WorksheetsLGS Çıkmış Paragraf Soruları
Total questions: 10
Worksheet time: 15mins
Ticarette kâr ve zarar hanesi diye bir terim kullanılır. Bunu bir an için
dilimize de uyarlamaya çalışalım. Dilimizde ne gibi kazançlarımız, ne gibi kayıplarımız
olduğu araştırılmaya değer. Bu dil yüzyıllar boyunca nasıl örülmüş, çağın şartlarına göre ne
gibi dönüşümleri gerçekleştirmiş ve bir ara nasıl çözülmüş, daha sonra kendini nasıl
yenilemiş, özleşmiş, tekrar yabancılaşmaya başlamış? “Emgek” kelimesinden “zahmet”e,
“eziyet”e ve son olarak “emek”e nasıl dönülmüş? “Takat”tan “dayanma gücü”ne, “başarım”a,
ardından “performans”a nasıl geçilmiş?
BU METNİN KONUSU NEDİR?
Dilimizin gelişim ve değişim süreci
Dilimizdeki yabancılaşmanın nedenleri
Dilimizin kazanç hanesine yazılan kelimeler
Dilimizde karşılığı olmayan kelimeler
(I) İstanbul’un üstünde ne tür tarihî yapıların olduğu az çok bilinir ama altında ne var pek
bilinmez. (II) Yerin altındaki yapılardan biri olan sarnıçlar yüzyıllarca kentin su ihtiyacının
önemli bir kısmını karşılamış. (III) Yağmurlardan süzülen veya kentin kilometrelerce
ötesinden su kanallarıyla getirilen sular buralarda depolanırmış. (IV) Sarayın, büyük
kiliselerin, askerî kışlaların, soylulara ait konakların su ihtiyaçları buralardan karşılanırmış.
Bu metinde numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Böyle önemli yapıların su ihtiyacını
karşılayan sarnıçların en meşhuru Yerebatan Sarnıcı’dır.” cümlesi getirilirse metindeki
düşünce akışı bozulmaz?
I
II
III
IV
Her türlü “bilinçlenme” kitap sayesinde olur. Çünkü kitap, bilincin
yazıya dökülmüş şeklidir. Bu yönüyle kitap, hiç şüphesiz, fertlerin hayatını değiştiren, onları yenileştiren ve ileri götüren bir vasıtadır...
Yazarın vermek istediği mesaj dikkate alındığında bu parça, aşağıdakilerin hangisiyle tamamlanmalıdır?
İyi bir kitapta en önemli özellik anlatımın yanı sıra kurgudur.
Bir insanın dünyaya bakışını değiştirmek istiyorsanız ona okumayı tavsiye edin.
Okumayı öğrettiğiniz gibi yazarak düşünmeyi de öğretin.
Bir kitabı, başka kitaplarla karşılaştırarak okumak iyidir.
Elbette... Ben, dile dayalı bir gösteri sanatının temsilcisiyim. Bu
anlamda edebiyat eğitimi almış olmam, kelime hazinemi geliştirmeme ve kendimi doğru
cümlelerle ifade etmeme katkıda bulundu. Ayrıca, ruh zenginliğimi de artırdı. Felsefe eğitimi
ise dünyaya bakış açımı ve estetik anlayışımı geliştirdi. Her ikisinin kaynaşması benim
sahnedeki başarımın temel etmenlerinden biridir.
Sanatçı, bu metinde aşağıdaki soruların
hangisine cevap vermiştir?
Sanat yeteneği kendi kendine geliştirilebilir mi?
Farklı alanlarda aldığınız eğitimlerin sanatınıza katkısı oldu mu?
Çok okumak hayatınıza yön verdi mi?
Bir sanatçı belli kişisel becerilere sahip olmalı mıdır?
⁕Bir gün şiirlerimdeki Türkçe sözcükler dediler ki: "Arkadaş, sen
aynı şiirinde hem Türkçe bir sözcük kullanıp anne diyorsun hem de yabancı bir sözcük
kullanıp 'valide' diyorsun. Dizelerin içine yabancı bir sözcük koyarsan bu zengin bir dil
kullanımı olmuyor. Ya bizi seç ya da onları..." Ben de başladım güzel dilimiz Türkçeyle yazmaya.
⁕Geçen hafta bir seminer sonrası çok sevdiğim şair arkadaşımla bahçede biraz oturduk. Bana
iyice yaklaşarak "selfie" pozu ver de bu anı ölümsüzleştirelim, dedi. Birden durgunlaştım.
Nedenini sorduğunda, Türk Dil Kurumu vatandaşlardan gelen öneriler doğrultusunda "kendi
fotoğrafını çekmek" anlamına gelen "selfie" yerine Türkçe karşılık olarak "özçekim"
sözcüğünü seçti, sen de özçekimi kullansaydın mutlu olurdum, dedim.
Söz varlığını zenginleştirme konusuna önem vermeleri
Sözcüklere Türkçe karşılık bulmada toplumun görüşünü dikkate almaları
Yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerini kullanmayı özendirmeleri
Yabancı dillerden alınmış ve dilimize yerleşmiş sözcükleri sıkça kullanmaları
Yazar, edebiyat dünyasında büyük ses getiren romanında, anlatmak
istediği ne varsa lafı dolandırmadan ortaya koymuş. Bir piramitteki taşların kusursuz
dizilmesi gibi romanda ele alınan düşünceler de hep yerli yerinde duruyor. Gereksiz hiçbir
ayrıntıya, gizli saklı hiçbir konuya yer vermemiş. Böyle olunca romanı elinizden düşürmeniz,
okurken başka şeyler düşünmeniz pek mümkün olmuyor.
Bu metinde sözü edilen roman ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Anlamak için büyük bir bilgi birikimi gerektirmektedir.
Edebiyat alanında dikkatleri üzerine çekmiştir.
Sürükleyici bir anlatımı vardır.
Anlatılmak istenenler açıkça ifade edilmiştir.
Paraya ihtiyacı olan bir işçiye günlük ücretini verip bir kuyuyu
açtırabilirsiniz. Bu işi gayreti ölçüsünde yapar. Bir müddet sonra aynı işçiye yine günlük
ücretini vererek kuyuyu doldurmasını söylerseniz onu da yapar. Aynı adamdan kuyuyu tekrar
açmasını isteyecek olursanız biraz canının sıkıldığını fark edersiniz. Ne çare ki para almak
için bu işe katlanacaktır. Fakat kuyuyu açtıktan sonra tekrar doldurmasını söylerseniz o
muhtaç adam bütün ihtiyacına rağmen bu işi bırakır. Karnını doyurmak, çoluk çocuğunu
geçindirmek pahasına da olsa bu amaçsız işe devam etmeyecektir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
İnsanlar yetenekleri ölçüsünde iş yaparlar.
Bireyler kendi düşünceleri doğrultusunda çalışırlar.
İnsanlar yaptıkları işlerin bir maksadı olsun isterler.
Bireyler aynı işi tekrarlamaktan hoşlanmazlar.
Elif bir akşam sınıf arkadaşı Gamze’yle kısa mesaj yoluyla
konuşmaya başladı. Konuşmanın ilerleyen aşamalarında Elif, Gamze’nin kendisine kırıldığını
fark etti. Gamze’ye bunun nedenini sorduğunda “kendisinin sözlerinin sert ve kırıcı olduğu”
cevabını aldı. Elif buna çok şaşırdı. Çünkü Gamze’yle yüz yüzeyken de aynı biçimde
konuşuyordu ama o zaman Gamze kendisine kırılmıyordu. Bunu Gamze’yle paylaştığında o
da kendisine hak verdi. Bunun üzerine Elif kısa mesajlarının sonuna bazı işaretler koymaya
başladı. Örneğin şaka yaptığını belirtmek için gülme anlamında “ :) ”, katıla katıla gülme
anlamında “ :D) ”, üzgün olduğunu belirtmek için “ :( ”, çok üzüldüğünü belirtmek için ise “
:’( ” işaretini kullanmaya başladı. Bunun üzerine aralarındaki iletişim problemi son buldu.
Bu metne göre Elif’in çözüm bulduğu sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Kelimelerin ve cümlelerin kuralsızca kısaltılması
Jest, mimik ve ses tonu gibi iletişim unsurlarının kullanılmaması
Yüz yüze iletişimin azalmasından dolayı insan ilişkilerinin zayıflaması
Dil ve nezaket kurallarına uyulmaması
Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan ve toplam kırk sekiz taşla
oynanan zekâ oyunu “mangala” yenilenmiş yüzüyle meraklılarına sesleniyor. Araştırmalar,
mangalanın Orta Asya’dan beri yaygın olarak oynandığı, Osmanlı zamanında da varlığını
sürdürdüğü ve sosyal ortamlarda önemli bir vakit geçirme aracı olduğunu ortaya koyuyor.
Mangala, 2009’da Kültür Bakanlığı tarafından zekâ ve strateji oyunu olarak tescil edildi.
Bu metinde “mangala” oyunuyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Tarihinin çok eskilere dayandığına
Yenilenerek meraklılarına sunulduğuna
Eskiden toplumsal hayatın bir parçası olduğuna
Özellikle gençler tarafından rağbet gördüğüne
Aletli dalış için ülkemizde oldukça farklı seçenekler var.
Antalya’nın Kaş ve Kemer ilçeleri birçok dalış okuluyla aletli dalışın önemli merkezleri.
Aletli dalış en fazla Ege ve Akdeniz’de yapılıyor. Bunun nedeni bu bölgelerin su altı
doğasının muhteşem olmasının yanı sıra buralarda önemli tarihî batıkların bulunması. Antalya
Limanı girişinde 30 metre derinlikte yatan Fransız Societe (Sosyete) savaş gemisi, Kemer
Marinası açıklarındaki Paris Batığı, Kaş açıklarındaki Uluburun Batığı’nın bulunduğu yer
bunlardan sadece bazıları. Aletli dalış yapanlar için önemli bir dalış sebebi de deniz dibi
mağaraları ile deniz canlılarının en güzel olduğu noktaları gözlemlemektir.
Bu metinde “aletli dalış” ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Ülkemizde bu sporun yapılacağı alanların olduğuna
Bazı yerlerin daha fazla tercih edildiğine
Birçok su altı zenginliğinin bu sayede keşfedildiğine
Bu alanda eğitim veren kurumların olduğuna
