Search Header Logo
AHLAK GELİŞİMİ

AHLAK GELİŞİMİ

Assessment

Presentation

Moral Science

University

Practice Problem

Hard

Created by

irem çelik

FREE Resource

13 Slides • 0 Questions

1

media

KOLHBERG AHLAK GELİŞİM

KURAMI

2

​ AHLAK NEDİR?

​Ahlak ya da sağtöre kelimenin en dar anlamıyla, neyin doğru ve ya yanlış sayıldığı (sayılması gerektiği) ile ilgilenir. terim genellikle kültürel, dini, dünyevi ve felsefi topluluklar tarafından, insanların çeşitli davranışlarının yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi kavramı ve inancı için kullanılır.

3

KOHLBERG'İN AHLAK GELİŞİM KURAMI

Kohlberg, ahlaki gelişim kuramında, ahlaki yargının insan yaşamındaki işlevi çerçevesinde incelenmesi gerektiğini vurgular. Kolhberg’in ahlak gelişimi kuramı, Piaget’nin kuramının yeniden incelenmesi, yeniden adlandırılmasıdır. Kohlberg de Piaget gibi çocuk ve yetişkinlerin belirli durumlarda davranışları nasıl yorumladıklarını incelemiştir. Piaget ahlaki gelişimi bir inşa süreci; Kohlberg ise evrensel ahlaki ilkelerin keşif süreci olarak görmektedir. Ayrıca Piaget, anlattığı öykülerde eylem ve düşünce arasında bir ayrım gözetmezken, Kohlberg deneğin zihnindeki çatışmaları anlamaya yönelik hipotetik (varsayımsal) öyküler anlatmaktadır. Bu amaçla çocukların ve yetişkinlerin ahlaki ikilemlerini kapsayan belli durumlar vererek onlara bu durumlarda nasıl tepkide bulunacaklarını sorarak yürütmüştür.

Kohlberg, değişik yaş grupları ve sosyoekonomik düzeylerdeki bireylere değişik öyküler verdikten sonra öyküde anlatılan durum ile ilgili karar vermelerini ister. Verilen kararın doğru ya da yanlış olması önemli değildir. Önemli olan bireyin öyküde anlatılan soruna çözüm bulurken kullandığı gerekçeler ve yaptığı değerlendirmelerdir.

Bu değerlendirmeler sonucunda bireylerin 6 yargı aşaması geçirdiklerini belirtmektedir. bu 6 aşama ise 3 dönem içerisinde yer almaktadır.

4

media

5

Dönem içerisinde iyi - kötü, doğru - yanlış gibi durumlar çoğunlukla ödül-ceza gibi sonuçlara ya da bunları ortaya koyan kişilerin fizik gücüne göre belirlenir. "ben" olgusunun ön planda olduğu dönemdir.

A) CEZA - İTAAT

Bireyin davranışları "benmerkezci" durumdadır. başka bir deyişle birey ihtiyaç sahibi tek kişinin kendisi olduğunu düşünerek davranışta bulunur, diğer insanların da ihtiyacı olduğunun farkında değildir.

bir davranışın yapılıp yapılmaması, otoriterin varlık - yokluk durumuna göre değişir.

ÖRNEK: Odasında oturmuş tabletiyle oyun oynayan Can, annesinin ayak sesini duyunca hemen çalışma masasına geçip ödevini yapmaya başlaması ceza - itaat kuramına örnektir.

​1.GELENEK ÖNCESİ DÖNEM

6

ÖRNEKLER

  • Öğretmenlerin, müfettişin geleceğini duyunca plan hazırlamaya başlaması

  • Kırmızı ışıkta geçen sürücüyü fark eden polis "Neden kırmızıda geçtiniz, ışığı görmediniz mi?" diyor, sürücü "Işığı gördüm, sizi fark etmedim." diyor.

  • çocukların, bahçeyi koruyan bekçi yoksa hemen içeri girip meyveleri toplaması

    **** İtaat - ceza evresindeki düşünce yapısına göre birey yakalanmadığı, kimse görmediği ceza almadığı sürece davranışının doğru olduğunu varsayar.

7

B) ARAÇSAL İLİŞKİLER (SAF ÇIKARCILIK)

Bu evreyle birlikte birey ihtiyaç sahibi tek kişinin kendisi olmadığını, diğer insanların da ihtiyaçları olabileceğini anlar. Bununla birlikte, önceliği daima kendine verir. Çıkarcı bir biçimde başkalarının gereksinimlerini de dikkate alır. Somut değişime dayanan adil alışverişler yapmaktadır. Göze göz, dişe diş anlayışı vardır. “Her şey karşılıklıdır” inancına sahiptir. Maddi eşitlik ilkesi, bu dönemde adalet anlayışının en belirgin göstergesidir. “Bana bir şey yap, ben de senin için bir şey yaparım” anlayışı vardır. Yani "bencilce" davranır. Evrenin genel davranış örüntüleri şunlardır:

  • İşine geldiği gibi davranır.

  • Davranışlarında karşılıklılık vardır.

  • Daima çıkarına göre hareket eder.

8

ÖRNEKLER

  • Bugün bana, yarın sana.

    Bir hafta arayla evini taşıyan iki arkadaşın birbirlerine yardım etmesi.

  • Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

    Dışarı çıkmak isteyen Buket'in annesine ev işlerinde yardım etmesi.

  • "Kan verin, bir gün sizin de ihtiyacınız olabilir." (kamu spotu)

    saf çıkarcı anlayışa sahip kişiler, davranışlarının sonunda ceza alacaklarını biliyorlar ise şu şekilde davranırlar:

    Ceza > Fayda : Yapmam.

    Fayda > Ceza : Yaparım

    Yani davranış yapıp yapmamaları elde edecekleri faydaya bağlıdır.

  • Saf çıkarcı bireyler, sıklıkla "çarpıtma" mekanizması kullanarak, kendilerini haklı göstermeye çalışırlar.

9

2. GELENEKSEL DÖNEM

Geleneksel dönem ile birlikte birey bencillikten kurtulur. Kazandığı empati yeteneği ile ilk kez kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atmayı başarır. Birinci sıraya içinde yaşadığı sosyal grubu, çevreyi, ulusu koyabilir. "Ben" olgusu, yerini "Biz" olgusuna bırakır.

C) KİŞİLER ARASI UYUM (İYİ ÇOCUK)

Çevresindeki insanların ihtiyaçları ve beklentilerine, kendine biçilen role göre davranır. Grubuna karşı düşünceli ve özverilidir. Bu süreçte artık birey, olayları çevresindeki kişilerin gözleriyle görmeye başlar, yani empati kurar. Ayıplanmamak, dışlanmamak için yapar genellikle.

10

ÖRNEKLER

  • Bir hastanede hastabakıcı olarak çalışan kişi, sırada bekleyen hastalara "İçeride hasta var sıranızı bekleyin." diyor ancak tanıdıklarını önce içeri alıyormuş.

  • otobüste ayakta kalan yaşlı teyzeyi gören Ömer "Şimdi yer vermesem, otobüsteki herkes kötü kötü bana bakacak." düşüncesiyle yaşlı teyzeye yer verir.

  • Ali, öğretmenine söz verdiği için bir daha sınavlarda kopya çekmez.

  • Fuat, takdir almak için ders çalışan bir çocuktur.

11

D) KANUN - DÜZEN

Değer yargıları, kurallar toplumun düzeni için olmazsa olmaz olarak görülür. Dolayısıyla kanunların, yönetmeliklerin değiştirilmesine, ihlaline karşı çıkarlar. Kanun ve düzen eğiliminde genel anlamda yasaların, kanunun üstünlüğü esastır.

  • Yaptım, çünkü yasalar yapmamı emretti.

  • Yapmadım, çünkü yasalar yapmamamı emretti.

    Birey yasalara koşulsuz uyar. Değişebileceğini düşünmez, sorgulamaz, eleştirmez ve asla inisiyatif kullanmaz.

    ÖRNEKLER

  • Komşusunun kaçak elektrik kullandığını öğrenen Mehmet Bey, komşusunu hemen yetkililere ihbar eder.

  • Veli, denizde dubaları geçip açılan arkadaşlarının tüm ısrarına rağmen, ‘Dubaları Geçmek Yasaktır’ tabelasından ötürü açılmamıştır.

  • Murat, etrafta hiç polis olmadığı halde yol bomboşken karşıya geçmek için yeşil ışığın yanmasını beklemektedir.

12

3) GELENEKSEL SONRASI (ÖTESİ) DÖNEM

Ahlak gelişimi konusunda gelenek sonrası düzeyde artık çıkarcılık tamamen bitmiştir. Bağımsız değerler sistemi oluşmuştur. Gelenek sonrası düzeyde yer alan bireyler, mevcut otoriteden bağımsız olarak toplumsal düzeni, yasaları, kanunları artık sorgulayabilmektedir.

E) SOSYAL SÖZLEŞME

Bu evreye ulaşan kişiler, aynı kanun - düzen evresinde olduğu gibi yasaları, kanunları gerekli görür ve herkesin bunlara uyması gerektiğini savunur. Kanun düzen evresinden farklı olarak bu kişiler yasayı kanunu öncelikle sorgular. İnsan hakları, eşitlik, demokrasi, insan onuru, adalet gibi unsurlara uygun olup olmadığına bakar.

  • Uygun ise uyar ve uymayanları uyarır.

  • Uygun değil ise yine uyar ancak eleştirir ve değişmesi için çaba harcar.

    ÖRNEKLER

  • Avukat Can Bulut, hâlen yürürlükteki bir yasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurmuştur.

  • 1970'li yıllarda çok sayıda Amerikalı vatandaş, Vietnam Savaşı'na karşı düzenlenen protesto yürüyüşlerine katılmıştır.

13

F) EVRENSEL AHLAK

Sistem ve kurallardan çok insan hakları, özgürlük, adalet, demokrasi gibi ilkeler ön planda tutulur. Yarar tüm insanlık içindir. Etik ilkeler göz önünde tutulur ve ahlak üstü bir anlayış oluşur. Evrensel ahlak düzeyi, bireyin ahlak ilkelerini kendinin seçip oluşturduğu, ahlak gelişiminin son aşamasıdır. Bunu sadece insanlık adına yaparlar.

ÖRNEKLER

  • Piraye, "öğrendiklerim ile bir gün bir insanın hayatını kurtarabilirim." düşüncesiyle ilk yardım kursuna katılır.

  • Baloda çıkan bir yangında kendini kurtaran Mehmet'in içeride çocuk var onu kurtarmalıyım düşüncesi evrensel ahlak ilkesiyle uyuşmaktadır.

    NOT: Kohlberg'e göre çok az sayıda insan evrensel ahlaka ulaşabilir.

  • Evrensel ahlaka ulaşan insanların önemli bir özelliği "açık alıcılığa" sahip olmalarıdır.

media

KOLHBERG AHLAK GELİŞİM

KURAMI

Show answer

Auto Play

Slide 1 / 13

SLIDE