Worksheets12-B Türk Dili ve Edebiyatı 2. dönem 2. yazılı
Total questions: 20
Worksheet time: 21mins
1. Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana
Bu dizelerde görülen söz sanatı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mecaz-ı mürsel
B) cinas
C) Tecahül-i arif
D) Teşbih
E) Hüsn-i talil
2. —-, kendisinden önceki şiirin birtakım verileri üzerine yeni bir şiir kurmaya çalışmışlardır. Biçim, içerik ve dil bakımından birtakım aşırılıklar taşısa da, 1960 sonrası şiirimize geniş biçim açılımları sağlamıştır. Bugünkü şairlerimizin önünde, şiirimizin diğer bütün sanatçılarıyla birlikte, yararlanacakları bir deneyim olarak durmakta ve şiirimize bir zenginlik sağlamaktadır. Bu akımın şairleri, şiir dilinin yalnızca bir öyküleme aracı olmayıp kendi başına da estetik bir değer taşıdığı düşüncesinin yerleşmesine önemli katkılar sağlamıştır. Cemal Süreya, Turgut Uyar ve Edip Cansever bu şiir akımının önde gelen isimleridir.
Bu parçada sözü edilen edebiyat topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Beş Hececiler
B) İkinci yeniciler
C) Yedi Meşaleciler
D) Hisarcılar
E) Garipçiler
3. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun edebiyatının özelliklerinden biri değildir?
A) "Sanatın sanat içindir." görüşünü benimsemişlerdir.
B) Romanlarda konular İstanbul dışından seçilmiştir.
C) Tiyatro ihmal edilmiş; bu türde başarılı ürünler verilmemiştir.
D) Roman ve hikâyede Batı tekniği düzeyinde yapıtlar verilmiştir.
E) Batıdan alınan sone, terza-rima gibi nazım şekilleri kullanılmıştır.
4. Edebi kişiliğini Paris'te bulunduğu yıllarda ünlü tarihçi Albert Sorel'den aldığı tarih zevkiyle Baudelaire, Verlaine gibi Fransız şairlerinin ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu. Batı şiirinin tekniğini benimserken Osmanlı medeniyetinden ve kültüründen kopmadı. Şiirlerinde tarih, vatan, millet sevgisi üzerinde durdu, İstanbul’a olan derin sevgisini şiirlerinde dile getirdi. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştırdığı şiirlerinde aruzu başarıyla kullandı. Şiirlerini Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla adlı kitaplarında topladı.
Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ahmet Hamdi Tanpınar
B) Orhan Şaik Gökyay
C) Fazıl Hüsnü Dağlarca
D) Behçet Necatigil
E) Yahya Kemal Beyatlı
5. Aziz şehitlerimiz!
Gözlerimiz yaşla dolu, kalbimiz hürmet ve muhabbetinizle dolu karşınıza geldik. Size karşı mahcubuz. Biz, kazandırdığınız zaferi sona erdirmeyi bilmeyenler, günahkârız.
Yukarıdaki parça aşağıdaki yazı türlerinin hangisinden alınmış olabilir?
A) Gezi
B) Anı
C) Hitabet
D) Makale
E) Deneme
6. 1935 yılında ilk şiir kitabı olan Havaya Çizilen Dünya'yı yayımlayan sanatçı, insanın başlangıç düşüncesi olan çocuk ve Tanrı kavramlarından yola çıkarak önce gençliğini yaşadığı Atatürk döneminin güven veren ortamında yazmış, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra epik türe de yönelerek ulusal savaşlarımızın uyardığı düşünce ve duygularını yansıtmaya ağırlık vermiştir. Üç Şehitler Destanı onun bu yolda oluşturduğu en önemli yapıtlarındandır.
Bu parçada sözü edilen sanatçı, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Fazıl Hüsnü Dağlarca
B) Faruk Nafiz Çamlıbel
C) Behçet Kemal Çağlar
D) Cahit Sıtkı Tarancı
E) Mehmet Emin Yurdakul
7. Aşağıdaki dizelerin hangisinde "intak (konuşturma)" sanatı vardır?
A) Gecenin koyu karanlığında
Rüzgârda sokak kokusu
B) Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna
Tenimde bir yara işler gibisin
C) Uğraşma boşuna şiir yazamazsın
Bu kadar maviyken gökyüzü
D) Gökyüzünün maviliğine akarak
Savruldu sonsuza ışık hızım
E) Bana bu kadar açık söylemedi
Güzel olduğunu yaşamanın
8. Sadece benzeyenin kullanıldığı, kendisine benzetilenin kullanılmadığı söz sanatına kapalı istiare denir.
Buna göre kapalı istiareye örnek olabilecek bir kullanım aşağıdakilerden hangisinde vardır?
A) Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla
Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla.
B) Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
C) Az değildir, varmadan senin gibi yurduna
Post verenler yabanın hayduduna kurduna!
D) Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti
Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti…
E) Gönlümü Maraşlının yaktı kara haberi.
Aradan yıllar geçti işte o günden beri.
9. Hangi hissin parmağı dokundu ki derine,
Düştü bir gizli alev salkımı içerine?
Hangi kâbus bastı ki, seni uykularında,
Birdenbire cehennem kaynadı sularında?
Bu dörtlüğün kafiye düzeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sarmal kafiye
B) Düz kafiye
C) Gazel tipi kafiye
D) Çapraz kafiye
E) Zengin kafiye
10. Aşağıdaki dizelerin hangisinde, ayraç içinde verilen edebî sanat yoktur?
A) Bir kız vardı yok gibi öyle güzel. (Tezat)
B) Gül rengi yüzün benli de göğsün neye bensiz. (Cinas)
C) Suda sabun gibi eriyor zaman. (Telmih)
D) Gözlerin, gönlümde açan nergisler. (Teşbih)
E) Bir uzak yıldıza benzerdi güneş, sen varken. (Tenasüp)
11. Aşağıdakilerin hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) Pınar Kür’ün Sevgili Arsız Ölüm adlı romanı, Aktaş ailesinin olağanüstüyle iç içe olan yaşantısını odağa alan ve içeriğinden çok dili ve anlatımıyla dikkati çeken bir romandır.
B) Demir Özlü’nün Amerika 1954 adlı romanı; mutlu son ile bitmesi, olay örgüsünün belirgin bir nitelikte olması yönleriyle diğer romanlarından ayrılır.
C) Oğuz Atay; Tutunamayanlar da bir grup Türk aydınının içinde yaşadıkları toplumla uyumsuzluklarını, çağdaş bireyin kendi ve çevresiyle olan problemlerini işler.
D) Orhan Pamuk’un romanı Kara Kitap’ta, II. Meşrutiyet’ten 12 Mart’a kadar bir zaman dilimi içinde bir ailenin yaşamı anlatılır.
E) İnci Aral’ın Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm adlı romanı, toplumsal bir fonun arkasında geçen ve daha çok kadınlar arası iletişimsizlik problemini ele alan bir içeriğe sahiptir.
12. Çağdaş romancılığın başyapıtlarından biri olan eser, aslında yalın bir kurguya dayalıdır. Romanda uçsuz bucaksız bozkırların kuş uçmaz kervan geçmez köşelerinin birinde, trenlerin geçtiği küçük bir aktarma istasyonunda görevli iki arkadaştır Yedigey ve Kazgangap. Yer, Sarı Özek bozkırıdır. Kırgızistan’ın uçsuz bucaksız bozkırlarının birinde Sarı Özek’teki basit ve tekdüze bir yaşamın; demiryolcu Yedigey’in, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri arkadaşı ve en yakın dostu Kazangap’ı, vasiyeti üzerine, atalarından miras kaldığına inandığı ve kutsal bildiği Sarı Özek bölgesinde bir mezarlığa gömmek istemesinin ve bu süreçte yaşadığı çelişkilerin öyküsüdür.
Bu parçada sözü edilen romanın yazarı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bahtiyar Vahapzade
B) Cengiz Aytmatov
C) Cengiz Dağcı
D) İsmail Gaspıralı
E) Özker Yaşın
13. “Birleşme sırasında kelimelerinden hiçbiri veya ikinci kelimesi anlam değişikliğine uğramayan birleşik kelimeler ayrı yazılır.”
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uyulmadığı için bir yazım yanlışı yapılmıştır?
A) Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halka gösterildi.
B) Gözlerinin kara kuyusunda toplu iğne başı kadar küçük, küçücük bir ışık sinsice yanıp söndü.
C) Konuşmaya dalınca farkında olmadan uzaklaşarak, görüş alanından çıkarmıştı hamam böceğini.
D) Ne emeklerle yetiştirdiği fidelerin büyük bir kısmı kurumuş, kalanları da dana burnu kesmişti.
E) Başarılı oyunların hemen hepsinde bu yönetmen, müzikçi, dekorcu, ışıkçı iş birliği görülüyordu.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde virgülün kullanımında yanlışlık yapılmıştır?
A) Cumaları bahçede buluştukça, saatlerce dertleşiyorlardı.
B) Bu akşam Datça’ya gidiyor musunuz, diye sormuştu.
C) Evet, kırk seneden beri babasıyla bu mesleği yapıyordu.
D) Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul’a gider.
E) Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.
15. İdris susmuştu. Sessiz, sıkıntılı bir yolculuk başladı. Arif kendi içinde sinirlendi, uğraştı durdu. Kimseye belli etmeden kendini yiyordu. Tarlada pancar bitecek gibi değildi. Bu atlarla çabuk çabuk dönmek olanaksızdı. Babası hastaneden bir türlü çıkıp gelemiyordu. Traktör alamadıkları için köylü kendisiyle alay etmeye başlamıştı. Arif ne yapacağını, nasıl davranacağını bilemez olmuştu. Kimseyle konuşmak istemiyordu. Herkes kendisine alay ederek bakıyor gibi geliyordu ona. İstasyona yaklaşmışlardı. Mehmet Ağa boş traktörle döndü. Selam bile vermeden gürültüler içinde yanlarından hızla geçti.
Bu parça, içeriği ve üslubu dikkate alındığında aşağıdaki yazarların hangisi tarafından yazılmış olamaz?
A) Talip Apaydın
B) Yaşar Kemal
C) Fakir Baykurt
D) Yusuf Atılgan
E) Mahmut Makal
16. “Ağır” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçek anlamında kullanılmıştır?
A) Bu koku, burnu kuvvetli birine uzaktan kendini hissettirecek kadar ağır.
B) Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.
C) Sokağın başına gelir gelmez sırtındaki o ağır çuvalı yere bırakıvermişti.
D) On dokuz yaşında bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.
E) Kızmıştım, Keziban’a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum durmadan.
17. Sokakta üstüne yüklenen, yüzünü yalayan havayı görür gibi oldu. Okulda ona havayı “gözle görülmez” diye öğretmişlerdi. İşte görüyordu. Bundan böyle bu tanımlamanın değişmesi gerekti. Ya da “195… yılı temmuzunun ‘ayın kaçı acaba?’ falanca günü, akşama doğru bir kere görülmüştür.” diye eklerlerdi. Dünyada bilim adamları vardı. Tarlalarda, fabrikalarda, yapılarda, terzi atölyelerinde çalışanlar vardı. Ellerine kıl yapışmış berberler… Terle ıslak, boğazları sarılı berber koltuklarında oturanlar.. “-Akşama konuğumuz var da!” Doğrusu dayanıklı yaratıktı şu insanlar. Kıyıda durup bakındı. Kayık yoktu. Uzaktan dumanı ardına asılı bir vapur geçiyordu. Deniz kırışıksızdı. İçine atlasa, sanki kaynak zeytinyağına düşmüş gibi olacaktı.
Bu parçayla ilgili;
I. Anlatımın, düzensiz yapıdaki cümle ve sözcüklerle yapıldığı,
II. Toplumcu gerçekçi roman anlayışıyla kaleme alındığı,
III. Düşüncelerin, bilinç akışı tekniğiyle aktarıldığı
çıkarımlarından hangilerine ulaşılabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
18. Türk yazı dillerinin, lehçelerinin ve ağızlarının dil özelliklerini belirleyen, söz varlığını derleyerek bir araya getiren Kâşgarlı Mahmud kendisine sonsuz bir ün, bitmez tükenmez bir kaynak sağlaması dileğiyle elde ettiği bu bilgileri yazıya geçirerek ortaya koyduğu Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olan eserine—adını vermiştir. Döneminin yazı dilinin dil bilgisi kurallarını ve söz varlığını eserinde toplayan Kâşgarlı Mahmud, bu ölçünlü dil çerçevesinde diğer Türk topluluklarının ağız özelliklerini hem ses hem de söz varlığı bakımından ayrıntılı biçimde ele almıştır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Kamus-ı Türkî
B) Mukaddimetü’l-Edeb
C) Lehce-î Osmanî
D) Müntahabat-ı Türkiyye
E) Dîvânu Lugâti’t-Türk
19. —; 1982 yılında yayınladığı Hadi Gidelim adlı kitabında yer alan—adlı hikâyesinde bir bireyin, atlı arabaları ve kamyon kasalarını süsleyen bir ustanın yaşamından yola çıkarak toplumun geneline ulaşmayı, Türkiye’nin değişim sürecini yansıtmayı hedeflemekte, toplumun içinde bulunduğu duruma vurgu yapmakta ve değişen üretim ve tüketim anlayışını ve bu anlayışın insan psikolojisi üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangileri sırasıyla getirilmelidir?
A) Füruzan – Parasız Yatılı
B) Adalet Ağaoğlu – Karanfilsiz
C) Vüs’at O. Bener – Tortu
D) Mustafa Kutlu – Bir Saatlik Telaki
E) Necati Tosuner – İki Gün
20. GECE BEKÇİSİ
Dilersen bu gece burada kalabilirsin, dedi bana.
Bu bir çağrı mıydı, yoksa bir acıma duygusu mu, çıkaramadım.
Geceye, yoğun karanlığa çevirdim bakışlarımı. Teşekkür ettim.
Ne yazık ki kalamam, dedim. Bekleyenim var.
Bu öykü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Gözlemci figürün bakış açısıyla yazılan öykünün, Bekçi’nin diğer kahramana dilerse burada kalabileceğini söylemesiyle başladığı.
B) Öykü kişilerini, “Dilersen bu gece burada kalabilirsin.” diyen Bekçi ile “Ne yazık ki kalamam.” diyen kahramanın oluşturduğu.
C) “Gece” sözcüğünün, kahramanın durumunu/psikolojisini okura sezdiren güçlü bir imge niteliği taşıdığı.
D) Öykünün zamanını belirten “gece” sözcüğünün başlık dâhil olmak üzere tam üç kez kullanılmasıyla laytmotif oluşturulduğu.
E) “Kalmak” ve “beklemek” sözcüklerinin bireyin mekâna sıkışmışlığını vurguladığı.
