Worksheets11. Sınıf Hikaye
Total questions: 20
Worksheet time: 23mins
Cumhuriyet Dönemi’nin 1923 – 1940 yıllarında millî–dinî duyarlılığı yansıtan eğilim,
toplumcu–gerçekçi eğilim ve bireyin iç dünyasını yansıtan eğilim olmak üzere üç temel anlayışta hikâyeler yazılmıştır.
Doğru mudur yanlış mıdır?
Doğru
Yanlış
Aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyet Dönemi’nde bireyin
iç dünyasını esas alan yönelimin özelliklerinden değildir?
İnsanın iç dünyasını anlatmayı amaçlamışlardır.
Psikolojik çözümlemelere sıkça başvurmuşlardır.
Eserlerde mekân tasvirlerinden özellikle uzak
durmuşlardır.
Bunalım, yalnızlık, toplumdan ve kendi yaşamından
uzaklaşma konuları ele alınmıştır.
İç çözümleme, bilinçaltı yöntemleri, iç konuşma gibi
teknikleri roman ve öykülerde kullanmışlardır.
Aşağıdakilerden hangisi toplumcu-gerçekçi eserlerin
özelliklerinden değildir?
Türk edebiyatında 1940 sonrasında görülmeye başlanır.
Köylüler, işçiler, yoksullar bu roman ve öykülerin temel konusudur.
Ruhsal çözümlemelere büyük yer verilmiştir.
Yazar, yaşanılan haksızlıkları, işçilerin zor yaşam koşulları
eser yoluyla anlatmaya çalışır.
Yerel konuşmalar, tarla ve işçi terimleri bu romanlarla Türk edebiyatında yer almıştır.
……………………., edebî metinlerde mekân, zaman, kişi
kadrosu gibi unsurların kimin tarafından görüldüğü, kime
nasıl aktarıldığı sorularına verilen yanıttır. Hikâyeyi aktaran
anlatıcı, her hikâyede değişebilir. Örneğin bir vapurun
iskeleye çarpmasını kaptan, yolcular ve o sırada iskelede
olanlar birbirlerinden farklı anlatacaktır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi
getirilmelidir?
Bakış açısı
Hikâye
Kurgu
Hâkim bakış açısı
Gözlemci bakış açısı
Sen kimsin şu koca dünyada? Kimsin de gittin kafa tuttun
adamlara? Neden tutmayayım, haklı değil miydim? Haklıydım,
onlar da bilsin bunu. Öyleyse neden pişmanım? Pişman
değilim hem de hiç. İşsiz kalacaksın yine. Kalayım,
ilk kez mi işsiz kalıyorum, ne iş olsa bulur yaparım ama
işsiz kalmayayım diye de onuruma laf mı ettireyim? Herife
bak, camları sil diyor bana. Benim suçum mu iş yoksa,
neymiş tüm gün boş boş duruyormuşum da hiç değilse
temizlik çay işlerini halletsem daha iyi olurmuş. Ben ofise
başvurdum arkadaş, sen de kabul ettin, temizlik ilanına mı
başvurdum, sana çay yapmak için mi geçtim ben o mülakattan?
Bir de diyor ki biz çok kaliteli bir şirketiz, bu mu
senin kaliten, üç dil bilen tercüman ilanı ver sonra da iş
yok, temizlik çay işlerine bakıver de.
Bu parça ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Anlatıcının kendiyle konuşmasını yansıtır. (iç diyalog tekniği)
Kahraman bakış açısıyla anlatılmıştır.
Bireyin iç dünyasına yönelen öykü türüne örnektir.
Durum öyküsünden alınmış olmalıdır.
Toplumcu bir anlayışla yazılmıştır.
Sonradan deli olduğuna karar verilen bir adam plajdaki aynayı
kırdı. Bu, sırı dökülmüş aynanın insanları çirkin göstermesine
içerledi diye anlattılar. Hayır ondan değil, evvelce
ayna ticareti yaparmış, iflas edince artık aynaları görmeye
tahammülü yokmuş, kafayı biraz oynatmış ve kırmış diyorlar.
İşin aslı öyle değil, aynayı neden kırdığını yalnızca ben
biliyorum. O hâlde aynayı kıran sensin, diyeceksiniz. Pekala,
öyle olsun, aynayı ben kırdım. Aynayı kırmamın da hiçbir
sebebi yok. İflas etmiş eski bir aynacı değil, insanları çirkin
gösterdiği için de kırmadım. Zaten neden çirkin göstersin
güzel bir insanı ayna? Kolum çarptı, kırıldı. Yok yok ayağım
değdi, gerçi ayağım nasıl değecek değil mi o yükseklikteki
bir aynaya? Aslında şöyle oldu….
Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Öykünün merkezinde aynanın kimin tarafından ve niçin
kırıldığı sorusu vardır.
Toplumsal bir soruna değineceği belli edilmiştir.
Kahraman anlatıcı bakış açısıyla anlatılmıştır.
Aynayı kimin kırdığı ile ilgili farklı görüşlere yer verilmiştir.
Öykünün zamanı hakkında bilgi verilmemiştir.
Üsküdar gezintileri Nuran’a İstanbul’u tanımak hevesini
vermişti. Ezici sıcağa rağmen birkaç gün üst üste İstanbul’a
indiler. Eski saraydan başlayarak camileri, medreseleri
semt semt gezdiler. Akşamüstü Beyoğlu’nda bir kahvede
dinleniyorlar yahut işlerini görmek için ayrılıyor sonra da
vapurda buluşuyorlardı. Nuran’ı iskelede beklemek, gecikince
gözü saatte kalmak, Mümtaz için ayrı hazlar oluyordu.
Mizah edebiyatının belli başlı mevzusu olan kadınların
bekletmek huyundan erkeklerin bu kadar şikâyetçi olmasına
şaşıyordu. Nuran’ı beklemek ona çok lezzetli geliyordu.
Bu parça aşağıdaki hikâye türlerinden hangisine örnek gösterilebilir?
Modernist hikâye
Bireyin iç dünyasını esas alan hikâye
Millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan hikâye
Toplumcu hikâye
Aşağıdakilerden hangisi millî duyarlılıkları yansıtan
anlayışın özelliklerinden değildir?
Öykü ve romanlarda millî duygular işlenmiştir.
Din olgusu ön plana çıkarılmıştır.
Anadolu ve Kurtuluş Savaşı yüceltilmiştir.
Öykülerde yalın bir dil kullanılmıştır.
Durum öyküsü ve psikolojik tahliller bir aradadır.
Toplumsal olaylardan etkilenmeden yazan sanatçılara
hayretle bakarım. Nasıl oluyor da çevrelerinde olanlar onları
etkilemez ki? Sonuçta biz yazarlar uzayda ya da bir kulede
yaşamıyoruz. Sokakta yürürken gördüğüm yoksulluk,
her gün gazete ve televizyonlarda tanıklık ettiğimiz acılar
nasıl etkilemez bir yazarı? Beni etkiliyor hatta kahrediyor.
Hikâyelerimde işte bu kahrolduklarım var aslında. Fabrikalar,
gecekondular, işçiler, tarlalarda yaz kış çalışan mevsimlik
işçiler, benimle öykülerimde tekrar canlanır. Ben tüm
bunları yazmazsam bu ülkenin acı çeken insanlarına sırtımı
dönmüş gibi hissederim. İşte benim asla yapamayacağım
da bu. Ben insanlara sırtımı dönemem.
Bu parçanın yazarı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Edebiyatta toplumsal faydayı önemsemektedir.
Yaşadığı toplumun sıkıntılarını eserlerinde dile getirmektedir.
Sanatsal kaygıyı önemsemeyen eserler yazmaktadır.
Toplum için sanat anlayışı ile yazmaktadır.
Toplumu anlatmayan sanatçıları anlayamamaktadır.
Cumhuriyet Dönemi’nin 1923 – 1940 yıllarında millî–dinî duyarlılığı yansıtan eğilim,
toplumcu–gerçekçi eğilim ve bireyin iç dünyasını yansıtan eğilim olmak üzere üç temel anlayışta hikâyeler yazılmıştır.
Doğru mudur yanlış mıdır?
Doğru
Yanlış
Aşağıdakilerden hangisi Cumhuriyet Dönemi’nin 1940-1960 yılları arasındaki hikaye yazma eğilimlerinden değildir?
bireyin iç dünyasını esas alan
toplumcu gerçekçi
modernist
millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan
sembolist
Aşağıdakilerden hangisi bireyin iç dünyasını esas alan hikayeler yazmıştır?
Tarık Buğra
Kemal Tahir
Orhan Kemal
Yaşar Kemal
Samim Kocagöz
Türk edebiyatında durum hikâyeciliği geleneğinin öncülerinden oldu. Çeşitli resmî görevlerle bulunduğu ve yakından tanıma fırsatı bulduğu Anadolu’yu ve Anadolu insanını eserlerinde yalın bir dil ve canlı bir üslupla yansıttı. Eserlerinde aile ilişkileri, ev içi yaşam, kahve ve mahalle ortamı gibi temalarda yazdı. Yazar, toplumun her kesiminden insanın küçük yaşam kesitlerindeki görünüşlerini; yerli ve millî olan her olguyu hayranlık, iyimserlik ve hoşgörüyle anlattı. Otlakçı, Mendil Altında, Veysel Çavuş, Hava Parası, belli başlı hikaye kitaplarıdır.
Yukarıda tanıtılan yazar aşağıdakilerden hangisidir?
Orhan Kemal
Memduh Şevket Esendal
Sabahattin Ali
Tarık Buğra
Yaşar Kemal
"Yusuf, koca öküzü üç gündür aramadık yer bırakmamıştı. İlk aklına gelen, onun bir ziyana girip kolcular tarafından götürülüp tokata kapatılması olmuştu. Fakat elin ekilmiş tarlasına ziyana girmek, koca öküzün âdeti değildi. Bütün beraber yaşadıkları uzun senelerde ne Yusuf, ne de koca öküz, haram mal yememişti. Yusuf’un ümidi boşa çıkmadı: koca öküz, ziyana girmemişti. Yusuf, üç gündür, köyüne yakın çiftlikleri, dağı bayırı dolaşmış, önüne gelene koca öküzü sormuştu. Fakat bir türlü onun nehrin öte yakasına geçmeye niyetleneceğini hatırına getirmemişti. Nihayet bu sabah, bu ihtimal zihnini kurcalamış; kalkmış, oğluna, “Sen, şu yakaya git” emrini vermiş, kendisi de nehrin bu yakasını tutmuştu."
Yukarıdaki hikayenin türü aşağıdakilerden hangisidir?
olay hikayesi
durum hikayesi
"Yusuf, koca öküzü üç gündür aramadık yer bırakmamıştı. İlk aklına gelen, onun bir ziyana girip kolcular tarafından götürülüp tokata kapatılması olmuştu. Fakat elin ekilmiş tarlasına ziyana girmek,koca öküzün âdeti değildi. Bütün beraber yaşadıkları uzun senelerde ne Yusuf, ne de koca öküz, haram mal yememişti. Yusuf’un ümidi boşa çıkmadı: koca öküz, ziyana girmemişti. Yusuf, üç gündür, köyüne yakın çiftlikleri, dağı bayırı dolaşmış, önüne gelene koca öküzü sormuştu. Fakat bir türlü onun nehrin öte yakasına geçmeye niyetleneceğini hatırına getirmemişti. Nihayet bu sabah, bu ihtimal zihnini kurcalamış; kalkmış, oğluna, “Sen, şu yakaya git” emrini vermiş, kendisi de nehrin bu yakasını
tutmuştu."
Yukarıdaki hikaye 1940-1960 yılları arasında yazılmıştır? Bu hikaye hangi anlayışla(eğilimle) yazılmış olabilir?
toplumcu gerçekçi
modernist
bireyin iç dünyasını esas alan
milli-dini duyarlılıkları yansıtan
klasik
Aşağıdakilerden hangisi Türk edebiyatında toplumcu gerçekçi anlayışla eser veren sanatçıların eserlerinde kullandığı konulardan değildir?
köy yaşamındaki
sorunlar
toprak kavgalarını
ağa-köylü çatışması
büyük kentlerde yaşayan işçilerin, emekçilerin yaşam mücadeleleri
yalnızlık
"Toplumcu gerçekçiler sınıfsal çatışmayı ve bu çatışmanın toplumda yol açtığı etkileri ele almışlar ve bu sorunlara toplumcu çizgide çözüm yolu göstermek istemişlerdir."
Yukarıdaki bilgi doğru mu yanlış mı?
doğru
yanlış
Aşağıdakilerden hangisi toplumcu gerçekçi yazarlardan değildir?
Kemal Tahir
Samim Kocagöz
Fakir Baykurt
Orhan Kemal
Hüseyin Nihal Atsız
Aşağıdakilerden hangisi en çok kullanılan modernist hikaye konularından değildir?
kuşkucu ve tedirgin birey
toplumla çatışan birey
iç dünyasına çekilen, yabancılaşan birey
karamsar, bunalımlı, zayıf birey
dini hassasiyeti olan birey
Aşağıdakilerden hangisi modernist anlayışla eser vermemiştir?
Nezihe Meriç
Bilge Karasu
Yusuf Atılgan
Ferit Edgü
Mustafa Necati Sepetçioğlu
