wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

LGS EVDE KAL DENEME

Total questions: 20

Worksheet time: 11mins

Name
Class
Date
1.

“İlaçlarını günaşırı kullanması gerekiyor.” cümlesindeki altı çizili sözcüğün cümleye kattığı anlam aşağıdakilerin hangisinde vardır?

a)

A) Her gün düzenli olarak spor yaparım.

b)

B) İki günde bir alışveriş için şehre inerdi.

c)

C) Sık sık kitap alır ve bu kitapları mutlaka ciltleyip numaralandırırdı.

d)

D) Durmadan bir şeyler yazıyor, yazdıklarını kimseye göstermiyordu.

2.

Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.

Yahya KEMAL

Bu dörtlükteki sözcüklerle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) Vakit sözcüğünün eş anlamlısı “zaman”dır

b)

B) İlk iki dizedeki “geç” sözcükleri birbirlerinin eş seslisi olarak kullanılmışlardır.

c)

C) Son dizedeki avunmak ve teselli sözcükleri aynı anlamlıdır.

d)

D) Cihan sözcüğü “evren” anlamında kullanılmıştır.

3.

İçinde söyleyenin duygusunu veya beğenisini barındırmayan, kanıtlanabilir yargılar bulunan cümlelere “nesnel cümle” denir. “Hafta sonunda ilçemizde bir kitap fuarı açılacak.” cümlesi kanıtlanabilir özellikte olduğu için nesnel cümledir.

“Av yasağının bitmesiyle denize açılan balıkçılar…” Açıklamaya göre yukarıdaki cümle hangisiyle tamamlanırsa nesnel bir yargı oluşur?

a)

A) fırtına nedeniyle geri döndüler

b)

B) neşe içinde yol alıyorlardı.

c)

C) ilk av gününün heyecanını yaşıyorlardı

d)

D) bereketli geçecek bir sezonun ilk günündeydiler

4.

Çok su içen insanların gözlerinde gözle görülür bir parlaklık olur. Bol su tüketenler kolay hasta olmazlar ve antibiyotiğe ihtiyaç duymazlar. %85’i sudan oluşan insan beyni için su tüketmek beyne yakıt almak gibidir. Su, beynin iyi çalışmasını sağlar.

Bu parçada aşağıdaki söz sanatlarından hangisi kullanılmıştır?

a)

A) Benzetme

b)

B) Kişileştirme

c)

C) Abartma

d)

D) Konuşturma

5.

Çocukken ramazan gecelerinde dedem bizi sahurda uyandırır, bize davulu dinletirdi. Ramazan davulcusu bizim pencerenin altından geçerken dedem ona bir miktar harçlık da verirdi. Harçlığı alan davulcu bizim evin yanından hemen gitmez, davulu uzun uzun çalar, aralarda durur ve ramazan mânileri okurdu. O mânilerden birçoğu hâlâ aklımda. Hatta geçenlerde o mânileri başka bir kaynakta da gördüm. Görür görmez heyecanla hepsini okudum ama aynı mâniler olmasına rağmen çocukluğumuzun ramazan gecelerinde penceremizin altında davulcunun bize okuduğu mânilerdeki tadı alamadım.

Yukarıdaki metnin dil ve anlatımıyla ilgili

1. Devrik cümleler kullanılmıştır.

2. Anlatım birinci kişi tarafından yapılmıştır.

3. İkileme kullanılmıştır.

4. Kişileştirme yapılmıştır.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

a)

A) 1-3

b)

B) 1-4

c)

C) 2-3

d)

D) 2-4

6.

Çocukken ramazan gecelerinde dedem bizi sahurda uyandırır, bize davulu dinletirdi. Ramazan davulcusu bizim pencerenin altından geçerken dedem ona bir miktar harçlık da verirdi. Harçlığı alan davulcu bizim evin yanından hemen gitmez, davulu uzun uzun çalar, aralarda durur ve ramazan mânileri okurdu. O mânilerden birçoğu hâlâ aklımda. Hatta geçenlerde o mânileri başka bir kaynakta da gördüm. Görür görmez heyecanla hepsini okudum ama aynı mâniler olmasına rağmen çocukluğumuzun ramazan gecelerinde penceremizin altında davulcunun bize okuduğu mânilerdeki tadı alamadım.

Bu parçadan aşağıdaki cümlelerin hangisi çıkartılamaz?

a)

A) Parçanın yazarı çocukluğunun ramazan gecelerini özlemektedir.

b)

B) Parçada bahsi geçen mâni söyleme geleneği günümüzde devam etmektedir.

c)

C) Yazar aynı mânilerden çocukluğundaki hazzı alamamıştır

d)

D) Ramazan mânileri sözlü gelenekten yazıya aktarılmış durumdadır.

7.

Ovit Dağı’na tırmanırken sahildeki nemden eser kalmamıştı. Boğucu hava yerini serin ve kuru bir havaya bıraktı. Mayısın sonları olmasına rağmen dağın zirvesi hâlâ karla kaplıydı. İspir’e inince farklı bir ülkeye gelmişim gibi hissettim. Karadeniz’in yeşil doğası yerini çıplak, sarı dağlara bırakmıştı. Engebeli arazi biraz düzelmiş, dere kenarlarındaki büyük çayırlıklar görünür olmuştu. Yolun iki yanında da arı kovanlarına rastlamak mümkündü. Yukarıdaki paragraf hangi yazı türünden alınmış olabilir?

a)

A) Deneme

b)

B) Hikâye

c)

C) Günlük

d)

D) Gezi yazısı

8.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bütün hikâye unsurları (yer, zaman, kahramanlar ve olay) parçada bulunmaktadır?

a)

A) Uzun uzadıya konuşmak istemediği her halinden belliydi. Kısa cevaplar veriyor, mimikleriyle sizi dinlemediğini belli ediyordu.

b)

B) Gece yarısı eve ancak girebildim. Eşim ve kızlarım telaşlı gözlerle bana bakıyordu. Hemen açıklamaya geçtim: Telefonumun şarjı bitmişti.

c)

C) Onunla pazarlık etmek boşaydı. Zaten bugüne kadar kimseye beş kuruş indirim yapmış biri değildi. İşini iyi yapar, malını pahalıya satardı.

d)

D) Meşenin dibine oturmuş, sırtını ağaca vermiş kestiriyordu. Ürpererek uyandı. Üstüne bir şey örtmediğine kızdı. Annesinin sözü aklına geldi: “Uyuyanın üstüne kar yağarmış.”

9.

OTORAY YOLCULUĞU

Niğde’ye yaklaşıyorduk.

Yanımda oturan bir Niğdeli(1) şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti:

— Faruk Nafiz’in hanı, dedi.

Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz(2) fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafiz’in unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.

Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri(3) şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyor(4) ateş ve su nev’inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.

Reşat Nuri GÜNTEKİN


Metinde yolcunun yolda gördüğü “han”ı “Faruk Nafiz’in hanı” diye nitelemesinin nedeni nedir?

a)

A) Bu hanın Faruk Nafiz’e ait olması

b)

B) Hanın adının ‘‘Faruk Nafiz Hanı’’ olması

c)

C) Faruk Nafiz’in “Han Duvarları” şiirinde bu hanı tasvir etmesi

d)

D) Faruk Nafiz’in bu handa konaklamış olması

10.

OTORAY YOLCULUĞU

Niğde’ye yaklaşıyorduk.

Yanımda oturan bir Niğdeli(1) şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti:

— Faruk Nafiz’in hanı, dedi.

Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz(2) fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafiz’in unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.

Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri(3) şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyor(4) ateş ve su nev’inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.

Reşat Nuri GÜNTEKİN

Altı çizili cümlenin belirtili nesnesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a)

A) bir noktayı

b)

B) seçemediğim bir noktayı

c)

C) pek iyi seçemediğim bir noktayı

d)

D) şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı

11.

OTORAY YOLCULUĞU

Niğde’ye yaklaşıyorduk.

Yanımda oturan bir Niğdeli(1) şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti:

— Faruk Nafiz’in hanı, dedi.

Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz(2) fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafiz’in unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.

Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri(3) şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyor(4) ateş ve su nev’inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.

Reşat Nuri GÜNTEKİN

Yay ayraç içinde numaralandırılmış yerlerin hangisine noktalı virgül konmalıdır?

a)

A) 1

b)

B) 2

c)

C) 3

d)

D) 4

12.

OTORAY YOLCULUĞU

Niğde’ye yaklaşıyorduk.

Yanımda oturan bir Niğdeli(1) şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti:

— Faruk Nafiz’in hanı, dedi.

Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz(2) fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafiz’in unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.

Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri(3) şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyor(4) ateş ve su nev’inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.Reşat Nuri GÜNTEKİN

Onun yazdıkları kimsenin rüzgârına kapılmamış, kendi bağının üzümü diyebileceğimiz cinstendir. Bu yüzden onun eserlerini okurken daha evvel aldığınız tatları almıyor, yeni bir üslupla karşılaşıyor olmanın heyecanını yaşıyorsunuz.

Bu parçada anlatılan yazarın eserlerinin hangi yönüne vurgu yapılmaktadır?

a)

A) Özgünlük

b)

B) Akıcılık

c)

C) Tutarlılık

d)

D) Duruluk

13.

.İnsanoğlu, doğadan koptuğu oranda mutsuz olmaya devam edecektir. Beton binaların arasına sıkışmak, çiçekleri dalında değil çiçekçide görmek, ayağını toprağa değil asfalta basmak insanı bugüne kadar mutlu etmedi; gelecekte de mutlu etmeyecek. Çünkü bilinmesi gerekir ki doğadan kopmak…

Bu parça düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanamaz?

a)

A) köklerinden kopmaktır.

b)

B) kendinden uzaklaşmaktır.

c)

C) huzuru yakalamaktır.

d)

D) hayatı ıskalamaktır.

14.

Sıfat-fiil ekini alan sözcükten sonraki isim düşerse sıfat-fiil düşen ismin yerine kullanılır. Buna adlaşmış sıfat-fiil denir. “Annem kurumuşları topladı.” cümlesinde “kurumuşları” kelimesi “çamaşır” ismi yerine kullanıldığı için adlaşmış sıfat-fiil olmuştur.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir örnek vardır?

a)

A) Valizine koyacağı elbiseleri bir kenara bıraktı.

b)

B) Dolapta kalanları katlayıp yerine koydu.

c)

C) Kendine küçük gelen giyecekleri de dolaptan çıkardı.

d)

D) Artık çıkacağı tatil için tüm hazırlıkları tamamlamıştı.

15.

Yandaki ders programı bir okulun hafta sonu yapacağı kurslarla ilgilidir. Bu programa “Türkçe, matematik, fen bilimleri, inkılap tarihi ve Atatürkçülük, İngilizce ve din kültürü derslerinden ikişer saat etüt yazılacaktır. Cumartesi ve pazar günleri altışar saatten yapılacak kursların programıyla ilgili bilinenler şunlardır:

• Her dersin iki saati de art arda yapılacaktır.

• Türkçe ve matematik etütleri farklı günlerde olacaktır.

• Fen bilimleri ile inkılap tarihi ve Atatürkçülük etütleri cumartesi günüdür.

Bu bilgilere göre aşağıdakilerden hangisi kesin doğrudur?

a)

A) Türkçe etüdü cumartesi günüdür

b)

B) İngilizce etüdü cumartesi günüdür

c)

C) Matematik ve fen bilimleri etütleri aynı gündedir

d)

D) İngilizce ve din kültürü etütleri pazar günüdür.

16.

Eskiden imkanların kısıtlı olduğu dönemlerde futbol; çamurdan sahalarda oynanan, topun ve modern formaların zor bulunduğu bir spordu. Günümüzde ise futbol kulüplerinin maddi olanakları arttıkça çok güzel ve farklı formalar, toplar ve sahalar futbolseverlerin ilgisini üzerinde topluyor. Aşağıda dört farklı futbol takımına ait formaların görüntüleriyle ilgili birtakım bilgiler verilmiştir:

 A takımının forması tamamen yatay çizgilerden oluşmaktadır. Çizgileri oluşturan renkler birbirinden ayırt edilmesi oldukça zor olacak şekilde yakın tonlardadır.

 B takımının forması da çizgilerden oluşmakta fakat bu çizgiler tam yatay veya tam dikey şekilde değildir.

 C takımının forması iki parça renk ve tek bir çizgiden oluşmaktadır. Bu çizgi formayı tam köşelerinden kesmektedir.

 D takımının forması ise tek parçadan oluşmaktadır ve çizgisizdir. Kollarında iki farklı renk çapraz şekilde bölünmüştür.

Verilen bilgilere göre numaralandırılmış formaların hangi takımlara ait olduğunu doğru gösteren seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

a)
b)
c)
d)
17.

Fiilimsi ekini alan bazı sözcükler cümlede bir varlığın kalıcı adı olarak kullanılabilir. Bunlar fiilimsi değildir, kalıcı isimdir. “Bu binanın girişine bir kamera takalım.” cümlesindeki “giriş” sözcüğü bir yer adı olarak kalıcı isim olmuştur. Aşağıdakilerin hangisinde fiilimsi ekini alan sözcük kalıcı isim olmuştur?

a)

A) Bunu bana danışmana hiç gerek yoktu aslında.

b)

B) Hiç yemek ayırt etmez, ne bulursa yerdi.

c)

C) Kazıkları çakmak düşündüğümden de zormuş.

d)

D) İçi su dolmuş kovayı elime tutuşturdu.

18.

1800’lerde dünya nüfusunun yaklaşık %2’si kentlerde yaşarken, bu oran 1900’lerde %13’e (yaklaşık 220 milyon kişi), 2011 yılında ise %52’ye (yaklaşık 3,5 milyar kişi) ulaştı. Artık dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşıyor ve bu artışa bağlı olarak nüfusu 10 milyondan fazla olan şehirler, yani mega kentler ortaya çıkıyor.

Yalnızca görseldeki bilgilerden yola çıkılarak aşağıdakilerin hangisine ulaşılabilir?

a)

A) Kentlerdeki nüfus oranı 1900-2011 yılları arasında bir önceki yüzyıla göre daha fazla artmıştır

b)

B) Köylerde yaşayan nüfus oranı azaldıkça tarımsal ve hayvansal üretim de azalmaktadır.

c)

C) Mega kentler arttıkça hava kirliliği, trafik vb. sıkıntılar artmaktadır

d)

D) Önümüzdeki yüzyılda köylerden kentlere göçler bir önceki yüzyıla göre daha fazla olacaktır

19.

Kayıp olan küçük çocuğu bulmak için tüm Sivrihisar da seferber oldu.

Bu cümledeki yazım yanlışının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) Ayrı yazılması gereken sözcüğün bitişik yazılması

b)

B) Büyük harfle başlaması gereken bir sözcüğün küçük harfle yazılması

c)

C) Ek olan “-de”nin ayrı yazılması

d)

D) Bitişik yazılması gereken bir sözcüğün ayrı yazılması

20.

Kurnazlıkta eşit olan iki kimse bir iş üzerinde birlikte çalışamazlar; birbirlerini aldatmak, saf dışı bırakmak için uğraşırlar. Bunda ısrarlı olmaları her ikisini de daha tehlikeli bir duruma iter.

Aşağıdakilerden hangisi bu açıklamayı karşılayan atasözü olmaya en uygundur?

a)

A) İki baş bir kazanda kaynamaz.

b)

B) İki at bir kazığa bağlanmaz.

c)

C) İki cambaz bir ipte oynamaz.

d)

D) İki karpuz bir koltuğa sığmaz.