wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

11 Vocabulary 001 A

Total questions: 25

Worksheet time: 8mins

Name
Class
Date
1.

agree (v)

a)

1. to make sb / sth behave or think in a certain way, to accustom

2. to determine

b)

to have the same opinion as sb. else,

to accept, to decide

c)

to get, to obtain, to gain

d)

to examine similarities or differences,

to be as good as or better / worse than sth else

2.

acquire (v)

a)

saptamak, tespit etmek, belirlemek, karar vermek

b)

elde etmek, ele geçirmek, edinmek

c)

kandırmak, aldatmak, oyuna getirmek

d)

geliş(tir)me, büyüme, ilerleme

3.

annoying (adj) / irritating (adj

a)

düşünceli, anlayışlı

b)

durgun, kasvetli, donuk, sıkıcı

c)

güçlükle, neredeyse hiç

d)

sinir bozucu, rahatsız edici

4.

apathy (n)

a)

ilgisizlik, kayıtsızlık

b)

sempati

c)

empati

d)

dikkat, özen

5.

achieve (v)

a)

başarmak, elde etmek

b)

üstlenmek, girişmek

c)

su yüzüne çıkarmak, meydana çıkarmak

d)

uygunluk, eşleşme / uymak, eşleş(tir)mek

6.

adulthood (n)

a)

durum, şart, hâl

b)

düşünceli, anlayışlı

c)

ilgisizlik, kayıtsızlık

d)

yetişkinlik, erişkinlik dönemi

7.

affectionately (adv)

a)

sevgiyle, şefkatle

b)

1. rüzgârlı, esintili

2. neşeli, cıvıl cıvıl, şen şakrak

c)

kesinlikle, tamamen

d)

düşünceli, anlayışlı

8.

breezy (adj)

a)

1. ünlü, tanınmış kimse

2. ün, şöhret

b)

1. rüzgârlı, esintili

2. neşeli, cıvıl cıvıl, şen şakrak

c)

mezar, kabir

ciddi, kasvetli, sıkıcı, hüzünlü

d)

deli(ce), anlamsız

9.

circumstance (n)

a)

1. derinlik

2. yoğunluk

b)

mazeret, bahane, özür

c)

durum, şart, hâl

d)

yetersizlik, beceriksizlik

10.

abandon (v)

a)

aynı fikirde olmak, kabul etmek,

beraber karar vermek

b)

terk etmek, bırakmak

c)

karşılaştırmak, mukayese etmek, ölçüşmek

d)

aksini iddia etmek, çelişmek

11.

curve (n) / (v)

a)

eğri, kavis / bük(ül)mek, kıv(ı)r(ık)mak

b)

durum, şart, hâl

c)

doğru / doğrulamak

d)

yamuk / bozmak

12.

dikkat, özen

a)

depth (n)

b)

excuse (n)

c)

ground (n)

d)

attention (n)

13.

1. yaratık, canavar

2. kaba, sevimsiz şey, kimse

a)

feast (n)

b)

least (adj)

c)

circumstance (n)

d)

beast (n)

14.

capable (adj)

a)

becerikli, kabiliyetli

b)

ciddi, kasvetli, sıkıcı, hüzünlü

c)

yetersizlik, beceriksizlik

d)

küçük, önemsiz

15.

considerate (adj)

a)

ünlü

b)

düşünmek

c)

düşünceli, anlayışlı

d)

tartışılır

16.

celebrity (n)

a)

1. the distance down or across

2. (of colour, emotion) intensity

b)

kutlama

c)

1. famous living person

2. fame

d)

parti

17.

absolutely (adv)

a)

lovingly, fondly

b)

1. windy, blowy

2. cheerful and relaxed

c)

lavish, profusely

d)

certainly, totally

18.

battle (n)

a)

fight, war, a length conflict or struggle

b)

maturity, the period when sb is adult

c)

depiction, definition, portrayal

d)

growth, advancement, improvement

19.

compare (v)

a)

to examine similarities or differences,

to be as good as or better / worse than sth else

b)

1. to make sb / sth behave or think in a certain way, to accustom

2. to determine

c)

to claim the opposite of sth, to differ, to vary

d)

to raise, to promote, to increase

20.

concisely (adv)

a)

kısaca

b)

durgun, kasvetli, donuk, sıkıcı

c)

cömertçe, bol bol

d)

güçlükle, neredeyse hiç

21.

condition (v)

a)

aksini iddia etmek, çelişmek

b)

saptamak, tespit etmek, belirlemek, karar vermek

c)

ortadan kaybolmak, yok olmak

d)

1. koşulla(ndır)mak, etkilemek, (belli bir duruma) getirmek

2. belirlemek

22.

appointment (n)

a)

1. a large, dangerous creature

2. cruel and unpleasant thing / person

b)

1. the distance down or across

2. (of colour, emotion) intensity

c)

1. randezvous, date, meeting

2. assignment

d)

1. earth, land

2. area of knowledge or subject

3. general opinion

23.

blame (n) / (v)

a)

ortadan kaybolmak, yok olmak

b)

suçlama / suçlamak

c)

dava / dava etmek

d)

1. koşulla(ndır)mak, etkilemek, (belli bir duruma) getirmek

2. belirlemek

24.

contradict (v)

a)

anlaşmak

b)

aksini iddia etmek, çelişmek

c)

karşıdan gelen

d)

aynı fikirde olmak

25.

deceive (v)

a)

1. reddetmek

2. kovmak, işten çıkarmak

3. salıvermek, göndermek

b)

(biçimini) bozmak, çarpıtmak

c)

kandırmak, aldatmak, oyuna getirmek

d)

olanak sağlamak, izin vermek