wayground logo

Free Printable Worksheets

NEW

Font size

S
M
L
XL
Worksheets

BİLGİ FELSEFESİ ZEKİ

Total questions: 19

Worksheet time: 38mins

Name
Class
Date
1.

Felsefe tarihi boyunca filozoflar, “Doğru bilgi nedir?” sorusuna

cevap arayışı içinde olmuşlardır. Doğru bilgi, kesinliği

hiçbir olasılık içermeyecek, hiçbir kuşku duyulmayacak şekilde

emin olarak bilinen bilgidir.

Bu parçaya göre, bilginin doğruluk ölçütü aşağıdakilerden

hangisidir?

a)

Tutarlılık

b)

Uygunluk

c)

Apaçıklık

d)

Yararlılık

e)

Tümel uzlaşım

2.

İnsan, kendinden bağımsız olarak var olan gerçekliğin bilgisini

elde edemez. Çünkü gerçekliğin bilgisini elde etmek

için insanın bilgi yeteneği ve kapasitesi yeterli değildir.

Bu parçada dile getirilen görüş hangi felsefi akıma yakındır?

a)

Empirizm

b)

Septisizm

c)

Kritisizm

d)

Pozitivizm

e)

Rasyonalizm

3.

Her an bir durumdan ötekine geçiyorum; ısınıyorum ya da

üşüyorum, neşeliyim ya da kederli; çalışıyorum ya da hiçbir

şey yapmıyorum. Duyumlar, duygular, istekler, tasarımlar,

varlığımın aralarında paylaşıldığı değişimler ve sıra sıra

boyandığı renkler; artık hiç durmadan değişiyorum. Buna

göre, bir objenin ilk gördüğün durumu, bir an sonra gördüğünden

az da olsa farklılık gösterir; çünkü bir anlık süre içinde

yaşlanmıştır. Ancak değişmeyen ve hareketsiz maddeyi

bilen, doğa bilimlerini oluşturan zeka; işte bu dinamik, canlı

ve değişken olan hayatı bilemez. Gerçekte var olan, sürekli

bir oluş ve atılım içinde olan hayat akışının bilgisi, aracısız,

içten bir duyuş elde eder.

Bu parçada sözü edilen yaklaşım, aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Analitik felsefe

b)

Kritisizm

c)

Rasyonalizm

d)

Entüisyonizm

e)

Fenomenolojizm

4.

Deniz suyu temiz midir, kirli midir? Bu soruya kesin bir cevap

vermek olanaksızdır. Bir bakıma deniz suyu hem temizdir

hem kirlidir. Söz gelimi, birçok canlı için hayat kaynağı

olan deniz suyu, insanlar için mide bulandırıcıdır; fakat bazı

balıklar ancak deniz suyunda yaşayabilir. Değerler de

böyledir; benim için doğru ve iyi olan şey, bir başka toplumda

yaşayan kişi için yanlış ve kötü olabilir.

Bunları söyleyen kişinin görüşü, aşağıdaki yaklaşımlardan

hangisine uymaktadır?

a)

Rölativizm

b)

Kritisizm

c)

Empirizm

d)

Pozitivizm

e)

Rasyonalizm

5.

Coğrafya öğretmeni sınıfa “Obruk nedir?” diye bir soru yöneltir.

Söz hakkı alan Soner; “Vadi ve platoların yamaçlarında

sel sularının aşındırması ile oluşan özel yeryüzü şekillerine

obruk denir” der. Öğretmen, Soner’e “Hayır, yanlış” der.

Bunun üzerine söz hakkı alan Fatih, “Obruk, baca veya kuyu

şeklinde keskin köşeli, derin çukurluklara denir” diye cevap

verir. Öğretmen, Fatih’e “Aferin, doğru” der.

Burada, öğretmenin Soner’in verdiği cevaba “yanlış” Fatih’in

verdiği cevaba “doğru” derken aşağıdakilerden

hangisi ölçüt alınmıştır?

a)

Tutarlılık          

b)

 Yararlılık

c)

Apaçıklık 

d)

Uygunluk

e)

Tümel uzlaşım

6.

Aslı, babasının yemek masasındaki sivri biberi iştahla yediğini

görünce, o da bir tane alıp yer, fakat acıdan ağzı yanar.

Bunun üzerine, “bu biber çok acıymış; zaten tüm sivri biberler

acı olur” diyerek ucundan ısırdığı biberi ağzından çıkarır.

Annesi, Aslı’nın bu yargısının yanlış olduğunu iddia eder

ve o da bir başka sivri biberi alır, ucundan koparıp tadına

bakar, ardından “bak bu acı değil, istersen kendin bak” der

ve bir parçasını kızı Aslı’ya uzatır. Aslı, sivri biberi yedikten

sonra, “evet doğru, bu acı değilmiş” der. Böylece Aslı ile

annesi tüm sivri biberlerin acı olmadığı konusunda anlaşırlar.

Bu parça, bilginin doğruluk ölçütlerinden hangisine örnek

oluşturur?

a)

Apaçıklık               

b)

Uygunluk

c)

Yararlılık 

d)

Tutarlılık

e)

Tümel uzlaşım

7.

Sokrates insanlarda doğuştan var olan bilgiyi açığa çıkartırken

karşılıklı konuşma yöntemini uygular. Bu yöntem iki

aşamadan oluşur: İroni (alaya alma) ve maiotik (doğurtma).

Sokrates, ilk aşamada karşısındakiyle konuşurken bir şeyler

bildiğini sanan kişiye aslında hiçbir şey bilmediğini alaylı

bir şekilde kanıtlar. İkinci aşamada ise, yine ustaca sorduğu

sorularla hiçbir şey bilmediğini düşünen kişinin, aklında

doğuştan var olan bilgilerini açığa çıkarır.

Bu düşüncelere sahip Sokrates, aşağıdakilerden hangisiyle

nitelendirilebilir?

a)

Septik                       

b)

Pozitivist

c)

Empirist

d)

Pragmatist

e)

Rasyonalist

8.

− Bilginin öğrenilmesinde zihin mi yoksa zihin dışı varlıklar

mı daha büyük rol oynar?

   − Akıl ya da zihin kendiliğinden başka bir şeye dayanmadan

bilgi edinme olanağına sahip midir?

   − Duyu ve algıların bilgi elde edebilme açısından gücü nedir?

Bu soruların bilgi felsefesinin hangi problemini sorgulamaktadır?

a)

A) Bilginin değeri            

         

b)

B) Bilginin sınırları 

c)

C) Bilginin kaynağı

d)

D) Doğru bilginin imkanı     

e)

E) Doğru bilginin ölçütü

9.

Orta Çağ Avrupa bilim anlayışına göre, dünya sabittir, tepsi

gibi düzdür. Bu bilginin doğruluğundan o günün insanları

çok emindi ve herkes bunu böyle onaylıyordu. Peki çoğunluğun

bir şeye doğru demesi, onaylaması gerçekten

onu doğru yapar mı? Şu an hepimiz biliyoruz ki, dünya düz

de değil, sabit de değil. Ancak bu bizim bunu öyle kabul ettiğimiz

için değil, gerçekten öyle olduğu içindir.

Bu parçada aşağıdaki bilginin doğruluk ölçütlerinden

hangisi eleştirilmektedir?

a)

Apaçıklık                

b)

Yararlılık

c)

Tutarlılık

d)

Uygunluk

e)

Tümel uzlaşım

10.

İnsan zihnini bilgi bakımından analiz ettiğimizde, zihninin

tüm içeriklerinin bize duyular ve deney tarafından sağlanan

malzemeye indirgenebilir; bu malzeme ise algılardan başka

hiçbir şey değildir. Buna göre zihnimiz, yalnızca tecrübe

ettiğimiz ideleri, duyum ve izlenimleri bilebilir.

Bu parçada sözü edilen bilgi görüşü, aşağıdakilerden

hangisidir?

a)

Kritisizm                   

b)

Rasyonalizm

c)

Pozitivizm

d)

Empirizm

e)

Analitik felsefe

11.

Parkta gezinirken esen rüzgarın sararan yaprakları savurduğunu

gördüğümüzde, “Savuruyor rüzgar yine sararan

yaprakları” deriz. Bu bilgiyi bize deney verir. Ancak burada

“rüzgar” ile “yaprakların savrulması” arasında bir nedensellik

ilişkisi kurduğumuzda, artık deneysel alandan çıkar düşünce

alanına geçeriz. Çünkü bu bağlantıyı deney bize söylemez.

Bu noktada deney biter ve düşünme başlar. Böylelikle

deney verilerini nedensellik bağıyla birbiriyle ilişkilendiririz.

Bu parça, aşağıdakilerden hangisine “örnek” oluşturur?

a)

Kant’ın kritisizmine

b)

Comte’un pozitivizmine

c)

Hume’un empirizmine

d)

Dewey’nin pragmatizmine

e)

Descartes’ın rasyonalizmine

12.

Birçok insan, hali hazırdaki güncel dünyanın tarihsel ve kültürel gerçeklerine aldırmadan, mevcut şartları hiç dikkate almadan, eylemini bir teorinin direktifine göre yönlendirir. Bu

tip insanlara göre, eylemlerin kaynağında bulunan teori, her

türlü olmuş, olacak ve olması muhtemel her sorunu çözer.

Öyle ki, teorinin sınırları dışında herhangi bir hakikat yoktur;

bütün hakikat bu teorinin sınırları içindedir, teori her türlü

hakikati içermektedir.

Parçada sözü edilen anlayış, aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Septisizm                    

b)

Pragmatizm

c)

Dogmatizm  

d)

Entüisyonizm

e)

Rölativizm

13.

Bir önerme ancak ve ancak kendisine dayanak olan varlığın

durumuna uygunsa doğrudur. Eğer önerme varlığın bir

özelliğini ifade ediyorsa doğru; eğer özellik konu olan varlıkta

bulunmuyorsa önerme yanlıştır. Örneğin, “Zeki, Cenk’ten daha uzun boyludur” yargısının doğruluğu, bu kişilerin

boylarına bakıp, mukayese ederek anlaşılır.

Bu parça “bilgi kuramı”nın hangi temel sorusuna yanıt niteliğindedir?

a)

Doğru bilginin ölçütü nedir?

b)

Doğru bilgi mümkün müdür?

c)

Doğru bilginin kaynağı nedir?

d)

Doğru ile gerçek aynı mıdır?

e)

Doğru bilgi özneye mi nesneye mi bağlıdır?

14.

Bilgi, bilen ile bilinen arasında kurulan bir ilişkinin ürünüdür.

Yani bilgi çift kutuplu bir bağlantıdır. Bu bağlantının bilen

tarafında bulunan ögeye özne (süje), bilinen tarafında bulunan

ögeye nesne (obje) adı verilir. Bilginin oluşumunda

özne, nesneye birtakım bilgi aktlarıyla yönelir. Söz gelimi,

algılama, anlama, açıklama, düşünme, inanma gibi. Özne,

bu algı aktlarıyla nesneye yöneldiğinde kimi zaman öznel

özellikler, kimi zaman da nesnel özellikler daha etkin rol oynar.

Buna göre, aşağıdaki bilgi türlerinden hangisinde nesnel

özellikler daha etkin rol oynar?

a)

Felsefi bilgi        

 

b)

Dini bilgi     

c)

Sanat bilgisi

d)

Bilimsel bilgi  

e)

Gündelik bilgi

15.

Kesin ve genel geçer bir bilimin temelini oluşturmak suretiyle

felsefenin de kesin bir bilim olması için nesne ve varlıkların

özüne ulaşmak gerekir. Bunun için öncelikle bilinç,

nesnelerin özüne ait olmayan;

̶ Günlük yaşam, toplum, bilim, din yoluyla nesneler üzerinde

edindiğimiz tüm görüş ve kanılardan arındırılmalıdır.

̶ Varlık var mıdır, yok mudur gibi tartışma ve düşüncelerden

arındırılmalıdır.

̶ Bilincin nesnesi olmayan uzay ve zamanla ilgili belirlenimlerden

arındırılmalıdır.

Bu parçada sözü edilen yaklaşım, aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Analitik felsefe           

         

b)

Fenomenolojik yöntem

c)

Metodik şüphe  

d)

Tümevarımcı yaklaşım

e)

Pragmatik yaklaşım

16.

Aşağıdakilerden hangisi bilginin doğruluk ölçütü olarak

yararlılığı esas almaktadır?

a)

Bilginin değerini sonuçları belirler.

b)

Ancak alanında uzman olan kişilerin onayladığı bilgiler

doğrudur.

c)

Bir bilgi, nesnesini olduğu gibi betimliyorsa doğrudur.

d)

Doğruluk değeri önermeler arası ilişkilerde ortaya çıkar.

e)

Doğru, üzerinde hiçbir kuşku duyulmadan, sağduyu ile

apaçık bilinendir.

17.

Aşağıdakilerden hangisi “Epistemoloji”nin ilgi alanındaki

sorulardan biri değildir?

a)

Duyu bilgisine güvenilebilir mi?

b)

Doğru ile gerçek aynı mıdır?

c)

Kesin bilginin kaynağı nedir?

d)

Varlığın kesin bilgisi olanaklı mıdır?

e)

Varlığın ilk ögesi nedir?

18.

Ateşe tutulan pamuğun yandığını gözlediğimizde, pamuğun

yanma nedeninin ateş olduğunu söyleriz. Bu gözlem

bize yanmanın ateşle birlikte olduğunu verir; fakat yanma

ile ateş arasında zorunlu bir neden-sonuç ilişkisinin olduğunu

göstermez. Bizim zorunlu diye gözlemlediğimiz ilişkinin

temeli aslında nesnelerin kendisinde değildir. Doğadaki

olayların sürekli aynı şekilde art arda sürüp gittiğini gözlememiz

sonucunda, bunların geçmişteki oluş tarzından sapma

göstermeden gelecekte de aynı şekilde olacağı, zihnimizde

iyice yer etmiştir. Biz, zihnimizde sonradan yer edinen

bu bilgiye dayanarak gelecekte de aynı şekilde olacağını

peşinen söyleriz. Ancak ateşe dokunan pamuğun yanması

ile yanmaması arasında mantıksal açısından bir fark

yoktur.

Gazali’nin bu görüşlerinin dayandığı temel varsayım aşağıdakilerden hangisidir?

a)

Nedensellik ilişkisinin temeli akla dayanır.

b)

Doğada zorunlu bir nedensellik ilişkisi yoktur.

c)

Nedenselliğin kaynağı insanın sezgileridir.

d)

Doğada nedeni olmadan gerçekleşen hiçbir olay yoktur.

e)

Doğada nedensellikten kaynaklanan bir düzen vardır.

19.

Bir bebek ağladığında maması hemen geliyor ve karnını doyurabiliyor. Bu durum bebeğin yaşamı boyunca birçok kez

tekrar edilince bebek, ağlama ile mama arasında bir ilişki

kurar ve böylelikle bebekte, mamasının gelme nedeni olarak

ağlama davranışının olduğuna ilişkin güçlü bir bağ oluşur.

Peki, bu bağ nasıl oluştu? Burada iki olay arasında bir

öncelik sonralık ilişkisi vardır. Şöyle ki, bebek ağladıktan kısa

bir süre sonra mamasının geldiğine birçok kez tanık olmuştur.

Bu da bebeğin zihninde bir alışkanlığın oluşmasına

yol açar.

Bu parça aşağıdakilerden hangisine “örnek” oluşturur?

a)

Hume’un, zihnimizdeki nedensellik yasası deneye dayanır,

görüşüne

b)

Pyrrhon’nun, duyular ve akıl nesneleri olduğu gibi değil,

göründükleri gibi yansıtırlar, anlayışına

c)

Platon’un, nesneler dünyası idealar dünyasının görünüşünden

ibarettir, düşüncesine

d)

Kant’ın, deneysiz kavramlar boş kavramsız deneyler kördür,

açıklamasına

e)

Hegel’in, gerçeğe, deneye hiç başvurmadan düşünceyle

ulaşılabilir, demesine