NEW
Font size
WorksheetsÇIKMIŞ SORULAR
Total questions: 20
Worksheet time: 19mins
Bir düşünüre göre ahlâki değerler doğru ya da yanlışı, bireylerin kanılarından bağımsız olarak belirler. Örneğin “Öldürmek kötüdür.” yargısı, tıpkı “Üçgenin iç açılarının toplamı 180° dir.” yargısı gibi, doğruluğu insanların duygu ve eğilimlerine göre değişmeyen bir yargıdır.
Bu düşünür, ahlâk değerlerinde hangi özelliğin bulunduğunu öne sürmektedir?
(1999-ÖSS)
Erdemli yaşamanın bir aracı olma
Tanımlanamaz nitelikte olma
Zamanla değişme
Nesnel olma
İnsanlar arasındaki ilişkileri yönlendirme
Faydacı ahlak anlayışına göre, en çok sayıda insana en büyük ölçüde mutluluk sağlayan eylem, ahlaki bakımdan doğru eylemdir. Dolayısıyla bir eylemi doğru veya yanlış olarak değerlendirmek için öncelikle o eylemin, ilgili kişilerin tümüne sağladığı hazlara ve getirdiği acılara bakmak gerekir.
Bu parçaya göre, faydacı ahlak anlayışı bir eylemin ahlaki bakımdan doğru olup olmadığını değerlendirirken aşağıdakilerden hangisini ölçüt alır?
(2000-ÖSS)
Eylemin sonuçlarını
Eylemde bulunan kişilerin niteliklerini
Eylemin hangi koşullarda gerçekleştirildiğini
Toplumun eylemde bulunan kişiye karşı tutumunu
Eylemin hangi amaçla yapıldığını
Nasrettin Hoca bir gün oğluyla birlikte şehre gitmek üzere yola çıkar. Şehre birçok köyün içinden geçilerek gidilmektedir. Hoca eşeğin üzerinde, oğlu da yürüyerek onu takip eder. İlk köyden geçerken köylüler “Koskoca adam eşeğe binmiş, küçücük çocuğu yürütmeye utanmıyor!” diye kınarlar. Sonraki köyden geçerken Hoca yürür, oğlu da eşeğin üzerindedir. Oradaki köylüler de “Görüyor musun saygısız çocuğu, koca adamı yürütüyor.” derler. Üçüncü köyde Hoca ve çocuk eşeğe birlikte biner, bu kez de eşeğe acımıyorlar diye suçlanırlar. Dördüncü köyde çocuk da Hoca da yürür, kınanmaktan nasiplerini alırlar. Beşinci köyde Hoca ve oğlu eşeği birlikte taşımalarına karşın kınanma durumu değişmez.
Bu parça ahlak felsefesinin temel problemlerinden hangisinin soruşturulmasında örnek verilebilir? (2011-YGS)
Tüm davranışlar ahlakla mı ilgilidir?
Akılla erdem arasında nasıl bir ilişki vardır?
Ahlakta her zaman iyi niyet yeterli midir?
Mutlak iyiye ulaşmak mümkün müdür?
Bireylerin vicdanlı olmasının, ahlaki eylemde işlevi nedir?
Paris’te genç bir adam her gün aynı fırından bayat ekmek alır. Bayat ekmek taze ekmeğin yarı fiyatına satılmaktadır. Fırıncı, müşterisinin hoşuna gideceğini düşündüğünden bir gün ekmeği, içine tereyağı sürerek verir. Ertesi gün genç adam öfkeyle fırına gelir. “Niçin böyle bir şey yaptın? Günlerce uğraştığım proje yağlı ekmek yüzünden mahvoldu. Ben bayat ekmeği çizimin hatalı yerlerini silmekte kullanıyordum.” der.
Bu parça “ahlaki eylem”le ilgili aşağıdaki yargılardan hangisini destekler niteliktedir?
(2010-YGS)
İyiliği ve kötülüğü belirleyen, eylemdir.
Erdemli olmak ahlaki karara bağlıdır.
Ahlaki karar ahlaki eylemden önce gelir.
Doğru davranmak, erdemli olmak anlamına gelmez.
Niyetin iyi olması eylemin iyi olmasını sağlamaz.
Ahlak felsefesinde nesnelcilikte, değerlerin dış dünyada, onlara ilişkin kavrayışımızdan ayrı ve bağımsız olarak var olduğu ve bunların insan tarafından bilinebileceği ileri sürülür. Değerlerin ahlaki yargıları ve eylemleri belirleyen ilkeler olarak kullanılmak durumunda olduğu ve nesnelerle eylemlerin, kendilerinde insandan bağımsız olarak var olan bir nitelikten dolayı iyi ya da değerli olduğu savunulur.
Bu parçaya göre bir eylemin “iyi ya da değerli” olması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
(2009-ÖSS)
Kişiye yarar sağlamasıyla
Evrensel ahlak yasasına uygun olmasıyla
Kişinin özgür iradesine bağlı olmasıyla
Özgürlüğün sorumluluk gerektirdiği düşüncesine uygun olmasıyla
Kişinin, öyle davranmasının ödevi olduğunu düşünmesiyle
Nesnenin bilgisinin söz konusu olabilmesi için önce nesnenin var olması gerekir. Örneğin ağacın ne olduğundan, türlerinden, yararlarından söz edebilmek için öncelikle “ağaç” denilen bir şey var olmalıdır.
Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?
(2011-YGS)
Bilgi kuramı ontolojiye dayanır.
Varlığın varlığı, onun bilgisine bağlıdır.
Bilgi, bilinçteki bir şeyin bilgisidir.
Bilgi, varlığın bilgisiyse nesneldir.
Kesin bilgi, deney verilerine dayanan bilgidir.
İnsan merak eden varlıktır. Kendini, insanı, doğayı, evreni, toplumu… Felsefe, en temeldeki bu şeyleri akıl yoluyla anlama arayışıdır. Bunları sorgulamak amacıyla çeşitli sorular ortaya atar. Bir şey gerçekten bilinebilir mi? Eğer bilinebilirse neler bilinebilir? Bilinenlerin bilindiğinden nasıl emin olunabilir? Buna benzer felsefi sorular felsefenin odağını oluşturur.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisinin felsefi soru niteliğinde olduğu söylenebilir?
(2010-YGS)
Demokratik yasaların özellikleri nelerdir?
Yer çekimi kuvveti cisimleri nasıl etkiler?
Toplumsal normların amacı nedir?
Niçin ahlaklı olmalıyım?
Atlar ayakta mı uyur?
Bilgiler yalnızca var olma mücadelesinde kullandığımız araçlar olduğundan, doğru olmaları için uymaları gereken nesnel gerçeklik diye bir şey yoktur.
Bu parça “bilgi kuramı”nın hangi temel sorusuna yanıt niteliğindedir?
(2009-ÖSS)
Doğru bilginin ölçütü nedir?
Duyu bilgisine güvenilir mi?
Akıl her şeyi bilebilir mi?
Neyi bilebiliriz?
Bilgi doğuştan mıdır?
Dünyanın başlangıcı, sonu ve niçin var olduğuna ilişkin sorular hep merak uyandırır. Heidegger, bu türden sorulara ilişkin genel fikirlerin ve bunların tarihinin ayrıca bunlardan kaynaklanan başka şeylerin belirtilmesinde felsefe sözcüğünün kullanılmasını olanaksız kılmıştır. Bunun da Heidegger’in felsefeye en temel katkısı olduğu söylenebilir.
Bu parçaya göre Heidegger’in felsefe sözcüğünün kullanılmasını istemediği alan aşağıdakilerden hangisidir?
(2009-ÖSS)
Etik
Metafizik
Estetik
Bilim felsefesi
Bilgi kuramı
Başkalarının dertlerini inceleyip kendi dertlerini bilmeyen bilginlerle, çalgılarını akort etmesini bilip de yaşayışlarını akort etmeyi bilmeyen müzikçilerle, adaletten söz etmeyi öğrenip adaletli davranmayanlarla alay edermiş Kral Dionysius.
Bu parçada Kral Dionysius’un alay ettiği belirtilen kişilerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
(2007-ÖSS)
Bilgilerinin yetersizliği
Olaylara farklı açılardan bakmamaları
Bildiklerini yaşama uyarlamamaları
Öznel olmaları
Olduklarından farklı görünmeleri
Toplumsal varlık olarak bir arada yaşamak zorunda olan insanlar arasında, çeşitli istek ve amaçların bir noktada çatışacak şekilde toplanması nedeniyle bir çekişme durumu ortaya çıkar. Eğer ortada uyuşmazlıkları önleyecek bir erk olmazsa çatışmalar insanlığın yok olmasına yol açar. Böyle durumlarda kural koyucuya sahip olma ve ona boyun eğme gereği duyulur. Bu ihtiyacı giderecek kurum da devlettir. Üstün bir otoriteye sahip olan devlet ve onun koyduğu kurallar, bireyi diğer insanların saldırı ve eziyetlerinden korur.
İbn-i Haldun’un görüşlerini yansıtan bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
(2011-YGS)
Devlet toplumsal iradenin ürünüdür.
Devletin varlığı doğal ve zorunludur.
Devlet, bireylerin ve kurumların karşılıklı güveniyle varlığını sürdürür.
Devlet, mutlak bir güç değil toplumun amaçlarını gerçekleştirmek için bir araçtır.
Devlet, toplumu baskı altında tutabilmek için sınırsız yetkiyle donatılmalıdır.
Toplumsal düzenin yasal olması yeterli değildir; toplumsal düzen, aynı zamanda meşru görünmelidir. Bireyin, korku içinde yaşayan bir uyruk olarak değil, ikna olmuş bir yurttaş, özgür bir birey olarak toplumsal normları kendisinin normları diye algılaması da zorunludur. İnsanın bu normları içselleştirmesi, “rıza” ya da “meşrulaştırma” dediğimiz şeydir.
Parçaya göre, meşruluğun dayanağı aşağıdakilerden hangisidir?
(2006-ÖSS)
Düzeni sağlayan yasalar bulunması
Normların bütün bireyler için bağlayıcı olması
Normların benimsenmesi
Bireyin isteklerinin göz önünde bulundurulması
Normların başka toplumlar tarafından da kabul görmesi
Brian Redhead'a göre, siyasal düşünce tarihi, belli bir soruyu yanıtlama çabalarının tarihidir. Soru aynen durmakta yalnızca yanıtlar değişmektedir. Verilen yanıtların başlıcaları şunlardır:
- Çünkü, varlığım devletin varlığına bağlıdır.
- Çünkü, devlet Tanrı'nın iradesidir.
- Çünkü, devlet ve ben bir anlaşma yaptık.
- Çünkü, devlet ahlaki düşüncenin gerçekleşmesidir.
Buna göre, siyasal düşünce tarihi aşağıdakilerden hangisinin sorgulanmasına dayanır?
(2003-ÖSS)
Bürokrasinin gereğinin
Devlet-ekonomi ilişkisinin
Devlete itaat nedeninin
İdeal düzenin olabilirliğinin
Bireyin devlet için vazgeçilmezliğinin
İnsanların düşünce ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi, doğruların ve gerçeklerin ortaya çıkmasına ve kavranmasına katkıda bulunur. Bir düşünürün dediği gibi, düşüncelerin savunulmasından gerçekler doğar.
Aşağıdaki yargılardan hangisi bu görüşü destekler?
(2000-ÖSS)
Devletin ekonomik alana müdahalesinin azaldığı, bireylerin özgürce ekonomik girişimde bulunduğu dönemlerde toplumsal refah yükselmiştir.
Bilim ve felsefedeki başlıca ilerlemeler, düşünce ve inanç özgürlüğünün olduğu dönemlerde ve ülkelerde gerçekleşmiştir.
Bireyin yeteneklerini özgürce geliştirdiği eğitim ve ortamlarında, dünyada iz bırakan sanatçılar yetişmiştir.
Bireylerin yurttaş olarak haklarının korunduğu toplumlarda oluşan güven ortamı, insanların daha üretken olmasını sağlamıştır.
Çeşitli düşünce ve görüşlerin bir arada yaşaması, ilk önce, değişik kültürlerle iletişim olanağı bulan toplumlarda görülmüştür.
Modern bilimin öncüleri olarak kabul edilen Copernicus, Kepler, Galileo, Newton astronomi alanından başlayarak bilim anlayışında önemli bir dönüşüme yol açtılar. Onların katkısıyla hakikat arayışında engel oluşturan geleneksel bakıştan vazgeçildi. Hatta otoritelerin bilimde yeri olmadığına inanılmaya başlandı. “X doğrudur.” biçimindeki bir önermeye artık “Hangi otorite bunu söylüyor?” sorusuyla değil, “Bununla ilgili kanıtınız ne?”, “Deliliniz nerede?” diye karşılık verilir oldu. Sonunda otoriteler de eleştirel sorgulamaya açık, hesap sorulabilir olarak görüldü.
Bu parçaya göre bilimin modernleşmesi aşağıdakilerden hangisine dayandırılabilir?
(2011-YGS)
Olaylar arasında neden sonuç ilişkisi aranmasına
Hakikati arama çabalarının ağırlık kazanmasına
Yöntem problemlerinin çözülmesine
Düşünmenin mantık ilkelerine dayandırılmasına
Dogmatik anlayışın yıkılmasına
Bir paradigmanın açıklayamadığı olgular, sorular, durumlar yani anomaliler ortaya çıktığında o paradigmanın taraftarları ya bu durumu görmezden gelir ya da hâlâ olguları bu paradigmayla açıklama çabasını sürdürürler. Ama asla bu paradigmadan vazgeçmezler. Bu durum, gece kaybettiği anahtarını arayan adamın, anahtarını, düşürdüğü sokağın karanlık köşesinde değil de ışığın daha iyi olduğu sokak lambasının altında aramasına benzer.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi paradigma değişimini güçleştiren etmendir?
(2010-YGS)
Olgulardaki niceliksel değişimi fark edememe
Olguları kurama uydurmaya çalışma
Benimsenen kuramların yetersiz oluşu
Nesnel bakıştan yoksun olma
Ölçüm araçlarının kurama göre hazırlanmış oluşu
Bir bilim adamı, buluşuyla ilgili olarak “Başkalarının otobana dönüştürebilecekleri bir patika açtım.” diyor.
Bilim adamı bu sözüyle, aşağıdakilerden hangisini benimsediğini gösterir?
(2008-ÖSS)
Bilimin birikimli olarak ilerlediğini
Bilimsel çalışmanın kişiye özgü uğraş olduğunu
Bilimsel çalışmanın, başkalarını düşünerek yapılması gerektiğini
Bilimsel çalışmanın sistemli olması gerektiğini
Bilimin teknolojiyle yakından ilişkili olduğunu
Sanat eserleri diğer nesneler gibi vardır. Resimler bir şapka veya palto gibi duvarda asılı dururlar. Sözgelimi Van Gogh’un bir çiftçinin ayakkabılarını gösteren resmi bir sergiden diğerine taşınıp durur, aynı Zonguldak’tan gönderilen kömür veya Karadeniz ormanlarından gönderilen tomrukların taşınması gibi. Cemal Süreya’nın şiirleri, bir öğrencinin sırt çantasında diğer eşyalarıyla bir arada bulunabilir. Beethoven’in eserleri kitapevlerinde raflara tıpkı kırtasiye malzemeleri gibi yerleştirilir. Yine de bir şeyi sanat eseri olarak görüp diğer nesnelerden ayrı tutuyorsak o, estetikle ilgili görüşlerimize uygun demektir.
Bu parçaya göre sanat eseri diğer nesnelerden hangi açıdan ayırt edilir?
(2011-YGS)
Estetik kaygılarla oluşturulmasıyla
Doğayı aynen yansıtmasıyla
Alımlayıcının değerlendirme biçimiyle
Evrensel nitelik taşımasıyla
Yaratıcısının düşüncesini içermesiyle
Bir Japon filminde, evlenecek çift baharda çiçek açmış kiraz ağaçlarının çevrelediği yolda yürüyordu. Görüntü harikaydı, beni çok etkilemişti. Japon inançlarında çiçek açmış kiraz ağacının, muhteşem güzelliği nedeniyle kutsal sayıldığını daha sonra bir belgeselden öğrendim. Bunu öğrenmiş olmam o görüntüyle ilgili estetik yargımı değiştirmedi.
Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini destekler niteliktedir?
(2010-YGS)
Sanat eserinin topluma vereceği bir ileti olmalıdır.
Estetik yargılar güzelin bilgisinden çok, alınan hazza bağlıdır.
Doğada güzel olanlar sanatta da güzeldir.
Sanatın amacı güzeli ortaya koymaktır.
En az bir süje haz alıyorsa o sanat eseridir.
Bizleri sanata yönelten güçlü dürtülerden biri de gündelik hayatın acı verici kabalığından, sıkıcı monotonluğundan ve sürekli değişen kişisel istekler zincirinden kaçma gereksinimidir.
Bu cümlede sözü edilen gereksinim, sanatta özellikle hangi yolla giderilir?
(2004 – ÖSS)
Belirli bir üslubu sürdürme
Alanını sınırlama
Kurmaca dünya oluşturma
Kalıcı yapıtlar verme
Kullanacağı tekniği belirleme
