NEW
Font size
Worksheets20.yüzyıl
Total questions: 18
Worksheet time: 18mins
Husserl’e göre bilmek, fenomenin içindeki özü kavramaktır.
Bunun için de ilk yapılması gereken nesnenin özüne ait
olmayan rastlantısal özelliklerin bir kenara bırakılması yani
paranteze alınmasıdır. Ancak varlığın özüne ait olmayan
bilgiler paranteze alındığında özün bilgisine ulaşılabilir.
Buna göre fenomenolojik bir yöntem olan paranteze
almanın amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Öznel doğruya ulaşmak
B) Aşkın varlığın bilgisine ulaşmak
C) Varlığın özünün bilgisine ulaşmak
D) Varlığın bilgisine ulaşılamayacağını göstermek
E) Nesnelerin duyular aracılığı ile algılanmasını sağlamak
“Her din bir Tanrı anlayışı; her Tanrı anlayışı da bir varlık
anlayışıdır.” diyen İonna Kuçuradi’nin bu sözlerini
destekleyen ifade aşağıdakilerden hangisidir?
A) Varlık anlayışına dayanmayan Tanrı anlayışı yoktur.
B) Dinden bağımsız bir felsefi düşünce olamaz.
C) Her inancın bir felsefi alt yapısı vardır.
D) Tanrı olmadan varlık olamaz.
E) Varlık Tanrının bir yaratımıdır.
Sartre’a göre insan için varoluş özden önce gelir. O, özünü
kendi tercihleriyle ve eylemleriyle gerçekleştirecek,
yani varoluşunu şekillendirerek özünü ortaya koyacaktır.
Kahraman ya da korkak olmak, insanın kendi yaptıklarıyla
ilgili bir sonuçtur.
Bu parçada ileri sürülen görüşler aşağıdaki akımlardan
hangisine aittir?
A) Nihilizm
B) Utilitarizm
C) Egzistansiyalizm
D) Ödev ahlakı
E) Hedonizm
Kuhn’a göre bilimsel gelişmeler düz bir doğru şeklinde
ilerlemez. Bilimsel araştırmalar statik bir süreç değildir.
Bu süreç birikimden ziyade değişimle gerçekleşir. Bu değişim ise sıçramalar şeklinde gerçekleşir.
Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Bilimsel savlar olgusal doğrulamaya uygun olmalıdır.
B) Bilim, bilim insanlarının sergilediği bir etkinliktir.
C) Bilim, devrimsel olarak ilerleyen dinamik bir süreçtir.
D) Bilim içinde yaşanılan toplumsal koşullardan bağımsız
olarak gelişir.
E) Bilim, bilim insanlarından bağımsız ilerleyen tarihsel
ve birikimsel bir süreçtir.
Wittgenstein’a göre dil ve dünya arasındaki ilişki çok
önemlidir. Ona göre dil, gerçekliğin resmidir. Bu sebeple
dil analizi yapmak gerçekliğin ne olduğunu anlamak için
çok önemlidir.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Dil doğuştan kazanılır.
B) Dilsel ifadeler, gerçekliğe bağlıdır.
C) Gerçekliğin varlığı dile bağlıdır.
D) Farklı diller, farklı dünyalar yaratır.
E) Dil ile kültür birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Hartmann’a göre ontolojinin problemleri metafiziğin problemleriyle aynı değildir. Ontoloji sadece varlık konusuyla ilgilenir. Metafiziğin problemlerinden farklı olarak, ontolojinin bazı problemleri zamanla çözülebilir hale gelmiş ve felsefenin alanından çıkarak bilimin konusu olmuştur.
Buna göre metafiziği ontolojiden ayıran temel fark
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bazı sorunlara çözüm üretmesi
B) Varlığın var olup olmadığını sorgulaması
C) Varlığı reel gerçekliği içinde ele alması
D) Varlığa yönelik bilimsel bakış açılarını sorgulaması
E) Bilimsel olarak çözümlenemeyen önermelerle uğraşması
Sartre’a göre “İnsanda varoluş özden önce gelir. İnsan
özgür olmaya mahkumdur. Nasıl yaşayacağına özgür iradesiyle karar verir.”
Buna göre insanla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılamaz?
A) Evrensel yasalara uyduğu sürece vardır.
B) Yaptığı her eylemin belirleyicisidir.
C) Önce var olur, sonra özünü gerçekleştirir.
D) Eylemlerini belirleyebildiği sürece özgürdür.
E) Nasıl yaşayacağına kendisi karar verir.
Kuhn’a göre yeni bir paradigma ortaya çıktığında, eski
paradigma çöker. Bilim bu paradigma çerçevesinde yeniden
kurulur ve artık ihtiyaç duyulmayan bir önceki paradigma
kullanılmaz.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Eski paradigma, yeni sorunların çözümünde yetersiz
kaldığında yeni bir paradigmaya ihtiyaç duyulur.
B) Paradigma konusunda bilim adamlarının uzlaşması
paradigmanın geçerliliği için önemlidir.
C) Bilim, bilim adamlarının ortak kabul ettiği ve asla
değişmeyen paradigmalarıyla yol alır.
D) Bilim, bilim adamlarının ortak kanısı sonucu oluşmuş
paradigmalarla ilerler.
E) Bİlim adamlarının benimsediği paradigma ihtiyaçlara
göre belirlenir.
Bilimi ürün olarak gören R. Carnap’a göre, bilimde önemli
olan şey, ortaya çıkan sonuçlardır. Bu sonuçlar dille ortaya
konulduğundan dilin kavram ve önermeleri üzerinde
durulmalı ve günlük dilin çok anlamlılığından uzak bir bilim
dili oluşturulmalıdır.
R. Carnap’ın düşüncesine göre aşağıdakilerden hangisi
bilim felsefesinin konusunu ifade eder?
A) Bilimin uygulanabilir olması
B) Bilimsel paradigmaların güvenirliği
C) Bilimin sonuçlarının tutarlılığı
D) Olguların betimlenebilir olması
E) Bilimin mantıksal yapısına uygun bir dilin geliştirilmesi
Bergson’a göre bize hem doğruyu hem de iyiyi gösterecek
olan kendi içimizdeki sestir. Çünkü bizim dışımızda,
bizden bağımsız bir doğru ya da iyi yoktur. Yani bir insana
yardım edip etmeyeceğimize dair bilgiyi bize ancak kendi
içimizdeki ses verebilir.
Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Evrensel ahlak yasasının içselleştirilmesi doğru davranışı
gerçekleştirmemizi sağlar.
B) Evrensel ahlak yasasının temelinde sezgi vardır.
C) Eylemlerimize yön veren ahlak yasası nesneldir.
D) Evrensel bir ahlak yasası yoktur.
E) Tüm ahlaki değerler görelidir.
Varlık olmanın hakikatine ilişkin çözümlemeler, yaşama
yansıyan yönleri ile pek de ikna edici görülmezler. Bundandır ki, yaşam imkânlarının değer ölçütü olarak kullanılması, gerçeklik arayışlarında yeni yaklaşımların oluşmasını sağlar. Pratik değeri olan her şeyin meşru kabul
edilmesi 20.yy’ın önemli bir özelliğidir.
Parçada sözü edilen yaklaşım aşağıdakilerde hangisidir?
A) Realizm
B) Yeni ontoloji
C) Egzistansiyalizm
D) Materyalizm
E) Pragmatizm
Bir eşyanın özüne ulaşabilmek için onun öz dışındaki tüm
niteliklerinin bir kenara konulması gerekir. Örneğin karşımızda duran bir ağacın tüm duyusal özelliklerini soyutlayarak ya da yok varsayarak bu ağacın özünü yakalayabiliriz.
Parçada anlatılan varlık görüşü aşağıdakilerden hangisi
ile ilişkilendirilebilir?
A) Platon’un idealizmi ile
B) Nietzsche’nin nihilizm ile
C) Marx’ın materyalizmi ile
D) Husserl’in fenomenolojisi ile
E) Spinoza’nın panteizmi ile
Tüm felsefenin ve insanın en büyük sorunu bireysel varoluştur. Felsefe tümel ve kavramsal olana değil, öznel
ve kişisel olana yönelmelidir. İnsanın kendi varoluşunun
anlamı araştırılmalıdır.
Bu açıklama aşağıdaki felsefi görüşlerden hangisi ile
ilişkilidir?
A) Egzistansiyalizm
B) Pragmatizm
C) Nihilizm
D) İdealizm
E) Pozitivizm
İnsan ilk önce vardır, sonra şu ya da budur. İnsanoğlu
yaşamından başka bir şey değildir. O eylemlerde bulunmaktan başka bir şey yapamaz. Düşünceleri birtakım
tasarımlar, duyguları da girişimlerdir. İstemesek de her
birimiz evrensel değerler merdiveninin bir basamağını
oluştururuz.
Buna göre Sartre’ın görüşü ile ilgili aşağıdaki yargılardan
hangisine ulaşılabilir?
A) İnsan evreni sorgular.
B) İnsanı insan yapan yaşamıdır.
C) Varoluşta düşünceler esastır.
D) İnsanın özü tutarlı olmasıdır.
E) Evrensel değerlere göre yaşamak gerekir.
Bir eşyanın özüne ulaşabilmek için onun öz dışındaki tüm
niteliklerinin bir kenara konulması gerekir. Örneğin karşımızda duran bir masanın tüm duyusal özelliklerini soyutlayarak ya da yok varsayarak bu masanın özünü yakalayabiliriz.
Parçada ifade edilen varlık görüşü ve temsilcisi aşağıdakilerden
hangisidir?
A) İdealizm - Platon
B) Nihilizm - Nietzsche
C) Materyalizm - Marx
D) Fenomenoloji - Husserl
E) Panteizm - Spinoza
Yeni Ontoloji, varlığı dört katmanlı gerçeklik olarak ele
almaktadır. Bu yaklaşıma göre varlık, bilinçten bağımsız
olarak vardır. Dünya, her biri birbirinden ayrı dört katmanın
bir araya gelerek oluşturduğu bir bütündür. En altta
nesneler, canlılar, sonra ruhlu varlıklar ve en üstte değer
üreten insan. En altta fizik, en üstte felsefe vardır.
Buna göre “Yeni Ontoloji” ile ilgili olarak aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A) Dış dünya onu bilenden bağımsız değildir.
B) Varlık, çeşitlilik içeren bir bütündür.
C) İnsan en üst katmanda yer alır.
D) Varlık en alttan üste doğru ilerler.
E) Varlık felsefi bir problemdir.
Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm), varlığın genel ve soyut
çerçevede sorgulanmasını doğru bulmaz. İnsan doğrudan
oluşun öznel ve somut göstergelerine yönelir. Çünkü
insan diğer nesneler gibi değişmez bir özün varlığı değildir;
kendi özünü kendisi belirlemek zorunda olan bir varlıktır.
Buna göre aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılabilir?
A) Nesnelerin özünü insan belirler.
B) Evrendeki tek gerçeklik insandır.
C) İnsan koşulsuz özgürlüğe sahiptir.
D) İnsan olmanın özü aynı kalmaktır.
E) İnsanın amacı öznelliği aşmaktır.
Hartmann, tek düze bir varlık alanı üzerinde varlığın sorgulanmasını doğru bulmaz. Bunun için de varlıkları; inorganik, organik, ruhsal, tinsel gibi katmanlara ayırır. Hartmann’a göre varlıkların sınıflandırılması, bir bakıma diğer görüşler için de birbiriyle çatışmayan yaklaşım alanları
oluşturacaktır.
Buna göre Hartmann’ın “Yeni Ontolojisi” için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Karşıt yaklaşımlar arasında uzlaşı alanı oluşturur.
B) Ontolojik düşünceye bilimsel nitelik kazandırır.
C) Varlık konusunu sorun olmaktan çıkarır.
D) Felsefi problemlerin çözümünü kolaylaştırır.
E) Yeni felsefi düşüncelerin oluşmasını önler.
