wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

Felsefe 11. Sınıflar

Total questions: 20

Worksheet time: 20mins

Name
Class
Date
1.

Skolastik felsefe, Hristiyan dogmalarını sistemleştirme çabası içinde olmuştur. Bu dönemde Hristiyan düşünürlerinin amacı, dini dogmaları temellendirmek, anlaşılabilir hâle getirmek ve geniş kitlelere ulaştırmaktır. Bunun için de Antik Yunan filozoflarının görüşlerinden faydalanmışlardır. Örneğin mantık alanındaki çalışmalar dini kabullerin desteklenmesinde kullanılmıştır.

Bu parçada sözü edilen Antik Yunan düşünürü aşağıdaki seçeneklerden hangisinde verilmiştir?

a)

A) Aristoteles

b)

B) Empedokles

c)

C) Thales

d)

D) Sokrates

e)

E) Anaksimandros

2.

Fârâbî'nin, Medine'tul Fazıla adlı eserinde; "Sakinlerinin ancak saadete erişmek maksadıyla yardımlaştıkları bir şehir fazıl bir şehir olur. Saadete erişmek maksadıyla kurulan her topluluk da fazıl bir topluluk sayılır. Onun içindir ki bütün şehirleri saadete erişmek maksadıyla el ele vererek çalışan bir millet de fazıl bir millettir. Bütün milletleri saadete ulaşmak maksadıyla el birliğiyle çalışan bir dünya fazıl bir dünya olur." demiştir.

Bu parçaya göre insan ve toplumu fazilete ulaştıracak temel değer aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) Yardımlaşmak

b)

B) Merhamet

c)

C) Çalışmak

d)

D) Adalet

e)

E) Saadet

3.

Antikçağın sonlarına doğru Hristiyanlığın ortaya çıkmasıyla beraber felsefi düşünüş farklı bir yapıya geçmiştir. Felsefi düşünüşte dini temele alan yaklaşım, İslamiyet’in doğuşuyla da bu özelliğini sürdürmüştür. Hristiyan ve İslam felsefesi düşünürleri bilgi konusunda inancın gerektirdiği kabuller ve aklın rolü üzerine farklı görüşler ortaya koymuştur. Aklın bir sınırı olduğunu, inanmak için akla gerek olmadığını savunanlar olduğu gibi; aklın inanılanı temellendirebileceğini savunan düşünürler de olmuştur.

Bu parçaya göre, 2-15. yüzyıl döneminde teolojik ve felsefi bilginin değerine ilişkin tartışmalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a)

A) Felsefe, teoloji üzerinde egemenlik kurmuştur.

b)

B) Felsefe, bu dönemde en çok bilimsel çalışmalardan etkilenmiştir.

c)

C) Kutsal metinlere felsefi şüphe ile yaklaşılmıştır.

d)

D) Felsefe, ikincil bir bilgi olarak teolojinin tamamlayıcısı durumundadır.

e)

E) Teoloji çalışmaları felsefeyi yok saymıştır.

4.

MS 2. yüzyıl – MS 15. yüzyıl döneminde felsefe ve din yoğun bir şekilde etkileşim içine girmiştir. Bu çağda felsefeye, inancın pekiştirilmesi amacıyla başvurulmuştur.

Parçaya göre bu dönemde felsefenin aşağıdaki alanlardan hangisine yaklaştığı söylenebilir?

a)

A) Fizik

b)

B) Teoloji

c)

C) Metafizik

d)

D) Retorik

e)

E) Hitabet

5.

“Anlayabilmek için inanıyorum.” anlayışıyla felsefeyi dine tabi kılmış olan Augustinus’a göre hakikat bizzat Tanrı’nın kendisidir. Yani Tanrı insandadır. İnsanın kendisi de Tanrı’dadır. Felsefe ise bu durumu anlamaya çalışma etkinliğidir. İnsan ancak bunu anlayarak mutlu olur.

Buna parçadan aşağıdaki yargıların hangisine ulaşılamaz?

a)

A) Hakikati arayan kişi Tanrı’yı aramalıdır.

b)

B) Felsefe ile teolojiyi birbirinden ayırmak olanaksızdır.

c)

C) Hakikate ilişkin bilgi mutluluk için gereksizdir.

d)

D) Felsefeyi Tanrı'nın bilgisine ulaşmak için kullanmak gerekir.

e)

E) Tanrı insan tarafından bilinmeye değecek tek hakikattir.

6.

Orta Çağ Avrupa’sında Antik kültürden kilisenin kendine uygun bulup aldığı düşünceler ayakta kalırken, kiliseye aykırı olanlar kesin olarak dışarıda bırakılmıştı.

Parçadan hareketle Orta Çağ felsefesi ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

a)

A) Baştan aşağı dini karakterli bir felsefedir.

b)

B) Aklı temele alan bir felsefedir.

c)

C) Ana maddeyi araştıran bir felsefedir.

d)

D) İlk neden en temel problematiğidir.

e)

E) Bilimsel gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir.

7.

I. Akıl ve inanç tartışmaları ön plandadır.

II. Tanrının varlığı kanıtlanmaya çalışılmıştır.

III. Kutsal metinlerin doğruluğu merkeze alınmıştır.

IV. Oluşturulan fikirlerde dinsel otoriteye karşı gelinmemesi gerektiği söylenmiştir.

Verilenlerden hangileri Hristiyan felsefesinin özellikleri arasında yer alır?

a)

A) I ve II

b)

B) I ve IV

c)

C) I, II ve III

d)

D) I, II ve IV

e)

E) I, II, III ve IV

8.

Orta Çağ’da ortalama bin yıllık bir tarihsel dönemde felsefe ile din arasında yoğun bir etkileşim görülmüştür. Böylece felsefe, bu dönemde yeni bir anlayış kazanmış, ilahi dinlere yaklaşmıştır. Bu dönem düşünürleri felsefeyi çoğunlukla dini bilginin bir parçası ve yardımcısı olarak değerlendirmiştir.

Buna göre bu dönem felsefesi için aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

a)

A) Varlığın mahiyetini sorgulayan bir disiplin haline gelmiştir.

b)

B) Dilin çözümlenmesini amaçlayan bir alan haline gelmiştir.

c)

C) İnanç kanunlarının akılsal kanıtlamalarında araç konumuna gelmiştir.

d)

D) Görünenin ve çokluğun ardındaki değişmez olanı arar hale gelmiştir.

e)

E) Dünyevi varlıkların işlevini anlamayı amaçlar hale gelmiştir.

9.

Antik Çağ için Tanrı bu evrenin bir mimarıdır ve adeta bir yapı ustası gibidir. Demiurgos biçimlendirdiği maddeyi hazır bulmuştur. Tanrı varlığın kendisidir, geri kalan tüm var olanlar Tanrısal varlık dolayısıyla, ondan pay aldıkları için var olmuşlardır. Orta Çağ’da ise Tanrı ile yaratılan aynı hamurdan değil, başka başka özlerdendir. Onun için de aralarında kapanmaz bir aralık vardır.

Buna göre Orta Çağ’da varlıkların oluşumu için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) Evren Tanrı’nın eseridir.

b)

B) Dünya Tanrı’nın kendisini açmasıdır.

c)

C) Tüm var olanlar varlıklarını Tanrı’nın istemesine borçludur.

d)

D) Bu dünyadaki tüm otoriteler Tanrısal istençten aktarmadır.

e)

E) Madde de Tanrı’nın kendisi gibi öncesizdir.

10.

Din ve felsefe, tarihsel süreç içerisinde birbiriyle ilişki içinde olmuştur. Özellikle MS 2.- MS 15. yüzyılda İslamiyet ve Hristiyanlık, bazı felsefi görüşlerle karşı karşıya gelmiş olsa da başka bazı problemleri konusunda da felsefeden yararlanmıştır.

Bu parçada sözü edilen durumun sebebi aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) Dini düşüncelerin temellendirilmesinde felsefeye ihtiyaç duyulması

b)

B) Din adamlarının aynı zamanda felsefeyle ilgilenmesi

c)

C) Din ve felsefenin varlığa yaklaşımının aynı olması

d)

D) Ortaçağ'da özellikle Avrupa'da tutuculuğun artması

e)

E) Bazı filozofların dini baskıdan kurtulma çabası

11.

Sokrates diyaloğu, bilginin açığa çıkmasını sağlayan bir tartışma yöntemi olarak kullanmıştır. Bu tartışmada Sokrates karşısındakine sadece sorular sorar ve onun kendi cevaplarından doğan sonuçları görmesini sağlar. Sonuçları akla uygun olmayan cevapları eleyerek, doğru cevaba ulaşmaya çalışır. Böylece kişi düşüncede adım adım ilerleyerek doğruya ulaşacak ya da doğru bildiğinin farkına varacaktır.

Buna göre Sokrates’in yönteminin dayandığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a)

A) Bilgi duyu verileri olmadan sezgi yoluyla elde edilir.

b)

B) Akıl, bilgiye deneyimlerin sentezi sonucu ulaşır.

c)

C) Bilgi doğuştan akıl yoluyla gelir.

d)

D) Bilginin varlığı yarar ilkesine dayanır.

e)

E) Bilgilerin doğruluğu kişiden kişiye değişir.

12.

Platon’a göre maddi şeylerin bağımsız bir varlığı yoktur. Onlar ideal varlıklar evrenindeki mükemmel biçimlerin geçici birer yansımasıdır. Aristoteles ise maddesiz biçimin ve biçimsiz maddenin olamayacağını ileri sürer. Ona göre her varlığın, aynı zamanda varoluş amacı, kendi mükemmel “öz” ünü yine kendi içinde taşımaktır.

Buna göre Aristoteles’i Platon’dan ayıran temel nokta aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) Varlığın yapısının bilenemeyeceğini düşünmesi

b)

B) İdeal varlıkların mükemmel olduğunu savunması

c)

C) Asıl gerçekliğin maddenin içindeki öz’de saklı olduğunu ileri sürmesi

d)

D) Varlığın salt biçimden oluştuğunu savunması

e)

E) Biçimin maddeden ibaret olduğu görüşünü ileri sürmesi

13.

I. Kötülük Problemi

II. Tanrı'nın varlığı problemi

III. Tümeller problemi

Yukarıda verilenlerden hangileri 2.yüzyıl-15. yüzyıl Hristiyan felsefesi temel problemlerindendir?

a)

A) Yanlız I

b)

B) Yanlız II

c)

C) I-II

d)

D) I-III

e)

E) I-II-III

14.

MÖ. 5.yy’da Sofistlerle birlikte bilginin kendisi şüphe ve eleştiri konusu olmuş; insanın nesneleri kendisinde olduğu gibi bilip bilemeyeceği tartışılmıştır.

Buna göre aşağıdakilerden hangisi felsefenin cevap aradığı sorulardan biri haline gelmiştir?

a)

A) Varlığın ilkeleri nelerdir?

b)

B) Evrenin ana maddesi nedir?

c)

C) Bilimsel bilginin değeri nedir?

d)

D) Doğru bilgi elde edilebilir mi?

e)

E) Değişmeyen, kendisiyle özdeş kalan şeyler var mıdır?

15.

Bazı şüpheci düşünürler, duyularımızın bizi aldatabileceğinden yola çıkar. Örneğin su dolu bardağın içindeki kaşığı kırık gibi algılarız. Duyularımız bizi ara sıra aldatıyorsa, her zaman aldatıyor olabilir. Bu durumda her şeyden şüphe edilebilir.

Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

a)

A) Bilgilerimizin kaynağı akıldır.

b)

B) Zeka ve iç güdü sezgiyi oluşturur.

c)

C) Bilgilerimiz sadece duyu verileri ile elde edilmez.

d)

D) Bilgi fenomenlerin içinde saklıdır.

e)

E) Algılarımız bizi yanıltıyorsa doğru bilgiye ulaşılamaz.

16.

Antik Yunan’da ilk felsefe ontoloji ile başlar. Varlığa dair kültürel ve mitolojik açıklamaların güvenilir dayanaklara sahip olmaması, Yunan düşünürlerini akla dayalı bir yolculuğa çağırır.

Buna göre “ontoloji” için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a)

A) Varlığa yönelik güvenilir bir inanç oluşturur.

b)

B) Kültürel oluşumları varlık anlayışına dayandırır.

c)

C) Varlığın kaynağına yönelik rasyonel bir sorgulama yapar.

d)

D) Yunan toplumuna uygun varlık anlayışı oluşturur.

e)

E) Mitolojik yaklaşımların varlık anlayışını temellendirir.

17.

Meşşailik, İslam felsefesine ait bir görüştür. Aklın imkanlarını kullanarak inancı felsefe ve mantık ile uzlaştırır. Gazali, Meşşailiğin bu tavrına kesin bir şekilde karşı çıkar. Aklın ve tecrübenin yanıltıcılığını gözler önüne sererek inanç ilimlerini akli ilimlerden ayırmaya yönelir.

Bu parçaya göre Gazali'nin görüşünü yansıtan yargı aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) İnanç konuları akılla ilişki kurulmadan edinilir.

b)

B) İnanç konuları akla dayandırılarak temellenir.

c)

C) İnsanın tecrübeleri, ilahi emirleri onaylar niteliktedir.

d)

D) Bilgi, aklî tecrübe yardımı ile kazanılır.

e)

E) Bilgide mistik tecrübe değil mantık söz konusudur.

18.

İlkçağ felsefesi deyince yaygın olarak Yunan felsefesi akla gelir ancak İlkçağ kavramı çok geniştir. Bu uzun zaman aralığında birçok kültür doğup gelişmiştir. Mısır, Mezopotamya(Sümer, Akad, Babil, Asur), Hitit, Fenike, Yahudi, Yunan, Pers, Roma, Kartaca kültürlerini de İlkçağ felsefesi içine dahil edebiliriz.

Bu parçadan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?

a)

A) Yunan felsefesi ilkçağ'da varolmuş bütün toplumları temsil eder.

b)

B) İlkçağ felsefesi denince yalnız Yunan felsefesi akla gelmelidir.

c)

C) İlkçağ felsefesi kavramı kronolojik olarak yalnızca bir dönemi ifade eder.

d)

D) İlkçağ Felsefesi bir çok kültür ve düşünceyi içine alır.

e)

E) İlkçağ Felsefesi miladi yılın başlamasıyla ortaya çıkmıştır.

19.

İslam felsefesinde irade özgürlüğü problemi konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bu görüşlerden birine göre;

• Davranışı yaratan Allah’tır.

• Davranışı tercih eden ve insana yaptıran Allah’tır.

• İnsan davranışlarından sorumlu değildir.

Maddeler halinde verilen bu bilgiler aşağıdaki görüşlerden hangisine aittir?

a)

A) Mu’tezile

b)

B) Eş’ariyye

c)

C) Maturidi

d)

D) Cebriye

e)

E) Dehriye

20.

İbn Sînâ için faal akılla ilinti durumuna girerek dış dünyadaki görünüşlerin ardındaki gerçek ve mutlak varlığı görmek, çokluk alemini birlik olarak kavramak mümkün olur.

Buna göre İbn Sînâ’nın bilgi konusunda aşağıdaki görüşlerden hangisini savunduğu söylenebilir?

a)

A) Empirizm

b)

B) Pozitivizm

c)

C) Rasyonalizm

d)

D) Kritisizm

e)

E) Pragmatizm