wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

ANLATIM BİÇİMLERİ VE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI-I

Total questions: 10

Worksheet time: 20mins

Name
Class
Date
1.

(I) Bilinç akışı yöntemi, öykü ve romanlarda karakterlerin, geçmişe ve bugüne ilişkin duygu, düşünce ve anılarının aktarımında kullanılan bir tekniktir. (II) Söz konusu duygu ve düşüncelerin hiçbir denetim ya da sınırlama olmaksızın, olanca doğallığıyla aktarılması, anlatıyı zenginleştirir. (III) Bu teknikle yazar, okura kendi duygularını anlayabilme olanağı sunar. (IV) Bir başka anlatımla okurun, gerçeği farklı boyutlarda görmesini sağlar. (V) Böylece yazar, yüzeysel olanın anlatımıyla yetinmeyerek, yarattığı kahramanların iç dünyalarını da yansıttığı için anlatımına derinlik kazandırmış olur.
1. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisi tanımsal bir nitelik taşımaktadır? (2007 ÖSS)

a)

I.

b)

II.

c)

III.

d)

VI.

2.

Andersen’i özgün kılan bir özellik, çevremizdeki sıradan nesneleri kişileştirip birer masal kişisine dönüştürmesidir. Öykülerinde küçücük nesneler, nesne niteliklerini hiç yitirmeden insanlarınkine benzer serüvenler yaşar: Kurşun asker, yıkımdan yıkıma sürüklenirken gözüpekliğinden ve iyimserliğinden bir şey yitirmez; tencere vurulur, çömlek ve masa konuşur. Bunun yanında Andersen bize, kişileri hiç de masalsı sayılamayacak, oldukça gerçekçi masallar da anlatır: Eski Ev, Kapıcının Oğlu.
2. Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur? (2007 ÖSS)

a)

Tanık gösterme         

b)

Tanımlama

c)

Örneklere yer verme

d)

Betimleme 

3.

Güzeldere'de kışın bembeyaz bir sessizlik kaplar her yanı. İlkbaharda taze yeşilin, eflatun orman gülleriyle uyumu göze çarpar. Yazın koyu bir yeşil hâkim olur dağlara. Ya sonbaharda? Kayınların, gürgenlerin kırmızısı, ıhlamur yapraklarının saman gibi sarısıyla güze direnen çalıların yeşili birbirine karışır. Güzeldere’nin en görkemli zamanıdır sonbahar.
3. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (2007 ÖSS)

a)

Betimleyici ögelere yer verilmiştir.

b)

Öznellik ağır basmaktadır.

c)

Bir varlığa insana özgü bir nitelik aktarılmıştır.

d)

Yinelemelere başvurulmuştur.

4.

Bir yerde yaşamayı sevmek için orada mutlaka anılarınızın olması gerekli. Yoksa evler soğuk birer duvar yığını, cadde ve sokaklar yabancılara ait yerlerdir. Size dostça bakmayan bu otobüs durağında eğreti eğreti beklersiniz. Yeni bir eve taşınmanın birçok insana hiç çekici gelmemesinin nedenleri de aslında bunlardır. Evin duvarlarında geçmişinizin o acı tatlı anılarından hiçbir iz yoktur. Bir tanışla iş dönüşü karşılaşıp dostça iki çift laf edilmiş o eski sokağınızla hiçbir benzerliği bulunmaz bu sokağın. Her şey, sesler, renkler sizin dışınızda akıp gider gibidir. Bu yüzden, hayatınıza yeni giren bir yeri benimsemek için zamana ihtiyacınız olacaktır. Orayı sevemezsiniz. Ta ki anı biriktirene kadar.
4. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? (2009 ÖSS)

a)

Karşılaştırmaya başvurma

b)

Birden çok duyuya seslenme

c)

Betimleyici ögelerden yararlanma

d)

Birinci kişili anlatımla oluşturulma

5.

Gazeteci olmak bir ayrıcalıktır elbet. Unutulmaz anılar kalır kişide acısıyla, tatlısıyla. Bir arayış içinde geçmiştir o yıllar, koşturmayla, konuşmayla, yazmayla. Bir bakıma Özdemir Asaf’ın şu ünlü dizesini düşündürür: “Durduğum nokta yerinde durmuyor.” Öyledir, hem sen koşup durursun araştırıp, inceleyip bir şeyler bulmak için hem de konularının kaynağı olan toplum durmaksızın değişir yöneticileriyle, sorumlularıyla. 
5. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi 

söylenemez(2010 YGS)

a)

Konuşma havası içinde yazılmıştır. 

b)

Devrik cümlelere yer verilmiştir. 

c)

Sözcükler arasında sessel yinelemeler kurulmuştur. 

d)

Benzetmeden yararlanılmıştır. 

6.

Sözcükler anlamlı ses birimleridir. Başka bir deyişle nesnelerin ve varlıkların yerini tutan birer göstergedir. Aslında özel adlar dışında hiçbir sözcük, tek bir nesnenin adı değildir. Çünkü bir sözcük, kimi yönleriyle ötekilerden ayrılan, birbirlerine daha çok benzeyen, türdeş birçok nesnenin ortak adıdır. Söz gelimi çiçek sözcüğü belli bir çiçeğin değil, çiçek olma özelliği taşıyan tüm bitkilerin ortak adıdır. Dünyadaki benzer özellikler taşıyan bazı bitkilerin ötekilerden ayrılarak farklı bir küme oluşturduklarının anlaşılmasıyla, “çiçek” sözcüğü o kümenin adı olmuştur.
6. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur? (2011 YGS)

a)

Abartma 

b)

Tanımlama 

c)

Örnekleme

d)

Karşılaştırma   

7.

Yazınsal yaratıcılığın gizi, ana dilde, ana dilin söz değerlerindedir. Buna erişmesi, yazarın, ozanın öncelikle ana dilini, onun söz değerlerini sevmesine bağlıdır. Bu sevgiden yoksunsa kişi, gerçek anlamda yaratıcı olamaz. Büyük bir ozan da yaratıcılığın dilde, sözcüklerde olduğunu söylüyor. Şöyle diyor sözcükler için: “Onların önünde ben diz çökerim, bana kalk deyinceye değin kıpırdamam. Kısaca, değer veririm onlara, arkalarından giderim sözcüklerin, izlerim onları. İşte ben böylesine severim sözcükleri.”
7. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (2011 YGS)

a)

Değişik cümle türleri kullanılmıştır.

b)

Alıntıya yer verilmiştir.

c)

Kişileştirmeye başvurulmuştur.

d)

İkileme kullanılmıştır.

8.

Doğu Karadeniz’in yaylalarını mutlaka görün. Kıyılarda hiç oyalanmadan kartpostallardaki kadar güzel ormanların üzerindeki muhteşem yaylalara çıkın. Her biri ötekinden farklı olan yaylaların birinden ötekine yürüyün. Ahşap yayla evlerinde konaklayıp yöresel yemeklerin tadına bakın. Yamaçlarda horon tepin; vadilere çökmüş, denizi andıran sis bulutlarına karşı tembel tembel yatın. 
8. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (2012 YGS)

a)

Karşılaştırma yapılmıştır. 

b)

Benzetmeden yararlanılmıştır. 

c)

Öneri nitelikli cümleler kullanılmıştır. 

d)

Kişileştirmeye başvurulmuştur. 

9.

(I) Antakya'daki kazılarda Geç Hitit Dönemi’ne ait olduğu düşünülen kalıntılar ortaya çıkarıldı. (II) Buluntular arasında eşsiz, anıtsal boyutlarda bir insan figürüyle kabartmalı bir sütun altlığı yer alıyor. (III) Bazalttan yapılan her iki eserin de kaleye girişi sağlayan yapı kompleksi boyunca uzanan, yüzeyi taş döşeli koridorun altına gömüldüğü düşünülüyor. (IV) Bel hizasının hemen üstünden baş kısmına kadar olan yüksekliği 1,5 metreye ulaşan figür, dik duran bir insanı canlandırıyor. (V) Toplam boyu, büyük olasılıkla 3,5-4 metreyi bulan sakallı erkek figürünün, gözleri siyah ve beyaz taşlardan yapılmış.
9. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde betimleyici ögelere yer verilmemiştir? (2013 YGS)

a)

I.

b)

II.

c)

III.

d)

IV.

10.

Attila İlhan, hece ölçüsünün öne çıktığı bir ortamda yazılmakta olan serbest şiire belli bir mesafeden ama ilgili bir mesafeden baktı. Yazılmaktan çok, söylenen bir şiirde müzikaliteyi gözeterek toplum hayatından âdeta şairane tablolar çıkardı. Destan havası taşıyan şiirlerinde de bireysel konulardaki kısa şiirlerinde de Türk müziğinin ritmini korumaktan ve konuşma dilindeki zengin çağrışımlı, eski sözcükleri kullanmaktan çekinmedi. Bu yanı kırklı yılların, memleketçi şairlere yakınlığı da ellili yılların şairlerinden ayırdı onu. Bir bütün olarak bakıldığında Attila İlhan’ın şiiri, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın evrenle ve onun düzeniyle ilgili olmayan ve hikâye etme yolunu seçtiği eserlerine yakın bir yerde durmaktadır.
10. Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? (2013 YGS)

a)

Açıklamaya başvurulmuştur.

b)

Öznel değerlendirmeler vardır.

c)

Karşılaştırmaya başvurulmuştur.

d)

Örneklemeden yararlanılmıştır.