için yazılmıştır; kendinize daldığınız, ne olduğunu da bir türlü dile getiremediğiniz bir şeyi söylemiştir ozan; durur da bir daha okursunuz o yeri, o dizeleri. Geçici değildir içinize işlemesi; işlemekle kalmaz, unutamazsınız, sevinçli ya da acılı bir gününüzde, düşler kurduğunuz bir zamanda yalan yanlış dökülüverir o mısralar dudaklarınızdan.
Parçaya göre aşağıdakilerden hangisi yazarın beğendiği şiirlerin özelliklerinden değildir?
Yeniden okuma isteği uyandırması
Okuru kalıcı biçimde etkilemesi
Çekici ve etkileyici olması
Okuyanın duygularını dile getirmesi
Kişiye yaşama sevinci kazandırması
Sevgi, yalnız insana vergi olmasa da insanın en yüce duygusudur. Annemizi, babamızı, kardeşlerimizi, çocuklarımızı görünce içimizin titremesi, onları anarken yüreğimizin ya kaygılı bir sevinç ya sıcak bir üzüntü ile çarpması dünyamızı genişletiverir. Yalnız kendimiz için yaşamaktan, kişisel tasalarımızın çemberinden kurtuluruz. Bir de gönülden kimseye bağlı olmayan, kimseyi aramayan, özlemeyen bir kişi düşünün; akıllı olsun, doğru olsun; siz böylelerinden gene de ürpermez misiniz?
Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Sevgiyi tanımayan insanın yaşamasının bir anlamı yoktur.
Yalnızca kendini beğenen birinin örnek kişi olması beklenemez.
Sevgi kişiyi çevresine, yakınlarına bağlayan, insanın en yüce duygusudur.
Sevgi başkasından öğrenilmez, ancak yaşanarak öğrenilir.
Yakınlarını sevmeyen insan, başka insanları da sevmez.
Birçok yazar, karışık sözler söylemeyi bir üstünlük sayıyor. Kendileri de bilmiyor ne demek istediklerini, okurlar anlasın diyorlar. Boileau bu konuda şöyle söylüyor: "İyice kavradığımızı açıkça söyleriz. Yazdığımız, okuyana değilse de kendimize ışıklı görünmelidir. Benim sözünü ettiğim yazarlar: "Ne var bunda anlaşılmayacak? Açık bir doğruyu söylüyorum." diyorlar. Ne yazdıklarını kendileri de anlamıyorlar, bilmiyorlar. Birtakım sözcüklerin çarpışmasından ister istemez bir güzellik, bir derinlik çıkacağını sanıyorlar.
Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Okurların düzeyini yükseltmek sanatçıların görevleri arasındadır.
Bir yazarın, yazdıklarının ilgi görmesi için okurların ilgisini çekecek konuları işlemesi gerekir.
Anlattıklarını gereği gibi anlamayan bir yazarın yazdıkları anlaşılmaz.
Anlaşılır bir üslubu olan yazar, toplumun kültür düzeyinin artmasına katkıda bulunur.
Her yazar, yazdıklarını defalarca okuyup gözden geçirmelidir.
Cahit Külebi şiirini ölü malzemeyle kurmamıştır. Eskinin çok şey anlatır gibi görünen tumturaklı seslerinden, buna benzer süslemelerden kaçınmıştır. Onu, halk şiirinin uzantısı ya da çağımızda o şiiri geliştiren biri olarak niteleyenler yanılmaktadır. Halk birikimlerinden yararlanmak başkadır, halk şiirini günümüzde yaşatma çabasında olmak başkadır. Külebi'nin şiirini besleyen kaynaklar Anadolu'dur. Çıkışını, Anadolu'nun ilkel ve katıksız görünümlerine dayamıştır.
Bu parçaya göre C. Külebi'nin şiiri için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Şiirleriyle halkın acılarını, dertlerini paylaşmayı hedeflemiştir.
Bu çağda halk şiiri geleneğini sürdüren başarılı örnekler vermiştir.
Alışılmıştan farklı konuları işlemeye özen göstermiştir.
Halkın dilini yansıtmaya ve bu dili yaşatmaya çalışmıştır.
Kaynağını halktan alan, kendine özgü bir şiir geliştirmiştir.
Sanat eserini anlamak biraz sabır işidir. Çünkü onu özümleme ve sevme çabası insanda çabuk tükenir. Mesela bir şiiri ilk okuyuşta hoş bulmayan kişi onu bırakır. Halbuki onu ikinci belki de üçüncü kez okusa içine girebilecek hem de sonsuz bir haz alabilecektir. Yavaş yavaş onun kendisine bir şeyler verdiğini, gizlerini önüne serdiğini görecektir.
Parçanın başına getirilebilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
Şiir okuma sanatı
Şiir ve okuma tekniği
Sanat eseri nasıl anlaşılır?
Sanat, sanatçı ve izleyici
Sabır ve şiirin oluşması
