Search Header Logo
yetersizlik türleri 2

yetersizlik türleri 2

Assessment

Presentation

Other

1st Grade

Hard

Created by

Burcu Coşkun

FREE Resource

34 Slides • 0 Questions

1

​Yetersizliğe Neden Olan Faktörler

Özel gereksinimli bireylerin yetersizlik türlerinin geçici veya kalıcı olmasının nedeni genel olarak; doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası olarak sıralanmaktadır

2

​Doğum Öncesi Etmenler

• Anne ya da babaya ait kromozomlarda yapısal bozukluklar olması

• Akraba evliliği

• Annenin kronik hastalığının olması (hipertansiyon, diyabet, kalp rahatsızlıkları, böbrek yetmezliği, tiroid vb.)

• Gebelikte sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı

​• Gebelikte geçirilen enfeksiyon hastalıkları (kızamık, hepatit B, toksopilazma vb.)

• Gebelikte radyasyona ve x ışınlarına maruz kalınması

• Gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı

• Göbek kordonu dolanması

• Anne-baba arasında kan uyuşmazlığının olması

• Genetik yatkınlık • Yetersiz ve dengesiz beslenme

• Annenin fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalması

• Düzenli sağlık kontrolü yapılmaması

• Kazalar (ev kazaları, trafik kazaları, iş kazaları vb.)

3

Özel Eğitime ihtiyacı Olan Öğrencilere Yararları

​• Bireyselleştirilmiş eğitim programları aracılığı ile kapasite ve öğrenme hızlarına uygun eğitim alırlar.

• Kendine güven, takdir edilme, cesaret, sorumluluk, sosyalleşme vb. yönleri desteklenir.

• Destek eğitimi sayesinde zayıf yönlerini kısa sürede yeterli hâle getirebilirler.

• Özelliklerine uygun eğitsel, sosyal ve fiziksel ortamlar düzenlendiği için uyum, başarı ve kendilerine güvenmeleri kolaylaşır.

• Algı düzeyi ve öğrenme özelliklerine uygun yöntem, teknik ve araç gereçlerin kullanılması sayesinde öğrenmeleri pekişir.

• İletişim, iş birliği vb. bazı davranışları normal öğrencilerden model alma ve özdeşim kurma yoluyla öğrenebilirler.

Kaynaştırma Eğitiminin Yararları

4

​Yetersizliği Olmayan Öğrencilere Yararları

• Yetersizliği olan bireyleri şartsız kabul, hoşgörü, yardımlaşma, ortak yaşam, demokratik ve ahlaki anlayışları gelişir.

• Bireysel farklılıkları doğal karşılar ve bu farklılıklara saygı gösterir. • Kendini tanıma, güçlü ve zayıf yönlerini görme, bunları kabul etme ve zayıf yönlerini giderme davranışları gelişir.

• Özel gereksinim gösteren bireylerle birlikte yaşamayı öğrenir.

• Model olma ve sorumluluk duygusu gelişir

5

​Ailelere Yararları

• Çocuklarının akranlarıyla birlikte eğitim görmesi aileyi “diğer çocuklar gibi” beklentisi açısından rahatlatır.

• Okul yaşantısı ile ilgili çözümsüzlük, umutsuzluk yaşanıyorsa okula bakış açıları değişir ve okulla iş birliği içine girerler.

• Çocuklarının ilgi ve ihtiyaçları konusunda daha sağlıklı bilgi edinirler.

• Çocuktaki gelişmelere bağlı olarak kaygı ve güvensizlik duyguları umuda dönüşür.

• Aile içi çatışmalar azalır, aile sağlığı ve iş verimliliği artar.

• Çocuklarına nasıl yardım edecekleri konusunda yeni yollar öğrenirler

6

​Öğretmenlere Yararları • Sabır, hoşgörü, bireysel özellikler, farklılıklara karşı saygı vb. farkındalıkları gelişir. • BEP hazırlama ve uygulamada daha başarılı olurlar. • Eğitimde ekonomiklik ve fırsat eşitliği sağlanır. • Kaynaştırma öğrencisi ile yapılan çalışmalar sayesinde öğretim becerileri gelişir ve deneyimleri artar.

7

​Kaynaştırma Yoluyla Eğitim Uygulamalarında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

• Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini öncelikle yetersizliği olmayan akranları ile birlikte aynı kurumda sürdürmeleri sağlanır.

• Eğitim hizmetleri, bireylerin eğitim performansına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre planlanır.

• Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrenciler, yetersizliği olmayan akranlarıyla aynı sınıfta eğitim görmeleri hâlinde kayıtlı bulundukları okulda uygulanan eğitim programını, özel eğitim sınıflarında ise sınıfın türüne göre belirlenen eğitim programını takip ederler.

• Öğrencilerin takip ettikleri programlar temel alınarak eğitim performansı ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP (Bireyselleştirilmiş eğitim programı) hazırlanır

8

​• Kaynaştırma yoluyla eğitim yapılan okul ve kurumlarda öğrencinin yetersizliğine uygun fiziksel, sosyal, psikolojik ortam düzenlemeleri yapılır. Bu okul ve kurumlarda eğitim hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla özel araç, gereç ile eğitim materyalleri sağlanır ve destek eğitim odası açılır.

• Kaynaştırma uygulamaları yapılan okul ve kurumlardaki personel, diğer öğrenciler ve onların aileleri, özel gereksinimli bireylerin özellikleri hakkında okul idaresince yapılan planlama doğrultusunda RAM (Rehberlik Araştırma Merkezi) BEP geliştirme birimindeki ilgili kişilerce bilgilendirilir

9

Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) nedir?

“Özel gereksinimli bireylerin, ailelerin ve öğretmenin gereksinimleri doğrultusunda hazırlanan ve hedeflenen amaçlarda verilecek destek eğitim hizmetlerini içeren özel eğitim programı”dır. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) içerisinde; yetersizlik türüne sahip öğrencinin mevcut performans düzeyi, bu düzeyden hareketle öğrenciye kazandırılması amaçlanan davranışlar (kısa dönemli ve uzun dönemli hedefler), bu davranışların nerede, ne kadar zamanda, hangi araçlarla ve hangi yöntemlerle kazandırılacağı gibi bilgiler yer almaktadır. Anne-baba ile okul personeli arasında iletişim aracı görevi görür. Yetersizliği olan öğrencinin gelişimini öğretmeninin takip etmesini sağlar

10

DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER...

​BURCU COŞKUN

media

11

Doğum Sırası Etmenler • Erken veya geç doğum • Doğum sırasında yaşanan fiziksel yaralanmalar (kalça çıkığı, kafa travması vb.) • Forseps, vakum vb. araçların bilinçsiz kullanılması • Bebeğin oksijensiz kalması • Bebeğin boynuna kordon dolanması

12

KIZIMDAN NOT: Merhaba ben Şeyma öyle bye bye​

13

​Doğum Sonrası Etmenler • Yeni doğanın yaşadığı metabolik sorunlar (çölyak hastalığı, fenilketonüri vb.) • Ateşli hastalıklar (menenjit, havale vb.) • Doğum sonrası sağlık kontrollerinin ihmali • Aşı takvimine uyulmaması • Bebeğin yetersiz ve dengesiz beslenmesi • Zehirlenmeler • Doğal afetler • Kronik rahatsızlıklar (diyabet vb.) • Kazalar (ev kazaları, trafik kazaları, iş kazaları vb.) • Çocukluk döneminde yaşanılan psikolojik travmalar

14

Yetersizliği Olan Bireylerin Ailelerinin Geçirdiği Evreler

​Aile bireyleri için çocuk sahibi olmak neslin devamı olarak görülmektedir. Anne babalar çok büyük hayal ve beklentilerle bebeklerinin dünyaya gelmesini beklerler. Bebeklerinin doğumu ile bazı anne babalar özel gereksinim gösteren bir çocuklarının olduğunu öğrenir. Bu beklenmedik durum karşısında anne baba kabullenmesi zor bir uyum süreci içine girer

15

​Yetersizliğe Uyum Süreci

Ailelerin, özel gereksinimli bireye sahip olduklarında gösterdikleri tepkiler ve bu duruma uyum sağlamalarını etkileyen birçok faktör vardır. Yetersizliği olan çocuğa sahip olmak, her aileyi farklı özelliklerinden dolayı farklı seviyede etkiler. Ancak ailelerin yetersizliğe uyum sürecini anlamamızda bize yardımcı olacak modeller bulunmaktadır.

Bu modeller;

Aşama Modeli

Bütünleyici Yaklaşım -Sosyal Çevre Modelidir.

16

Aşama Modeli

Özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin çeşitli aşamalardan geçerek kabul ve uyum aşamasına geldiğini varsayan modeldir. Ailelerin geçirdiği evreler üç dönem şeklinde ele alınmaktadır

17

​Birinci dönem:

Ailelerin yetersizlik durumunu öğrendikleri zaman verdikleri ilk tepkileri içermektedir. Bu tepkiler; şok, inkâr, acı ve depresyon başlıkları altında incelenmektedir.

Şok: Çocuğunun yetersizliği olduğunu öğrenen ailelerde görülen ilk tepkidir. İlk tepkinin sonucunda inanamama, aşırı ağlama, çaresizlik vb. davranışlar ortaya çıkar.

İnkâr-Reddetme: Bu dönemde aile özel gereksinimli bir çocuğu olduğunu kabul edemez, normal olduğuna ilişkin kanıtlar arar. Doğru teşhis konulup konulmadığını öğrenmek için farklı uzmanlara başvurur, anlamaya çalışır. Ailelerin şoku atlatmaya yaklaşması ile aile bireylerinin yoğun kaygı, mucize arama, öfke, durumla yüzleşmekten kaçınma, bu durumu reddetme eğilimleri vb. durumlar ortaya çıkabilmektedir. İnkâr ve reddetme normal bir tepki olarak aileye durumu değerlendirmek için zaman kazandırırken aynı zamanda yetersizliğe erken müdahale imkânına engel olabilmektedir.

Acı ve Depresyon: Ailenin düş kırıklığı yaşadığı evredir. Aileye yetersizliği olan bir bireyin dâhil olması acı verir ve bu acı depresyona dönüşebilir. Yaşadıkları yoğun duygular nedeniyle aileler, çevresiyle ilişkilerini en alt düzeye indirir ve normal çocuk özlemi duyar. Acı çekme ve depresyon sonucu ailelerde “geri çekilme” ya da “sosyal etkileşimlerden kaçınma” davranışları gözlenebilmektedir.

18

​İkinci Dönem: Ailenin çocuğunun yetersizliğinin değiştirilemez bir gerçek olduğunu fark ettiği dönemdir. Bu dönem karışık duygular, suçluluk, kızgınlık, utanç başlıkları altında incelenmektedir.

Karışık Duygular: Ailenin sevgi ve kızgınlık duygularını bir arada yaşamasıdır. Aileler bir yandan olumsuz duygu yaşayıp suçluluk hissederken diğer yandan çocuklarını sevmekte ve onlar için en iyisini yapmak istemektedirler. Kabullenmede görülen kararsızlık, aile bireylerinin birbirlerini suçlamalarından kaynaklanabilmektedir.

Suçluluk: Aile bireyleri ve özellikle ebeveynler yetersizliğe kendi ihmal ve davranışları ile sebep olduklarını düşünebilmektedirler. Düzenli doktor kontrolüne gitmemek, gebelikte sigara içmek, dengeli beslenmemek vb. nedenlerle yetersizliğe sebep olduklarını düşünürler. Ailelerin yaşadığı duygular arasında üstesinden gelmede en zorlandıkları suçluluk duygusudur. Bu duygu ile başa çıkmak oldukça zor olabilmektedir

19

​Kızgınlık: Aile bireyleri, yaşamlarını olumsuz etkileyen yetersizlik durumu karşısında duyduğu öfkeyi, birbirlerine ve çevredeki kişilere yöneltebilir (doktor, öğretmen, uzman vb.). Kızgınlık duygusu, ailelerin özel gereksinimli çocuklarını kabul etme aşamasında önemli bir engeldir. “Neden ben? Neden benim/bizim çocuğumuz?” soruları sıklıkla sorulur. Anne babaların bu duygudan kurtulabilmeleri için psikolojik destek ve mesleki yardım almaları gerekmektedir.

Utanç: Anne baba çocuklarının başarılı olmasını, toplum içinde kabul görmesini ister ve bununla gurur duyar. Yetersizliğe sahip çocuklarının toplum içinde kabul görmeyeceklerini, alay edileceğini, acınacağını düşünen aile utanma duygusu geliştirebilir. Bu nedenle bazı anne babalar çocuklarını toplum içine çıkarmak istemez.

20

Üçüncü Dönem: Yetersizlik gerçeğini ve yetersizliği olan bireyi ailenin bir üyesi olarak kabul etme sürecini içermektedir. Bu dönem pazarlık, uyum ve yeniden organize olma, kabul ve uyum başlıkları altında incelenmektedir.

Pazarlık: Ailenin, yetersizliğin değişebileceği, çocuğunun iyileşebileceği ile ilgili kontrol edilebilir inanç oluşturmaya çalışmasıdır. Kendi kendilerine devamlı pazarlık halindedirler. “Çocuğum iyileşsin tüm mal varlığımı bağış yapacağım” “Çocuğum iyileşsin bir daha asla sigara kullanmayacağım vb.” Kendilerinden başka çare olacaklarını düşündükleri herkesle pazarlığa girebilirler (doktor, uzman vb.). Pazarlık, suçluluk ve çaresizlik duygularının bir yansıması olarak görülebilir

21

Uyum ve Yeniden Organize Olma: Aile bireylerinin duygusal tepkilerinin dinmesi ile yetersizlik normalleşmeye başlamaktadır. Bu dönemde aile bireyleri yetersizlik karşısında eskisi kadar rahatsız hissetmemekle beraber, yetersizliği olan bireyin olumlu özelliklerini ön plana çıkarma eğilimindedirler.

Kabul ve Uyum: Kabul sürecinde aile çocuklarında var olan yetersizlik türünü anlamaya, tanımaya başlar. Çocuklarını olduğu gibi kabul ederek onun için yapabilecekleri konusunda aktif bir araştırma içine girer. Bu evrede diğer evrelerde görülen duyguların tamamen ortadan kalktığı düşünülmemelidir. Kaybolduğu düşünülen duygular zaman zaman ortaya çıkabilir.

22

Bütünleyici Yaklaşım-Sosyal Çevre Modeli

Bütünleyici yaklaşım aileyi içinde yaşadığı toplumla birlikte değerlendirmekte ve toplumu oluşturan her çevrenin aile üzerinde etkili olduğunu belirtmektedir. Bütünleyici yaklaşımın bakış açısı, yetersizliğin aile üzerindeki etkilerini anlamak için içinde yaşadığı toplumla birlikte düşünülmesidir. Özel gereksinimli çocuğu olan aile bireylerinin geçirdikleri aşamalar benzerlik göstermektedir. Bunun yanı sıra ailelerin tepkilerini etkileyen bazı etmenler bulunmaktadır. Bu etmenler; • Ailenin kabullenme süreciyle başa çıkma kapasitesi, • Ailenin büyüklüğü, kültürel yapısı, • Eşlerin birbirine uyumu ve destek olabilmeleri, • İçinde bulundukları toplumun yapısı, • Ailenin sosyoekonomik düzeyi, • Uzman ve doktor davranışları, • Aldıkları destek hizmetler, • Çocuğun cinsiyeti, yetersizlik türü ve yetersizliğin derecesidir

23

Bütünleyici Yaklaşım-Sosyal Çevre Modeli Bütünleyici yaklaşım aileyi içinde yaşadığı toplumla birlikte değerlendirmekte ve toplumu oluşturan her çevrenin aile üzerinde etkili olduğunu belirtmektedir. Bütünleyici yaklaşımın bakış açısı, yetersizliğin aile üzerindeki etkilerini anlamak için içinde yaşadığı toplumla birlikte düşünülmesidir. Özel gereksinimli çocuğu olan aile bireylerinin geçirdikleri aşamalar benzerlik göstermektedir.

Bunun yanı sıra ailelerin tepkilerini etkileyen bazı etmenler bulunmaktadır. Bu etmenler;

Ailenin kabullenme süreciyle başa çıkma kapasitesi,

Ailenin büyüklüğü, kültürel yapısı, •

Eşlerin birbirine uyumu ve destek olabilmeleri,

İçinde bulundukları toplumun yapısı,

Ailenin sosyoekonomik düzeyi,

Uzman ve doktor davranışları,

Aldıkları destek hizmetler,

Çocuğun cinsiyeti, yetersizlik türü ve yetersizliğin derecesidir

24

​ Yetersizlik Türleri

T.C. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Engelli Sağlık Kurulu Raporlarını esas alan “Ulusal Engelli Veri Sistemi” oluşturulmuştur. Ulusal Engelli Veri Sisteminde kayıtlı ve hayatta olan yetersizlik türüne sahip kişi sayısı; 1.423.334’ü erkek, 1.109.875’i kadın olmak üzere toplam 2.533.209’dur. Ağır yetersizliği olan kişi sayısı 777.569’dur. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Aralık 2019 verilerine göre ülkemizde yetersizlik türüne sahip bireylerin iş gücüne katılma oranı erkeklerde %72,0, kadınlarda %34,4, toplamda ise %53’tür. Veri sisteminde kayıtlı ve hayatta olan yetersizlik türüne sahip bireylerin toplam sayısı 2.533.209’dur. Toplam sayının %56 erkek, %44 kadınlardan oluşur

Bedensel yetersizlik, zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği, görme yetersizliği, dil ve konuşma güçlüğü, öğrenme güçlüğü, yaygın gelişimsel bozukluklar, süreğen hastalıklar ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur.

25

​Özel eğitime gereksinim duyan bireylerin belirlenmesine ilişkin süreç oldukça önemlidir.

Tanı; özel eğitim gerektiren bireylerin yeterli ve yetersiz yönlerini, bireysel özelliklerini ve ilgilerini belirlemek amacıyla tıbbi ve eğitim alanlarında yapılan değerlendirme sürecidir. Tanı ne kadar erken ve doğru yapılırsa yetersizliğe bağlı eğitim programını hazırlamak o kadar kolaylaşır. Erken tanı tıbbi tanılama ve eğitsel tanılama olarak iki başlık altında ele alınır

ERKEN TANI

26

Özel Gereksinim Gösteren Bireylerin Belirlenme Süreci

​• Riskli gebelik izleme

Doğum anında ortaya çıkan güçlükler

Erken çocukluk döneminde farkına varma

Bireyin ailesinin veya kendinin doğrudan başvurusu

Zorunlu eğitim çağı ve sonrasında farkına varma

Sağlık ve eğitim amaçlı düzenli taramalar

Erken dönemde gelişimsel taramalar, zamanında ve etkili olarak gerçekleştirilip ailelerin bu aşamada geçireceği evreler de göz önünde bulundurularak tanılama ve müdahale için zaman kaybedilmemelidir.

27

​Özel Gereksinim Gösteren Bireylerin Erken Tanısı ve Sonrasında Uygulanan İşlemler Tıbbi tanılama (devlet hastaneleri, araştırma ve üniversite hastaneleri vb.) Eğitsel tanılama (rehberlik araştırma merkezleri) Özel gereksinimli bireyin devam edeceği okul türünün seçilmesi Rehabilitasyon desteğinin planlanması Özel eğitim sürecinin başlaması Özel eğitim sürecinin takip ve değerlendirilmesinin yapılması

28

Erken Eğitim ve Müdahalenin Önemi

Erken eğitim, 0-6 yaş arasındaki gelişim geriliği veya yetersizliği olan çocuklar ile ailelerine sağlanan eğitim hizmetleridir. Erken müdahale, tıbbi tanı ve değerlendirmeden sonra alan uzmanlarının belirlediği yol haritası doğrultusunda yapılır. Özel gereksinimli bireyin yetersizlik türü ve potansiyeli dikkate alınarak gelişim ve eğitimine katkı sağlamak amacıyla belli bir sistem içerisinde ve program doğrultusunda sürdürülür. Erken müdahale ile hem çocuğa hem de çocuğun ailesine eğitim desteği, sosyal destek, rehberlik ve bilgilendirme hizmetleri sunulmaktadır. Ailelerin sorularına cevap vererek endişelerini gidermek ve çocuktaki yetersizlikten kaynaklanan öğrenme eksiklerini gidermek için aile eğitimlerine ağırlık verilmesi, erken müdahale için oldukça önemlidir.

29

​Müdahalede temel amaç; • Önleyici olması: Olası bir problemin ciddi bir yetersizliğe dönüşmemesi için kontrol altına alınmasıdır. • İyileştirici olması: Yetersizliği olan bireyin gereksinimine uygun ortamda eğitim alarak kapasitesinin arttırılmasıdır. • Ödünleyici olması: Bireye yetersizliği ile baş etme yollarının sunulmasıdır.

30

​Tanı ve Değerlendirme İlkeleri

​Erkenlik İlkesi: Özel gereksinimli bireyin tanılamasının mümkün olduğunca erken yaşta başlanması ve eğitim olanaklarından yararlandırılması önemlidir.

Bütünlük İlkesi: Tanılama yapılırken özel gereksinimli bireyin tüm gelişim alanlarını içine alacak şekilde yapılması gerekmektedir.

Çeşitlilik İlkesi: Tanılama sürecinde farklı disiplin ve uzmanların görüşleri yer almalı,değerlendirmelerde uygulanan testler, teknik ve yöntem çeşitli olmalıdır. Uzmanlık İlkesi: Tanılama sürecinde ekip üyeleri yeterli bilgi ve donanıma sahip olmalıdır.

Süreklilik İlkesi: Özel gereksinimli bireylerin farklı disiplin alanlarından uzmanlar tarafından takibinin sürekli yapılması gereklidir

31

​Derinlik İlkesi: Tanılamaya ilişkin değerlendirme sürecinin doğum öncesi dönemden başlayarak yapılması gerekir. Yeterlilik İlkesi: Özel gereksinimli bireyin tanılama sürecinde hem yeterli hem yetersiz olduğu becerilerinin birlikte değerlendirilmesi yapılmalıdır.

İş birliği İlkesi: Tanılama sürecinde aile, uzman, okul iş birliği içinde çalışmalıdır. İsteklilik İlkesi: Tanılama sürecinde ailenin, gerektiğinde özel eğitim gerektiren bireyin görüşlerinin alınması önemlidir.

Gizlilik İlkesi: Tanılama sürecinde özel gereksinimli bireyin bilgisi ailenin isteği dışında başka kişiler ile paylaşılmamalı, edinilen sonuç rapor eğitim ve yönlendirme amacı ile kullanılmalıdır.

32

ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERİN KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ

​Kaynaştırma Eğitimi Tanımı

Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her tür ve kademede diğer bireylerle karşılıklı etkileşim içinde bulunmalarını ve eğitim amaçlarını en üst düzeyde gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla bu bireylere destek eğitim hizmetleri de sunularak akranlarıyla birlikte tam zamanlı ya da özel eğitim sınıflarında yarı zamanlı olarak verilen eğitim uygulamalarıdır.

33

Kaynaştırma Eğitiminin Temel İlkeleri

​• Okul müdürü dâhil okul içindeki tüm personel, özel gereksinimi olan öğrencileri kabul edici ve destekleyici tutumlar sergilemelidir.

Sınıf içerisinde bulunan ve derslere giren öğretmenlerin olumlu bir tutum içerisinde olmaları gerekir.

Kaynaştırma eğitimi öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştıracak ve tamamının gereksinimlerini karşılayacak şekilde planlanmalıdır

34

Bütün çocuklara birlikte öğrenme, oynama ve etkinliklere dâhil olma fırsatları sağlanmalıdır

Kaynaştırma sınıfında yer alan tüm öğrencilere özel gereksinimi olan öğrenci ile ilgili bilgilendirme yapılmalıdır.

Genel eğitim verilen sınıftaki öğretmene, özel eğitim hizmetlerine yönelik desteklerin sunulması gerekmektedir.

Sınıfın tüm velilerinin katılımıyla iş birliği sağlanmalıdır. Velilere kaynaştırma eğitimi ile ilgili eğitim verilmelidir

​Yetersizliğe Neden Olan Faktörler

Özel gereksinimli bireylerin yetersizlik türlerinin geçici veya kalıcı olmasının nedeni genel olarak; doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası olarak sıralanmaktadır

Show answer

Auto Play

Slide 1 / 34

SLIDE