wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları

Total questions: 10

Worksheet time: 20mins

Name
Class
Date
1.

Dün akşam genç bir şairin evinde toplandık. Misafirlerden biri elindeki kitabı karıştırıyor, bir başkası da odanın köşesindeki gösterişli piyanonun tuşlarına dokunuyordu. Bu sırada ev sahibi, bana taslak hâlindeki şiirini okudu ve ne düşündüğümü sordu. Ben, şiir bitmeden bir şey dememe imkân olmadığını söyledim. Arkadaşım da şiiri değil de içindeki düşünceleri nasıl bulduğumu sordu. Ben de şiir, sözcüklerle resim yapma sanatıdır, dedim ve Mallarme’nin Degas’ya verdiği “Şiir düşüncelerle değil, sözcüklerle yazılır.” yanıtını hatırlattım.

1.Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) Tanımlama yapılmıştır.

b)

B) Örneklemeden yararlanılmıştır

c)

C) Öykülemeye başvurulmuştur.

d)

D) Betimlemeye yer verilmiştir

e)

E) Tanık gösterme vardır

2.

(I) Bilinç akışı yöntemi, öykü ve romanlarda karakterlerin, geçmişe ve bugüne ilişkin duygu, düşünce ve anılarının aktarımında kullanılan bir tekniktir. (II) Söz konusu duygu ve düşüncelerin hiçbir denetim ya da sınırlama olmaksızın, olanca doğallığıyla aktarılması, anlatıyı zenginleştirir. (III) Bu teknikle yazar, okura kendi duygularını anlayabilme olanağı sunar. (IV) Bir başka anlatımla okurun, gerçeği farklı boyutlarda görmesini sağlar. (V) Böylece yazar, yüzeysel olanın anlatımıyla yetinmeyerek, yarattığı kahramanların iç dünyalarını da yansıttığı için anlatımına derinlik kazandırmış olur.

2. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi tanımsal bir nitelik taşımaktadır?

a)

ı

b)

ıı

c)

ııı

d)

ıv

e)

v

3.

Andersen’i özgün kılan bir özellik, çevremizdeki sıradan nesneleri kişileştirip birer masal kişisine dönüştürmesidir. Öykülerinde küçücük nesneler, nesne niteliklerini hiç yitirmeden insanlarınkine benzer serüvenler yaşar: Kurşun asker, yıkımdan yıkıma sürüklenirken gözüpekliğinden ve iyimserliğinden bir şey yitirmez; tencere vurulur, çömlek ve masa konuşur. Bunun yanında Andersen bize, kişileri hiç de masalsı sayılamayacak, oldukça gerçekçi masallar da anlatır: Eski Ev, Kapıcının Oğlu.
3. Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

a)

A) Tanık gösterme 

b)

B) Tanımlama 

c)

C) Örneklere yer verme

d)

D) Betimleme 

e)

E) Tartışma

4.

Bir yerde yaşamayı sevmek için orada mutlaka anılarınızın olması gerekli. Yoksa evler soğuk birer duvar yığını, cadde ve sokaklar yabancılara ait yerlerdir. Size dostça bakmayan bu otobüs durağında eğreti eğreti beklersiniz. Yeni bir eve taşınmanın birçok insana hiç çekici gelmemesinin nedenleri de aslında bunlardır. Evin duvarlarında geçmişinizin o acı tatlı anılarından hiçbir iz yoktur. Bir tanışla iş dönüşü karşılaşıp dostça iki çift laf edilmiş o eski sokağınızla hiçbir benzerliği bulunmaz bu sokağın. Her şey, sesler, renkler sizin dışınızda akıp gider gibidir. Bu yüzden, hayatınıza yeni giren bir yeri benimsemek için zamana ihtiyacınız olacaktır. Orayı sevemezsiniz. Ta ki anı biriktirene kadar.

4. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a)

A) İkilemelere yer verme

b)

B) Karşılaştırmaya başvurma

c)

C) Birden çok duyuya seslenme

d)

D) Betimleyici ögelerden yararlanma

e)

E) Birinci kişili anlatımla oluşturulma

5.

Bergson’a göre “Bellek bazı deneyimlerin, bilincimizin bir parçası hâline gelmesidir.” Ancak burada söz konusu bütüncül, tek bir bellek değildir. Bergson iki tür bellek üzerinde durur; ilki alışkanlıklarımız sonucu oluşan bellektir. Özünde şeyleri tekrarlamak yatar; tekrarlama alışkanlığını bırakırsak bellek zayıflar. İkinci tür bellek ise geçmişin hatırlanmasıyla ilgilidir. Bu iki tür belleğe bakıldığında ikincisinin birincisinden farklı olarak zihinsel bir işleyişe sahip olduğunu görürüz.
5. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? (2023)

a)



A) Öneride bulunma

b)

B) Koşul öne sürme

c)

C) Karşılaştırma

d)

D) Açıklama

e)

E) Tanımlama

6.

Sözcükler anlamlı ses birimleridir. Başka bir deyişle nesnelerin ve varlıkların yerini tutan birer göstergedir. Aslında özel adlar dışında hiçbir sözcük, tek bir nesnenin adı değildir. Çünkü bir sözcük, kimi yönleriyle ötekilerden ayrılan, birbirlerine daha çok benzeyen, türdeş birçok nesnenin ortak adıdır. Söz gelimi çiçek sözcüğü belli bir çiçeğin değil, çiçek olma özelliği taşıyan tüm bitkilerin ortak adıdır. Dünyadaki benzer özellikler taşıyan bazı bitkilerin ötekilerden ayrılarak farklı bir küme oluşturduklarının anlaşılmasıyla, “çiçek” sözcüğü o kümenin adı olmuştur.
6. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a)

A) Abartma       


     

b)

B) Tanımlama 

c)

C) Örnekleme

d)

D) Karşılaştırma 

e)

E) Genelleme

7.

Richard Strauss, bugünün orkestra repertuvarının demirbaşları arasında sayılan bir dizi senfonik şiirle ve opera alanındaki kalıcı eserle tanınan en önemli bestecilerdendir. Özellikle Salome adlı operası sansasyon yaratmış, sayısı yüz elliyi aşan lietleri ile bir şarkı ustası olarak müzik tarihindeki özgün yerini almıştır. Günümüz operaları hâlen onun zengin sahne çalışmalarından yararlanır. Gerek lietlerinde gerek görkemli orkestral eserlerinde lirik gücünü kuvvetle hissettiren Strauss, bugün de dünyanın önde gelen solistlerini mıknatıs gibi kendine çekmektedir.

7. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a)

A)Benzetme

b)

B)Öznellik

c)

C)Tartışma

d)

D)Örnekleme

e)

E)Karşılaştırma

8.

Kentsel düş gücünü heceleyenler, kentin karakteri olan nesnelerdir. Bu nesneler, kentin tarihine tanıklık eden ve onunla bütünleşen varlıklar olarak kendilerini kabul ettirir. Dilsiz güçler rolünde hep sahnededirler. Galata Kulesi, Beyoğlu’nun yıkık dökük evleri, bir avlunun gölgesindeki zarif bir kuyu, kim bilir güneşin yakıcılığında hangi sohbetlere siper olmuş görkemli asırlık çınarlar, yüzyıllık bir çeşme, küçük bir fotoğrafçının vitrinini süsleyen eski aile fotoğrafları… Bu nesnelerin işlevi; varlıklarıyla kentin romanını yazmak, varlıklarını sürdürürken çağın yüklediği yeni anlamlara rağmen kente sahip çıkmaktır.
8. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi vardır?

a)

A) Öyküleme

b)

B) Örneklendirme

c)

C) Tanık gösterme

d)

D) Tanımlama 

e)

E) Karşılaştırma

9.

Orhan Veli Kanık kendisiyle yapılan ve öykülerinin toplandığı Hoşgör Köftecisi’nde yer alan söyleşide sanatla edebiyatı birbirinden ayırdığını söyler. Şiiri sanata sokar, öyküyü ise roman ve tiyatroyla birlikte edebiyata. Orhan Veli, “Fikir sanatta yer alamıyor ama edebiyat fikre dayanıyor.” diye açıklar edebiyatla sanatın farkını. Ve şöyle de devam eder: “Bu itibarla edebiyatın halk kitlelerine bir şeyler söylemesi lazım. Okur ve azarları halka doğru götüren bir edebiyat isterim. Yani edebiyatın çoğunluğa hitap etmesini istiyorum. Çoğunluk okuyup anlamalıdır.”
9. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a)

A) Alıntıya yer verilmiştir.

b)

B)Tanık gösterilmiştir.

c)

C)Nesnel anlatımdan yararlanılmıştır.

d)

D)Karşılaştırma yapılmıştır.

e)

E)Tahminde bulunulmuştur.

10.

Bakmayın sahilinin dolguyla denizden yükseltilmiş olmasına; denizin içinden çıkıp içeri doğru yılan misali kıvrılan yokuşun ta Galata Kulesi’nin gölgesine kadar uzandığı bir semt Tophane. Ana sokakları bayır, ara sokakları çıkmaz. Bu nedenledir ki adımlar hafif hafif, ağır ağır atılır burada. Sanki semti derinlemesine hissettirmek ve geçmişi teneffüs ettirmek için yukarı doğru uzadıkça uzar yol.
10. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

a)

A) Karşılaştırma    

b)

B) Benzetme    

c)

C) İkileme   

d)

D) Niteleme   

e)

E) Mecazlı söyleyiş