Search Header Logo
Prog değ 2

Prog değ 2

Assessment

Presentation

Science

University

Practice Problem

Hard

Created by

H. KARSAK

FREE Resource

24 Slides • 0 Questions

1

media

2

Ayrılıkçı (Separatist) İdeoloji

Ayrılıkçı ideoloji, değerlendirmenin kendi başına yapılan bir faaliyet olduğunu reddeden mantıktan filizlenmektedir. Değerlendirme, organizasyonun dışından kişilerin, bağımsız şekilde değer biçme ve yargıya varma işini yapmasıdır. Değerlendirilecek organizasyondan tamamen bağımsız hatta habersiz olmak, değerlendirme raporlarını ön yargısız oluşturmayı sağlamada en temel dayanaktır (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 358). Ayrılıkçı ideoloji başlığındaki ayrılıkçılık ifadesi organizasyondan ayrı bir değerlendirmeciyi ifade etmektedir. Mantığı itibariyle dışsal değerlendirme türüyle paralel olarak tanımlanabilir. Ön yargısız olma avantajına karşın organizasyon hakkında yeterli farkındalık olmaması riski akla gelmektedir. Dışsal değerlendirme türünde olan dezavantajlar ortaya çıkabilir. Örneğin organizasyon dışından gelen değerlendirmeci organizasyonun tarihini, kültürünü, örtük programını yeterli seviyede anlayamayabilir.

3

ii.Pozitivist (Olgucu) İdeoloji

Scriven mantıksal pozitivizmi aşırı değer biçme fobisinin bir diğer düşünce tarzı olarak görmektedir. Bu mantığı taşıyanlara göre, görünen ve kanıtlanmış gerçek kabul edilmelidir. Program değerlendirme alanında pozitivist yaklaşımlar tipik nicel verileri kullanmakta ve deneysel ya da yarı deneysel şekiller almaktadır (Potter, 2006: 413). Pozitivistler, ölçme işlemlerini tarafsız şekilde kullanan herhangi bir kişinin bulabileceği nesnel bir gerçeklik olduğu görüşünü öne sürmektedirler (Stufflebeam ve Shinkfield, 1998: 325). Nesnelliğe verilen önem, günümüz nicel paradigmalarına yakın olmakla birlikte her türlü eğitim çıktısının ölçülmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında yetersiz kalma riski olabilir. Örneğin eğitsel açıdan kabul gören örtük program kavramının pozitivist ideoloji açısından değerlendirme dışı tutulması olasıdır.

4

iii.Yönetimsel (Managerial) İdeoloji

Program değerlendirme yaygınlaşmaya başladığından beri bu durumdan fayda sağlayanlar çoğunlukla yöneticiler, kanun yapıcılar ve program yöneticileridir. Bazı devlet kurumları ve yöneticiler tarafından başlatılan programlar değerlendirilmektedir (Scriven, 1993: 232). Yönetimsel ideolojide programın yönetici kademesinde olanlar sadece programın değerlendirilmesini isterler, kişileri ya da farklı noktaları beklemezler. Görevlendirilen kişilerden programın olumlu olduğu yönünde raporlar beklerler. Değerlendirme sorumluluğunu alanlar da pozisyonlarını korumak için olumlu rapor verirler ya da sponsorlarını-müşterilerini, ilerleyen zamanda da birlikte çalışabilmek için sinirlendirmek istemezler (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 359-360). İçsel ya da dışsal değerlendirme yapılırken genellikle devlet kurumları iyi görünmek istemekte ama gerçek düzeyle çok büyük farklar olabilmektedir. Daha da derine inersek, değerlendirmeci rolündeki kişi proje ekibinden biriyse olumlu bir rapor oluşturma baskısı son derece yüksek hale gelebilmektedir (Scriven, 1993: 232). Devlet kurumlarında sıkça kullanılan müfettiş/denetçi mantığı yönetimsel ideoloji için örnek olarak düşünülebilir. Bu değerlendirme mantığında, devlet kendi kurumlarındaki işleyişin yine kendi denetçileri tarafından değerlendirilmesini ve rapor edilmesini beklemektedir. Bu süreçte beklenti olumlu sonuçların çıkmasıdır. Aksi sonuçlar huzursuzluk yaratabilir.

5

iv. Göreceli (Relativistic) İdeoloji

Scriven tarafından ifade edilen diğer bir düşünce tarzı göreceli ideolojidir. Pozitivizmle birlikte oluşan problemlere tepki olarak ortaya çıkmıştır. Pozitivizm, ölçme sonucu elde edilen değerlendirme sonuçlarını herkes tarafından kabul edilmesi gereken nesnel gerçekler olarak kabul etmektedir. Göreceli ideolojiyi savunanlar ise bunu basitlik olarak kabul etmektedirler. Onlara göre nesnel bir doğru yoktur. Her şey görecelidir. Göreceli düşünce tarzını benimseyenler farklı bakış açılarını, ölçütleri, ölçmeleri ve cevapları gerekli görmektedirler (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 361). Bu mantık yine Scriven’ın hedeften bağımsız değerlendirme (Goal-Free) anlayışı ile örneklenebilir. Yazılı hedefler dışında ortaya çıkabilen ekstra öğrenme çıktılarını program değerlendirme kapsamına almaktadır. Bu anlayış pozitivist ideolojinin eksik kalabildiği noktaları aydınlatabilir. Bu noktada ideolojilerin tek başına ele alınması yerine harmanlanması fikri düşünülebilir.

6

v. Yararlanıcıya Yönelik (Consumerist) İdeoloji

Scriven; yararlanıcı bakış açısını, toplum genelinin ve yararlanıcıların analiz edilmiş ihtiyaçlarını düşünmek, etkileri ve maliyetleri değerlendirmek temeline dayandırmaktadır (Stufflebeam ve Shinkfield, 2007: 368). Scriven’a göre değerlendirmecinin gerçek rolü yararlanıcı yerine ‘Aydınlatan Göz’ olmasıdır. Doğru ve uygun bilgiyi elde etme becerilerine sahip değerlendirmeciler, yaptıkları değerlendirmeler sayesinde üretilen ürünlerde ve sunulan hizmetlerde yüksek kaliteyi yakalamayı sağlamaktadır. Yararlanıcılar en uygun hizmeti satın alabilmekte ve böylece insanlığa hizmet edilmiş olmaktadır. Ayrıca yararlanıcılara hizmetin değerini tanımlamada, ölçmede, alternatif ürünleri ve hizmetleri anlamada yardım etmektedir (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 343). Yararlanıcı ideoloji (consumerism) sendikalaşma gibidir. İki durum da güçlü tarafın yanlış faaliyetler içine girerek bir kenarda unutulan insanlarda yarattığı sıkıntılardan hareketle var olmaktadır. Yararlanıcı ideolojiye göre değerlendirilen programdan etkilenen tarafların hepsi hesaba katılmalıdır. Değerlendirme sürecine yararlanıcıların da katılması ya da tepki vermeleri için uygun seçeneklerin sunulmasıdır (Scriven, 1993: s. 249).

7

Bu ideoloji kapsamında, olabildiğince nesnel şekilde, sistematik prosedürleri izleyerek yararlanıcılar için yargıda bulunarak ve önerilerde bulunarak sonuçlandırılmaktadır. Yararlanıcı ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığı ile ilgilenmektedir (Stufflebeam ve Shinkfield, 1998: 314). Yararlanıcıya yönelik ideoloji günümüz dünyasında yaygın şekilde kullanılan internet tabanlı anlayışlarla harmanlanmış şekilde sıkça görülebilmektedir. Örneğin tatil için otel veya lokanta seçerken, telefonumuz için doğru uygulamaları belirlerken kullanıcılar için yapılan değerlendirmeler bizi aydınlatabilmektedir. Bu anlayışın aydınlatıcı mantığı bizim için çalışan bir sendika gibi düşünülebilir. Son dönemde geliştirilen ICODE modeli (eğitim programı değerlendirme modeli) buna net bir örnektir. Model özel okulların değerlendirmelerinin yapıldığı ve bu değerlendirme sonuçlarının yararlanıcılarla paylaşıldığı bir platform olarak görev yapmaktadır.

8

media

9

Program Değerlendirme Tasarımları

Program değerlendirme yaklaşımları altı farklı tasarım altında analiz edilebilmektedir. Her bir değerlendirme tasarımı farklı amaçlar, karakteristik özellikler, kullanım şekilleri ve program değerlendirme alanına farklı katkılar barındırmaktadır (McNamara vd., 1999: 50). Araştırmacılar tarafından yapılan alan yazın taramasına dayalı olarak program değerlendirme tasarımları; hedeflere dayalı, yönetime yönelik, yararlanıcı odaklı, uzman odaklı, müzakereye dayalı ve katılımcı odaklı olarak belirlenmiş ve sınıflandırılmıştır.

10

i. Hedeflere Dayalı Tasarım (Objectives-oriented)

Hedeflere dayalı program değerlendirme tasarımı program hedeflerinin belirlenmesi ve bu hedefler doğrultusunda gerçekleşen çıktıların değerlendirmesini temel almaktadır (Yüksel ve Sağlam, 2014: 41). Bu tasarım önceden belirlenmiş genel amaçlar ve hedefler ile bu genel amaçlar ve hedeflerin ölçme sonuçlarını karşılaştırıp tanımlamaya odaklanmaktadır (Green, 2011: 21). Tyler, bu yaklaşımın öncüsü kabul edilmekle beraber Bridgman ve Thorndike da bu tip çalışmaların öncüleri arasında sayılmaktadır (Guerra-Lopez, 2008: 40). Tyler’ın çalışmalarını birçok kişi geliştirmiştir. Bloom, Englehart, Furst, Hill, Krathwohl, Hammond, Metfessel, Michael, Popham, Provus ve Steinmetz gibi isimler farklı varyasyonlar üzerinde çalışmalar yürütmüştür (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 136).

11

Güçlü yönleri; klasik değerlendirme mantığına benzer olduğundan anlaşılması ve uygulanması oldukça kolaydır. Program yöneticileri işlevsel ya da davranışsal hedefler, standartlar ya da kriterlere dayalı sınavlar ve performans değerlendirme konusunda büyük tecrübeye sahiptir (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 136). Uygulama aşamaları belirgindir. Programın amaçları ortada olduğu için değerlendirme sürecinde yargıya varmak için nelere bakılması gerektiği gayet açıktır (Yüksel ve Sağlam, 2014: 49).

Zayıf yönleri; programın sadece hedeflerine odaklanıldığı için programın ortaya çıkan farklı ürünleri ve yönleri gözden kaçırılabilmekte hatta göz ardı edilmektedir. Programın değeri ve kazancı hakkında yeterince bilgi sağlanamamaktadır (Yüksel ve Sağlam, 2014: 49). Dezavantajlardan bir diğeri de bu değerlendirme anlayışının sadece program sona erdiğinde kullanılabilmesidir. Bu nedenle elde edilen sonuçlar programı geliştirme için uygun zamanlarda elde edilmemiş olmaktadır. Ayrıca sadece hedeflerin başarılıp başarılmadığına bakmak olumlu ya da olumsuz yan etkileri ortaya çıkaramamaktadır. Değersiz hedefleri ve programın anlamlı olup olmadığını ortaya koymada sınıfta kalmaktadır (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 137).

12

ii. Yönetime Yönelik Tasarım (Management-oriented)

Yöneticilere ya da programın öncülerine kullanışlı bilgi sunmaya odaklanan yaklaşımdır. Program değerlendirme, programın amaçları yerine program yöneticilerinin kararlarına önem vermektedir (Yüksel ve Sağlam, 2014: 51). Yönetime yönelik tasarım programın sorularını ya da hedeflerini şekillendirmek için program yöneticilerine gerekli olan bilgileri sağlamakla ilgilenir. Program değerlendirmeci değerlendirme için tasarım yapar, uygun yöntemleri ve veri toplama yollarını seçer. Bu süreçte programla ilgilenen yöneticileri memnun etmek için onlarla sürekli görüşür (Alkin vd., 2006: 400). Özetle, yönetime yönelik program değerlendirmecilerin temel kaygısı yöneticilere bilgi sağlamaktır (Green, 2011: 21).

13

Güçlü yönleri; yöneticiler program hakkında önemli noktalara, sorulara ve sorunlara karar verdiği için net ve odaklanmış bir yaklaşımdır. Programın başından sonuna kadar değerlendirme sürecinde gerekecek bilgileri sunabilmektedir (Green, 2011: 23). Program yöneticileri, programı değerlendiren kişilerle program değerlendirme henüz düşünce aşamasındayken tartışabilmektedir. Değerlendirmeci her aşamada program yöneticileri ile irtibat halinde olduğundan geri bildirim avantajı sağlamakta, böylece değerlendirmeci rolündeki kişi ya da kişiler kararsız kalmamaktadır. Sistemsel mantıkla (bağlam, girdi, süreç ve ürün) ilerlendiği için, değerlendirmeciler tarafından yöneticilere sistematik, anlaşılır ve kolay sunum yapılabilmektedir (Yüksel ve Sağlam, 2014: 61). En zayıf yönü, yöneticinin fark etmediği kritik durumların gözden kaçma tehlikesidir (McNamara vd., 1999: Chapter 4). Ek olarak, değerlendirmecilerin program yöneticileriyle fikir ayrılığına düştüğü durumlarda yetersiz olarak kabul edilip, adil ve demokratik değerlendirme yapılamaması söz konusudur. Değerlendirmeciler yöneticiler tarafından hiyerarşik olarak alt kademede olan birer eleman gibi görülüp güvenirlikleri tartışılır hale gelebilmektedir. Yerine göre değerlendirme süreci karmaşık ve maliyetli de olabilmektedir (Yüksel ve Sağlam, 2014: 61).

14

Yönetime yönelik program değerlendirme tasarımında program yöneticileri değerlendirmecilere değerlendirilecek organizasyon hakkında net bir bakış açısı sunmalıdır. Yöneticilerin değerlendirilecek program hakkında net olmadığı durumlarda değerlendirmeciler etkili ve uygun değerlendirme yapamazlar. Ayrıca, değerlendirmeciler süreçte sadece program yöneticileri ve karar verme kademesindekilerle iş birliği yaptığı için program değerlendirme sürecinde başka kimseye yer yoktur (Green, 2011: 23). Yönetime yönelik tasarım (Management-oriented) yönetimsel (Managerial) ideoloji ile aynı düşünceleri ifade etmektedir. Bu tasarım ve ideoloji hem isim hem de ifade ettikleri bakımından fazlasıyla benzerdir. İki anlayış literatürde ayrı ele alınmaktadır. Araştırmacılara göre bu iki kavramın aynı olduğu söylenebilir.

15

iii. Yararlanıcı Odaklı Tasarım (Consumer-oriented)

Geliştirilen ürünler ya da sunulan hizmet hakkında bilgili yararlanıcıların (müşterilerin) değerlendiren pozisyonunda olmasıdır. Değerlendirme, bir şeylerin değeri, anlamı ve önemine karar verme süreci olarak görülmektedir. Yararlanıcıların refahını, değerlendirmenin birincil yargısı olarak kabul etmektedir (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 181). Bugünlerde her ürün ya da hizmetin yararlanıcı değerlendirmesi görülebilmektedir (Green, 2011: 24). Genellikle ürün değerlendirme formları ya da Eğitim Programlarını Değerlendirmeye Ait Sınıflamalar ürün değerlendirme kontrol listeleri ile yapılabilmektedir. Bu yönüyle summatif değerlendirme mantığına yakın özellikler barındırmaktadır (Yüksel ve Sağlam, 2014: 71). Scriven (1967), onunla eş zamanlarda çalışan Nader ve Tüketiciler Derneği ile birlikte bu tasarımın öncüsü kabul edilmektedir. Glass Scriven’ın çalışmalarını desteklemiş ve geliştirmiştir (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 183).

16

Yararlanıcıların bilgilendirilme ihtiyacına odaklanması, kontrol listeleri (checklists) geliştirilmesine olanak sağlaması, ürün geliştirenler üzerinde etkili olması, faydalılık ve maliyet-etki üzerine odaklanması güçlü yönleridir (Fitzpatrick vd., 2012: 249). Bu değerlendirme anlayışıyla eğitsel ürünlerin nitelikleri, etkililikleri gibi konularda yararlanıcıların yanlış yönlendirilmesi ve satış hilelerinden korunması sağlanmıştır. Böylece hizmet vericilerin daha nitelikli hizmet ve ürünler sunması, kalite ölçüt ve standartlarının geliştirilmesi gibi konulara katkı sağlanmıştır (Yüksel ve Sağlam, 2014: 74). Okul yöneticilerinin kendileri hakkında iyi izlenim bırakmak ve güvenilir olmak için değerlendirme sürecini takip halinde olması ve daha iyisini yapmaya çalışması da pozitif katkılar arasında gösterilebilmektedir (McNamara vd., 1999: Chapter 4.) Yararlanıcıları (tüketicileri) kalitesiz programlardan, kötü ürün ve hizmetlerden, bağımsız hatta acımasız bir değerlendirmeyle koruyup rehberlik etmektedir. Bu değerlendirme sonuçları yararlanıcıların ihtiyaçlarını en iyi ve en ekonomik şekilde giderebilir. Yararlanıcı gruplarla programların ya da hizmetlerin değeri, anlamı ve önemine dair karşılaştırmalı değer biçme, bağımsızlık ve nesnellik üzerine çalışmalar yapılabilir (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 183).

17

Sponsor ya da yatırımcı bulunamaması, tartışmaya ya da çapraz sorgulamaya uygun olmayışı ön plana çıkan sınırlılıklarıdır (Fitzpatrick vd., 2012: 249). Hazırlanan raporları okuyan kişiler programın bazı karakteristik özelliklerinin değerlendirmelerini yetersiz bulabilir ve kullanışlı bulgular sunamadığı düşünebilir. Hazırlanan raporu kusurlu kabul edebilir. Bu yaklaşım çoğu zaman bağımsız, yeterli, bir nevi kurşungeçirmez değerlendirmecilere ihtiyaç duymaktadır (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 184). Aslında çok fazla dezavantajı olmamakla birlikte sık ya da fazla kullanımı bazen sıkıntı yaratabilmektedir (Green, 2011: 24). Yararlanıcı odaklı tasarım (consumer oriented) yararlanıcıya yönelik ideoloji (consumerist) ideoloji ile paralel bir mantık taşımaktadır. İki anlayışta da yararlanıcıya hizmet anlayışı ön plandadır. Bu anlamda birbirlerine karıştırılma riski bulunmaktadır. Ne var ki ideoloji olarak sınıflanan yararlanıcıya yönelik (consumerist) değerlendirmede yararlanıcı için değerlendirme uzmanlar tarafından yapılabilmektedir. Yararlanıcı odaklı tasarımda (consumer oriented) ise değer verme işi yararlanıcılar tarafından yapılmaktadır. Araştırmacılara göre bu ayrım gözden kaçırılmaması gereken bir detay olarak görülmektedir.

18

iv. Uzman Odaklı Tasarım (Expertise-oriented)

Program değerlendirme alanının en eski ve en çok kullanılan yaklaşımlarından birisidir (Spaulding, 2014: 55). Bu tasarım, ürün ya da hizmetin kalitesi hakkında profesyonellerin değer biçmesidir (Green, 2011: 21; Mathison, 2005: 25). Bir komitenin teşhis için yaptıkları, kurum ve kuruluşlar hakkında yargıya varan akreditasyon yapıları, makale ve yayınları değerlendiren hakem kurulları, programı yerinde değerlendiren uzmanların yaptığı uygulamalar bu tasarıma örnek olarak verilebilir (Alkin vd., 2006: 400). Birçok alana uygulanabilirliği, zamanlama, uygulama açısından verimli ve kolay olması güçlü olan yönleridir (Fitzpatrick vd., 2012: 249). Kurumsal etkililiğin ölçülmesi için ilkelerin geliştirilmesini sağlayan bir tasarım anlayışıdır. Sürekliliği olan gelişim ile birlikte kurumsal özgürlük ve hakların korunmasını sağlayabilmektedir (Green, 2011: 25).

19

Güvenilirlik, tekrara düşme, kişilere yaranma eğilimi, sonuçları destekleyen belge bulma yetersizliği, bakış açısına göre tartışmaya açık oluşu ön plana çıkan sınırlılıklarıdır (Fitzpatrick vd., 2012: 249). Değerlendirmeyi yapan bazı uzmanlar gerekli çabayı sarf etmezse istenen gelişim ve girişim sağlanamamaktadır. Uzmanların ziyareti, program içinde yer alan kişilerin zamanından çalabilmektedir. Sadece bir insan ya da ekip için kapsamlı bir programı ya da karmaşık bir aktiviteyi kısa süreli ziyaretlerle değerlendirmek oldukça zordur (Green, 2011: 25). Eisner’in eğitsel eleştiri modeli gibi yaklaşımların başı çektiği uzman odaklı tasarım anlayışı, eğitim programlarını uzmanların değerlendirmesi gerekliliği üzerinde durmaktadır. Programdan anlamayan kişilerin yapacağı değerlendirme yetersizliği düşünüldüğünde oldukça mantıklı kabul edilebilir. Örneğin bir ressamın yaptığı tabloyu resimden anlamayan bir müşterinin değerlendirmesi yerine bir sanat uzmanının eleştirmesi daha güvenilir olacaktır. Ne var ki bu mantık yararlanıcılardan kopukluk da yaratabilir. Sanat eleştirmenlerinin değerli bulduğu bir eser halktan veya müşterilerden aynı beğeniyi alamayabilir. Bu durum sanat toplum için mi yoksa sanat sanat için mi yapılır tartışmasına benzer kabul edilebilir.

20

v. Müzakereye Dayalı Tasarım (Advocate/Adversary-oriented)

İki program değerlendirme ekibinin aynı anda, aynı proje üzerinde çalışmasıdır. Bir ekip programın pozitif yönlerine odaklanırken, diğer ekip eksiklere ya da negatif yönlere odaklanmaktadır. Her ekip çalışmalarını bağımsız yürütür (Green ve Stone: 1977: 40). Değerlendirme için ön yargılı olmak her zaman büyük tehlikedir. Bütün değerlendirme yaklaşımları, değerlendirmecinin yansız olacağını varsayar. Ne var ki yansız olmak çok zordur. Bundan uzak durmak yerine dengeli bir hale getirmek için iki zıt tarafın durum hakkında tartışması, kendi bakış açılarını savunması üzerinden değerlendirme yapılabilir. Aynı mahkemelerde hâkimin karar verebilmesi için savunma ve iddia makamının zıt açılardan olaya bakması gibi programa uygun nitelikte ama zıt açıdan bakan iki tarafın değerlendirme sürecinde yer almasıdır. Sadece iki farklı boyuttan bakmanın yararı değil, farklı görüşlerin karşılaştırmalı sınanması da sağlanmaktadır (McNamara vd., 1999: 55).

21

1900’lerin başından itibaren yaklaşımın kuvvetli savunucularına rastlanmaktadır. Genellikle birbirinden bağımsız olarak hazırlık yapmış iki tarafın bir konunun lehinde ya da aleyhinde münazara yapmasına dayanmaktadır. Bir ya da iki değerlendirmeciden programın lehinde ve aleyhinde hazırlık yapmasını isteyerek değerlendirme yapmak bir diğer seçenektir (Hoyle vd., 2005: 95).

Güçlü yönleri; konunun farklı yönlerine baktığı için ön yargılardan uzak durma ihtiyacını karşılayabilmektedir. Ayrıca, daha iyi bir yargıya varmayı ve farklı bakış açılarının kavranmasını sağlayabilir (Rovai vd., 2014: 88). Zayıf yönleri; can sıkıcı derecede kontrollü ya da diğer bir söyleyişle aşırı sorgulayıcı olabilmektedir. “Kavga Teorisi” olarak anıldığı için uzak durulan yaklaşım durumuna düşebilmektedir. Bu yaklaşımda iki tarafın birbirine hırsla yaklaşması ve olabildiğince zorlaması yüzünden eğitimciler kendilerini rahatsız hissedebilirler (Hoyle vd., 2005: 95).

Müzakereye dayalı tasarım, şekil olarak münazara tekniğine benzetilebilir. Aynı programın olumlu ve olumsuz yönlerine odaklanması, bir nevi tez ve anti tez boyutları üzerinde durması olarak düşünülebilir. Bu durum iki grubun çalışkanlıklarıyla ve ikna kabiliyetleriyle doğru orantılı olarak program hakkında yanlış kararlara yol açabilir. Örneğin pozitif yönleri araştıran grup değerlendirme çalışmalarında veya ifade becerilerinde yetersiz kalırsa, haklı olmalarına rağmen negatif yönler baskın gibi görülebilir. Ek olarak bu anlayışın rekabet yaratma olasılığı gerginliklere açık olarak yorumlanabilir.

22

vi. Katılımcı Odaklı Tasarım (Participant-oriented)

Katılımcı odaklı değerlendirme modellerinin ortak noktası, paydaşları (ilgili insanları ya da programı destekleyen kişileri) değerlendirmeye yardım etmek üzere sürece katmasıdır (Fitzpatrick Eğitim Programlarını Değerlendirmeye Ait Sınıflamalar 285 Turkish Studies Volume 13/11, Spring 2018 vd., 2012: 189). Katılımcılar, değerlendirme için geliştirilen değer biçme tasarımının içinde yer almakta, sonuçları elde etmede ve yorumlamada sorumluluk taşımaktadırlar (Green, 2011: 21). Bu tasarım 1980’lerin başından itibaren formülleştirilmeye başlanan bir program değerlendirme anlayışına dayanmaktadır (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 219). Stake, Guba ve Lincoln, Fetterman, Cousins & Earl ve House & Howe gibi öncülere sahip bu tasarım; program hakkında çok yönlü gerçeklere odaklanarak, paydaşların da sürece katılımıyla, nitel yöntemlerin ağırlıklı olarak kullanıldığı, daha çok biçimlendirici değerlendirmeye ve organize öğrenmelere odaklanan anlayış taşımaktadır (Fitzpatrick vd., 2012: 251).

23

Çoğulcu mantığı, tanımlamaya ve yargıya varmaya odaklı olması, anlamaya ve kullanmaya odaklanması, farklı kullanımlara olanak sağlaması, bireysel ve organize öğrenme anlayışlarına uygunluğu, programın belirli noktalarına odaklanabilmesi güçlü özellikleridir (Fitzpatrick vd., 2012: 251). Bu tasarım diğer bütün anlayışlardan bir parça barındırmaktadır. İdeal şartlara sahip, program paydaşlarının katılımı sayesinde daha kabul edilebilir bir değerlendirme sağlayabilmektedir. Sistematik araştırmayla, beceriler kazanımı ve duygusal değişimler de değerlendirilebilmektedir (Stufflebeam ve Coryn, 2014: 222-223). Bütün bu olumlu özelliklerin ışığında eğitim programlarının karmaşıklığını gözler önüne serebilmesi, katılımcı odaklı değerlendirmenin en güçlü yönüdür (Uşun, 2012: 114). Potansiyel iş yoğunluğu ve maliyet, değerlendirmeye katılan paydaşların bilgi yetersizliği olasılığı nedeniyle değerlendirmeyi uygunsuz hale getirme ihtimali ve tekrarlanamaması, ön plana çıkan sınırlılıklarıdır (Fitzpatrick vd., 2012: 251). Her paydaşın programın değer ve etkililiği hakkında farklı kriterlere sahip olması dezavantaj oluşturabilmektedir. Bu farklılaşma nedeniyle değerlendirme etkisizleşebilmekte ve alakasız konulara odaklanabilmektedir (Rovai vd., 2014: 89).

24

Replace this with a header

Replace this with your body text. Duplicate this text as many times as you would like. All provided templates can be reused multiple times. Wish you a good day.

Happy teaching!

media

Show answer

Auto Play

Slide 1 / 24

SLIDE