wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

Tügva tyt denemesi türkçe

Total questions: 40

Worksheet time: 40mins

Name
Class
Date
1.

1. I. Ben çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam.

II. Hamamda kulağıma su kaçmış.

III. Bir tehlike sezdi mi hemen kaçar.

IV. Bu mavi yeşile kaçıyor.

V. Gelen telefonla keyfim kaçtı.

Yukarıda numaralanmış cümlelerde, ‘’kaçmak”

sözcüğü kaç anlamda kullanılmıştır?

a)

A)1

b)

B)2

c)

C)3

d)

D)4

e)

E)5

2.

2. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde mecazlı bir

söyleyiş yoktur?

a)

A) Çürük merdivenle dama çıkılmaz.

b)

B) Yuvarlanan taş yosun tutmaz.

c)

C) Akacak kan damarda durmaz.

d)

D) Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.

e)

E) Keskin sirke kabına zarardır.

3.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kulla-

nılmamıştır?

a)

A) Tarih bilginizi gözden geçirirseniz iyi olacak sa-

nırım.

b)

B) Her şeyi kılıfına uydurduktan sonra kılına halel

gelmez.

c)

C) Çobanın hekim parasını, ilaç parasını boyunla-

rına aldılar.

d)

D) O görüntü gözlerimin önünde canlanınca kan

beynime sıçrıyor

e)

E) Beni de bu coşkunun en büyük ortağı kabul

ediyorlar.

4.

4. Yazarlar daha önce yazılmış yazılar başta olmak

üzere her türlü metin, bilgi ve düşünceden yarar-

lanarak kendi yaşam tarzlarının ve hayat tecrübe-

lerinin imzasını taşıyan yazılarla insanlığın ufkunu

zenginleştirirler.

Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen

aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) Yazılarını, insanların kolay anlayabileceği fakat

zengin ifadelerle oluşturması

b)

B) Yazılarında, yazarın yaşamının olduğu gibi gö-

rülmesi

c)

C) Yazılarda yaratıcısının karakterinden, birikim-

lerden izler olması

d)

D) Yazarların zevk ve anlayışının şiirde geri plan-

da kalması

e)

E) Geleneksel ile çağdaşın yazılarda buluşturulması

5.

5. Cahit Külebi okumak, bu toprağın sesine kulak

vermek demektir. Yaşadığı köye, kasabaya, ahşap

eve, dayandığı kerpiç duvara sesinin rengini katan

bir şairdir Külebi.

Bu parçada geçen “sesinin rengini katmak” sö-

züyle Cahit Külebi’ye ilişkin anlatılmak istenen

aşağıdakilerden hangisidir?

a)

A) Doğal bir anlatıma sahip olduğu

b)

B) Yerel unsurlardan beslendiği

c)

C) Topluma sırtını dönmediği

d)

D) Kişisel farklılığının anlattıklarına yansıdığı

e)

E) Duygularını ifade etmekten kaçınmadığı

6.

6. Anlam genişlemesi yoluyla somut anlamlı bir söz-

cük soyut anlam kazanabilir.

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bunun bir ör-

neği vardır?

a)

A) Trenin sesi köyümüzden duyuluyordu.

b)

B) Bu işte parmağı olduğunu düşünüyorum.

c)

C) Başarının en iyi yöntemi düzenli çalışmaktır.

d)

D) Ayağındaki yara giderek büyüyordu.

e)

E) Kaybettiği aşkını yeniden bulmaya çalışıyordu.

7.

7. Bahçesini akıllı bir sulama sistemi ile sulamak is-

teyenlerin hayli ---- olan cihaz; bilgisayara, tablete

veya akıllı telefona yüklenen uygulaması üzerin-

den ---- bir akıllı sulama sistemidir.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakiler-

den hangisi sırasıyla getirilmelidir?

a)

A) yüzünü güldürecek - puan verilebilen

b)

B) ilgisini çekecek - takip edilebilen

c)

C) cebini yakacak - görüş bildirilebilen

d)

D) verimini artıracak - kurulabilen

e)

E) işini kolaylaştıracak - yorumlanabilen

8.

8. (I) İster gerçekte yaşamış kişilerin hayat hikâyeleri-

ni anlatsın, isterse sayfalara işlediği hayatlar tama-

men hayali olsunlar, bir romancı için esas olan “in-

san”ın kendisidir. (II) İnsanın dışındaki bütün şeyler

birer ayrıntı, anlatılan “insanı”, ören birer motiftir.

(III) Gerçek hayatta bazı insanlar tanımışızdır ki

tıpkı okuduğumuz romanlardan çıkmış gibidirler.

(IV) Okuduğumuz romanlarda bazı insanlar da

tanımışızdır ki sanki gerçek hayatta gezip dola-

şır, gülüp oynarlarken romanlara geçivermişlerdir.

(V) Hiç şüphesiz ki romanın insanı anlatırken ger-

çekle kurduğu bağlantı onu o denli etkileyici ve

inandırıcı kılar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili

olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

a)

A) I. cümlede, romancının vazgeçilmezi olan bir

motiften söz ediliyor.

b)

B) II. cümlede, birinci cümlede söylediklerine dair

yorumlar yapıyor.

c)

C) III. cümlede, bir benzetme yapılıyor.

d)

D) IV. cümlede, III. cümlede söylenenin aksi savu-

nuluyor.

e)

E) V. cümlede, bir yanlış anlamayı düzeltmek için

gerekli açıklama yapılıyor.

9.

9. Bazı yazarlarımız söylenmesi gerekenleri satır ara-

larına saklayarak yansıtıyor yapıtlarında.

Bu cümlede geçen “satır aralarına saklayarak”

sözünün yerine aşağıdakilerden hangisi getiri-

lirse cümle karşıt bir anlam kazanır?

a)

A) En ince detayına kadar

b)

B) Estetik bir şekilde

c)

C) Söz sanatlarına başvurarak

d)

D) Eleştiri yaparak

e)

E) Doğrudan doğruya

10.

10. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlamca öteki-

lerden farklıdır?

a)

A) Onunla henüz anlaşmış değil.

b)

B) Ne yaptığından haberim yok değil.

c)

C) Festival bir ay sonrasına ertelenmiş.

d)

D) Böyle bir yerde ev alınmaz olur mu?

e)

E) Bizi hiç aramayıp sormayacak değil ya!

11.

11. (I) Eleştiriye doyulmaz, eleştiri için hiçbir zaman

yeterli diyemezsiniz. (II) Ama Türk romanı diğer-

lerine göre bayağı iyi incelenip eleştirilmiştir. (III)

Cevdet Kudret, Vedat Günyol, Fethi Naci, Berna

Moran ve daha birçok kişi roman konusunda çok

başarılı çalışmalar yapmış. (IV) Ayrıca bir de Selim

İleri var. (V) Unutulup gitmiş piyasa romanlarını

bile bulup okuyan, romanı yeniden ilgililere sunan

bir eleştirmen.

Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangi-

sini söylemek yanlıştır?

a)

A) I. cümlede, bir saptamada bulunulmuştur.

b)

B) II. cümlede, bir karşılaştırma yapılmıştır.

c)

C) III. cümlede, örnekler verilmiştir.

d)

D) IV. cümle, eksiltili bir cümledir.

e)

E) V. cümlede, bir övgü söz konusudur.

12.

12. Dağlarca; başlangıçta, insanın kainattaki yeri, ka-

inatın sonsuz büyüklüğü karşısındaki şaşkınlığı,

tedirginliği, çaresizliği ve korkularıyla Necip Fazıl’a

yakın durur. Ancak o, kendine özgü renkli ve zengin

bir şiir dünyasına el yordamıyla girmiştir.

Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen

nedir?

a)

A) Bilinçli bir şekilde hareket ederek

b)

B) Deneme yanılma yoluyla

c)

C) Kendi düşünce ve çabalarıyla

d)

D) Sürekli bir çalışmanın içinde olarak

e)

E) Kimseden yardım almadan

13.

13. I. Bizim galaksimiz olan Samanyolu’nun en yakın

komşusudur ve çıplak gözle görülebilecek en

uzaktaki gök cismidir.

II. Gördüğünüz yıldızların bazıları Dünya’dan

10.000 ışık yılı uzaklıktadır.

III. Bizden 2,5 milyon ışık yılı uzaktadır yani bugün

Andromeda’ya baktığımızda gördüğümüz ışık,

bundan 2,5 milyon yıl önce yola çıkmıştır.

IV. Bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakarsanız ev-

renin derinliğini görebilirsiniz.

V. Biraz daha ileride ünlü Andromeda galaksisi yer

alır.

Yukarıda numaralanmış cümleler anlamlı bir

bütün oluşturacak şekilde sıralandığında han-

gisi baştan ikinci olur?

a)

A) I

b)

B) II

c)

C) III

d)

D) IV

e)

E) V

14.

14. Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve geçmişte

önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Harran, bir-

çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve buna bağlı

olarak çeşitli kültürlerin sentezlendiği önemli bir

yerleşke olarak günümüze kadar varlığını devam

ettirmiştir. Bu kültürel birikim Harran ilçesinde bir-

çok tarihî, arkeolojik, inanç ve diğer kültürel turizm

değerlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

Harran ilçe merkezi çeşitli derecelerde sit alanı ilan

edilen arkeolojik alanlar; ören yerleri, höyük alanla-

rı, kaya mezarları ve mağara; kale, sur ve kapılar;

cami ve türbe gibi kutsal sayılan yerler nedeniyle

kültür turizmi açısından zengin bir potansiyele sa-

hiptir.

Bu parçada Harran’la ilgili olarak aşağıdakiler-

den hangisine değinilmemiştir?

a)

A) Tarihinin çok eskiye dayandığına

b)

B) Birçok medeniyetin doğuşunu sağladığına

c)

C) Bazı ticaret yollarının geçiş güzergâhı olduğuna

d)

D) Birçok tarihî ve kültürel değerleri barındırdığına

e)

E) Kültür evlerinin turizme kazandırıldığına

15.

15. (I) Ekran ile kâğıttan okuma arasındaki farkı anla-

mak, biraz da insan zihninin yazı dilini nasıl yorum-

ladığını anlamayı gerektirmektedir. (II) Harfler ve

kelimeler, seslerin ve fikirlerin sembolleri olsa da

zihin harf ve kelimeleri fiziki bir nesne yerine koyar.

(III) Okuma yazma öğrenilirken zihin harflere birer

fiziki mana katar. (IV) Günümüzde elektronik kitap-

lar, kâğıdın yerini almaya başladı. (V) Harflerin öğ-

renilmesi, göz ve ellerin kullanıldığı ve fiziki teması

da ihtiva eden bir süreçtir.

Bu parçada numaralı cümlelerden hangisi dü-

şüncenin akışını bozmaktadır?

a)

A) I

b)

B) II

c)

C) III

d)

D) IV

e)

E) V

16.

16. Şairler ile ressamların dostluğundan çıkan kimi

saptamalar, özlü sözler vardır ki şiir tarihinin en çok

alıntılanan lafları olur. Ünlü ressam Degas yakınır,

dostu şair Mallarmé’ye: “Şiir yazmak istiyorum fakat

bir türlü uygun fikirleri bulamıyorum.” Mallarmé’nin

yanıtını şiirle uğraşan herkes bilir: “Azizim Degas,

şiir fikirlerle değil kelimelerle yazılır.”

Mallarmé’nin, bu sözüyle anlatmak istediği aşa-

ğıdakilerden hangisidir?

a)

A) Şiir bir ideolojinin emrinde olmalıdır.

b)

B) Şiiri şiir yapan vermek istediği mesajdır.

c)

C) Şiir sanatı akıl oyunlarıyla yapılır.

d)

D) Şiirde biçim değil içerik önemlidir.

e)

E) Şiirde ahenk unsurlarını sağlayan en önemli

unsur kelimedir.

17.

17. Belgelere göre İstanbul’u ve bu büyük kentin sur-

ları içinde birçok semti ilk kez görüntüleyen yine

ilk sinemacılarımızdan Muhsin Ertuğrul’dur. Daha

önceki yıllarda Sedat Semavi’nin yönettiği Pençe

ve Casus’la ilgili elde ne bir belge ne bir fotoğraf

olduğundan ve adı geçen bu kayıp filmleri görenler

yaşamadığından İstanbul’un nasıl görüntülendiği-

ni bilemiyoruz. Yalnızca Ahmet Fehim’in 1919’da

çektiği Mürebbiye’nin büyük bir bölümünü içeren

iç ve dış sahnelerde Gülhane Parkı’nın kullanıldığı

biliniyor. Ne var ki bu dış sahneler görüntü olarak

İstanbul genelini kapsamadığı için büyük kent çe-

kimleri elbette ki Muhsin Ertuğrul’un filmleriyle dev-

reye giriyor.

Bu parça aşağıdakilerden hangisini anlatmak

amacı ile yazılmıştır?

a)

A) Muhsin Ertuğrul’un İstanbul’u film mekânı ola-

rak düşündüğünü

b)

B) Sedat Semavi’nin İstanbul görüntülerinin kay-

bolduğunu

c)

C) Ahmet Fehim’in çektiği filmde İstanbul’u dekor

olarak kullandığını

d)

D) Muhsin Ertuğrul’un İstanbul’u ilk görüntüleyen

sinemacı olduğunu

e)

E) Muhsin Ertuğrul’un İstanbul hayranı biri olduğunu

18.

18. Âşık Veysel’in hayatında gözlerini kaybettikten son-

ra ikinci önemli değişiklik seferberlikte başlamıştır.

Kardeşi Ali de cepheye gitmiş, küçük Veysel kırık

telli sazıyla yalnız kalmıştır. Savaş patladıktan son-

ra Veysel’in bütün arkadaşları, emsalleri cepheye

koşuyorlar. Böylece kabuğuna çekilmiş, ruhunda

bir yalnızlık yarası daha açılmıştır. Arkadaşsızlık

acısı, sefalet, onu çok karamsar, umutsuz ve mah-

zun ediyor. Artık küçük bahçesindeki armut ağacı-

nın altında yatıp kalkmakta, geceleri ağaçların ta

tepelerine çıkarak derdini göklere ve karanlıklara

bırakmaktadır.

Bu parçada Âşık Veysel ile ilgili olarak aşağıda-

kilerin hangisinden söz edilmiştir?

a)

A) Askere gidememekten duyduğu üzüntünün ru-

hunda açtığı yara

b)

B) Yalnızlığın artması ile içine düştüğü sıkıntılı durum

c)

C) Sanatçı kimliğini besleyen olumsuz yaşam koşulları

d)

D) Doğa sevgisinden aldığı ilhamla yazdığı şiirler

e)

E) Vatan sevgisini gösterme çabası

19.

19. Bugün aruzla da heceyle de serbest vezinle de yü-

zümüzü güldürecek derecede güzel şiirler yazıldığı

hâlde bu vezinleri kullanan şairlerin çoğunda yanlış

bir kanı var: Bu şairlerin her biri kendi kullandığı ve-

zinden başkasıyla yazılana değer vermemek gibi

dar bir görüşle hareket ediyor. Şaşılacak şeydir fa-

kat böyledir. Bazen insanın vezinsiz, kafiyesiz şiir

söyleyebileceğini, bu gibi şiirlerle de kusursuz bir

biçim bulunabileceğini onlara mümkün değil anla-

tamazsınız.

Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden

yakınmaktadır?

a)

A) Günümüz şairleri hece ve aruz veznini çok iyi

kullanamamaktadır

b)

B) Bazı şairler ısrarla aruzu kullanmakta, heceyi

benimsememektedir.

c)

C) Her şair, kendi tarzını üstün görmekte, diğerle-

rini küçümsemektedir.

d)

D) Günümüz şairleri, çok dar kalıplarda hareket

ettiğinden başarıyı yakalayamamaktadır.

e)

E) Her veznin kendine göre güzel yanları vardır.

20.

20. Son Siyah Saçım, yazarın 60 yaşını geçip geri-

sindeki 60 yıla baktığı anlara dair kaleme aldığı

büyüleyici bir yapıt. Bu yapıt, yazarın çalkantılarla

geçmiş yaşamını ve kendisiyle barışık taraflarını

yansıtıyor. Yazar bu yapıtından yola çıkarak ihti-

yarlığın tüm insanlar için en kötü ve en güzel ta-

raflarını da ortaya koyuyor. Okura zaman zaman

kahkahalar attırıyor, zaman zaman yaşamını sor-

gulatıyor ve onu hüzünlendiriyor. Bu yapıtıyla bir

bakıma okurun yaşamda keşke dememesi için

yapması gerekenleri söylüyor, sevdiklerine gere-

ken değeri vermesi gerektiğini vurguluyor.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden

hangisi söylenemez?

a)

A) Kanıları değiştirmek amaçlanmıştır.

b)

B) Yinelemelerden yararlanılmıştır.

c)

C) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.

d)

D) Somutlaştırmaya başvurulmuştur.

e)

E) Zıtlıklara yer verilmiştir.

21.

21. Edebiyat, bir ilim dalı olmaktan ziyade bir hayat tar-

zıdır. Edebiyatı, özel bir eğitimin akademik sınırla-

rına hapsettiğimiz içindir ki aydın sınıfından kabul

edilen birçok insan, dilimizin kanunlarını hiçe sayı-

yor. Sokaklarda kullanılan dilin Türkçe olduğundan

şüphelenmek, tabela ve tanıtım levhalarında yerli-

lik duygusunu yitirmek, turistik beldelerde hakiki bir

turist gibi kalmak… Radyolar, ekranlar, sahneler

birer külhanbeyi kahvesine dönüşmüş vaziyette.

Tüyler ürpertici hatalar ve insanı çıldırtan kullanım-

lar…

Yazarın bu parçada asıl yakındığı durum aşağı-

dakilerden hangisidir?

a)

A) Edebiyatın akademik olarak ele alınıp dilimizin

yozlaştırılması

b)

B) Edebiyatın bir ilim dalı olarak görülmemesi

c)

C) Tabela ve levhalarda dile önem verilmemesi

d)

D) Radyo ve televizyonlarda dilin iyi kullanılmaması

e)

E) Dilimizin, argo kullanımlara mahkûm edilmesi

22.

22. (I) Defne yaprakları ile evinizde çok güzel şeyler

yapmak için ihtiyacınız olan şeyler çakmak, kuru-

tulmuş defne yaprağı ve çelik bir kap. (II) Defne

yaprağını tutuşturduktan hemen sonra odanın içi-

ne sinen rahatlatıcı bir koku hissedeceksiniz. (III)

Defne yapraklarının insanların ruh hâlini iyi yönde

değiştirdiği biliniyor. (IV) Defne yaprakları sakinleş-

tirici etkilerinin yanında ağrı kesici, iltihap sökücü

ve böbrek taşlarını önleyici olarak da kullanılıyor.

(V) Antibakteriyel özelliği olan defne yaprağı nezle

ve gribin belirtilerini azaltıyor.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisin-

den sonra defne yaprağının faydalarından söz

edilmeye başlanmıştır?

a)

A) I

b)

B) II

c)

C) III

d)

D) IV

e)

E) V

23.

23. Edebiyat, insanların hem kendileriyle hem de için-

de yaşadıkları toplumla yüzleşmelerini sağlayan

ve özünde duyguların bütün hâllerini barındıran

vasıtadır. Edebî eserler toplumsal ruhu, toplumsal

duyguyu canlı tutarlar ve zamana karşı korurlar.

İnsanın yaradılışından gelen birtakım duygular, ya-

şadıkları toplumun taşıdığı, yaşattığı ve geleceğe

götürdüğü kültür ile yoğrulur ve kendine özgü bir

hâl alır. Bir yönleriyle tamamen bireysel özellikler

taşıyan duygular, diğer yönleriyle toplumsaldır.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangi-

sine ulaşılamaz?

a)

A) Edebiyatın insanın duygularına aracılık ettiğine

b)

B) Edebî ürünlerin sosyal dokuyu geleceğe taşıdığına

c)

C) Duyguların yaşanan döneme göre şekillendiğine

d)

D) Duyguların, toplumun zihniyetine göre anlam-

lar taşıdığına

e)

E) Duyguların kimi eserlerde daha baskın olduğuna

24.

24. Kitap okumak ya da bir dergiyi takip etmek, medya

araçları karşısında eski gücünü kaybetti, türünden

bir değerlendirme yapılıyor. Bu doğru değil. Her

ne kadar teknoloji gelişip kitaplar e-kitap, dergiler

e-dergi olarak şekil değiştirse bile onlar yine kitap,

yine bir dergi olarak okunmaktadır. Ayrıca okumak,

artık sadece metin okumak olarak anlaşılmamalı-

dır. Bir afişi, reklamı, belgeseli izlemek de okumak

olarak anlaşılmalıdır. Çünkü okumak, yorumlamak

ve anlamlandırmaktır. Yorumlanabilen, anlamlan-

dırılabilen her türlü şey, okumak olarak değerlen-

dirilmelidir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han-

gisine başvurulmuştur?

a)

A) Benzetmeye

b)

B) Tartışmaya

c)

C) Öykülemeye

d)

D) Örneklendirmeye

e)

E) Açıklamaya

25.

25. 18 ve 19. yüzyıl Osmanlı şehir dokusunu yansıtan

Safranbolu evleri, Safranbolu’nun simgesi duru-

munda ve turistik değerlerin başında geliyor. Toprak

I

zemine inşa edilmemiş olmaları ve yumurta akın-

dan inşa edilmiş olmaları evlerin depreme dayanıklı

II III

olmasını sağlamış. Safranbolu’nun kalbi olarak ka-

bul edilen ve tarih kokan çarşıda hem yerel halk

IV

hem turist olarak buraya gelenler, vakitlerinin büyük

V

bir çoğunluğunu burada geçiriyor.

Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangi-

si isim kökünden türemiştir?

a)

A) I

b)

B) II

c)

C) III

d)

D) IV

e)

E) V

26.

26. Vücut ısımız çok dar bir aralıkta sabit tutulur. Bu

sebeple onun düşmesi veya yükselmesi anormallik

oluşturur. Vücut ısısını sabit tutmak için birçok me-

kanizmaya görev verilmiştir. Deri toplardamarların-

daki kan miktarının artırılıp azaltılması bunlardan

biridir. Vücudun bir iç ısısı vardır. Bununla kastedi-

len, deriye uzak olan beyin ve iç organların ısısıdır.

Bir de dış ısı olarak ifade edebileceğimiz deri ısısı

vardır.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda ve-

rilenlerden hangisi yanlıştır?

a)

A) Açıklayıcı anlatımdan yararlanılmıştır.

b)

B) Yansız bir söyleme başvurulmuştur.

c)

C) Terim anlamlı ifadelere yer verilmiştir.

d)

D) Kişileştirme sanatına başvurulmuştur.

e)

E) Kanıtlanabilir cümleler kullanılmıştır.

27.

27. Dalmışım, bir elin omzuma değmesiyle sıçradım.

Üniformalı, tanımadığım bir adam “Avni Bey?” diye

sordu. Tereddütle “Evet” diye cevap verdim. “İnci

Hanım gönderdi beni.” dedi. “Gümrük kontrolünü

hemen yaptırması gerektiği için buraya gelemiyor.

Lütfen, siz gideceksiniz.” Koltuktan ağırca doğrul-

dum, sonra durdum birden. Peki, ama diye düşün-

düm, bu kadar insan arasında, böylesine kesinlikle

nasıl buldu bu adam beni? Ağır ve dolu bir tempoy-

la vurdu kalbim. Kanım, beraberinde sivri bir şeyler

sürükleyerek dolaştı.

Bu parçanın dil ve anlatımı ile ilgili olarak aşağı-

dakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) Öyküleyici anlatımdan yararlanılmıştır.

b)

B) Kahraman bakış açısıyla yazılmıştır.

c)

C) Betimleyici ögelere yer verilmiştir.

d)

D) Bölgesel ağızlara yer verilmiştir.

e)

E) Dil, sanatsal işlevde kullanılmıştır.

28.

28. Plastik poşetlerin, doğada bozulmaları için gereken

süre denizde 400 yıl iken karada 800 yıl. Bu bo-

zulma sırasındaysa zaten tüm zararlı materyaller

toprak ve suya geçiyor. İnsanların çalıştıkları ara-

zilerde bu durum ürünlere de etki ederek sağlığa

zararlı durumların ortaya çıkmasına yol açıyor.

Aynı zamanda doğaya bırakılan plastik poşetler

hayvanların besin zannetmeleri sonucu tüketmeye

çalışmaları ve sindirim sistemlerinin bozulmasıyla

ölümlerine yol açıyor. Işık etkisiyle daha zehirli ve

küçük petrol parçacıklarına dönüşen plastik po-

şetler sadece tek bir nesli değil, besin zincirini çok

uzun süre etkileyecek kadar uzun ömürlü durumla-

ra neden oluyor.

Bu parçanın genelinde plastik poşetler ile ilgili ola-

rak aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?

a)

A) Doğaya atılmamalarının sonuçlarından

b)

B) Olumsuz etkilerinin çok uzun sürdüğünden

c)

C) Hayvanların sağlığını tehdit ettiğinden

d)

D) Tarım ürünlerine etkisinden

e)

E) Nasıl daha zararlı hâle geldiğinden

29.

29. Genç yazar adayları geliyor. Bir iki çalışma üretmiş-

ler. Önemsiyor, inceliyorum. Çoğunun yakındığı bir

şey var: Kalemi elime alıp da bir şey yazamadan

kalktığım çok oluyor. Ben onlara çok okumalarını,

bol bol okumalarını öneriyorum. Bilgiye doymak,

duyguları zenginleştirmek çok okumakla olur, diyo-

rum.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdaki-

lerden hangisidir?

a)

A) Düşünceleri yazıya dökmek her zaman kolay

olmayabilir.

b)

B) Kitap okuyan herkes gelecekte iyi bir yazar ola-

bilir.

c)

C) Zihnini ve duygularını okuyarak zenginleştiren-

ler bir şeyler yazabilir.

d)

D) Okumadan bilgi ve fikir sahibi olacağını zanne-

denler yanılır.

e)

E) Her kitap okuyan, nitelikli yazamaz.

30.

(I) Belki Bir Gün Uçarız’da Aylin Balboa, kitap bo-

yunca hem anlatıcı hem de birinci tekil şahıs ola-

rak karşımıza çıkıyor. (II) Bizzat yaşadığı hikâye-

leri, bizzat yaşadığımız hikâyelerle bütünleştirmiş,

bir etmiş. (III) Hikâyelere yakın hissetmemizin en

büyük sebeplerinden biri de bu. (IV) Pek iyi şeyler

anlatmıyor; babasını kaybetmesi, ağabeyin yoğun

bakım dönemi, aşkın acısı, memleketin sıkıntısı

derken dertler derya oluyor. (V) Ama Balboa tüm

bu içinden çıkılmaz sanılan ağır hâlleri, öyle kıvrak

ve mizahi bir dille anlatıyor ki tam gözlerimizden

yaşlar süzülüp o çok sevdiğimiz damar frekansına

girdiğimiz anda, iki satır alta geçtiğimizde kahkaha-

yı basmış oluyoruz.

30. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisin-

de, okurun kendisini yazara yakın hissetmesi-

nin nedeni dile getirilmiştir?

a)

A) I

b)

B) II

c)

C) III

d)

D) IV

e)

E) V

31.

(I) Belki Bir Gün Uçarız’da Aylin Balboa, kitap bo-

yunca hem anlatıcı hem de birinci tekil şahıs ola-

rak karşımıza çıkıyor. (II) Bizzat yaşadığı hikâye-

leri, bizzat yaşadığımız hikâyelerle bütünleştirmiş,

bir etmiş. (III) Hikâyelere yakın hissetmemizin en

büyük sebeplerinden biri de bu. (IV) Pek iyi şeyler

anlatmıyor; babasını kaybetmesi, ağabeyin yoğun

bakım dönemi, aşkın acısı, memleketin sıkıntısı

derken dertler derya oluyor. (V) Ama Balboa tüm

bu içinden çıkılmaz sanılan ağır hâlleri, öyle kıvrak

ve mizahi bir dille anlatıyor ki tam gözlerimizden

yaşlar süzülüp o çok sevdiğimiz damar frekansına

girdiğimiz anda, iki satır alta geçtiğimizde kahkaha-

yı basmış oluyoruz.

Bu parçada söz edilen yazar ve eseri ile ilgili

olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

a)

A) Eserinde kendi yaşamından izlere rastlanır.

b)

B) Aşina olduğumuz hikâyeleri kendi hikâyesiyle

harmanlamıştır.

c)

C) Anlatımında karşıt durumlara yer vermiştir.

d)

D) Zorlu durumları güldürü ögelerinden yararlana-

rak anlatmıştır.

e)

E) Hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşmıştır.

32.

32. (I) Ekvatoral yağmur ormanı, dünyanın en canlı, en

kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman

tipidir. (II) Yüksek sıcaklık ve rutubetin bir araya

geldiği yerlerde yağmur ormanları oluşmuştur. (III)

Büyük çoğunluğu, daima yeşil yapraklı ağaçlardan

meydana gelen ormanlarda, ağaçların tepeleri za-

yıf, dalları gevşek, gövde şekilleri düzensiz, ağaç

kabukları parlaktır. (IV) Dallar üzerinde eğrelti, or-

kide gibi bitkiler boy verir. (V) Bu ormanların bazı

ağaçları istilacıdır; tedbir alınmazsa yolları, tele-

fon-telgraf direklerini sarmaşık dalları gibi kaplar.

Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) I. cümlede, bir isim tamlaması birden fazla sı-

fatla nitelendirilmiştir.

b)

B) II. cümlede, belirtisiz isim tamlaması kullanıl-

mıştır.

c)

C) III. cümlede, sıfat tamlaması kullanılmıştır.

d)

D) IV. cümlede, dönüşlülük zamiri kullanılmıştır.

e)

E) V. cümlede, isim tamlamasının tamlayanı ile

tamlananı arasına sıfat girmiştir.

33.

33. Sevdiklerine her zaman değer ver ve bunu hayat

felsefesi hâline getir ki mutluluk perisi sana gülsün.

Hepimiz bu periyi yanımızda istemiyor muyuz?

Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söy-

lenemez?

a)

A) Zarf görevinde kullanılmış sıfat tamlaması vardır.

b)

B) Kendinden önceki yargının yerine geçen zamir

kullanılmıştır.

c)

C) Birden çok ad tamlaması vardır.

d)

D) Basit ve türemiş yapılı ad örneklenmiştir.

e)

E) Birden çok kişi zamiri kullanılmıştır.

34.

34. (I) İnsan, yalnız bilen bir varlık değildir. (II) Bu bil-

gisinin, gerçeğe uyup uymadığını soran bir varlıktır

da aynı zamanda. (III) Bilgim, ilgili olduğu nesneye

uygun mudur? (IV) Bunların arasında bir uyum var

mıdır? (V) Var ise bu bizim objeye yüklediğimiz bir

değerdir.

Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşa-

ğıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) I. cümlede türemiş isim kullanılmıştır.

b)

B) II. cümlede belirtili nesneye yer verilmiştir.

c)

C) III. cümlede türemiş sözcükler kullanılmıştır.

d)

D) IV. cümlede tamlayanı zamir olan belirtili ad

tamlaması vardır.

e)

E) V. cümlede işaret zamiri özne görevindedir.

35.

35. Öğretmen, en hayırlı vârisini kendi elleriyle ye-

tiştiren kişidir. Bir insanın hayatına dokunur ve o

hayatın geri kalanını tamamen değiştirir. Bir tohum

eker ve yıllar sonra o tohumun meyvesini gıptay-

la seyreder. Bu yönüyle öğretmenlik, nasibi en bol

meslektir.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a)

A) Fiil cümlesi

b)

B) İsim cümlesi

c)

C) Devrik cümle

d)

D) Olumlu cümle

e)

E) Bağlı cümle

36.

36. Göğsü millî gururla dolu seyirci, rakiplerini tanıya-

cağı bu programın yayımlanacağı geceyi önemser;

misafirin en anlayışsızını kabul ederek gündüzden

çerez alarak geceye hazırlanır, televizyonun kar-

şısına geçerdi. Daha önceden kura çekilmiş, her

ülkenin hangi sırayla çıkacağı belirlenmiş olurdu.

Eurovision’a Doğru programını seyrederek yarı-

şacağımız ülkeler hakkında fikir edinir, her zaman

şansımızı yüksek bulurduk. Ertesi günkü gazeteler-

de ilk beşe hatta belki ilk üçe gireceğimiz yazılırdı.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a)

A) Edilgen fiil

b)

B) Geçişli fiil

c)

C) Dönüşlü fiil

d)

D) Etken fiil

e)

E) İşteş fiil

37.

37. (I) Bir zamanlar sokaklarda, saklanbaç oynayan

çocuklardık. (II) Düşüp de bir yerimiz acıdığında

oranın hemen iyileşeceğini düşünürdük. (III) Şimdi

ise acının ne kadar gerçek olduğunu öğrendik. (IV)

Ağladığımızda da herşeye kanardık. (V) Bir şeker

ya da kurabiyeyle kandırılırdık.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangi-

lerinde yazım yanlışı vardır?

a)

A) I ve IV

b)

B) II ve III

c)

C) II ve IV

d)

D) III ve IV

e)

E) IV ve V

38.

38. (I) Geçen gün iki tarafı ağaçlarla kaplı o yoldan

geçdim. (II) Yolun o tatlı kıvırılışını, kenardaki bo-

dur çalıları, erken dökülmüş sonbahar yapraklarını

gördüm. (III) Tam karşımda beni hâlâ göremiyen

küçük bir çocuk vardı. (IV) Çocuğun beni gördüğü

andaki yüz ifadesini hiç unutmayacaktım. (V) Onunla

selamlaştıkdan sonra ona adını sordum.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisin-

de ses olaylarıyla ilgili bir yazım yanlışı yoktur?

a)

A) I

b)

B) II

c)

C) III

d)

D) IV

e)

E) V

39.

39. Saat beş olunca park sessizliğini yitiriyor (I) Ama il-

ginçtir banklar yine bomboş sanki (II) Çeşmelerden

sular aynı yavaşlıkla akıyor hep (III) Artık her ke-

simden insan geliyor buraya (IV) avukat, iş adamı,

postacı, ev hanımı (V) Hepsi de çok mutlu, çok ke-

yifli görünüyor (VI)

Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangi

ikisine diğerlerinden farklı noktalama işaretleri

getirilmelidir?

a)

A) I - III

b)

B) II - IV

c)

C) III - V

d)

D) IV - V

e)

E) V - VI

40.

40. Puhu kuşları, taşların başına (I) delice kuşları, akas-

ya ağacına konardı. Yıldızlar, yıldızlar (II) Hangimiz

bilebilirdik bir ömür ışıyıp duracaklarını (III) Yazı iki

kere sarıya boyayan harman yerleri, sımsıcak birer

güneş ocağıydı. Dünya (IV) nın bütün ırmakların-

dan büyük olan Saray Çayı bedenimizin ilk karın-

calı aynasıydı. Köyün içinden geçen Sarıkamış (V)

Kars yolu, gündüzleri ayrı uzaklara giderdi, geceleri

ayrı uzaklara.

Bu parçadaki numaralanmış yerlere getirilecek

noktalama işaretleri ile ilgili aşağıda verilen

açıklamalardan hangisi yanlıştır?

a)

A) I. yere, ögeleri arasında virgül kullanılan ve

yüklemi ortak olan sıralı cümleleri ayırdığı için

noktalı virgül (;) getirilmelidir.

b)

B) II. yere, tamamlanmamış yargının sonuna gele-

ceği için üç nokta (...) getirilmelidir.

c)

C) III. yere, soru anlamı taşıyan bir cümle olduğu

için soru işareti (?) getirilmelidir.

d)

D) IV. yere, özel adlara gelen çekim ekleri ayrıla-

cağı için kesme işareti (’) getirilmelidir.

e)

E) V. yere, bir şeyin başlangıç ve bitiş noktalarını

belirttiği için kısa çizgi (–) getirilmelidir.