Font size
WorksheetsTYT Din K. Deneme
Total questions: 20
Worksheet time: 10mins
Aşağıdakilerden hangisi İslam'da bilgi kaynakları arasında yer alır?
Akıl, vahiy ve duyular
duyular
akıl
vahiy
Aşağıdakilerden hangisi İslam inanç esaslarının(imanın şartları) bir özelliğidir?
Evrensel olmaları
Sadece belirli bir millete ait olmaları
Zamanla değişebilmeleri
Kişisel görüşlere göre şekillenmeleri
İslam'da ibadetin amacı ve önemi aşağıdakilerden hangisidir?
Allah'a yakınlaşmak ve O'nun rızasını kazanmak
Dünyevi zenginlik elde etmek
Sadece toplumsal statü kazanmak
Spor yapmak
Din ve sosyal değişim arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
Din, sosyal değişimi etkileyebilir ve toplumsal yapının dönüşümünde rol oynayabilir.
Din, sosyal değişim üzerinde hiçbir etkisi olmayan bir unsurdur.
Sosyal değişim, dini tamamen ortadan kaldırır.
Din ve sosyal değişim arasında hiçbir ilişki yoktur.
Hz. Muhammed'in peygamberlik yönü aşağıdakilerden hangisidir?
Allah'ın mesajını insanlara iletmek
Savaşlarda liderlik yapmak
Ticaretle uğraşmak
Bilimsel keşifler yapmak
"... insanlar arasında hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. Kendilerine, 'Allah'ın indirdiğine uyun!' denildiği zaman, 'Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.' derler. Şeytan, kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı?" (Lokman, 31:20-21) Bu ayetlerde kınanan hususu en iyi ifade eden kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Kibir
Taassup
Riya
Gıybet
Haset
İnsan, yaşamı boyunca karşılaştığı çeşitli sorulara anlamlı cevaplar üretmeye çalışır. Nereden gelmiştir ve nereye gidecektir? Bu dünya yalnızca kendisinden mi ibarettir? Ölüm geri dönüşü olmayan bir yok oluş mudur?
Bu türden sorulara anlamlı cevaplar dinden gelir.
Din; dünyayı geçici bir durak ve bir imtihan vesilesi olarak niteler, hayatın bu dünyadan ibaret olmadığının ve gerçek yaşam yerinin ahiret yurdu olduğunun altını çizer. Bu durum, insana kendi gerçekliğini aşan daha büyük bir varoluş zemini sunar. Böylelikle de geleceğe yönelik belirsizlikten kurtulmuş olur.
Ahireti kazanmanın yolunun bu dünyadan geçtiği
İnançsızlığın, insanı derin bir bunalıma sürükleyeceği
Ölümün, inananlar için sevinecek bir şey olduğu
Dinin, insana hayatı anlamlandırma imkânı sunduğu
İnsanın, her şeyi akılla çözüme kavuşturamayacağı
Tahkiki iman delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imandır; evreni ve yaratılışı incelediği, din hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olduğu için güçlüdür. Bu tür bir iman da Kur’an-ı Kerim’de tavsiye edilmektedir. Aşağıdaki ayetlerden hangisi bu parçada açıklanan görüşü desteklemektedir?
“İbrahim, Güneş’i doğarken görünce de ‘İşte benim Rabbim! Bu daha büyük’ dedi. O da batınca (kavmine dönüp) ‘Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.’ dedi. ‘Ben, hakka yönelen birisi olarak yüzümü, gökleri ve yeri yaratana döndürdüm...’ (Enam, 6:78-79)
“Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihat etmekten maud tutman için senden izin istemezler. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları çok iyi bilendir.” (Tevbe, 9:44)
“İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken ‘İsrailoğulları’nın inandığına başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de Müslümanlardanım.’ dedi.” (Yunus, 10:90)
“Allah’ın, göğsünü İslam’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer, 39:22)
“... Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir.” (Al-i İmran 3:167)
“Allah’ın göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi?” (Lokman, 31:20) “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık. Kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.” (İsra, 17:70) Bu ayetlerde aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Varlıklar içerisinde insanın özel bir yeri olduğu
B) Verilenlere karşı insanın şükretmesi gerektiği
C) İnsanın Allah’a ibadet etmek amacıyla yaratıldığı
D) İnsanın doğadaki imkânları dilediği gibi kullanabileceği
E) Davranışlarından dolayı insanın hesaba çekileceği
Hayat, ölüme doğru akıp giden bir yolculuktur. Bu yolculukta çeşitli duraklar ve bizi bekleyen çok yönlü sınavlar vardır. Benlik emanetini yüklenmiş olan insanın Allah tarafından bildirilenleri yerine getirme ve yasaklanandan kaçınma gibi bir görevi vardır. Dünyada oyun ve eğlencenin yeri ve zamanı olsa da insanoğlu dünyaya bunlar için gönderilmemiştir; kulluk görevi ve bilinci her şeyden daha önemlidir. Bu parçada insanın hangi özelliğine vurgu yapılmıştır?
Akıllı olmasına
Sınırlı bir varlık olmasına
Gelişen bir varlık olmasına
Sorumluluk sahibi olmasına
Özgür bir varlık olmasına
Kur’an-ı Kerim akla vurgu yaparak akıllı insanları muhatap aldığını ve bilenle bilmeyenin bir olmayacağını belirtir. Ayrıca insanın; davranış, tutum ve inançlarına ilişkin seçimlerinde özgür bırakıldığına dikkat çeker. Bununla birlikte İslam dini her insanın Allah’a yönelerek ibadet ve dualarıyla doğrudan O’na yalvarmasını ve O’ndan af dilemesini öğütler. Bu parçada İslam inanç esaslarının hangilerine değinilmiştir?
Kadere iman
Ahirete İman
Peygambere iman
meleklere iman
“Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inamayarak ayrım yapmak isteyenler, ‘(peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz.’ diyenler ve böylece bu ikisinin (iman ile küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince işte onlara Allah mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır ve esirgeyicidir.” (Nisa, 4:150-152)
A) İnanç, ibadet ve ahlakın birbiriyle ilişkili olduğuna
B) İnanç esaslarının bir bütün olduğuna
C) Allah’ın her topluma bir peygamber gönderdiğine
D) İnancın dil ile ikrar edilmesinin önemine
E) Allah ile kul arasında aracıların bulunmaması gerektiğine
Osmanlı Dönemi’nde esnafın alacaklarını kaydettiği defterlere zimem defteri denirdi. Bu defterlerde halkın daha sonra ödemek üzere satın aldığı ürünler kaydedilir ve ödendikçe silinirdi. Bu defterler yoluyla çevrede kimin fakir hatta zor durumda olduğu kolaylıkla tespit edilebilirdi. Zenginler bu sayede esnafa gelerek borcu biriken ve ödeme zorluğu çeken kimselerin borcunu öderdi. Bu şekilde zengin, herhangi bir karşılık beklemeden sırf Allah rızası için yardımını gerçekleştirmiş, fakir de kendini minnet altında hissetmemiş olurdu.
Bu hangi kötü ahlaktan kaçınmak amaçlı yapılmış olabilir?
İsraf
Nankörlük
Haset(Kıskançlık)
Hırs
Gösteriş(Rİya)
"Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma. Anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma. Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez. Çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez. Herkesi kendine eşit gör. Her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmek de korkaklıktır. Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse cehalettir." Hz. Mevlana’nın bu öğütlerinden aşağıdaki ahlaki değerlerin hangisine ulaşılmaz?
İtidal
Tevazu
Şecaat
Hikmet
Gıpta
Gazali 'İnsan bir kötülük işlediğinde günahı peşin alırken tövbeyi veresiye bırakır.' der. Çoğu insan, kötü olduğuna kanaat getirmesine rağmen düşüncesiz ve aceleci bir şekilde bu davranışları işlemeye devam eder; kötülükleriyle hesaplaşmasını, iyiliğe yönelişini hep sonraya atar. İslam, tövbe kavramı ile ifade edilen bu hesaplaşmanın yapılan kötülüğün hemen akabinde gerçekleşmesine yönelik bir bilinç oluşturmaya çalışır. Bu bilinçle hareketle kişi, hatalarını anladığı anda vazgeçerek bunları telafi etmeye ve iyiliğe yönelmeye çaba sarf etmelidir. Gerçek kulluk da bunu gerektirir.
İnsan bazı davranışları kötü olduğunu bildiği hâlde yapar.
Kötü davranışların günahı insana hemen yüklenir.
İnsan, davranışlarıyla yüzleşme sorumluluğunu ertelemekten yerine getirmelidir.
İnsan yaptığı hataları iyiliklerle örtmesi gerekir.
Tövbe etmek kulluğun temel göstergelerinden biridir.
Din ve Sosyal Adalet 23. İslam öncesi Arap toplumunda yaygın olan asabiyet anlayışı, bir kimsenin her durumda kabilesini desteklemesi anlamına geliyordu. Öyle ki kabilesinden biri haksız bir şekilde başka kabileden birine saldırdığında dahi kişi kendi kabilesinin yanında yer almak zorundaydı. Ancak İslam; bu konuda hakkının yanında olmayı merkeze almış, kişinin kabilesinden biri yanlış yaptığında diğerlerinin bu yanlışa ortak olmamalarını emretmiştir. Bu parçada aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
Toplumdaki yanlış kabullerin ortadan kaldırılması zordur.
İslam, insan ilişkilerinin temeline adaleti koymuştur.
Müslüman, her durumda yakınlarını desteklemelidir.
İslam, toplumsal ve kültürel öğelere önem verir.
İslam’a göre bireysel haklar toplumsal haklardan önce gelir.
İslam dini, insanların ahlaki olmalarına önem verir ve bu konuda öğütlerde bulunur. Nitekim Hz. Muhammed'in "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." sözü de bunu gösterir. Bu kapsamda İslam, bir olan Allah'a itaat temeline dayalı bir ahlak ve dini birlik sağlama vazifesini üstlenir. İnsanlar arasında bir üstünlüğün olmadığını, Allah katındaki üstünlüğün de ancak takva ile olabileceğini belirtir. Dolayısıyla İslam, yaratılmışlara karşı merhametli olmayı, güvenirliliği, sevgiyi, fedakarlığı, iyi niyetli olmayı ve kötü davranışlardan uzak durmayı tavsiye eder.
İslam dini, ahlaki duygu ve düşüncelerin yaşantıya dönüşmesini ister.
İyi ahlaklı bir kişi kendisi dışındaki insanların durumlarını da önemser.
İslam ahlakı, temel motivasyonunu Allah inancından alır.
İslam dini ahlakı, kurtuluşun yegâne yolu olarak öngörür.
İslam ahlak anlayışı bütün canlıları önemseyen kuşatıcı bir niteliğe sahiptir.
Özel yaşam, kişinin sadece kendisine ve izin verdiği yakınlarına ait olan, yabancılarla paylaşmak istemediği hayat alanıdır. Özel yaşamın gizliliği, temel insan haklarındandır. Bu alanın korunmasına İslam dini de ayrı bir önem vermiş, pek çok ayet ve hadiste özel yaşamın korunmasına dair hususlar vurgulanmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu ayet ve hadislere örnek verilemez?
A) “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının... Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın...” (Hucurat, 49:12)
B) “Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere izin almadan, seslenip selam vermeden girmeyin. Eğer düşünürseniz böyle hareket etmeniz sizin için hayırlıdır...” (Nur, 24:27)
C) “Ey iman edenler! Size bir fasık haber getirirse bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 49:6)
D) “Kıyamet gününde insanların Allah nezdinde derecesi en kötü olanı, karı koca sırrını yayan kimsedir.” (hadis-i şerif)
E) “Bir kimsenin evinin içine bakmak hiç kimseye helal değildir.” (hadis-i şerif)
“Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yer, çarşıda dolaşırlardı. (…)” (Furkan, 25:20) “De ki: Ben size ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır.’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim.’ de demiyorum. Ben sadece bana gönderilen vahye uyuyorum. (…)” (Enam, 6:50) Mekkeli müşriklerin Hz. Muhammed’le ilgili hangi itirazı, bu ayetlerin inişinin temel sebebidir?
Önceki peygamberlere benzer şekilde davranması
Güçsüz bir kabileye mensup olması
Allah tarafından zenginlik verilmemiş olması
Kendileri gibi bir insan olması
Yetim ve öksüz olarak yetişmesi
Türklerin İslam’ı benimsemesinde bazı şahsiyetlerin önemli katkıları olmuştur. Bunlardan biri Osmanlı Devleti Dönemi’nde esnaf arasında saygın bir yer edinerek esnafın piri olarak şöhret bulmuştur. Onun sayesinde demircilik, marangozluk ve deri işlemeciliği gibi meslekler gelişmiştir. Kuruluşunda öncülük ettiği teşkilat aracılığıyla ilim ve bilgiyi insanların hizmetine sunmuş, yetimlerin ve yoksulların sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamıştır. Bu parçada sözü edilen şahsiyet aşağıdakilerden hangisidir?
Hacı Bayram Veli
Hacı Bektaş Veli
Mevlana
Yunus Emre
Ahi Evran
