NEW
Font size
WorksheetsTügva tyt denemesi türkçe
Total questions: 40
Worksheet time: 40mins
1. I. Ben çalışmaktan hiçbir zaman kaçmam.
II. Hamamda kulağıma su kaçmış.
III. Bir tehlike sezdi mi hemen kaçar.
IV. Bu mavi yeşile kaçıyor.
V. Gelen telefonla keyfim kaçtı.
Yukarıda numaralanmış cümlelerde, ‘’kaçmak”
sözcüğü kaç anlamda kullanılmıştır?
A)1
B)2
C)3
D)4
E)5
2. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde mecazlı bir
söyleyiş yoktur?
A) Çürük merdivenle dama çıkılmaz.
B) Yuvarlanan taş yosun tutmaz.
C) Akacak kan damarda durmaz.
D) Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.
E) Keskin sirke kabına zarardır.
3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim kulla-
nılmamıştır?
A) Tarih bilginizi gözden geçirirseniz iyi olacak sa-
nırım.
B) Her şeyi kılıfına uydurduktan sonra kılına halel
gelmez.
C) Çobanın hekim parasını, ilaç parasını boyunla-
rına aldılar.
D) O görüntü gözlerimin önünde canlanınca kan
beynime sıçrıyor
E) Beni de bu coşkunun en büyük ortağı kabul
ediyorlar.
4. Yazarlar daha önce yazılmış yazılar başta olmak
üzere her türlü metin, bilgi ve düşünceden yarar-
lanarak kendi yaşam tarzlarının ve hayat tecrübe-
lerinin imzasını taşıyan yazılarla insanlığın ufkunu
zenginleştirirler.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yazılarını, insanların kolay anlayabileceği fakat
zengin ifadelerle oluşturması
B) Yazılarında, yazarın yaşamının olduğu gibi gö-
rülmesi
C) Yazılarda yaratıcısının karakterinden, birikim-
lerden izler olması
D) Yazarların zevk ve anlayışının şiirde geri plan-
da kalması
E) Geleneksel ile çağdaşın yazılarda buluşturulması
5. Cahit Külebi okumak, bu toprağın sesine kulak
vermek demektir. Yaşadığı köye, kasabaya, ahşap
eve, dayandığı kerpiç duvara sesinin rengini katan
bir şairdir Külebi.
Bu parçada geçen “sesinin rengini katmak” sö-
züyle Cahit Külebi’ye ilişkin anlatılmak istenen
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Doğal bir anlatıma sahip olduğu
B) Yerel unsurlardan beslendiği
C) Topluma sırtını dönmediği
D) Kişisel farklılığının anlattıklarına yansıdığı
E) Duygularını ifade etmekten kaçınmadığı
6. Anlam genişlemesi yoluyla somut anlamlı bir söz-
cük soyut anlam kazanabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bunun bir ör-
neği vardır?
A) Trenin sesi köyümüzden duyuluyordu.
B) Bu işte parmağı olduğunu düşünüyorum.
C) Başarının en iyi yöntemi düzenli çalışmaktır.
D) Ayağındaki yara giderek büyüyordu.
E) Kaybettiği aşkını yeniden bulmaya çalışıyordu.
7. Bahçesini akıllı bir sulama sistemi ile sulamak is-
teyenlerin hayli ---- olan cihaz; bilgisayara, tablete
veya akıllı telefona yüklenen uygulaması üzerin-
den ---- bir akıllı sulama sistemidir.
Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakiler-
den hangisi sırasıyla getirilmelidir?
A) yüzünü güldürecek - puan verilebilen
B) ilgisini çekecek - takip edilebilen
C) cebini yakacak - görüş bildirilebilen
D) verimini artıracak - kurulabilen
E) işini kolaylaştıracak - yorumlanabilen
8. (I) İster gerçekte yaşamış kişilerin hayat hikâyeleri-
ni anlatsın, isterse sayfalara işlediği hayatlar tama-
men hayali olsunlar, bir romancı için esas olan “in-
san”ın kendisidir. (II) İnsanın dışındaki bütün şeyler
birer ayrıntı, anlatılan “insanı”, ören birer motiftir.
(III) Gerçek hayatta bazı insanlar tanımışızdır ki
tıpkı okuduğumuz romanlardan çıkmış gibidirler.
(IV) Okuduğumuz romanlarda bazı insanlar da
tanımışızdır ki sanki gerçek hayatta gezip dola-
şır, gülüp oynarlarken romanlara geçivermişlerdir.
(V) Hiç şüphesiz ki romanın insanı anlatırken ger-
çekle kurduğu bağlantı onu o denli etkileyici ve
inandırıcı kılar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili
olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
A) I. cümlede, romancının vazgeçilmezi olan bir
motiften söz ediliyor.
B) II. cümlede, birinci cümlede söylediklerine dair
yorumlar yapıyor.
C) III. cümlede, bir benzetme yapılıyor.
D) IV. cümlede, III. cümlede söylenenin aksi savu-
nuluyor.
E) V. cümlede, bir yanlış anlamayı düzeltmek için
gerekli açıklama yapılıyor.
9. Bazı yazarlarımız söylenmesi gerekenleri satır ara-
larına saklayarak yansıtıyor yapıtlarında.
Bu cümlede geçen “satır aralarına saklayarak”
sözünün yerine aşağıdakilerden hangisi getiri-
lirse cümle karşıt bir anlam kazanır?
A) En ince detayına kadar
B) Estetik bir şekilde
C) Söz sanatlarına başvurarak
D) Eleştiri yaparak
E) Doğrudan doğruya
10. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlamca öteki-
lerden farklıdır?
A) Onunla henüz anlaşmış değil.
B) Ne yaptığından haberim yok değil.
C) Festival bir ay sonrasına ertelenmiş.
D) Böyle bir yerde ev alınmaz olur mu?
E) Bizi hiç aramayıp sormayacak değil ya!
11. (I) Eleştiriye doyulmaz, eleştiri için hiçbir zaman
yeterli diyemezsiniz. (II) Ama Türk romanı diğer-
lerine göre bayağı iyi incelenip eleştirilmiştir. (III)
Cevdet Kudret, Vedat Günyol, Fethi Naci, Berna
Moran ve daha birçok kişi roman konusunda çok
başarılı çalışmalar yapmış. (IV) Ayrıca bir de Selim
İleri var. (V) Unutulup gitmiş piyasa romanlarını
bile bulup okuyan, romanı yeniden ilgililere sunan
bir eleştirmen.
Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangi-
sini söylemek yanlıştır?
A) I. cümlede, bir saptamada bulunulmuştur.
B) II. cümlede, bir karşılaştırma yapılmıştır.
C) III. cümlede, örnekler verilmiştir.
D) IV. cümle, eksiltili bir cümledir.
E) V. cümlede, bir övgü söz konusudur.
12. Dağlarca; başlangıçta, insanın kainattaki yeri, ka-
inatın sonsuz büyüklüğü karşısındaki şaşkınlığı,
tedirginliği, çaresizliği ve korkularıyla Necip Fazıl’a
yakın durur. Ancak o, kendine özgü renkli ve zengin
bir şiir dünyasına el yordamıyla girmiştir.
Bu parçadaki altı çizili sözle anlatılmak istenen
nedir?
A) Bilinçli bir şekilde hareket ederek
B) Deneme yanılma yoluyla
C) Kendi düşünce ve çabalarıyla
D) Sürekli bir çalışmanın içinde olarak
E) Kimseden yardım almadan
13. I. Bizim galaksimiz olan Samanyolu’nun en yakın
komşusudur ve çıplak gözle görülebilecek en
uzaktaki gök cismidir.
II. Gördüğünüz yıldızların bazıları Dünya’dan
10.000 ışık yılı uzaklıktadır.
III. Bizden 2,5 milyon ışık yılı uzaktadır yani bugün
Andromeda’ya baktığımızda gördüğümüz ışık,
bundan 2,5 milyon yıl önce yola çıkmıştır.
IV. Bulutsuz bir gecede gökyüzüne bakarsanız ev-
renin derinliğini görebilirsiniz.
V. Biraz daha ileride ünlü Andromeda galaksisi yer
alır.
Yukarıda numaralanmış cümleler anlamlı bir
bütün oluşturacak şekilde sıralandığında han-
gisi baştan ikinci olur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
14. Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan ve geçmişte
önemli ticaret yolları üzerinde bulunan Harran, bir-
çok medeniyete ev sahipliği yapmış ve buna bağlı
olarak çeşitli kültürlerin sentezlendiği önemli bir
yerleşke olarak günümüze kadar varlığını devam
ettirmiştir. Bu kültürel birikim Harran ilçesinde bir-
çok tarihî, arkeolojik, inanç ve diğer kültürel turizm
değerlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Harran ilçe merkezi çeşitli derecelerde sit alanı ilan
edilen arkeolojik alanlar; ören yerleri, höyük alanla-
rı, kaya mezarları ve mağara; kale, sur ve kapılar;
cami ve türbe gibi kutsal sayılan yerler nedeniyle
kültür turizmi açısından zengin bir potansiyele sa-
hiptir.
Bu parçada Harran’la ilgili olarak aşağıdakiler-
den hangisine değinilmemiştir?
A) Tarihinin çok eskiye dayandığına
B) Birçok medeniyetin doğuşunu sağladığına
C) Bazı ticaret yollarının geçiş güzergâhı olduğuna
D) Birçok tarihî ve kültürel değerleri barındırdığına
E) Kültür evlerinin turizme kazandırıldığına
15. (I) Ekran ile kâğıttan okuma arasındaki farkı anla-
mak, biraz da insan zihninin yazı dilini nasıl yorum-
ladığını anlamayı gerektirmektedir. (II) Harfler ve
kelimeler, seslerin ve fikirlerin sembolleri olsa da
zihin harf ve kelimeleri fiziki bir nesne yerine koyar.
(III) Okuma yazma öğrenilirken zihin harflere birer
fiziki mana katar. (IV) Günümüzde elektronik kitap-
lar, kâğıdın yerini almaya başladı. (V) Harflerin öğ-
renilmesi, göz ve ellerin kullanıldığı ve fiziki teması
da ihtiva eden bir süreçtir.
Bu parçada numaralı cümlelerden hangisi dü-
şüncenin akışını bozmaktadır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
16. Şairler ile ressamların dostluğundan çıkan kimi
saptamalar, özlü sözler vardır ki şiir tarihinin en çok
alıntılanan lafları olur. Ünlü ressam Degas yakınır,
dostu şair Mallarmé’ye: “Şiir yazmak istiyorum fakat
bir türlü uygun fikirleri bulamıyorum.” Mallarmé’nin
yanıtını şiirle uğraşan herkes bilir: “Azizim Degas,
şiir fikirlerle değil kelimelerle yazılır.”
Mallarmé’nin, bu sözüyle anlatmak istediği aşa-
ğıdakilerden hangisidir?
A) Şiir bir ideolojinin emrinde olmalıdır.
B) Şiiri şiir yapan vermek istediği mesajdır.
C) Şiir sanatı akıl oyunlarıyla yapılır.
D) Şiirde biçim değil içerik önemlidir.
E) Şiirde ahenk unsurlarını sağlayan en önemli
unsur kelimedir.
17. Belgelere göre İstanbul’u ve bu büyük kentin sur-
ları içinde birçok semti ilk kez görüntüleyen yine
ilk sinemacılarımızdan Muhsin Ertuğrul’dur. Daha
önceki yıllarda Sedat Semavi’nin yönettiği Pençe
ve Casus’la ilgili elde ne bir belge ne bir fotoğraf
olduğundan ve adı geçen bu kayıp filmleri görenler
yaşamadığından İstanbul’un nasıl görüntülendiği-
ni bilemiyoruz. Yalnızca Ahmet Fehim’in 1919’da
çektiği Mürebbiye’nin büyük bir bölümünü içeren
iç ve dış sahnelerde Gülhane Parkı’nın kullanıldığı
biliniyor. Ne var ki bu dış sahneler görüntü olarak
İstanbul genelini kapsamadığı için büyük kent çe-
kimleri elbette ki Muhsin Ertuğrul’un filmleriyle dev-
reye giriyor.
Bu parça aşağıdakilerden hangisini anlatmak
amacı ile yazılmıştır?
A) Muhsin Ertuğrul’un İstanbul’u film mekânı ola-
rak düşündüğünü
B) Sedat Semavi’nin İstanbul görüntülerinin kay-
bolduğunu
C) Ahmet Fehim’in çektiği filmde İstanbul’u dekor
olarak kullandığını
D) Muhsin Ertuğrul’un İstanbul’u ilk görüntüleyen
sinemacı olduğunu
E) Muhsin Ertuğrul’un İstanbul hayranı biri olduğunu
18. Âşık Veysel’in hayatında gözlerini kaybettikten son-
ra ikinci önemli değişiklik seferberlikte başlamıştır.
Kardeşi Ali de cepheye gitmiş, küçük Veysel kırık
telli sazıyla yalnız kalmıştır. Savaş patladıktan son-
ra Veysel’in bütün arkadaşları, emsalleri cepheye
koşuyorlar. Böylece kabuğuna çekilmiş, ruhunda
bir yalnızlık yarası daha açılmıştır. Arkadaşsızlık
acısı, sefalet, onu çok karamsar, umutsuz ve mah-
zun ediyor. Artık küçük bahçesindeki armut ağacı-
nın altında yatıp kalkmakta, geceleri ağaçların ta
tepelerine çıkarak derdini göklere ve karanlıklara
bırakmaktadır.
Bu parçada Âşık Veysel ile ilgili olarak aşağıda-
kilerin hangisinden söz edilmiştir?
A) Askere gidememekten duyduğu üzüntünün ru-
hunda açtığı yara
B) Yalnızlığın artması ile içine düştüğü sıkıntılı durum
C) Sanatçı kimliğini besleyen olumsuz yaşam koşulları
D) Doğa sevgisinden aldığı ilhamla yazdığı şiirler
E) Vatan sevgisini gösterme çabası
19. Bugün aruzla da heceyle de serbest vezinle de yü-
zümüzü güldürecek derecede güzel şiirler yazıldığı
hâlde bu vezinleri kullanan şairlerin çoğunda yanlış
bir kanı var: Bu şairlerin her biri kendi kullandığı ve-
zinden başkasıyla yazılana değer vermemek gibi
dar bir görüşle hareket ediyor. Şaşılacak şeydir fa-
kat böyledir. Bazen insanın vezinsiz, kafiyesiz şiir
söyleyebileceğini, bu gibi şiirlerle de kusursuz bir
biçim bulunabileceğini onlara mümkün değil anla-
tamazsınız.
Bu parçada yazar aşağıdakilerin hangisinden
yakınmaktadır?
A) Günümüz şairleri hece ve aruz veznini çok iyi
kullanamamaktadır
B) Bazı şairler ısrarla aruzu kullanmakta, heceyi
benimsememektedir.
C) Her şair, kendi tarzını üstün görmekte, diğerle-
rini küçümsemektedir.
D) Günümüz şairleri, çok dar kalıplarda hareket
ettiğinden başarıyı yakalayamamaktadır.
E) Her veznin kendine göre güzel yanları vardır.
20. Son Siyah Saçım, yazarın 60 yaşını geçip geri-
sindeki 60 yıla baktığı anlara dair kaleme aldığı
büyüleyici bir yapıt. Bu yapıt, yazarın çalkantılarla
geçmiş yaşamını ve kendisiyle barışık taraflarını
yansıtıyor. Yazar bu yapıtından yola çıkarak ihti-
yarlığın tüm insanlar için en kötü ve en güzel ta-
raflarını da ortaya koyuyor. Okura zaman zaman
kahkahalar attırıyor, zaman zaman yaşamını sor-
gulatıyor ve onu hüzünlendiriyor. Bu yapıtıyla bir
bakıma okurun yaşamda keşke dememesi için
yapması gerekenleri söylüyor, sevdiklerine gere-
ken değeri vermesi gerektiğini vurguluyor.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden
hangisi söylenemez?
A) Kanıları değiştirmek amaçlanmıştır.
B) Yinelemelerden yararlanılmıştır.
C) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.
D) Somutlaştırmaya başvurulmuştur.
E) Zıtlıklara yer verilmiştir.
21. Edebiyat, bir ilim dalı olmaktan ziyade bir hayat tar-
zıdır. Edebiyatı, özel bir eğitimin akademik sınırla-
rına hapsettiğimiz içindir ki aydın sınıfından kabul
edilen birçok insan, dilimizin kanunlarını hiçe sayı-
yor. Sokaklarda kullanılan dilin Türkçe olduğundan
şüphelenmek, tabela ve tanıtım levhalarında yerli-
lik duygusunu yitirmek, turistik beldelerde hakiki bir
turist gibi kalmak… Radyolar, ekranlar, sahneler
birer külhanbeyi kahvesine dönüşmüş vaziyette.
Tüyler ürpertici hatalar ve insanı çıldırtan kullanım-
lar…
Yazarın bu parçada asıl yakındığı durum aşağı-
dakilerden hangisidir?
A) Edebiyatın akademik olarak ele alınıp dilimizin
yozlaştırılması
B) Edebiyatın bir ilim dalı olarak görülmemesi
C) Tabela ve levhalarda dile önem verilmemesi
D) Radyo ve televizyonlarda dilin iyi kullanılmaması
E) Dilimizin, argo kullanımlara mahkûm edilmesi
22. (I) Defne yaprakları ile evinizde çok güzel şeyler
yapmak için ihtiyacınız olan şeyler çakmak, kuru-
tulmuş defne yaprağı ve çelik bir kap. (II) Defne
yaprağını tutuşturduktan hemen sonra odanın içi-
ne sinen rahatlatıcı bir koku hissedeceksiniz. (III)
Defne yapraklarının insanların ruh hâlini iyi yönde
değiştirdiği biliniyor. (IV) Defne yaprakları sakinleş-
tirici etkilerinin yanında ağrı kesici, iltihap sökücü
ve böbrek taşlarını önleyici olarak da kullanılıyor.
(V) Antibakteriyel özelliği olan defne yaprağı nezle
ve gribin belirtilerini azaltıyor.
Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisin-
den sonra defne yaprağının faydalarından söz
edilmeye başlanmıştır?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
23. Edebiyat, insanların hem kendileriyle hem de için-
de yaşadıkları toplumla yüzleşmelerini sağlayan
ve özünde duyguların bütün hâllerini barındıran
vasıtadır. Edebî eserler toplumsal ruhu, toplumsal
duyguyu canlı tutarlar ve zamana karşı korurlar.
İnsanın yaradılışından gelen birtakım duygular, ya-
şadıkları toplumun taşıdığı, yaşattığı ve geleceğe
götürdüğü kültür ile yoğrulur ve kendine özgü bir
hâl alır. Bir yönleriyle tamamen bireysel özellikler
taşıyan duygular, diğer yönleriyle toplumsaldır.
Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangi-
sine ulaşılamaz?
A) Edebiyatın insanın duygularına aracılık ettiğine
B) Edebî ürünlerin sosyal dokuyu geleceğe taşıdığına
C) Duyguların yaşanan döneme göre şekillendiğine
D) Duyguların, toplumun zihniyetine göre anlam-
lar taşıdığına
E) Duyguların kimi eserlerde daha baskın olduğuna
24. Kitap okumak ya da bir dergiyi takip etmek, medya
araçları karşısında eski gücünü kaybetti, türünden
bir değerlendirme yapılıyor. Bu doğru değil. Her
ne kadar teknoloji gelişip kitaplar e-kitap, dergiler
e-dergi olarak şekil değiştirse bile onlar yine kitap,
yine bir dergi olarak okunmaktadır. Ayrıca okumak,
artık sadece metin okumak olarak anlaşılmamalı-
dır. Bir afişi, reklamı, belgeseli izlemek de okumak
olarak anlaşılmalıdır. Çünkü okumak, yorumlamak
ve anlamlandırmaktır. Yorumlanabilen, anlamlan-
dırılabilen her türlü şey, okumak olarak değerlen-
dirilmelidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden han-
gisine başvurulmuştur?
A) Benzetmeye
B) Tartışmaya
C) Öykülemeye
D) Örneklendirmeye
E) Açıklamaya
25. 18 ve 19. yüzyıl Osmanlı şehir dokusunu yansıtan
Safranbolu evleri, Safranbolu’nun simgesi duru-
munda ve turistik değerlerin başında geliyor. Toprak
I
zemine inşa edilmemiş olmaları ve yumurta akın-
dan inşa edilmiş olmaları evlerin depreme dayanıklı
II III
olmasını sağlamış. Safranbolu’nun kalbi olarak ka-
bul edilen ve tarih kokan çarşıda hem yerel halk
IV
hem turist olarak buraya gelenler, vakitlerinin büyük
V
bir çoğunluğunu burada geçiriyor.
Bu parçada numaralanmış sözcüklerden hangi-
si isim kökünden türemiştir?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
26. Vücut ısımız çok dar bir aralıkta sabit tutulur. Bu
sebeple onun düşmesi veya yükselmesi anormallik
oluşturur. Vücut ısısını sabit tutmak için birçok me-
kanizmaya görev verilmiştir. Deri toplardamarların-
daki kan miktarının artırılıp azaltılması bunlardan
biridir. Vücudun bir iç ısısı vardır. Bununla kastedi-
len, deriye uzak olan beyin ve iç organların ısısıdır.
Bir de dış ısı olarak ifade edebileceğimiz deri ısısı
vardır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda ve-
rilenlerden hangisi yanlıştır?
A) Açıklayıcı anlatımdan yararlanılmıştır.
B) Yansız bir söyleme başvurulmuştur.
C) Terim anlamlı ifadelere yer verilmiştir.
D) Kişileştirme sanatına başvurulmuştur.
E) Kanıtlanabilir cümleler kullanılmıştır.
27. Dalmışım, bir elin omzuma değmesiyle sıçradım.
Üniformalı, tanımadığım bir adam “Avni Bey?” diye
sordu. Tereddütle “Evet” diye cevap verdim. “İnci
Hanım gönderdi beni.” dedi. “Gümrük kontrolünü
hemen yaptırması gerektiği için buraya gelemiyor.
Lütfen, siz gideceksiniz.” Koltuktan ağırca doğrul-
dum, sonra durdum birden. Peki, ama diye düşün-
düm, bu kadar insan arasında, böylesine kesinlikle
nasıl buldu bu adam beni? Ağır ve dolu bir tempoy-
la vurdu kalbim. Kanım, beraberinde sivri bir şeyler
sürükleyerek dolaştı.
Bu parçanın dil ve anlatımı ile ilgili olarak aşağı-
dakilerden hangisi söylenemez?
A) Öyküleyici anlatımdan yararlanılmıştır.
B) Kahraman bakış açısıyla yazılmıştır.
C) Betimleyici ögelere yer verilmiştir.
D) Bölgesel ağızlara yer verilmiştir.
E) Dil, sanatsal işlevde kullanılmıştır.
28. Plastik poşetlerin, doğada bozulmaları için gereken
süre denizde 400 yıl iken karada 800 yıl. Bu bo-
zulma sırasındaysa zaten tüm zararlı materyaller
toprak ve suya geçiyor. İnsanların çalıştıkları ara-
zilerde bu durum ürünlere de etki ederek sağlığa
zararlı durumların ortaya çıkmasına yol açıyor.
Aynı zamanda doğaya bırakılan plastik poşetler
hayvanların besin zannetmeleri sonucu tüketmeye
çalışmaları ve sindirim sistemlerinin bozulmasıyla
ölümlerine yol açıyor. Işık etkisiyle daha zehirli ve
küçük petrol parçacıklarına dönüşen plastik po-
şetler sadece tek bir nesli değil, besin zincirini çok
uzun süre etkileyecek kadar uzun ömürlü durumla-
ra neden oluyor.
Bu parçanın genelinde plastik poşetler ile ilgili ola-
rak aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
A) Doğaya atılmamalarının sonuçlarından
B) Olumsuz etkilerinin çok uzun sürdüğünden
C) Hayvanların sağlığını tehdit ettiğinden
D) Tarım ürünlerine etkisinden
E) Nasıl daha zararlı hâle geldiğinden
29. Genç yazar adayları geliyor. Bir iki çalışma üretmiş-
ler. Önemsiyor, inceliyorum. Çoğunun yakındığı bir
şey var: Kalemi elime alıp da bir şey yazamadan
kalktığım çok oluyor. Ben onlara çok okumalarını,
bol bol okumalarını öneriyorum. Bilgiye doymak,
duyguları zenginleştirmek çok okumakla olur, diyo-
rum.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdaki-
lerden hangisidir?
A) Düşünceleri yazıya dökmek her zaman kolay
olmayabilir.
B) Kitap okuyan herkes gelecekte iyi bir yazar ola-
bilir.
C) Zihnini ve duygularını okuyarak zenginleştiren-
ler bir şeyler yazabilir.
D) Okumadan bilgi ve fikir sahibi olacağını zanne-
denler yanılır.
E) Her kitap okuyan, nitelikli yazamaz.
(I) Belki Bir Gün Uçarız’da Aylin Balboa, kitap bo-
yunca hem anlatıcı hem de birinci tekil şahıs ola-
rak karşımıza çıkıyor. (II) Bizzat yaşadığı hikâye-
leri, bizzat yaşadığımız hikâyelerle bütünleştirmiş,
bir etmiş. (III) Hikâyelere yakın hissetmemizin en
büyük sebeplerinden biri de bu. (IV) Pek iyi şeyler
anlatmıyor; babasını kaybetmesi, ağabeyin yoğun
bakım dönemi, aşkın acısı, memleketin sıkıntısı
derken dertler derya oluyor. (V) Ama Balboa tüm
bu içinden çıkılmaz sanılan ağır hâlleri, öyle kıvrak
ve mizahi bir dille anlatıyor ki tam gözlerimizden
yaşlar süzülüp o çok sevdiğimiz damar frekansına
girdiğimiz anda, iki satır alta geçtiğimizde kahkaha-
yı basmış oluyoruz.
30. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisin-
de, okurun kendisini yazara yakın hissetmesi-
nin nedeni dile getirilmiştir?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
(I) Belki Bir Gün Uçarız’da Aylin Balboa, kitap bo-
yunca hem anlatıcı hem de birinci tekil şahıs ola-
rak karşımıza çıkıyor. (II) Bizzat yaşadığı hikâye-
leri, bizzat yaşadığımız hikâyelerle bütünleştirmiş,
bir etmiş. (III) Hikâyelere yakın hissetmemizin en
büyük sebeplerinden biri de bu. (IV) Pek iyi şeyler
anlatmıyor; babasını kaybetmesi, ağabeyin yoğun
bakım dönemi, aşkın acısı, memleketin sıkıntısı
derken dertler derya oluyor. (V) Ama Balboa tüm
bu içinden çıkılmaz sanılan ağır hâlleri, öyle kıvrak
ve mizahi bir dille anlatıyor ki tam gözlerimizden
yaşlar süzülüp o çok sevdiğimiz damar frekansına
girdiğimiz anda, iki satır alta geçtiğimizde kahkaha-
yı basmış oluyoruz.
Bu parçada söz edilen yazar ve eseri ile ilgili
olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
A) Eserinde kendi yaşamından izlere rastlanır.
B) Aşina olduğumuz hikâyeleri kendi hikâyesiyle
harmanlamıştır.
C) Anlatımında karşıt durumlara yer vermiştir.
D) Zorlu durumları güldürü ögelerinden yararlana-
rak anlatmıştır.
E) Hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşmıştır.
32. (I) Ekvatoral yağmur ormanı, dünyanın en canlı, en
kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman
tipidir. (II) Yüksek sıcaklık ve rutubetin bir araya
geldiği yerlerde yağmur ormanları oluşmuştur. (III)
Büyük çoğunluğu, daima yeşil yapraklı ağaçlardan
meydana gelen ormanlarda, ağaçların tepeleri za-
yıf, dalları gevşek, gövde şekilleri düzensiz, ağaç
kabukları parlaktır. (IV) Dallar üzerinde eğrelti, or-
kide gibi bitkiler boy verir. (V) Bu ormanların bazı
ağaçları istilacıdır; tedbir alınmazsa yolları, tele-
fon-telgraf direklerini sarmaşık dalları gibi kaplar.
Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümlede, bir isim tamlaması birden fazla sı-
fatla nitelendirilmiştir.
B) II. cümlede, belirtisiz isim tamlaması kullanıl-
mıştır.
C) III. cümlede, sıfat tamlaması kullanılmıştır.
D) IV. cümlede, dönüşlülük zamiri kullanılmıştır.
E) V. cümlede, isim tamlamasının tamlayanı ile
tamlananı arasına sıfat girmiştir.
33. Sevdiklerine her zaman değer ver ve bunu hayat
felsefesi hâline getir ki mutluluk perisi sana gülsün.
Hepimiz bu periyi yanımızda istemiyor muyuz?
Bu parçayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söy-
lenemez?
A) Zarf görevinde kullanılmış sıfat tamlaması vardır.
B) Kendinden önceki yargının yerine geçen zamir
kullanılmıştır.
C) Birden çok ad tamlaması vardır.
D) Basit ve türemiş yapılı ad örneklenmiştir.
E) Birden çok kişi zamiri kullanılmıştır.
34. (I) İnsan, yalnız bilen bir varlık değildir. (II) Bu bil-
gisinin, gerçeğe uyup uymadığını soran bir varlıktır
da aynı zamanda. (III) Bilgim, ilgili olduğu nesneye
uygun mudur? (IV) Bunların arasında bir uyum var
mıdır? (V) Var ise bu bizim objeye yüklediğimiz bir
değerdir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerle ilgili aşa-
ğıdakilerden hangisi söylenemez?
A) I. cümlede türemiş isim kullanılmıştır.
B) II. cümlede belirtili nesneye yer verilmiştir.
C) III. cümlede türemiş sözcükler kullanılmıştır.
D) IV. cümlede tamlayanı zamir olan belirtili ad
tamlaması vardır.
E) V. cümlede işaret zamiri özne görevindedir.
35. Öğretmen, en hayırlı vârisini kendi elleriyle ye-
tiştiren kişidir. Bir insanın hayatına dokunur ve o
hayatın geri kalanını tamamen değiştirir. Bir tohum
eker ve yıllar sonra o tohumun meyvesini gıptay-
la seyreder. Bu yönüyle öğretmenlik, nasibi en bol
meslektir.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Fiil cümlesi
B) İsim cümlesi
C) Devrik cümle
D) Olumlu cümle
E) Bağlı cümle
36. Göğsü millî gururla dolu seyirci, rakiplerini tanıya-
cağı bu programın yayımlanacağı geceyi önemser;
misafirin en anlayışsızını kabul ederek gündüzden
çerez alarak geceye hazırlanır, televizyonun kar-
şısına geçerdi. Daha önceden kura çekilmiş, her
ülkenin hangi sırayla çıkacağı belirlenmiş olurdu.
Eurovision’a Doğru programını seyrederek yarı-
şacağımız ülkeler hakkında fikir edinir, her zaman
şansımızı yüksek bulurduk. Ertesi günkü gazeteler-
de ilk beşe hatta belki ilk üçe gireceğimiz yazılırdı.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Edilgen fiil
B) Geçişli fiil
C) Dönüşlü fiil
D) Etken fiil
E) İşteş fiil
37. (I) Bir zamanlar sokaklarda, saklanbaç oynayan
çocuklardık. (II) Düşüp de bir yerimiz acıdığında
oranın hemen iyileşeceğini düşünürdük. (III) Şimdi
ise acının ne kadar gerçek olduğunu öğrendik. (IV)
Ağladığımızda da herşeye kanardık. (V) Bir şeker
ya da kurabiyeyle kandırılırdık.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangi-
lerinde yazım yanlışı vardır?
A) I ve IV
B) II ve III
C) II ve IV
D) III ve IV
E) IV ve V
38. (I) Geçen gün iki tarafı ağaçlarla kaplı o yoldan
geçdim. (II) Yolun o tatlı kıvırılışını, kenardaki bo-
dur çalıları, erken dökülmüş sonbahar yapraklarını
gördüm. (III) Tam karşımda beni hâlâ göremiyen
küçük bir çocuk vardı. (IV) Çocuğun beni gördüğü
andaki yüz ifadesini hiç unutmayacaktım. (V) Onunla
selamlaştıkdan sonra ona adını sordum.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisin-
de ses olaylarıyla ilgili bir yazım yanlışı yoktur?
A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
39. Saat beş olunca park sessizliğini yitiriyor (I) Ama il-
ginçtir banklar yine bomboş sanki (II) Çeşmelerden
sular aynı yavaşlıkla akıyor hep (III) Artık her ke-
simden insan geliyor buraya (IV) avukat, iş adamı,
postacı, ev hanımı (V) Hepsi de çok mutlu, çok ke-
yifli görünüyor (VI)
Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangi
ikisine diğerlerinden farklı noktalama işaretleri
getirilmelidir?
A) I - III
B) II - IV
C) III - V
D) IV - V
E) V - VI
40. Puhu kuşları, taşların başına (I) delice kuşları, akas-
ya ağacına konardı. Yıldızlar, yıldızlar (II) Hangimiz
bilebilirdik bir ömür ışıyıp duracaklarını (III) Yazı iki
kere sarıya boyayan harman yerleri, sımsıcak birer
güneş ocağıydı. Dünya (IV) nın bütün ırmakların-
dan büyük olan Saray Çayı bedenimizin ilk karın-
calı aynasıydı. Köyün içinden geçen Sarıkamış (V)
Kars yolu, gündüzleri ayrı uzaklara giderdi, geceleri
ayrı uzaklara.
Bu parçadaki numaralanmış yerlere getirilecek
noktalama işaretleri ile ilgili aşağıda verilen
açıklamalardan hangisi yanlıştır?
A) I. yere, ögeleri arasında virgül kullanılan ve
yüklemi ortak olan sıralı cümleleri ayırdığı için
noktalı virgül (;) getirilmelidir.
B) II. yere, tamamlanmamış yargının sonuna gele-
ceği için üç nokta (...) getirilmelidir.
C) III. yere, soru anlamı taşıyan bir cümle olduğu
için soru işareti (?) getirilmelidir.
D) IV. yere, özel adlara gelen çekim ekleri ayrıla-
cağı için kesme işareti (’) getirilmelidir.
E) V. yere, bir şeyin başlangıç ve bitiş noktalarını
belirttiği için kısa çizgi (–) getirilmelidir.
