NEW
Font size
Worksheets11 FELSEFE (QUİZ 1)
Total questions: 16
Worksheet time: 24mins
Hristiyan felsefesinde genel olarak ‘varlık nedir?’ sorusuna ‘Tanrı’nın kendisidir.’ cevabı verilmekteydi. Bu dönemde felsefe dine hizmet ettiği ve Tanrı’nın varlığını kabul ettirmek için çalıştığı sürece yararlı görülüyordu.
Buna göre Hristiyan düşüncesinde gerçeklik üzerine aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
İnsan algısından bağımsız değil, insan algısına bağlı bir durumdur.
Peşinden koşulacak bir şey değil, hali hazırda verilmiş bir bilgidir
Bir tür var olma durumudur.
Bir doğruluk ölçütü olarak değerlendirilmiştir.
Soyut ya da somut olabilen bir yapıya sahiptir.
5. yüzyılda İskenderiye Kütüphanesi bilimsel ve felsefi çalışmaların Hristiyan düşüncesine zarar verdiği gerekçesiyle yakılmış. 6. yüzyılda da Bizans İmparatoru tarafından Pagan Okulu olduğu gerekçesiyle Yunan Akademisi kapatılmıştır.
Tarihte bu gibi olayların yaşanmasının nedeni olarak aşağıdakilerden hangisi gösterilebilir?
Dini inanç ile felsefi düşüncelerin kaynaşması
Din dışında bir bilgi kaynağının olmayışı.
Antik Yunan düşüncesinin akla dayalı sorgulamayı esas alması
Bilimin inanca ilişkin bilgileri desteklemesi
Tek başına inancın bilgiyi mümkün kıldığının düşünülmesi
Hristiyan felsefesinde ele alınan konulardan biri de tümeller problemidir. Buna göre;
I. Tümeller ayrı bir varlık olarak Tanrı’nın zihnindedir.
II. Tümeller tek tek varlıkların içinde yer alır.
III. Tümellerin tek başına gerçeklikleri yoktur. Onlar soyutlama ve genelleme sözlerinden ibarettir.
Yukarıda yer alan açıklamalar sırasıyla aşağıdaki görüşlerden hangisine karşılık gelir?
Kavramcılık - Adcılık- Kavram realizmi
Kavramcılık - Kavram realizmi - Adcılık
Kavram realizmi - Kavramcılık - Adcılık
Kavram realizmi - Adcılık - Kavramcılık
Adcılık - Kavramcılık - Kavram realizmi
Hristiyanlık yayılma sürecinde bazı felsefi görüşlerle karşı karşıya gelmiştir. Dine karşı yapılan eleştirileri savunmak adına bu din içinde bazı filozoflar çıkmıştır.
Savunma adına yapılan bu felsefenin adı aşağıdakilerden hangisidir?
Teoloji
Apoloji
Metafizik
Patristik
Skolastik
Aşağıdakilerden hangisi İlk Çağ ve Orta Çağ felsefesinin karşılaştırılmasına dair yanlış bir bilgidir?
İlk Çağ felsefesi felsefi bir amaç taşırken; Orta Çağ felsefesi dinin emrindedir.
İlk Çağ felsefesinde mutluluğa ulaşılması gereken yer bu dünya iken, Orta Çağ felsefesinde ahiret inancı mutluluğu sağlar.
İlk Çağ felsefesi antroposentrik (insan temelli) iken, Orta Çağ felsefesi teosentrik(tanrıcı)tir.
İlk Çağ felsefesi daha kötümser iken, Orta Çağ felsefesi daha iyimserdir.
İlk Çağ’da felsefe en üst düzeyde iken, Orta Çağ’da dinsel ve metafizik alanların etkisi altında kalmıştır.
Aşağıdaki görüşlerden hangisinin MS 2. yüzyıl - MS 15. yüzyıl felsefesini etkilediği söylenemez?
Epikürosçuluğun dünyevi hazlardan uzak durulması gerektiği düşüncesi
Aristoteles mantığının üzerinde durduğu Tanrı’nın varlığına yönelik kanıtlamaları
Plotinos felsefesinin Tanrı ve ruh kavramları konusundaki düşüncesi
Doğa filozoflarının ana maddeye yönelik görüşleri
Stoa ahlakında yer alan iyiyi seçme özgürlüğü
Antik Çağ için Tanrı bu evrenin bir mimarıdır ve adeta bir yapı ustası gibidir. Demiourgus biçimlendirdiği maddeyi hazır bulmuştur. Tanrı varlığın kendisidir, geri kalan tüm var olanlar Tanrısal varlık dolayısıyla, ondan pay aldıkları için var olmuşlardır. Orta Çağ’da ise Tanrı ile yaratık aynı hamurdan değil, başka başka özlerdendir. Onun için de aralarında kapanmaz bir aralık vardır.
Buna göre Orta Çağ’da varlıkların oluşumu için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Evren Tanrı’nın vahyidir.
Dünya Tanrı’nın kendisini açmasıdır.
Tüm var olanlar varlıklarını Tanrı’nın istemesine borçludur.
Bu dünyadaki tüm otoriteler Tanrısal istençten aktarmadır.
Madde de Tanrı’nın kendisi gibi öncesizdir.
Orta Çağ Avrupa’sına baktığımızda kilise ve din adamları Hristiyanlığa ve İncil’e uymadığı gerekçesiyle her türlü bilimsel çalışmaya karşı çıkmıştır. Hatta bu bilimsel çalışmaları yapanlar en ağır şekilde cezalandırılmıştır. İşte bu yüzden Orta Çağ’ın diğer ismi “karanlık çağ” olmuştur.
Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Din bilimsel çalışmaları etkilemiştir.
Bilim insanı, bilim yapabilmek için uygun ortamı bulamamıştır.
Orta Çağ Avrupa’sında bilimsel çalışmalar tamamen durmuştur.
Bilimin bugünlere gelmesinde bazı bilim adamları ağır bedeller ödemiştir.
Orta Çağ Avrupa’sında kilise ve din adamları bilimin önündeki en büyük engel olmuşlardır.
Stoa ahlakının temel ilkesi: “Doğanın yasasına boyun eğmektir.” Doğaya uygun yaşamak insan için bir ödevdir. Bunun içinde bazı insanların değer olarak gördükleri zenginlik, şeref, sağlık hatta hayatın kendisi, bilge kişi için önem verilmeyecek, ilgisiz kalınacak şeyler olabilir.
Bu parçadan yola çıkılarak Stoacılar için “iyi ahlakın” aşağıdakilerden hangisine bağlandığı söylenebilir?
Evrensel ilkelere
Tanrı’nın varlığına
İnsanın değerine
Maddi zenginliğe
Doğa yasalarına
Tümel kavramlar aynı nesneler için insanın düşündüğü, nesnelerin ortak yönlerine insanın vermiş olduğu adlardır. Dolayısıyla gerçekten var olan, ancak tek tek nesnelerdir. Soyut nesneler yoktur, yalnız somut nesneler vardır veya başka bir deyimle, bütün var olan nesneler somuttur, hiçbir nesne soyut değildir.
Bu açıklama aşağıdaki görüşlerden hangisine karşılık gelir?
Kavram realizmi
Nominalizm
Realizm
İdealizm
Rasyonalizm
Felsefe Orta Çağ’da Batıda din adamlarını yetiştiren manastır ve katedral okullarında gelişmiş, tamamıyla dini karakterli bir etkinlik olarak ortaya çıkmıştır.
Bu okullarda gelişen felsefeye verilen isim aşağıdakilerden hangisidir?
Skolastik
Kynikler Okulu
Tasavvuf
Akademi
Elea Okulu
Sofistlerin önemi dikkatlerini doğadan insana, evrenden topluma çevirmeleri ve insanın insan olarak Öz’ü ve dünyayla olan ilişkisi üzerine düşünmelerinden gelmektedir.
Buna göre Sofistlerin insan merkezli bakış açılarının epistemolojik sonucunu en doğru şekilde aşağıdakilerden hangisi ifade eder?
İnsan aklı her şeyi bilebilir.
Doğruluğun ölçütü insandır.
Mutlak bilgiye ulaşılabilir.
Duyular en güvenilir bilgi kaynağıdır.
Bir takım insanlar otorite olarak kabul edilebilir.
Septiklere göre;
• İnsanlarda bazı yapısal farklılıklar vardır.
• Duyu organlarının getirdiği bilgiler insandan insana farklılık gösterir.
• Özneyi etkileyen koşullar farklıdır.
• Nesnenin yeri, uzaklığı duyuma etki eder.
• Yasaların, gelenek ve göreneklerin insanların üzerinde farklı etkileri olur.
Buna göre bilgi edinmede septiklerin tutumu aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?
Otoritelere güven duymak
Yargıda bulunmaktan kaçınmak
Bilimsel bilgiyi doğru kabul etmek
Kuşkuyla apaçık bilgiye ulaşmak
Duyumlardan gelen bilgiye güvenmek
Doğu Roma İmparatoru Justinianus, Atina'daki "Akademia"yı kapattı. Hristiyanlığa aykırı diye Yunan felsefesinin okutulmasını yasakladı. Yunan düşüncesi bir zamanlar rasyonalist tutum ile kendisini mitolojiden kurtarmıştı. Sonrasında ise Batı'da uzun zaman bilim ve felsefe değil, inanca dayalı bilginin hüküm süreceği Ortaçağ başlayacaktı.
Bu bilgiler doğrultusunda aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
İlkçağ rasyonalizmi Ortaçağ'da etkisini göstermiştir.
Ortaçağ felsefesi, Tanrı'nın bilgisini temele almıştır.
Doğu Roma imparatorluğu İlkçağ'ın fikirsel anlamda devamıdır.
Hristiyanlık felsefesi İlkçağ'dan itibaren etkisini göstermiştir.
İlkçağ ve Ortaçağ felsefesi birbirinin devamı niteliğindedir.
Tertullian, "Akıl almaz olduğu için inanıyorum." der. Ona göre inanma ve insanın kendi başına bilmesi birbirine karşıt olan şeylerdir. Çünkü inanma, insan aklının Tanrı önünde alçakgönüllü olması, kibrini kırmasıdır. Gnostiklerin istediği gibi Tanrı'nın, insanın içine doğrudan doğruya doğmasını, bir ışık olarak parlamasını beklemek ve Tanrı'nın sınırlarına ulaşmaya kalkışmak insan aklının saygısızlığı ve küstahlığıdır.
Bu parçaya göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Tanrı kavranamayacağı için inanmak anlamsızdır.
İnanç esaslarına olduğu gibi inanılmalı, akılla kanıtlamaya çalışılmamalıdır.
Her şey insanın kendi içine doğabilir.
Tanrı ancak felsefe yaparak kavranabilir.
İnanma ve bilmenin savaşı Tanrı'yı kavramamızı sağlar.
Antikçağın sonlarına doğru Hristiyanlığın ortaya çıkmasıyla beraber felsefi düşünüş farklı bir yapıya geçmiştir. Felsefi düşünüşte dini temele alan yaklaşım, İslamiyet’in doğuşuyla da bu özelliğini sürdürmüştür. Hristiyan ve İslam felsefesi düşünürleri bilgi konusunda inancın gerektirdiği kabuller ve aklın rolü üzerine farklı görüşler ortaya koymuştur. Aklın bir sınırı olduğunu, inanmak için bu sınırı dikkate almak gerektiğini savunanlar olduğu gibi; aklın inanılanı temellendirebileceğini savunan düşünürler de olmuştur.
Bu parçaya göre, 2-15. yüzyıl döneminde teolojik ve felsefi bilginin değerine ilişkin tartışmalarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Felsefe, teoloji üzerinde egemenlik kurmuştur.
Felsefe, bu dönemde en çok bilimsel çalışmalardan etkilenmiştir.
Kutsal metinlere felsefi şüphe ile yaklaşılmıştır.
Felsefe, ikincil bir bilgi olarak teolojinin tamamlayıcısı durumundadır.
Teoloji çalışmaları felsefeyi yok saymıştır.
