NEW
Font size
WorksheetsTemel Dini Bilgiler
Total questions: 40
Worksheet time: 1hrs 21mins
I. Allah’ın (c.c.) varlığına inanmakla birlikte, başka
varlıkları O’na ortak koşan kimsedir.
II. Gerçekte inanmadığı hâlde görünürde Müslüman
gibi davranan kimsedir.
III. Allah’ın (c.c.) varlığını, birliğini, Hz. Muhammed’in
(s.a.v.) peygamberliğini ve onun Allah’tan (c.c.)
getirdiklerini kabul etmeyen kimsedir.
Tanımları verilen kavramlar hangi seçenekte doğru
sıralanmıştır?
I-Müşrik II-Münafık III-Kâfir
I-Müşrik II-Kâfir III-Münafık
I-Münafık II-Kâfir III-Müşrik
I-Münafık II-Müşrik III-Kâfir
I-Kâfir II-Münafık III-Müşrik
Aşağıdakilerden hangisi Müslümanların birbirlerine
karşı sorumlulukları arasında gösterilemez?
Selam almak
Hastaları ziyaret etmek
Cenazeye katılmak
Davete icabet etmek
Cemaatle namaz kılmak
“Ben; Allah’a meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine,
ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’ın
yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra
dirilmek de haktır. Ben şehadet ederim ki Allah’tan
başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed
O’nun kulu ve peygamberidir.”
Anlamı verilen “Amentü” duası aşağıdaki konulardan
hangisini içermektedir?
İnanç
İbadet
Ahlak
Günlük yaşam
Adab-ı Muaşeret
Rükû ve secdesi olmayan bir namazdır. Rükünleri kıyam
ve tekbirlerdir. İftitah (başlangıç) tekbiriyle birlikte dört
tekbir bulunmaktadır. Namaz selam verilerek sona erer.
Metinde bilgileri verilen namaz aşağıdakilerden
hangisidir?
Cenaze
Bayram
Kuşluk
Cuma
İstihâre
Aşağıdaki ayetlerden hangisinde insanın yaratılış
amacından bahsedilmektedir?
“… Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur.” (En’âm suresi, 101. ayet.)
“Ben cin ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım…” (Zâriyât suresi, 56. ayet.)
“Gökte burçları var eden, onların içinde bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir.” (Furkân suresi, 61. ayet.)
“Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.” (Hicr suresi, 19. ayet.)
“… Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi.” (Âl-i İmrân suresi, 59. ayet.)
“De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım
ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’âm
suresi, 162. ayet.)
Bu ayet ibadetlerin kabul edilmesiyle ilgili;
I. Niyet
II. İhlas
III. Sünnete uygunluk
şartlarından hangilerine yöneliktir?
Yalnız I
Yalnız II
I ve III
II ve III
I, II ve III
― Haydi, besmele çek!..
Pervin ılık suyu ellerime döküyor, annem başucumda:
― Yüzünü... Kollarını, yine üç defa...
diye fısıldıyor, unuttukça:
― Aa, hani başına mesh?
gibi ihtarlarla yanlışlarımı bana tekrar ettiriyordu.
Abdest bitince annemle beraber yavaş bir sesle namaz
dualarını okuyarak kollarımı ve yüzümü kuruladık...
(Ömer Seyfettin’in “İlk Namaz” hikâyesinden)
Bu metinde abdestin hangi farzından bahsedilmemiştir?
Ağzı ve burnu yıkamak
Elleri bileklere kadar yıkamak
Kulakları bir kere mesh etmek
Ayakları topuklarla birlikte yıkamak
Enseyi bir kere mesh etmek
Nafile namazlar; kişinin kendi isteğiyle belirli zamanlarda
veya bazı vesilelerle Allah’a (c.c.) yakınlaşmak ve sevap
kazanmak amacıyla Hz. Peygamber’in sünnetine uygun
olarak kıldığı namazlardır.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi nafile namazlara
örnektir?
Cuma
Cenaze
Bayram
Teheccüd
Vitir
• Dinen zengin sayılan Müslümanların Ramazan
ayında fakirlere vermesi gereken vacip bir sadaka
• Bir kişi tarafından okunan Kur’an’ın cemaat
tarafından takip edilmesi
• Dileyen Müslümanların ibadet niyetiyle ve belirli
kurallara uyarak bir mescitte inzivaya çekilmesi
• Ramazan orucunu tutamayan ve kaza etme ihtimali
de olmayan Müslümanların vermeleri gereken
sadaka
Bu tanımlarda aşağıdaki kavramlardan hangisinin
karşılığı yoktur?
Mukabele
İtikaf
Fitre
Fidye
İmsak
Kurban ibadeti ile ilgili olarak;
I. Paylaşma bilincini artırır.
II. Bütün Müslümanlara farzdır.
III. Kulluk ve samimiyetin beyanıdır.
IV. Birlik ve beraberliği pekiştirir.
ifadelerinden hangileri yanlıştır?
Yalnız I
Yalnız II
I ve III
II ve IV
III ve IV
“Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler,
oruç tutanlar, rükû ve secde edenler, iyiliği emredip
kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları
hakkıyla koruyanlardır. Müminleri müjdele!” (Tevbe
suresi, 112. ayet.)
Bu ayetten çıkarılacak en kapsamlı yargı
aşağıdakilerden hangisidir?
İbadet ahlaki davranışın bir parçasıdır.
Gerçek müminler yalnızca ibadetle meşgul olanlardır.
Yapılan hatadan geri dönülmeli ve af dilenmelidir.
Müslüman için iman, ibadet ve ahlak bir bütündür.
Allah’ın (c.c.) koyduğu yasaklara riayet edilmelidir.
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar
arasında hükmettiğiniz vakit, adaletle hükmetmenizi
emrediyor. Allah size ne kadar güzel öğüt veriyor.
Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve görendir.” (Nisâ suresi,
58. ayet.)
Bu ayetten hareketle;
I. Liyakat
II. Tevazu
III. Adalet
kavramlarından hangilerine ulaşılabilir?
Yalnız I
Yalnız II
I ve III
II ve III
I, II ve III
İslam dininde ibadet; kulun yaratıcısına olan görevlerini,
O’nun rızasını kazanmak amacıyla ayet ve hadislerde
gösterildiği şekilde yerine getirmesidir. Bununla birlikte
Allah’ın (c.c.) rızasını kazanmak için fert ve toplum
yararına yapılan her türlü faydalı ve hayırlı davranış da
ibadet kabul edilir.
Bu metinden;
I. İbadet insanın fıtratından gelen bir ihtiyaçtır.
II. Allah’ın (c.c.) rızasına dönük her şey ibadettir.
III. İbadet dinî bir vazifedir.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
Yalnız I
Yalnız III
I ve II
II ve III
I, II ve III
Fıkıh ilmi açısından bir ibadetin geçerli olabilmesi için
iman etmiş olmak şarttır. Dolayısıyla iman etmemiş
bir kimsenin güzel davranışları ibadet kapsamında
değerlendirilmeyecektir.
Bu metin aşağıdaki ayetlerden hangisiyle
örtüşmektedir?
“İnsanlar (inanç birliği içinde bütünleşmiş) tek bir topluluktan ibaretti, sonra aralarında inanç farklılığı oluştu…” (Yunus suresi, 19. ayet.)
“Eğer Allah isteseydi hepinizi elbette ki bir tek inanç topluluğu yapardı. Ama O, dilediğinin yoldan çıkmasına imkân verir, dilediğini de doğru yola iletir…” (Nahl suresi, 93. ayet.)
“Sağlam düşünce ve inanç sahipleri için yeryüzünde açık kanıtlar vardır.” (Zâriyât suresi, 20. ayet.)
“İnsanlar, aralarındaki inanç bağlarını keserek gruplara ayrıldılar. Her kesim kendi inancını beğenmektedir.” (Mü’minûn suresi, 53. ayet.)
“… Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır.” (Mâide suresi, 5. ayet.)
“Muhakkak ki Allah; adaleti, iyiliği, akrabaya yardım
etmeyi emreder; çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da
yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”
(Nahl suresi, 90. ayet.)
“Andolsun ki Resulullah; sizin için, Allah’a ve ahiret
gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler
için güzel bir örnektir.” (Ahzâb suresi, 21. ayet.)
Bu ayetlerden hareketle;
I. İslam ahlakının kaynağı Kur’an ve sünnettir.
II. Müslümanlar için ahlaki model Hz. Peygamber’dir.
III. Ahlaki davranışların temelinde ahiret düşüncesi
vardır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
Yalnız I
Yalnız III
I ve II
II ve III
I, II ve III
“Ben cin ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızkı veren, sarsılmaz gücün sahibi olan yalnızca Allah’tır.” (Zariyat suresi, 56-58. ayetler.) Ayet meallerine göre insanın yaratılışının asıl nedeni hangi seçenekte doğru bir şekilde ifade edilmiştir?
İnsan çevresine hâkim olmak için yaratılmıştır.
Yeryüzünün hakimi olarak yaratılmıştır.
Allah'ın emir ve yasaklarına uygun bir hayat sürmes için yaratılmıştır.
Dünyada ve ahirette mutlu olmak için yaratılmıştır.
Aklını ve iradesini doğru şekilde kullanması için yaratılmıştır.
“(Ey Peygamber!) De ki: Ey insanlar, şimdi size
Rabbinizden hakikat (bilgisi) gelmiş bulunuyor artık.
Bundan böyle her kim ki doğru yolu izlemeyi seçerse
bunu kendi lehine seçmiş olacaktır ve her kim ki
sapıklığı seçerse yine bunu kendi aleyhine seçmiş
olacaktır. Sizin davranışınızdan sorumlu değilim
ben.” (Yunus suresi, 108. ayet.)
Yukarıda verilen ayeti kerimeden aşağıdaki
yargılardan hangisine ulaşılamaz?
İnsanlar doğruyu ya da yanlışı kendi iradeleri ile seçerler.
Dinde esas olan ataların dinine tabi olmaktır.
İnsanlar yaptıklarından sorumlu olacaktır.
İnsanları doğru yola ileten hakikat bilgileri Allah’tan gelir.
İnsanlara fiil ve davranışlarında irade hürriyeti tanınmıştır.
“Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler)
hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden
derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin,
cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan
merhamet edendir.” (En’âm suresi, 165. ayet.)
Yukarıda verilen ayeti kerimede aşağıdaki
yargılardan hangisine ulaşılamaz?
İnsanoğlu Allah'a ibadet etmesi için yaratılmıştır.
Allah, insanları yeryüzünün seçkin varlıkları kılmıştır.
Allah, verdiği nimetlerle insanları imtihan etmektedir.
İnsanlar arasında farklılıklar bulunmaktadır.
Allah, insanlara karşı affedicidir.
“Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, kabul edeyim.
Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar
aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü’min
suresi, 60. ayet.)
Ayetten hareketle:
I. İbadetlere devam etme
II. Allah’ı bulma noktasında aklımızı kullanma
III. Allah’a sürekli dua etme
Yargılardan hangisine/hangilerine ulaşılabilir?
Yalnız I
I ve II
I ve III
II ve III
I, II ve III
“O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak
için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir,
çok bağışlayıcıdır.” (Mülk suresi, 2. ayet.)
Ayet mealinden aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
Bütün insanlar Allah’a inanmaktadır.
İnsanlar imtihan için yaratılmıştır.
Ahiret hayatına iman etmek gerekir.
Kâfirler ahiret hayatına inanmazlar.
Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.
İslam bilginleri dinin tarifini, Kur’an-ı Kerim’de yer
alan açıklamaları ve İslam inançlarını göz önünde
bulundurarak yapmışlardır. Buna göre hak dinin
tarifi şu şekildedir: Din, akıl sahibi insanları kendi
tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahi
bir kanundur.
Parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisi
doğrudur?
Din, insanların sonradan kazandıkları bir duygudur.
İnsanların geçmişten getirdiği birikimler dini oluşur.
Bir dine mensup olmanın temel şart akıl sahibi olmaktır.
Yaratılmışların tamamı bir dine mensup olmak zorundadır.
Dinin seçiminde Allah’ın iradesi (külli irade) etkindir.
“Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik
birbirinden ayrılmıştır. O hâlde kim tâğutu reddedip
Allah’a inanırsa kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır.
Allah işitir ve bilir.” (Bakara suresi, 256. ayet.)
Ayetten yola çıkarak aşağıdaki yargılardan
hangisine ulaşılabilir?
Dinî yükümlülükleri akıl sahibi kişiler yerine getirir.
İnsanlar doğruyu ya da yanlışı seçmede özgürdürler.
Tüm insanlar var olan bir dine inanmak zorundadır.
İnsanlar iyi olanı tercih edip onu yapmak zorundadırlar.
Bir dine bağlanmak için bir yol göstericiye ihtiyaç vardır.
Din, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat
hayırlı olan şeylere götüren ilahi bir kanundur. Din
aynı zamanda insanın diğer varlıklarla münasebetlerini
düzenleyen ve hayatına yön veren, onlarla ilgili
davranışlarına esas olacak kurallar kayan bir olgudur.
Dinin gayesi insanı hem dünya hem de ahirette
mutlu etmektir. Bize düşen görev ise dinin gösterdiği
yolda yürüyerek bu mutluluğa ulaşmaktır.
Yukarıdaki paragrafa göre aşağıdaki yargılardan
hangisine ulaşılamaz?
Din; bize Allah’a karşı sorumluluklarımızı öğretir.
Din; bize iyiye ve doğruya ulaşmanın yollarını gösterir.
Din; insanı ruhen yükseltir, ahlakî bakımdan olgunlaştırır.
Din, insanlar arası ilişkileri düzenleyen kuralları belirler.
Din; insanın sonradan kazandığı bir inanma duygusudur.
“Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir.
Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı
tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur.
İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu
bilmezler.” (Rûm suresi, 30. ayet.)
Bu ayette aşağıdakilerden hangisi vurgulanmıştır?
Allah insanı Yaratıcısını tanıyacak kabiliyette yaratmıştır.
İslam aklı olmayanları dinin emir ve yasaklarından sorumlu tutmaz.
Allah insanı bir dine inanması için zorlamıştır.
Dinin gayesi, insanların sadece ahiret mutlu etmektir.
Dinin emir ve yasakları sadece akıl sahipleri içindir.
Kur’an-ı Kerim’de hak ya da batıl tüm inanışlar din olarak adlandırılmış ve dinsizlik gibi bir kavramdan hiç söz edilmemiştir. Aynı şekilde dünyanın her yerinde mutlaka bir inanca ait tapınağa rastlanır ki bu durum bize dinin insanlık tarihi ile beraber var olduğunu gösterir. Nitekim Rum suresi, 30. ayette “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” ifadesi dinin insanlık tarihi ile var olduğunun en açık göstergesidir.
Paragrafın ana teması nedir?
Her yerde tapınakların olduğu
İnançsız insanların olduğu
Dinin ülkeden ülkeye değiştiği
İnanma duygusunun doğuştan olduğu
Dinin insanları değiştirdiği
Fevzi öğretmen, dersine girdiği bir sınıfta öğrencilerine beyin fırtınası yöntemiyle “Din nedir?” sorusunu sormuş ve öğrencilerinden şu şekilde cevaplar almıştır:
İsmet: “Din, Allah’a ve diğer inanç esaslarına gönülden inanmaktır.”
Ahmet: “Din; namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmek gibi Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmektir.”
Hasan: “Din, insanların fıtratında bulunan kendinden üstün bir varlığa bağlanma duygusudur.”
Şevket: “Din, inananların öldükten sonra cennete gidebilmeleri için gönderilmiş olan ilahi kurallar
bütünüdür.”
Diyaloglarda geçen din tanımlarında hangisine değinilmemiştir?
İnsan üstün bir varlığa inanma eğilimindedir.
Din insanların hayatlarını da düzenler.
İnsanların ibadet hayatını düzenler.
İnsanların ahiret mutluluğunu hedeflemiştir.
İnsanlara neye nasıl inanmalarını öğretir.
İnanç yönünden insanlar dört kısma ayrılır:
Mümin (Müslüman): Allah’ın varlığı ve birliği, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) O'nun kulu ve peygamberi olduğunu kalbiyle tasdik edip diliyle ikrar eden kimsedir.
Kâfir: Allah’ın varlığına, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğine, dinin emirlerine
kalbi ve diliyle inanmadığını söyleyen kimsedir.
Müşrik: Allah’ın ilah olduğuna inandığı hâlde hem Allah’a hem de başka şeylere “ilah” diye inanıp tapan kimsedir.
Münafık: İmanın esaslarına kalbiyle inanmayan, çeşitli sebepler veya menfaatlerden dolayı müminlerin yanında olan, dilleriyle inandıklarını söyleyen kimselerdir.
Buna göre
I. Allah’a iman edip peygamberleri inkâr eden kimseler müşriktir.
II. Peygamberlere iman, dinin temel inanç esaslarındandır.
III. Allah’a iman ettiği hâlde O’nun eşi ve ortağı olduğunu
kabul eden kimse münafıktır.
Yukarıda verilen bilgilerden hangisine ulaşılır?
Yalnız I
Yalnız II
I ve II
II ve III
I, II ve III
İslam dininin getirdiği hükümler, insanların dünyada ve ahirette mutluluğunu amaçlamaktadır. İslam’da hükümler karşılaşılan zor koşullar için hafifletilmiş ve tabi olanlara güçlerinin yetmeyeceği emirler verilememiştir.
Bu bilgilere göre
I. İslam dininde uyulması gereken kurallar vardır.
II. İslam dini insanlığın doğuşundan itibaren vardır.
III. İslam dininin gayesi, insanları sadece ahirette mutlu etmektir.
Yargılarından hangisine ulaşılabilir?
Yalnız I
Yalnız III
I ve III
II ve III
I, II ve III
“Allah nezdinde hak din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” (Âl-i İmran suresi, 19. ayet.)
“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmran suresi, 85. ayet.)
“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim.” (Mâide suresi, 3. ayet.)
Yukarıdaki verilen ayetlere göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
İslam’ın dışındaki ilahi dinlerde Allah katında geçerlidir.
İslam dininden sonra başka din gelmeyecektir.
İslam dininden yüz çevirenler ahirette mutluluğa ulaşamayacaktır.
Allah katında kabul edilecek din İslam dinidir.
Ayetleri inkâr edenler Allah tarafından cezalandırılacaklardır.
İcmâli İman: İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demektir. İmanın en özlü ve en kısa şekli olan icmâlî iman, kelime-i tevhid ve kelime-i şahadette özetlenmiştir.
Tafsili İman: İnanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya tafsîlî iman denilir.
Yukarıda verilen tanımlara göre hangi öğrencinin davranışı icmali iman kapsamında değerlendirilebilir?
Hakan’ın meleklerin yaratışları ve özellikleri hakkında araştırma yapması
Şeyma’nın peygamberlerin ismet sıfatı ve zelle kavramı arasında bağlantı kurmaya çalışması
Recep’in “Amentüyü kabul ettim.” diyerek ibadetlerini titiz bir şekilde yerine getirmesi
Atakan’ın kader inancında cüzi iradenin etkisini düşünmesi
Zehra’nın Allah’ın zati ve sübuti sıfatları arasındaki farklılığı kavraması
Emine öğretmen, dersine girdiği bir sınıfta öğrencilerine iman esaslarından Allah’a imanı anlatacaktır. Bunun için şöyle bir ders planlaması yapmıştır:
Derse girişte imanın aslının Allah’ı kalp ile tasdik etmek olduğunu ifade edecek, taklidi ve tahkiki iman arasındaki farklara değinecektir.
Daha sonra tahkiki imanı açıklamak üzere; Allah’ın sıfatlarının neler olduğunu, Allah’ın emir ve yasaklarının zarurat-ı diniyyeden olduğu ve bu emirlerin hiç birinin inkâr edilemeyeceğini öğrencilere ayrıntılı bir şekilde anlatacaktır.
Paragrafa göre aşağıdaki ifadelerden hangisine ulaşılamaz?
Allah’ı kalp ile tasdik etmeyen bir iman anlayışı geçersizdir.
Tahkiki iman, iman esaslarına detaylı olarak bilmektir.
Taklidi iman Allah katında geçerli bir iman değildir.
İman esasları bir bütündür hiçbirini inkâr edilemez.
Allah’ın sıfatlarını ayrıntılı bir şekilde bilmek tahkiki imandır.
Münafık: İmanın esaslarına kalple inanmayıp çeşitli sebep veya menfaatlerden dolayı müminlerin yanında sadece dilleriyle inandıklarını söyleyip gerçekte inanmayan kimselerdir. .İnanmadıkları halde insanları aldattıkları için Allah (c.c.) Tevbe suresi 101. ayette “…Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.” buyurarak münafıkların iman bakımından en aşağı kimseler olduğunu ve Allah katında en çetin azaba uğrayacaklarını haber vermiştir.
Verilen bilgilerden hareketle aşağıdaki fillerden hangisi münafıkların tutum ve davranışlarından olamaz?
İbadetlerine başkalarının yanında dikkat ederler, tek kaldıklarında ibadet etmezler.
İnançları doğrultusunda değil menfaatleri doğrultusunda hareket ederler.
İnsanları aldattıkları ortaya çıkmaması için düşkün insanlara yardım ederler.
Öldürüleceklerini bilseler de inandıkları gibi yaşamaya gayret ederler.
Yaşadıkları toplumda insanlar tarafından dışlanmamak için toplumun dinine uyarlar.
Kelime-i Şehadet İslam’ın beş şartından birisi ve İslam’a giriş vizesi olarak Müslümanlara zorunlu kılınmıştır. Müslüman olmak isteyenler Kelime-i Şehadet getirerek (Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisidir.) İslam’ı kabul etmiş olur.
Bu metinde aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Kelime-i Şehadet ile Allah ve Resulüne imanı kabul etmiş oluruz.
İslam dini, ilahi kaynaklı tek tanrılı bir dindir.
Kelime-i Şehadet kalp ile tasdik edilen imanın dil ile ikrar aşamasıdır.
Peygamber de Allah’a ibadet etmekle yükümlüdür.
Kelime-i Şehadet inanç esaslarının tümünü kapsamaktadır.
İlahi kaynaklı tüm dinlerde Allah'a iman inanç esaslarının temelini oluşturur. İslam’da da inanç esasının temelini oluşturan Kelime-i Tevhid ile Allah’tan başka ilah olmadığını ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) O’nun elçisi olduğunu gönülden kabullenmiş oluruz. Aslında Allah ve Rasulüne imanı kabul etmekle diğer tüm inanç esaslarını da kabul etmiş oluruz. Bu yüzden Allah’ı (c.c) ve Hz. Muhammed’i (s.a.v.) kabul etmek imanın temeli sayılmıştır.
Bu metinde İslam dininin hangi özelliğine vurgu yapılmıştır?
Tevhid inancını esas alan bir dindir
Tüm insanlığa gönderilen evrensel bir dindir.
Ahiret inancı olan bir dindir.
İnsanlığa gönderilen tek ilahi dindir.
Bugüne kadar gönderilen dinlerin ortak adıdır.
Kelime-i Şehadet: “Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisidir.”
Kelime-i Tevhid: “Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun elçisidir.”
Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid birlikte değerlendirildiğinde;
I. İmanda esas olan tevhid inancıdır,
II. Peygamberlerden kitap gönderilenlere iman etmek yeterlidir,
III. Hz. Muhammed (s.a.v.) hak bir peygamberdir,
IV. Peygamber olarak Hz. Muhammed (s.a.v.) bir beşerdir,
V. Sadece Allah’a inanan birisi iman etmiş olur,
bu yargılardan hangilerine ulaşılır?
I ve II
I ve III
II, IV ve V
I, III ve IV
I, III ve V
Kelime-i Tevhid’de “Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun elçisidir”; Kelime-i Şehadet’te “Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisidir.” ifadeleri geçmektedir. Buna göre İslam’da peygamber inancı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi ulaşılamaz?
Kamil bir iman için peygamberlere de iman etmek gerekir.
Peygamberler, insanlara iman etmeleri için baskı yapmaktadırlar.
Peygamberler de Allah’a ibadet etmekle sorumludur.
Hz. Muhammed’i (s.a.v.) peygamber olarak kabul etmek gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.v.) aynı zamanda bir beşerdir.
Kelime-i Şehadet: “Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisidir.”
Kelime-i Tevhid: “Allah’tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (s.a.v.)O’nun elçisidir.”
Kelime-i Şehadet ve Kelime-i Tevhid birlikte değerlendirildiğinde;
I. Allah’a iman
II. Kitaplara iman
III. Peygamberlere iman
IV. Ahiret gününe iman
İslam'da iman esaslarının temelini hangileri oluşturmaktadır?
I ve II
I ve III
II ve III
III ve IV
II ve IV
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır!” (Bakara suresi, 177. ayet.)
Yukarıdaki ayete göre iyilik ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
İman esaslarının hiçbirini ayırmaksızın tamamına inanmaktır.
İslam’ın emrettiği bütün ibadetleri yerine getirmektir.
İnsanların bazıları tarafından kabul görülen davranışlar sergilemektir.
Allah’ın bizlere takdir ettiği olaylara sabretmek gerekir.
Yapılan tüm salih amellerde Allah’ın razı olmasını dilemektir.
Zarurât-ı diniyye, İslam dininin temel özelliklerini, yapısını, hedeflerini, kutsallarını, ibadet ve yasaklarını içerir. Sadece iman esaslarını kabul edip İslam’ın sembolü hâline gelmiş ve diğer din ve inançlardan İslam’ı ayırt eden hususları kabul etmeme İslam’ı da kabul etmemek anlamına gelir.
Bu duruma göre:
I. Meleklere inanmak
II. Yeme ve içmede sağ elimizi kullanmak
III. Şarabın haram olduğunu kabul etmek
IV. Namazın beş vakit olduğunu kabul etmek
V. Gerçek manada imana ermek için hafız olmak
Verilenlerden hangisi veya hangileri zarurat-ı diniyye kapsamındadır?
Yalnız III
I ve II
I, II ve V
I, III ve IV
I, IV ve V
I. “Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer suresi, 49. ayet.)
II. “Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.” ( Hadid suresi, 22. ayet.)
III. “Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır.” ( Bakara Suresi, 286. ayet.)
IV. “Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûra suresi, 30. ayet.)
Ayetler değerlendirildiğinde kader inancı ile aşağıda verilen yargılardan hangisi doğrudur?
İnsanın hiçbir şey yapmadan tembellik etmesi kaderindendir.
Tüm işlerimizde elimizden geleni yapmalı ve sonucunu Allah’a bırakmalıyız.
Kader değişmeyeceğine göre ahiret için çalışmaya ihtiyaç yoktur.
İnsan doğruyu ya da yanlışı seçerken cüzi iradesini kullanmaz.
Her şey Allah’ın takdirinde olduğu için çalışmaya ve gayret etmeye gerek yoktur.
